T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/534 Esas
KARAR NO:2025/326
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/02/2023
KARAR TARİHİ:23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 03/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Kimya Mühendisi olan davalı ...'nün, 01.07.2015 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi gereğince anılan tarihten itibaren müvekkili ... A.Ş. ... ... Müessesesi ... Bölüm Sorumlu Mühendisi görevinde çalışmakta iken 10.10.2022 tarihli " Özel nedenlerimden dolayı 11.10.2022 Salı günü mesai bitiminde işyerinizden ayrılmak istiyorum ".beyanını taşıyan dilekçesi ile istifa ettiğini, iş akdini feshettiğini ve iş yerini ve kendisine tahsis edilen lojmanı boşaltarak ayrıldığını, davalı ...'nün 4857 sayılı İş Kanunu'na muhalefet ettiğini, 8 hafta önceden yapması gereken ihbarı yapmadığını, 7 yıldan fazla çalıştığı müvekkili şirketteki işini bir gün içerisinde terk ederek ayrıldığını, davalı tarafından, müvekkili şirketten ayrılırken, müvekkili şirketin üretiminde önemli bir yer teşkil eden "tuz üretimi" konusunda müvekkili şriketin doğrudan rakibi olan, merkezi ...da bulunan "... Grup" firması ile anlaştığını ve orada işe başlayacağını bizzat beyan ettiğini, davalının bu beyanı üzerine, istifa dilekçesinden iki gün sonra 12.10.2022 tarihinde, ....Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide olunarak hukuki sorumluluklarının hatırlatıldığını ve özellikle taahhüt ettiği, 01.07.2015 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine ek olarak imzaladığı aynı tarihli "Çalışan Telif Haklarına Uygunluk Beyanı" ve "Taahhütname-Rekabet Yasağı Taahhüdüme uyması gerekliliği, aksi halde sorumluluklarının hatırlatıldığını, ihtarnamenin davalıya bizzat14.10.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen davalının, müvekkili şirketten ayrıldıktan bir hafta sonra 24.10.2022 tarihinde müvekkii şirkete rakip (... Grup şirketleri) ... ...A.Ş şirketinde işe başlamış olduğunun öğrenildiğini, 07.12.2022 tarihinde 2022/... dosya no ile arabuluculuk girişiminde bulunulduğunu ve rekabet yasağı taahhüdüne aykırı davranışı ile hukuki sorumluluklarını yerine getirmesinin talep edildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydı ile 270.000.-TL cezai şart tutarının dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, harç, masraflar ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 22/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin yerleşim yerinin Konya olması nedeniyle yetkili mahkemenin Konya Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın iş akdinden kaynaklandığını, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönden ise; müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonu itibariyle davacı şirketin iş/üretim sırları veya müşteri çevresi hakkında önemli bilgiye sahip olmadığını ve edindiği bilgilerin davacıya zarar verici nitelikte olmadığını, dolayısıyla, söz konusu rekabet yasağı hükmünün TBK m.444 gereği hükümsüz olduğunu, davalı müvekkilinin iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmünün işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye atmayacak şekilde sınırlandırılmadığından dolayı geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin iş akdinde yer alan rekabet yasağı ve buna bağlı olan cezai şart hükmünün, sadece işçi aleyhine konulmuş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmünün mahkeme tarafından geçerli sayılması ve yasağa aykırılığın varlığının kabulü halinde (kabul anlamına gelmeksizin) müvekkilinin ekonomik geleceği tehlikeye gireceğinden dolayı TBK m.182 gereği cezai şartın re'sen indirilmesi gerektiğini, davacının diğer iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın mahkemeyi yanıltma amacı taşıdığını, belirterek öncelikle haksız ve hukuka aykırı davanın görevsizlik ve/veya yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise TBK m.444'te yer alan şartlar bulunmadığından dolayı davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaate ise TBK m.420/1'de yer alan şartlar bulunmadığından dolayı davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise TBK m.445 uyarınca rekabet yasağı hükmünün sınırlandırılmasına ve sınırlandırılmış hali ile rekabet yasağı ihlalinin mevcut olup olmadığına karar verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise TBK m.182 uyarınca fahiş olan cezai şartın re'sen %70'ten az olmamak kaydıyla indirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER :
Tanık beyanları, iş başvuru formu, belirsiz süreli iş sözleşmesi, taahütname, mesul mühendislik sözleşmesi, ihtar, ihbar tazminat hesap tablosu, ücret bordrosu, SGK kaydı, ... Grup firması ile ... ... firması arasındaki görüşmelere dair bilgi ve kayıtlar, karıyerneti ilan sayfası görüntüsü, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
Tanık ... beyanında: ... ile birlikte ... şirketi kapsamında yurt dışından üretim yapılması kapsamında ... şirketi ile yatırım birliği yapılıp, bu şirketten alınacak ham maddenin işletilmesi kapsamındaki fabrikanın kurulumu ile ilgili işlemleri gerçekleştirdik. Yine davacı taraf bizim işletmesel mahiyetteki deniz veya göl hammadesi ve birleşen diğer bir madde kapsamı ile tuz üretimi aşamalarında detaylı olarak bilmektedir. Yine davalının tuz üretimi ve sodyum sülfat üretimi kısmında da detaylıca bilgisi de vardı. Karşı gittiği koyucu şirketi de bizim yaptığımız şekilde tuz üretimini gerçekleştirirdi. Yine bizim işe giriş kapsamı sebebiyle ki imzaladığımız sözleşme içerisinde cezai şart olarak süresiz şekilde rakip firmaya gitmemiz yasak niteliktedir. Şeklinde,
Tanık ... beyanında: Ben işletme teknisyeniyim. Mühendislerin sözleşmelerinde cezai şart olduğunu biliyorum ancak detaylarını bilmiyorum. Ben davacı ile birlikte ... işletmesi kısmında 2015 işten çıkışına kadar beraber çalıştık. Ayrıca davalı ... firması ile olan projemiz kapsamı sebebiyle de bu projede çalışmıştır. Sahada davalı aktif olarak çalışmaktadır. Sodyum sülfat üretiriz. ... firması ile yaptığımız iş birliği anlaşmasında da potasyum sülfat üretimi gerçekleşir. ... grubu ise yemeklik tuz, ... ... da sodyum sülfat üretimi kapsamı sebebiyle de saha almış. Davalının ... grubunun Konya kısmında çalıştığını duymuştum. Şeklinde,
Tanık ... beyanında: Ben davacı ... şirketinde çalışıyorum, ben operasyon ve iş geliştirme direktöriyim çalışıyorum, ben 12,5 yıldır davacı iş yerinde çalışıyorum, davalıyı da tanırım, davalı bizim firmada çalışıyordu, davalı sorumlu ... yöneticisi olarak çalışıyordu, davalı kimya mühendisiydi, davalı 2015/2022 tarihleri arasında bizimle birlikte çalıştı, davalı o dönem teknik müdür olarak bana bağlıydı, ancak çalışmış olduğu bölümde en üst düzeyde olan kişi oydu, davalı işten ayrıldıktan sonra yerine başka bir mühendis arkadaş aldık, yeni başlattığımız kişi tecrübeli bir kimya mühendisiydi, biz ... olarak sodyum klorür ve sodyum sülfat üretimi yapıyoruz, ... üretim kısmında yılda doksan bin ton sodyum sülfat, otuzaltı bin ton sodyum klorür üretimi yapıyorduk, davalı üretimin kalitesinden sürekliliğinden miktarından ve üretimin tüm süreçlerinden sorumluydu, davacı işe başladığında tecrübesi yoktu, bize başladıktan sonra işi öğrendi, biz firma olarak 2019 yılında potasyum sülfat üretiminde yatırım yaptık, davalı projelerinin tüm aşamasında iş yerinin faaliyeti geçmesine kadar geçmesi de dahil aktif olarak rol aldı, ben proje müdürüydüm birlikte çalışmıştık, davalı stratejik bir personeldi, temini güç bir personeldi çünkü çalıştığımız firmanın çalıştığı alanda tecrübeli bir mühendis bulmak çok zordu, biz tecrübesi olan mühendisleri alıp kendi üretim alanımızda yetişmesini sağlıyorduk, davalının çalışmaya başladığı ... grubu bizim sodyum klorür alanında rakip firmamızdır, bizim firma olarak ...'da iki yüz bin ton Konya Cihanbeyli'de otuzbeş bin ton olmak üzere yıllık ikiyüzotuzbeş bin ton sodyum klorür üretimimiz vardır, sodyum klorür bizim ikinci ürünümüzdür, ancak bu alanda da sayılı firmalardanız, davalının çalıştığı ... grubu bizim sodyum klorür alanında rakibimizdi ancak ... Polatlıda dünyanın en büyüklerinden biri olan ... maden yatağı tespit edildi, bu maden sodyum sülfatın ham maddesidir, bu saha ... sahasıydı ... bir kısmını ruhsat aldıktan sonra bir kısmını ihale yoluyla işletmeye açtı, biz de bu sahada maden ruhsatı aldık, ... grubu bizden satın almak istedi ancak biz satmadık, ... şirketi de bu maden ruhsatlarından ihale yoluyla aldığını öğrenmiştik, davalının çalıştığı ... grubu da ... şirketini de ruhsatları ile birlikte komple satın aldığına dair duyumlar aldık, daha sonra İnternet sitelerinde de yayınlandığını gördük, ... grubu 2022 yılında ... şirketini satın aldı, bu alımı ile birlikte bizim sodyum sülfat alanında muhtemel rakibimiz oldu, Sodyum sülfat üretiminde dünyada kabul edilen genel bir üretim şeması mevcuttur ancak her firmanın kendine göre üretim kalitesini ve verimliliğini etkileyen teknolojileri vardır, kullanılan bu teknolojiler üretimin kalitesini ve miktarını doğrudan etkilemektedir, bizim üretimde kullandığımız teknoloji firmamız için ticari sır mahiyetindedir, biz üretimde kullandığımız teknolojiyi Amerikan İspanyol ortaklığı olan ... isimli firmadan aldık, bu firmayla potasyum sülfat alanında da olmak üzere yoğun bir iş birliğimiz mevcuttur, ... grubu da duyduğumuz kadarıyla ... şirketinden teklif almış ... grubu talep ederse ... isimli firmadan üretimle ilgili teknolojileri satın alabilir, biz almış olduğumuz teknolojiyi ... iyileştirmeleri yaparak sistemi tamamen kendimize özgü olarak geliştirdik. 2019/2022 yılları arasında potasyum sülfat tesisi kurulurken davalı benimle birlikte tüm proje sürecinin içerisinde bire bir çalıştı, aynı hazamda ... ile yapılan tüm toplantılara katıldı, bu projelerin tüm detaylarına kadar hakimdi, davalı ... grubunda çalışmaya başladıktan sonra ... grubu ... şirketinden teknolojik talebinde bulundu, davalı ... alanında tek sorumlu kişi olduğu için bütün kayıtların tutulduğu merkez board sistemine ulaşımı ve yetkisi vardı, şirketteki tüm üretimle ilgili gizli bilgilere sahipti. Davalı bizim hangi teknolojimizi sattığına dair benim somut bir bilgim yoktur, ancak ... şirketinin satış temsilcisine kadar herkesi ve aşamaları bilmektedir, davalı rakip firmada çalışmaya başladıktan sonra daha önce bizle çalışıp ... firmasıyla ticaret yapmaya başlayan firma oldu mu bilmiyorum, bildiğim kadarıyla ... grubu daha fazla tuz (sodyum klorür) satışına sahiptir. Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Bilirkişi ..., bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan 27/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davalının çalıştırıldığı her iki şirkette de salt tuz-sodyum klorür tesisinin ortak olduğu söz konusu olduğu dikkate alınarak: Davalının, gerek çalıştırıldığı pozisyon gerekse tuz üretimi ve üretimde kullanılan ekipmanarın retimleri ın olark kullanıldı, ekipmanları üreten imalatçılara has bir takım ayrı özellikler taşısa da çaışma ve çalıştırma prensiplerinin hemen hemen ortak olduğ rıca her üreticisinin tuz üretiminde kulanılan ekipman imalatçılarına kolaylıkla erişebileceği, bu bağlamda bir gizli bilgi aktarımının olamayacağı, Yaygın bir üretim tarzı olan tuz üretiminde ... mühendisinin çok gizli teknik bilgilere vakıf olmadığı, bu üretim tarzında gizlilk taşıyan pek bilginin mevcut olmadığı, dosya içeriğinde de bu iddianın bilgi ve belgesinin yer almadığı, vardiye ve ... mühendisi olarak çalışan teknik personelin çalıştığı şirketin ticari sırlarına vakıf olamayacağı, çalışan bilgilerinin salt teknik deneyimleri ile sınırlı kalacağı, bu deneyimlerin de bir gizlilikten ziyade üretim süreçleri ve ekipman kullanımı ile sınırlı kaldığı, Somut olayda uyuşmazlığın, davalının rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplandığı, somut olayda davalı tarafın, davacı şirkette vardiya mühendisliği ve ... mühendisliği pozisyonunda çalıştığı, davalının bu pozisyonu itibariyle davacıya ait ticari sır niteliğindeki bilgileri salip olmadığının raporumuzun teknik kısmında belirtildiği, davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde davacıya ait ticari sır niteliğindeki bilgilere ulaşma imkanının olmadığı sonucuna varılması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliği olduğundan bahsedilemeyeceği, aksi halde rekabet yasağı sözleşmesinin şartları itibariyle somut olayın değerlendirilmesi gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin, hizmet akdinin eki şeklinde düzenlendiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yer, zaman ve konu bakımından kanunda sınırlamalara uygun olması gerektiği, zaman yönünden rekabet yasağı düzenlemesi incelendiğinde, TBK'da öngörülen 2 yıllık azami süreyi aşar şekilde 5 yıllık bir sınır getirildiği, bu sınırın TBK m.445/2 uyarınca mahkemece indirilmesi gerektiği, konu bakımından davacının faaliyet alanının belirlendiği, yer bakımından ise bir belirleme yapılmadığı, çoğrafi alan bakımından belirleme yapılmamasının rekabet yasağı sözleşmesini geçersiz hale getirebileceği gibi TBK m. 445/2 uyarınca mahkemece bir belirleme yapılarak ayakta tutulmasının da mümkün olduğu, yüksek mahkemenin her iki yönde de kararları olduğu, Davalı tarafın ticari sır niteliğinde bilgileri vakıf olmadığı, davacı ile dava dışı şirketin ortak faaliyet alanları bakımından ticari sır niteliğinde bir bilginin mevcut olmadığı belirlemelerine yer verildiği, dolayısıyla rekabet yasağına aykırı bir eşlemin varlığından bahsedilemeyeceği, ancak mahkemece aksi görüşte olunması durumunda rekabet yasağı sözleşmesinde öngörülen cezai tazminatın ödenmesi gerekeceği, cezai şartın aşırı olduğu halde bulunun indirilmesi konusunda takdir mahkemenin olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi ..., bilirkişi ...tarafından hazırlanan 24/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "... Dosya içeriği ve yukarıda yer alan açıklamalar muvacehesinde, Davalının çalıştırıldığı her iki şirkette de Sodyum klorür (NaCİ) tuzu üretiminin ortak olduğu söz konusu olduğu ve rafine susuz sodyum sülfat (Na2SO4) tuzunun da ... firmasında maden sahasının satın alındığı ve üretim bakımından Bakanlıktan tesis kurulum onayının alındığı göz önünde tutularak aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. 1. Sodyum Klorür (NaCi) tuzunun üretimi ve üretimde kullanılan ekipmanların bu üretimde yaygın olarak kullanıldığı, bu ekipmanları üreten imalatçılara has bir takım ayrı özellikler taşısa da ve çalıştırma prensiplerinin hemen hemen ortak olduğu, ayrıca her tuz (NaCİ) üreticisinin tuz (NaCl) üretiminde kullanılan ekipman imalatçılarına kolaylıkla erişebileceği, doğal olarak Tuz Gölü'nden elde edilen ham tuzun saflığının değerlendirme bölümünde izah edildiği gibi oldukça saf olması, rafinasyonda TSE standardına erişmede saflaştırmanın kolay olması dolayısıyla, ... firmasının tuz (NaCI) üretim prosesinde bir gizli bilgi aktarımının söz konusu olmayacağı, Değerlendirme bölümünde açıklandığı gibi susuz sodyum sülfat üretimi sodyum klorür (NaCi) üretiminden farklıdır. Hammaddenin kaynağına ve kimyasal bileşimine ve safsızlıkların çeşit ve miktarlarına göre susuz sodyum sülfat (Na2SO4) üretim yöntemleri değişmektedir. ... firmasında doğal hammadde kaynağı ...olduğu, halbuki ... firmasında hammadde kaynağının toprak altında ve bileşiminin farklı olması yüzünden davalı için elde edilen bilgilerin genel bilgi ve tecrübe sahibi ötesinde “Ticari sır” niteliğinde kabul edilemeyeceği ve başka bir deyişle bir teknolojik bilgi (Know-how) satın alınmasıyla ve proje çalışmasıyla yürütülebileceği Rekabet Kurulu'nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinde (... No.lu); “Sağlayıcının tecrübe, denemeleri sonucu elde ettiği ve patentli olmayan, uygulamaya yönelik, gizli, esaslı ve belirlenmiş bilgi paketi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdaki “gizli” kavramı, know -how'ın bir bütün halinde veya parçaları tam olarak bir araya getirildiğinde ve birleştirildiğinde dahi herkes tarafından bilinmemesini ya da kolaylıkla erişilebilir olmamasını, “esaslı” kavramı, know-how'ın anlaşma konusu malların veya hizmetlerin kullanılması, satımı veya yeniden satımı bakımından alıcı için vazgeçilmez bilgiler içermesini, “belirlenmiş” kavramı, know-how'in, gizli ve esaslı olma şartlarını taşıdığını doğrulayabilmek için, yeterince geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış olmasını ifade etmektedir. Uygulamada teknolojik bilgi satan firmalar küçük detay (Püf noktası) bilgisini bir şekilde gizlerler. Satın alan firmalar da elde ettikleri “Meslek sırrı veya ticari sır” niteliğindeki teknik ve pratik bilgiyi korumasının yollarını bilmeleri gerektiği, ... Mühendisi (Başka bir ürün potasyum sülfat üretiminde proje mühendisi) olarak çalışan teknik personelin çalıştığı şirketin ticari sırlarına vakıf olmasının çok zor olduğu, çalışanın bilgilerinin salt kendisinin önceki bilgi, becerilerine teknik deneyim katmasıyla sınırlı kalacağı, bu kazanımların bir gizlilikten ziyade, üretim süreçleri ve ekipman tecrübesini gelişmesi şeklinde olacağı, Somut olayda davalı tarafın, davacı şirkette her iki şirketin ortak noktası olan sodyum klorür ve sodyum sülfat konusunda vardiya mühendisliği ve ... mühendisliği pozisyonunda çalıştığı, davalının bu pozisyonu itibariyle davacıya ait ticari sır niteliğindeki bilgilere sahip olmadığı hususunun değerlendirme bölümünde detaylı olarak açıklanarak belirtildiği, bu konudaki nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde davacıya ait ticari sır niteliğindeki bilgilere ulaşma imkanının olmadığı sonucuna varılması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğundan bahsedilemeyeceği, aksi halde rekabet yasağı sözleşmesinin şartları itibariyle somut olayın değerlendirilmesi gerektiği, bu hususta detaylı açıklamalara kök raporda yer verildiği ve kök raporda varılan sonuçların korunduğu, Sonuç itibariyle, davalı tarafın ticari sır niteliğinde bilgilere vakıf olmadığı, davacı ile dava dışı şirketin ortak faaliyet alanları bakımından ticari sır niteliğinde bir bilginin mevcut olmadığı belirlemelerine yer verildiği, dolayısıyla rekabet yasağına aykırı bir eylemin varlığından bahsedilemeyeceği, ancak Mahkemenizce aksi görüşte olunması durumunda rekabet yasağı sözleşmesinde öngörülen cezai tazminatın ödenmesi gerekeceği, cezai şartın aşırı olduğu halde bunun indirilmesi konusunda nihai takdir ve kararın Sayın Mahkemenize ait olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında mevcut hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle cezai şart alacağının davalıdan tahsiline ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...'nün Kimya Mühendisi olarak 01.07.2015 yılından beri ... A.Ş. ... ... Bölüm Sorumlu Mühendisi olarak çalıştığını, 10.10.2022 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, 7 yıldan fazla çalıştığı müvekkili şirketteki işini bir gün içerisinde terk ederek ayrıldığını, davacı şirketin üretiminde önemli bir yer teşkil eden "tuz üretimi" konusunda müvekkili şriketin doğrudan rakibi olan, merkezi ...da bulunan "... Grup" firması ile anlaştığını ve orada işe başlayacağını bizzat beyan ettiğini, 01.07.2015 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine ek olarak imzaladığı aynı tarihli "Çalışan Telif Haklarına Uygunluk Beyanı" ve "Taahhütname-Rekabet Yasağı Taahhüdüme uyması gerekliliğini içeren ihtarnamenin davalıya bizzat 14.10.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı şirketten ayrıldıktan bir hafta sonra 24.10.2022 tarihinde müvekkii şirkete rakip (... Grup şirketleri) ... ...A.Ş şirketinde işe başladığını, davacı şirket ile bu şirketin faaliyet konusunun aynı
olduğunu ve aynı alanda faaliyet gösterdiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartlarının tümüne haiz olduğunu, 270.000,00 TL tutarındaki cezai şart tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, rekabet yasağı sözleşmesinin kanuna aykırı ve hükümsüz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 19/12/2022 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafın görev itirazının ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olması nedeniyle yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı tarafın Mahkemenin yetkisine ilişkin itirazın; her ne kadar taraflar arasında düzenlenen cezai şart istemine konu rekabet yasağı sözleşmesinde "İstanbul Mahkemeleri" yetkili mahkeme olarak kararlaştırılmışsa da davalı taraf tacir olmadığından HMK 17/1 maddesi gereğince belirlenen yetki şartının geçerli olmadığı ancak dava konusunun rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı cezai şart istemine ilişkin olduğu ve TBK 89 ve HMK 10. Maddeleri gereğince davacının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğundan reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Türk Borçlar Kanunun 444. maddesinde: Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Şeklinde, TBK 445. maddede: Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Şeklinde, TBK 446. Maddede: Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. Şeklinde, TBK 447. Maddede: Madde 447- Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer. şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı ile davalı taraf arasında 01.07.2015 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın düzenlendiği, çalışanın herhangi bir nedenle hizmet sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 5 yıl süre ile
şirketin işyerinde ürettiği mallardan bazılarını ve/veya tamamını üreten veya üretilmesini
planlayan veya ticaretini yapan bir işyeri kurmamayı, belirtilen malların üretildiği başka
bir işverene ait iş yerinde çalışmamayı, aynı malları üreten ya da ticaretini yapan bir
ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir surette doğrudan ve dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt ettiği, çalışan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinde, derhal yasal takip
başlatılacağını, aşağıda belirtilen cezai şart dışında ayrıca şirketin uğrayacağı tüm
maddi ve manevi zararın kendisinden tazmin edileceğini peşinen kabule ettiği, taahhütlere uymadığı taktirde, şirkete son aylık brüt
ücretinin 20 katı tutarında bir cezai şartı ödemeyi kabul ettiği hususunun kararlaştırılmış olduğu, TBK 445/1 maddesine göre rekabet yasağı şartının geçerli olabilmesi için işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmemesi ve yer, zaman ve yasağın konusu bakımından hakkaniyete uygun sınırlamalar içermesi gerektiği, yine rekabet yasağı kaydının hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyor ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerektiği, yer ve konu bakımımdan yapılacak değerlendirmede rekabet yasağının işçinin
ekonomik özgürlüğünü ve çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı şekilde olmaması gerektiği, dava konusu olayda, rekabet yasağının yer bakımından bir sınırlama içermediği, davalı işçinin davacı şirkette vardiya ve ... mühendisi olarak çalıştığı, pozisyonu itibariyle davacıya ait ticari
sır niteliğindeki bilgilere sahip olmadığı, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirket ve davalının çalışmaya başladığı şirketin faaliyet alanları tespit edilmiş olup Sodyum Klorür (NaCl) tuzunun üretimi ve üretimde kullanılan ekipmanların bu .üretimde yaygın olarak kullanıldığı, bu ekipmanları üreten imalatçılara has bir takım ayrı özellikler taşısa da ve çalıştırma prensiplerinin hemen hemen ortak olduğu,
ayrıca her tuz (NaCl) üreticisinin tuz (NaCl) üretiminde kullanılan ekipman imalatçılarına kolaylıkla erişebileceği, doğal olarak Tuz Gölü’nden elde edilen ham tuzun saflığının oldukça saf olması, rafinasyonda TSE standardına erişmede saflaştırmanın kolay olması dolayısıyla, ... firmasının tuz (NaCl) üretim prosesinde bir gizli bilgi aktarımının söz konusu olmayacağı, susuz sodyum sülfat üretimi, sodyum klorür
(NaCl) üretiminden farklı olduğu, ham maddenin kaynağına ve kimyasal bileşimine ve safsızlıkların çeşit ve miktarlarına göre susuz sodyum sülfat (Na2SO4) üretim yöntemleri değiştiği, ... firmasında doğal hammadde kaynağı Acıgöl olduğu, halbuki ... firmasında hammadde kaynağının toprak altında ve bileşiminin farklı olması yüzünden davalı için elde edilen bilgilerin genel bilgi ve tecrübe sahibi ötesinde “Ticari sır”
niteliğinde kabul edilemeyeceği ve başka bir deyişle bir teknolojik bilgi (Know-how) satın alınmasıyla ve proje çalışmasıyla yürütülebileceği raporlanmış olup davalının ticari sır niteliğinde bilgilere vakıf olmadığı, davacı ile dava dışı şirketin ortak faaliyet alanları bakımından ticari sır niteliğinde bir bilginin mevcut olmadığı tespit edildiğinden rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmadığı Mahkememizce kabul edilerek düzenlenen bilirkişi raporu hükme ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmış olmakla davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 3.995,53-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 43.200,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
23/05/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı