T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/143 Esas
KARAR NO:2025/284
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:06/03/2024
KARAR TARİHİ:09/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 06/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 20.000,00 TL bedelli, 20.03.2020 keşide tarihli ve 22.685,00 TL bedelli, 20.04.2020 keşide tarihli iki çek üzerinden bir borç ilişkisi bulunduğunu, bu borcun sebebi, yapılan lisans sözleşmesi olduğunu, bahsi geçen iki çek, müvekkillerinin bir borcu sebebiyle .... İcra Dairesi'nde 2019/... dosyası üzerinden haczedilmiş ve .... İcra Dairesi'nde ...Talimat dosyası ile saklandığını, ancak, davacıdan alacaklılara geçen çekler dosya alacaklısı ve icra dairesinin gözden kaçırması nedeniyle süresinde ibraz edilemediğini, bu sebeple, .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takibe geçilmiş ancak davalı borçlunun takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle duran takibin devam edebilmesi için itirazın iptali davası açılması zarureti doğduğunu talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 15/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, davalı firmanın karşı tarafa keşide ettiği çeklerin teslim edildiğini ve üçüncü kişilere borcu nedeniyle haczedildiğini iddia ederek, çeklerin icra dairesi tarafından kasaya alınması ve gerekli işlemlerin yapılmaması sebebiyle tarafımıza haksız bir icra takibi başlattığını, müvekkilleri şirketin çeklerin süresi içinde ibraz edilmesini sağlama yükümlülüğü bulunmamakta olduğunu ve bu sorumluluk icra dairesine ait olduğunu, icra müdürü, çeklerin tahsili için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu ve davalı şirket bu konuda sorumlu tutulamayacağını, çeklerin süresinde ibraz edilmemesi, tamamen davacı ve üçüncü kişilerin sorumluluğunda olduğunu, müvekkilleri şirketin erişimi olmayan çekler hakkında yükümlülük altına sokulması hukuka aykırı olduğunu ve bu sorumluluk reddedilmesi gerektiğini, davacının, icra müdürlüğünün önlemleri almadığı gerekçesiyle tazminat davası açması gerektiğini, müvekkilleri şirketin kanunen bir sorumluluğu ve tazmin kabiliyeti bulunmadığını, davacının basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, müvekkilleri şirketin davaya konu çekte keşideci sıfatıyla yer aldığını ve temel borç ilişkisinde ilgisi olmadığını ifade ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Lisans sözleşmesi, Çek görüntüleri, Yazışmalar, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 20.03.2020 keşide tarihli 20.000,00TL bedelli ve 20.04.2020 keşide tarihli 22.685,00TL bedelli çeklerden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ (31/05/2022) edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (05/06/2022) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi...tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; davalı tarafından davacıya verilen 20.000,00 TL bedelli 20.03.2020 keşide tarihli ve 22.685,00 TL bedelli 20.04.2020 keşide tarihli iki adet çekten kaynaklı alacağın ödenmesi talebiyle yürütülen takibe karşı yapılan itirazın iptali davasından ibaret olduğu, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, Davalı tarafından davacıya verilen, 20.000,00 TL bedelli ve 20.03.2020 keşide tarihli ilk çek ile 22.685,00 TL bedelli ve 20.04.2020 keşide tarihli ikinci çek, davacının ticari defterlerine 14.02.2020 tarihinde kaydedilmiştir. Bu çeklerin kaydedilmesiyle birlikte, davalının cari hesabına alacak yazılmış ve borcundan düşüm yapıldığı, bu işlemler sonucunda, davalının cari hesap bakiyesinden toplam 42.685,00 TL düşüldüğü, bu durum, ticari defterlerde açıkça görülmekte ve ticari kayıtlar, çeklerin alacak olarak işlenip borçtan düşüldüğünü doğrulamakta olup ancak, 30.06.2022 tarihinde bu çek bedelleri borçlandırılmak suretiyle davalı kayıtlarında iade olarak işlendiği, Davalı, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2021, 2022 yılında E-Defter kullanıcısı olup, 2021, 2022 yılında tuttuğu elektronik defterlerin beratları, yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı tarafından 2020 yılına ilişkin ticari defterler sunulmadığından dava konusu edilen 20.000,00 TL bedelli 20.03.2020 keşide tarihli ve 22.685,00 TL bedelli 20.04.2020 keşide tarihli iki adet çekin davalı kayıtlarında mevcut olup olmadığı tespit edilemediği, Çek bedellerinin davalı tarafından ödendiği ile ilgili dosya içeriğinde somut bir belge ve verinin yer almadığı, Sonuç itibariyle, dava konusu çeklerin, davacının borçlarından dolayı haczedilmesi ve icra dairesinin kasasına alınması sebebiyle süresinde ibraz edilememesi sonucunda çeklerin ödenemediği, bu durumda, çeklerin ödenememesi nedeniyle davalının sorumlu olduğu hususunun takdiri Mahkemenize ait olmakla birlikte, ilgili çeklerin ticari defterlerde kayıtlı olması ve davalının cari hesabından düşülmesi, ancak çek bedellerinin ödemesiyle ilgili dosyada somut bir verinin bulunmaması dikkate alındığında, davacının davalıdan 20.03.2020 keşide tarihli çekten dolayı takip tarihi (23.05.2022) itibariyle 20.000,00 TL Asıl, 3.895,00 TL İşlemiş faiz olmak üzere toplamda 23.895,00 TL, 20.04.2020 keşide tarihli çekten dolayı 22.685,00 TL Asıl, 4.252,00 TL İşlemiş faiz olmak üzere toplamda 26.937,00 TL alacaklı olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari sözleşme nedeniyle düzenlenen 20.03.2020 keşide tarihli 20.000,00TL bedelli ve 20.04.2020 keşide tarihli 22.685,00TL bedelli çeklere dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 31/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde (05/06/2022) ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 796.maddesi uyarınca süresinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çeklere dayalı olarak keşideciye karşı TTK’nun 732. maddesine dayalı olarak sebepsiz zenginleşme kaynaklı takip yapıp yapamayacağı, takibe konu çekler nedeniyle alacak talebinde bulunup bulunmayacağı noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun “Sebepsiz İktisap” başlıklı 732. maddesinde;"(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.
(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.
(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.
(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.
" hükmü yer almaktadır.
Zamanaşımı nedeniyle veya senede dayanan hakların muhafazası için kanunen yapılması gereken işlemlerin ihmal edilmiş bulunması dolayısıyla düşmüş olan poliçeden doğan alacaklar için sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak ilamsız takip yapılabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ’nun 814.maddesinde ise;"(1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” düzenlemesi bulunmaktadır.
TTK’nun 796. maddesinde çekin ödeme için ibraz süreleri düzenlenmiş; "(1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
(2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı şekilde Akdenize sahili olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar." hükmü bulunmaktadır.
Toplanan delillerde somut olayda; davacının çek hamili olduğu ve keşideci olan davalıya karşı süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo vasfını yitiren 20.03.2020 keşide tarihli 20.000,00TL bedelli ve 20.04.2020 keşide tarihli 22.685,00TL bedelli çeklere dayalı olarak ilamsız icra takibine giriştiği görülmüştür. İbraz süreleri hak düşürücü sürelerdir. İbraz sürelerinin önemi bu süreler içerisinde çek ibraz edilmediği takdirde çekin kambiyo senedi özelliğini yitirmesinden ileri gelir. Kambiyo senedi gibi ciro ve teslimle devredilemez ve kambiyo senetlerine özgü icra yoluyla takip edilemez. Süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle hamil; cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarını yitirmiş olup, çek zamanında bankaya ibraz edilmemiş olsa da, davalının keşideci sıfatıyla çek hamiline karşı sebepsiz zenginleştiği oranda sorumlu olduğu, bu durumda müracaat hakkını yitiren hamilin alacağına kavuşabilmesi için süresi içerisinde TTK'nın 818. madde atfıyla çeklerde uygulanması gereken 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda keşideciden alacağını talep edebileceği, TTK 732/4. maddesine göre, hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak çekin zamanaşımı süresi dolduktan sonra (1) yıl içinde talep ve dava hakkı bulunduğu, dava açılmasında dikkate alınması gereken sürenin çeklerin zamaaşımına uğradığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, dava konusu çeklerin düzenleme tarihlerine ibraz süresinin eklenmesi ile takip ve dava konusu edildikleri tarihte zamanaşımına uğramadıkları, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu, davacı hamil olduğundan taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, (çek asıllarının davacı tarafından dosyaya sunulduğu, her ne kadar lisans sözleşmesinin tarafı olmasa, alacağı devraldığına dair bir sözleşme sunmamış ve senette cirosu bulunmasa da son cironun beyaz ciro olabileceğinden yetkili hamil olduğu kabul edilmiştir) TTK 732/4. maddesine göre açılan böyle bir davada ispat yükünün, sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden çek borçlusuna (keşideci davalıya) ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğine ilişkin delil sunmadığı ve ispat külfetini yerine getirmediğinden davacının takibe konu çekler sebebi ile davalıdan alacaklı olduğu ancak işlemiş faiz talebi yönünden yapılan incelemede, 6102 Sayılı TTK m. 725(1)-b (6761 Sayılı TTK m. 637/2) hükmü uyarınca, kambiyo senedi sayılabilecek çekteki vadenin gelmesinden itibaren temerrüt faizi istenebilirse de çekler süresinde ibraz edilmediğinden ve çekten kaynaklanan başvuru haklarının kullanılmasına olanak bulunmadığından; temerrüt faizi isteminin 6098 Sayılı TBK m. 117 (818 Sayılı BK m. 101) hükmüne göre değerlendirilmesi gerekir. Anılan Kanun hükmü gereğince, borçludan temerrüt faizi istenebilmesi için, alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp; borcun ödeneceği gün, alacaklı ve borçlu tarafından oybirliğiyle belirlenmemiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birince yöntemine göre bir uyarımda bulunma yoluyla saptanması kararlaştırılmamış ise borçlunun alacaklının ihtarı ile borçlu temerrüdüne düşürülmesi gerekir. Dava dosyası kapsamına göre davalı (takip borçlusu) tarafın icra takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada herhangi bir delil bulunmamakta olup; 6098 Sayılı TBK m. 117 (818 Sayılı BK m. 101) hükmünde öngörülen koşulların icra takip tarihi itibariyle oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacı sadece takip tarihinden itibaren faiz talep edebilir. Bu nedenle davalı tarafın işlemiş faiz talebine yönelik itirazı kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 42.685,00-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 83,97)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 42.685,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 8.537,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Alınması gereken harç 2.915,81TL olduğundan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 2.301,88TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 613,93TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk başvuru dosyasından yapılmış olan 1.560,00-TL yargılama masrafının 1.309,93TL sinin davalıdan, 250,07TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekil marifetiyle temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Dava kısmen reddedildiğinden ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 8.147,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri ve posta giderinden ibaret toplam 5.498,40TL yargılama giderinin kabul oranına göre 4.617,00TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/05/2025
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır