T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/220 Esas
KARAR NO :2025/277
DAVA:Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ:04/03/2022
KARAR TARİHİ:07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının 03.09.2021 tarihinde.... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, başlatılan takibin hiçbir takip dayanağı belgeye dayanmadığını, müvekkiline icra takibine ilişkin hiçbir tebligat tebliğ edilmediğini, dosyaya ilişkin tüm tebligatların müvekkilinin bulunduğu yer muhtarlığına tebliğ edildiğini, müvekkilinin tebligatlardan haberinin olmamasından dolayı icra dosyasının kesinleştiğini ve satış için talep oluşturulduğunu, müvekkilinin davalı alacaklıyı tanımadığını, kim olduğunu bilmediğini, müvekkilinin daha sonra edinmiş olduğu bilgilerden davalının, kardeşinin torunu ...'in avukat arkadaşı olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin ...'le satışa konulan taşınmazına ilişkin bir anlaşamamazlık durumu olduğunu, ... ve ailesinin müvekkiline ait olmasına rağmen müvekkilinin taşınmazının kendilerine ait olduğunu iddia ederek hak talep ettiklerini, müvekkilinin bu durumu kabul etmemesi karşısında ... arkadaşı ... adına icra takibi başlattığını, icra takibinin başlatıldığını öğrendikten sonra 16.02.2022 tarihinde borca itiraz edildiğini, itirazdan sonra davalı temlik sözleşmesi ile haklarını 23.02.2022 tarihinde avukatı olan ...'in ablası ...'a temlik ettirdiğini, müvekkilinin, davalı ...'ü hayatında bir kere dahi görmediğini, kendisini tanımadığını, icra takibinin başlatıldığını müvekkilinin taşınmazıyla ilgili işlem yapmaya çalışırken öğrendiğini, öğrendikten hemen sonra da itiraz ettiğini, haksız icra takibinden dolayı kesinleşen icra takibinde davalı tarafça, müvekkiline ait taşınmazların derhal satılmasına ilişkin talep oluşturulduğunu, davanın açılması dahi çok ciddi maddi külfete sebebiyet verdiğini, bu aşamada bahse konu icra dosyasının durdurulmaması çok ciddi mağduriyetine sebep olacağını, tüm bu sebeplerle; davanın kabulüne karar verilmesine, öncelikle tensiple birlikte tedbir talebi kabul edilerek mahkemece.... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına teminatsız tedbir konulmasını, aksi durumda mahkemece belirlenecek teminat miktarıyla icra dosyasına tedbir konularak icranın durdurulmasını, yatırılan teminatın icra veznesine yatırılarak davalı alacaklıya verilmemesine karar verilmesini, hiçbir takip dayanağı olmayan.... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetle hareket eden davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; İstinaf incelemesinde şekli inceleme ile temlik sözleşmesinin tebliğ edilmediği gerekçesiyle taraf değişikliğine gidilmesi gerektiği değerlendirilmişse de HMK 124/4 maddesinin açık hükmüne aykırı davranıldığını ve davacının dava dilekçesindeki beyanları gözetilmediğini, bu nedenle istinaf incelemesinde gözetilmeyen, davacının dava dilekçesindeki temlik sözleşmesinin bilindiğine dair beyanların mahkemece yeniden değerlendirilerek buna göre davanın husumet nedeniyle reddi kararı ile yetinilmesi gerektiğini, İstinaf ilamında taraf değişikliği yapılarak davaya müvekkiline yönelik olarak devam edilmesi yönündeki karar ile birlikte yargılama merci ve yargılama usulünde değişikliğe gidilmesi gerektiği gözetilmediğini, bu bağlamda müvekkili aleyhine davaya devam edilmesi halinde mahkemenin görevinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde bildirdiği senedin ciro edilmesine ilişkin işlemin temlik hükmünde olduğu yönündeki gerekçeler ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı verilmesine yönelik gerekçeler de gözetildiğinde müvekkilinin alacağının hem asıl ilişki hem de temlik ilişkisi yönünden ticari nitelikte bulunup bulunmadığının mahkemece değerlendirilerek müvekkiline yönelik olarak davaya devam edilmesi halinde davanın görev yönünden reddi gerektiğini, Mahkemenin görevli olduğu kanaatinde olunması halinde arabuluculuk dava şartının müvekkiline karşı yerine getirilmemesi nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, huzurda görülen davada davanın niteliği gereği ticari dava olarak kabulü halinde davanın istirdat istemli olduğu gözetildiğinde arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, bu itirazların kabul edilmemesi halinde takip dayanağı senedin taşınmaz satışına ilişkin olarak verildiğinin devam eden ceza yargılamaları esnasında ortaya çıkması, icra takibinin de haricen satış sözleşmesine dayalı olarak başlatıldığı gözetilerek senedin teminat niteliği kapsamında kambiyo senedi vasfının mahkemece değerlendirilmesini ve taşınmaz bedeli yönünden araştırma yapılması gerektiğini, davacının keşidecisi olduğu senedin haricen taşınmaz satışına teminat olarak verildiği devam eden ceza yargılamalar esnasında dinlenen tanıkların beyanları ile ortaya çıktığını, davaya konu edilen taşınmaz satışına ilişkin kambiyo senedi bakiye alacağı ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı doyası ile icra takibine konu edildiğini, senet keşidecisi buna ilişkin itirazında senet bedelini ödediğini ileri sürdüğünü, buna ilişkin olarak ... İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davacının ödeme iddiası mevcut olduğunu, davacı davaya konu senedi haricen taşınmaz satışına ilişkin olarak keşide ettiğini, taşınmazın devrini sağlamadığını, taşınmazın iade edilmemesi nedeniyle davacının senet bedelini talep etme hakkı da bulunmadığını, davacının ancak haricen satış yoluyla devraldığı taşınmaz karşılığı keşide ettiği bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik davası ancak taşınmazın iadesi yoluyla gerçekleşebileceğini, bu nedenle davacının davasının reddi gerektiğini, davacının davasının taşınmaz satışı karşılığı verilen senede ilişkin olduğu senet cirantalarından ... ... lehine tesis ettirmiş olduğu tapu resmi ipotek kayıtlarıyla da sabit olduğunu, tüm bu sebeplerle; davanın müvekkilinin taraf sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın iş bölümü / görev itirazı nedeniyle usulden reddine, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, ödeme iddiasının ispat edilememesi nedeniyle davanın esas yönünden reddine, haricen satışa konu taşınmazın iade edilmemesi nedeniyle davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, ... 10. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinden gelen karar ilamları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Esas ve Karar Bürosunun ... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... Tapu Müdürlüğü'nden gelen takyidatlı tapu kayıtları, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından dolayı davalı tarafa borçlu olup olmadığından ibaret Menfi Tespit davasıdır.
Mahkememizden verilen 06/12/2023 tarih ve ... kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2024 tarih ve 2024/280 Esas, 2024/519 Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı anlaşıldı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2024 tarih ve 2024/280 Esas, 2024/519 Karar sayılı ilamında özetle; Davacı 19/09/2023 tarihli dilekçesi ile, temliknamenin tebliğ edilmediğini, bu sebeple davalı sıfatının alacağı temlik alan ...'ta olduğu kabul edilerek davaya devam edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, temlik eden alacağını, temlik etmiş olmakla davanın temlik alana karşı devam edilmesi gerektiği, her ne kadar dava tarihinden önce temlikname icra dosyasına ibraz edilmiş ise de temliknamenin borçluya tebliğ edilmediği dava tarihi ile temlik tarihi arasında kısa bir süre de bulunduğu gözetildiğinde 6100 sayılı HMK 124.maddesinin işletilerek taraf değişikliğine izin verilmesi gerekirken davanın pasif husumetten reddine dair verilen kararın yerinde olmadığı şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizin 18/04/2024 tarihli tensip tutanağının 2 numaralı ara kararı ile; davacı vekilinin 6100 sayılı HMK 124 maddesi gereği taraf değişikliği talebinin kabulü ile; UYAP sistemi üzerinden davalı ...'ün çıkartılarak davalı olarak ...'ın eklenmesine, davalı ...'a dava dilekçesi, ekleri, tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmasına, davalı ...'a cevap dilekçesini ve delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde davayı inkar etmiş sayılacağının ihtar edildiği, davalı ...'a tebligatın usulüne uygun şekilde yapıldığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde; dava dışı temlik veren ... tarafından davacı aleyhine haricen satış bedeli olan 76.000,00-TL'ye dayanılarak ilamsız takip yoluyla takip yapıldığı anlaşılmıştır.
Davaya konu senedin incelemesinde; borçlusunun ..., alacaklısının ..., vade tarihinin 07/07/2021 ve bedelinin 310.000 TL olduğu, ... tarafından ...ya ciro edildiği, senedin en son ...'a ciro edildiği ve son hamilin ... olduğu anlaşılmıştır.
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 11/09/2024 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; " Davacı ... benim babam olur, ...'ü ise dava ve icra takibi söz konusu olana kadar tanımıyordum daha sonra amcamın torunu avukat ... in tanıdığı olduğunu öğrendim, babam ... 1985 yılında kardeşi ve aynı zamanda ... in dedesi olan ... i de aralarında bir alışveriş yapmışlar bu alışverişten dolayı babam ... e bir senet vermiş ve bu senedin bedelini babam ödemiş ancak kardeşine güvendiği için senedi iade almamış, ancak daha sonra amcam ... in torunu av. ... bu ödenmiş seneti kötüye kullanarak takibe koymuştur babamın bu senetten kaynaklı borcu yoktur, erhan neden böyle bir şey yaptı eski ödenmiş bir senedi takibe koydu bilemiyorum, babamın ...'ün dosyayı ...'a temlik ettiğinden davayı açtıktan sonra haberimiz oldu, ... Av. ... in kardeşidir, ... ın okuma yazması dahi yoktur, ben amcam vefat ettiğinde 1999 yılında 27 yaşındaydım, o güne kadar ve hatta icra takibinin yapıldığı güne kadar böyle bir borcun konusu geçmedi, Benim bilgim görgüm bukadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 02/10/2024 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Davacı ... benim amcam olur, davacı ile babam ... 1980 li yıllarda arazi satımı konusunda anlaşmışlar ancak ... araziyi babama devretmemiş babamda verdiği paranın karşılığı olarak ...ten senet almıştır, babam vefatına yakın dönemlerde babam beni yanına çağırarak senedi bana verdi ve ali bize araziyi devretmiyor bu senet senin işine yarar dedi. Babamın vefatından sonra ben amcamın yanına gidip araziyi istedim, araziyi vermeyince kendisine senedi gösterdim, davacı amcam bana küfür etti, biz çok senet gördük dedi ve ne araziyi devretti ne de senedin karşılığını ödedi, hatırladığım kadarıyla senet 100 bin liralık civarında bir senetti, daha sonra senedi oğlum ... e devrettim, daha sonra icra takibi yapılmış, ben nurda bülbülü tanımıyorum, senedin takibe konulması aşamasında ne gibi işlemler yapıldı bilemiyorum, ... ta benim kızımdır, ben ... ile oğlum ile kızım arasındaki ilişkiyi bilemiyorum, Benim bilgim görgüm bukadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 677. maddesi hükmüne göre, ticari senetteki geçersiz imza sadece kendisi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur. Senetteki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, poliçeye atılı her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de, ciro zincirini de koparmaz. Davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Dava konusu senette mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davacının borçlu olduğu gerçeğini değiştirmez.
Bu haliyle davacılar tarafından murisleri tarafından düzenlenmediği iddia edilen dava konusu 310.000,-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ve takipten dolayı ödenen bedelin davalıdan istirdadına karar verilmesi yönelik eldeki dava açılmış ise de, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarına yönelik iddialarının temelini, dava dışı ... ile murisleri arasındaki taşınmaz anlaşmazlığından kaynaklı söz konusu senedin düzenlendiğini, ancak nasıl düzenlenmiş olduklarına dair hiçbir bilgilerinin bulunmadığına ve bononun murislerinin iradesine aykırı şekilde açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle doldurulduğu hususlarına dayandırdığı ve davacı tarafın dava konusu bonodaki murisin imzasına yönelik itiraz da bulunulmadığı anlaşılmakla, dava konusunun kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit ve istirdat davası olduğu, kambiyo senetleri sebepten soyut olmakla, senedi elinde bulunduran kişiden ayrıca alacağın sebebini ispat etmesinin beklenemeyeceği, bu yönüyle bonoyu düzenleyenin davalı ile bir ilişkisinin bulunup bulunmadığının veya da senet alacaklısı ile aralarında taşınmazdan kaynaklı sorunlarının bulunup bulunmadığının bononun sıhhatine bir etkisi olmadığı, ispat yükünün, senedin nasıl düzenlendiği yönünden hiçbir fikirlerinin olmadığını beyan eden davacı tarafta olduğu açık olup, davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmadığı gibi davalı hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan yapılmış bir şikayet ve açılmış ceza soruşturma dosyası bulunduğuna dair bir delil ibraz edilmediği gibi bu yönde bir beyanda da bulunulmadığı açık olup, senedin imzalı olarak alacaklıya boş olarak da verilebileceği ve sonradan doldurulmasında hukuki bir engelin bulunmadığı, bu sebeple bunun ispatı için bilirkişi incelemesi gerekmediği, somut davaya konu bono incelendiğinde, unsurlarının tam olduğu, davacıların murisinin dava konusu bonoyla borç altına girdiği, davalının ise senette alacaklı olduğu, senedin ihdas kısmında ''nakden'' kaydının bulunduğu, davalının savunmasında temlik sözleşmesi ile senedi aldığını beyan etmesi sebebiyle senedin veriliş sebebini talil etmediği, aksine ispat yükünün, senedin nasıl doldurulduğunu, düzenlendiğini bilmeyen davacıda olduğu, imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu senet yönünden, senedin akrabalar arasındaki taşınmaz anlaşmazlığından kaynaklandığı iddiasının, taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından ancak senetle ispatlanması gerektiği, dava konusu bononun tedavüle çıkarılırken senet bedelinin ödendiğini iddia eden davacıların bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı sabit olduğundan davacılar tarafından dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıkları ve bonoya ilişkin ödenen bedelin istirdadına yönelik davada yukarıdaki açıklamalar kapsamında ispata elverişli delillerle ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Esas: 1988/1,Karar: 1989/2 salıyı 24.03.1989 tarihli kararında özetle: İmzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazıldığı veya yazdırıldığı iddiasıyla Türk Ceza Kanununun 509. maddesine dayanılarak şikayet üzerine açılan ceza davasında sanığa yüklenen bu eylem, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat edilemeyeceğine karar vermiştir. Bu içtihat ve senetle ıspata ilişkin HMK'nın 201. Maddesi uyarınca, yazılı delil niteliği taşıyan bir belge de olmaması dikkate alındığında davacının iddiasının ıspatlanamadığı, senet ödemesini yapacak borçlunun senedin aslını alması veya buna ilişkin bir makbuz alması gerektiği, senet verilirken ki durumunu ortaya koyan, karşı tarafın imzasını içeren bir belge alınması gerektiği, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ortaya konacak bir sözleşme de bulunmadığı, kötü ödeyenin iki kez ödemek zorunda kalabileceği, davacının bir ödemesi olmuş ise de bunun ıspatlanamadığı, davanın bu nedenle reddi gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 984,18-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen okundu, anlatıldı. 07/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır