T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/241 Esas
KARAR NO : 2025/63
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/03/2024
KARAR TARİHİ : 07/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 17.01.2024 tarihi saat 09.30-10.00 arasında sıralarında Sarıyer ilçesi, Büyükdere Cad. Tünel çıkışı Beşiktaş istikametinde seyir halinde olan davacıya ait...plakalı araca, ...plakalı araç arkadan çarparak maddi zarar verdiğini, arkadan gelen aracın çok hızlı olması, davacının öndeki aracını fark etmemesi, belki başka bir yere bakıyor olması nedeni ile sert bir şekilde çarpması sonucunda davacının aracının hasar gördüğünü, çarpmanın etkisi ile davacının aracı kendi önünde bulunan araca da çarptığını, kaza nedeni ile davacının aracının önden ve arkadan hasar almış olduğunu, kaza tarihinde davacının aracını henüz yeni alınmıştı ve kaza tarihi itibarı ile araç 1.000 km de olması nedeni ile ciddi bir değer kaybına uğradığını, olay yerine polis ekipleri gelmiş ve ekip kamera kaydını izleyerek tutanak düzenleyeceğini taraflara söylemiş olduğunu, nitekim kaza tespit tutanağında olay yerinde kamera olmadığını belirtmiş olduğunu, taraflarca tutulmuş bir tutanak olmadan kaza tutanağı trafik ekiplerince yorumlanarak ve yanlış tespitlerle oluşturulduğunu, bu sebeple kaza tespit tutanağına itiraz etmek gerektiğini, davalı sürücü davacıya arkadan çarptığı için %100 kusurlu olduğunu, kusur yönünden tüm delillerin toplanmasını ve bu konuda uzman bilirkişiden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının kaza yaptığı yerde mobese kamerası bulunduğunu, davalı sürücüden bu sebeple şikayetçi olunmuş ve savcılık dosyasından kamera kaydının celbi talep edildiğini, ilgili savcılık dosyasının ve mahkememizce mobese kaydının celbi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasını, dava konusu alacak için arabuluculuk sürecine de başlanmış ise de arabbuluculukta anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple dava açılması gerektiğini, arabuluculuk anlaşamama son tutanağını dilekçemiz ekinde dosyaya sunduğunu, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle, açılan davanın belirsiz alacak davası olduğu dikkate alınarak
9.500 TL değer kaybının faizi ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan tahsilini,
500-TL araç mahrumiyet bedelinin faizi ve vekalet ücreti ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve bu konudaki taleplerinin belirsiz alacak olduğu dikkate alınarak ileride arttırılmak üzere davalı ruhsat sahibininden tahsiline,17.01.2014 tarihinde düzenlenen kaza tespit tutanağına yaptıkları itirazlarının kabulü ile geçikmeden özellikle ... kodlu kameranın tüm açılardan görüntülerinin ve başkaca kamera kaydı var ise ilgili görüntülerin celbini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıların üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava yasal süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı yönünden de itirazlarının bulunduğunu, derdestlik ve husumet itirazlarının da bulunduğunu, husumet yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, mahkememiz dosyasında davacı tarafça Fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile olay tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen 9.500 TL değer kaybının ileride arttırılmak ve bu konudaki talebin belirsiz alacak olduğu dikkate alınarak davalılardan tahsili taleplerinde bulunduğunu, söz konusu iddia ve talepler hukuki mesnetten yoksun olduğu davanın reddinin gerektiğini, dava konusu 17.01.2024 tarihli trafik kazasına karıştığı belirtilen ...plakalı aracın trafik sigorta poliçesi davalı sigorta şirketince temin edildiğini, işbu trafik sigorta poliçe muhteviyatına göre şahıs başına daimi sakatlık ve ölüm teminatı ve maddi hasara yönelik karşı tarafa ödenebilecek tazminat tutarı sınırlandırıldığını, davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi ve diğer evraklar celbedildiğinde bu tutarın görüleceğini, ayrıca poliçede azami teminat limitinin yazılı olması bu miktarın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmediğini, her ne kadar davacı, karşı tarafın %100 kusurlu olduğunu iddia etmişse de trafik kazalarında kusur değerlendirmesi için görevlendirilen teknik bilirkişiler, polisler veya eksperler hukuk bilgileri olmadığı için, yalnızca trafik kurallarına uyulup uyulmadığı yönünden değerlendirme yapmakta, eylem ile zararlı sonuç arasındaki nedensellik bağını, zararın hangi eylem ve davranıştan doğduğunu dikkate almadığını, öncelikle kusur değerlendirilmesi için görevlendirilecek bilirkişi veya bilirkişilerin belirtmeye çalıştığımız çerçevede somut olayı değerlendirmelerinin gerektiğini, dolayısıyla davacının kusur oranına ilişkin bu iddiaları gerçeğe uygun olmadığından kabul edilemeyeceğini, araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin taleplerin ise hangi şartlarda doğacağı belirlenmiş olup hasar gören bölgenin daha önce hasara uğramamış ya da yenileme işlemine tabi tutulmamış olması, basit onarımla giderilebilecek hasarların dışarıda tutulması gibi sebepler gözetilerek kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bir maddi değer kaybı oluştuysa da gerekli incelemelerin yapılarak uygun olup olmadığı noktasında hukuki uzman görüşü gerektiğini, hasar halinde, hasar gören parça onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkan yok ise orijinali ile değiştirilebileceğini, kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilebileceğini, ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılacağını, bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemeyeceğini, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibariyle benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orjinal parça bedeli ile sınırlı olduğunu, sigortacı bu paragraf kapsamındaki onaya ilişkin tercihini hasar ihbarından itibaren 2 iş günü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı varsayılacağını, davalı sigorta şirketi huzurda açılmış bulunan davanın açılmasına sebebiyet vermemiş durumunda olduğunu, davalı sigorta şirketi sorumluluğunu yerine getirdiğini, Mahkememiz tarafından dava dosyası kusur yönünden inceleme yapmaya elverişli bilirkişiye tevdi edildiğinde iddia edilen zarar tazminleri ile arasında nedenselliğin olup olmadığının da tespitinin yapılacağını, işbu nedenle nedenselliğin olmamasından dolayı açılmış bulunan davanın reddinin gerektiğini, bu hususta yapılacak incelemelerde kabul anlamına gelmemekle beraber karşı tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespitinin de yapılmasını talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, şayet emniyet kemerinin takılı olmaması halinde %20'den az olmamak kaydıyla kusur indiriminin de yapılmasının gerektiğini, ayrıca ekspertiz ücretine ilişkin dekont sunulması gerekmekte olup ekspertiz ücretine ve KDV'ye ilişkin de itirazlarının sunulduğunu, arabanın pert olduğuna ilişkin bilgi ve belgelere de itiraz ettiğini, bu hususun alanında uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin kanaatinde olduğunu, ayrıca aracın çekme-hurda bedeli,sovtaj, eskime ve iskontoya ilişkin dosyada mübrez bir bilgi veya belge bulunmamakta bu hususta bir bilgi ve belge sunulursa buna ilişkin cevap ve karşı delil sunma haklarını da saklı tuttuğunu beyan ettiğini, poliçenin sigorta şirketi tarafından celbinden sonra ayrıntılı beyanda bulunacağız buna ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ettiğini, davacının, maluliyet oranın belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan kati raporunun alınmasına ve sakatlıktan kaynaklı sürekli iş görmezlik tazminatının hesaplanması için aktüer sıfatına sahip bilirkişinin görevlendirilmesinin gerektiğini, öncelikle davanın reddini, davalı sigorta şirketince ilgili poliçe ve şartlar uyarınca şayet tazmini gerçekleştirilmiş bir tutar söz konusu ise buna ilişkin tutarların mahsubu ile herhangi bir sorumluluğunu bulunmadığından davanın reddini, davada temerrüt bulunmadığından faiz talebinin reddini, belgeler dosyaya intikal ettikten sonra olabilecek talep, itiraz ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ahmet Kuşdoğan vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalının en sol şeritte ve kendi şeridinde ilerlemekteyken davacı ... plakalı aracın sürücüsü davalının şeridine ainden sinyal vermeden girmiş ve davalının duramayarak bahse konu araca çarptığını, davacının iddialarının aksine makas atan ve davalının aracının önüne arabasını kıran kişi aslında davacı olduğunu, buna ilişkin ekte sunulan fotoğraflardan da görüleceği üzere kaza anlatıldığı şekilde gerçekleşmiş ve davalının aracının sağ ön tarafının davacının aracının arka sol tarafına çarpmış olması da açıkça iddialarını ispatlar nitelikle olduğunu, davacının aracının fotoğraflarda sol şeritte olmasının nedeni trafiğin akışını bozmamak için aracın o şeride çekilmesi olduğunu, mobese kayıtlarından da iddialarının sübut bulacağını, davacı taraf hem davalının çok hızlı olduğunu ve bu çarpmanın etkisiyle davalının öndeki araca çarptığı ve aracının ön kısmında da ciddi hasar meydana geldiğini iddia etmiş hem de aynı dilekçede kazanın etkisiyle çarptığı öndeki araçta hasar meydana gelmediğinden olay yerini terk ettiğini beyan ettiğini, işbu iddia ve beyanlar kendi aralarında çelişkili olduğunu, davacının aracının ön tarafında zarar meydana gelecek kadar şiddetli bir çarpma sonucu davacının bu nedenle vurduğu öndeki araçta herhangi bir zarar olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işbu durum da açıkça davacının iddialarının samimi ve gerçeğe uygun olmadığının bir diğer göstergesi olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde davalının hakkında niyet okuyarak iddialarının ispatlamak amacıyla işbu kazanın dikkatsizlik, sürat, telefona bakması ve hatta drift yapmış olması nedeniyle olabileceğini iddia ettiğini, işbu beyanların hiçbiri gerçeği yansıtmamakta olup, mobese kayıtları da incelendiğinde görüleceği üzere hukuka ve hakkaniyete aykırı iddialar olduğunu, o kadar ki 50 yaşının üstündeki davalının drift yapabileceği yönünde mantığa sığmayacak şekilde isnatta bulunduğunu, davalı tarafça kusur yönünden kendimizden emin olunması sebebiyle dava dosyasına mobese kayıtlarının celbini talep ettiğini, her ne kadar davacı karşı tarafın karayolları trafik kanunu’ndan doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle tam kusuru bulunduğu iddia edilmiş olsa da davacın bu iddiası yalnızca olay yerine düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına dayanıldığını, kaza tespit tutanağı ise, mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, zira kaza tespit tutanağının geçerliliği, aksi ispat oluncaya kadar söz konusu olup; mahkememizce aldırılacak bilirkişi raporu tespitleri ile sona ereceğini, bu nedenle davacı tarafından kaza tespit tutanağına dayanarak kusur izafe edilmesinin ve bu kusur oranları doğrultusunda talep edilen tazminatların kabulü mümkün olmadığını, araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin taleplerin ise hangi şartlarda doğacağı belirlenmiş olup hasar gören bölgenin daha önce hasara uğramamış ya da yenileme işlemine tabi tutulmamış olması, basit onarımla giderilebilecek hasarların dışarıda tutulması gibi sebepler gözetilerek kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bir maddi değer kaybı oluştuysa da gerekli incelemelerin yapılarak uygun olup olmadığı noktasında hukuki uzman görüşünün gerektiğini, ayrıca ekspertiz ücretine ilişkin dekont sunulması gerekmekte olup ekspertiz ücretine ve kdv'ye ilişkin de itirazlarını sunduğunu, aracın pert olduğuna ilişkin bilgi ve belgelere de itiraz ettiğini, bu hususun alanında uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu, ayrıca aracın çekme-hurda bedeli, sovtaj, eskime ve iskontoya ilişkin dosyada mübrez bir bilgi veya belge bulunmamakta bu hususta bir bilgi ve belge sunulursa buna ilişkin cevap ve karşı delil sunma haklarını da saklı tuttuğunu beyan ettiğini, poliçenin sigorta şirketi tarafından celbinden sonra ayrıntılı beyanda bulunacağız buna ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ettiğini, nihayet, yukarıda arz ve izah olunan sebepler nedeniyle davacının aykırı olan davasının reddini yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Arabuluculuk son tutanağı, Kazaya ilişkin fotoğraflar ve tutanaklar, Sigorta poliçesi, Eksper raporu, Ödeme dekontu, Bilirkişi raporu, ATK raporu ve tüm dosya kapsamı.
Adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından hazırlanan adli tıp raporuna göre; Davalı sürücü ...’ın kusursuz olduğu, sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
Trafikçi bilirkişi ...tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Dava konusu ...plakalı, 2023 model ... (...) ... 1.0 TCE X-... marka /model aracın, dava konusu trafik kazasında hasarlanmış olmasından dolayı değer kaybının, kaza tarihi itibarıyla 70.000,00 TL olacağı, davacının kaza tarihi itibarıyla tespit edilen 70.000 TL değer kaybı tazminatına karşılık tahsil etmiş olduğu 36.250,00 TL değer kaybı tazminatı düştüğünde, talep edebileceği bakiye değer kaybı tazminatının ( 70.000 - 36.250=) 33.750,00 TL olacağı, davacının kaza tarihi itibarıyla, 7.537,00 TL mahrumiyet tazminatı talep edebileceği, dosyaya Adli Tıp Kurumu raporunun kazandırılmamış olduğu görülmüş, Adli Tıp Kurumu raporundan sonra davacı sürücününde kazada kusurunun olması durumu için, raporda tespit edilen davacının talep edebileceği tazminat miktarları konusunda davalının kusur oranının dikkate alınması gerektiğinin görüş ve kanaatine varılmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE GEREKÇE
Dava, davacıya ait ...plakalı aracına davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalanan ve diğer davalının sevk ve idaresinde olan ...plakalı aracın çarpması neticesinde meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talebinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememiz dava konusu sebebi ( sigortaya ilişkin hükümler TTK da düzenlendiğinden) ile görevli ve davalının yerleşim yeri itibari ile yetkilidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ...plakalı aracın 17.01.2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı aracına çarptığını ve maddi hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, davalı araç sürücüsünün kaza nedeniyle %100 kusurlu olduğunu belirterek değer kaybı ve ikame araç bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Türk Borçlar Kanunun 49. maddesinde: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." düzenlemesi gereğince taraflar arasında maddi zarara ilişkin alacak talebinin belirli olmadığı ve uyuşmazlık bulunduğu, davacıdan maddi zararının ne kadar olduğunun tam ve kesin olarak bilmesinin mümkün olmadığı ve Mahkememizce yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda belli olacağından davanın belirsiz alacak davası olduğunun kabulü gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; 17.01.2024 tarihinde davacı tarafa ait ...plakalı araca, davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalı bulunan ve diğer davalının sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın çarpması neticesinde, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasının bulunduğu anlaşılmış olup dosya kapsamında alınan 19.08.2024 tarihli ATK raporu ile 12/12/2024 tarihinde alınan ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu ile, araçların hasarlanma şekillerine göre, olay sırasında ...plakalı otomobil sürücüsünün sola şerit değiştirme manevrası yapmak istediğinde gireceği şerit üzerindeki araç varlığına dair gerekli-yeterli kontrolü yapmamış ve sol şeritte yakın mesafedeki ... plakalı otomobile rağmen yaptığı manevra neticesinde de kendi aracının sol arka kısımlarıyla önüne manevra yaptığı ...plakalı otomobilin sağ ön kısımlarının temaslanmasına sebebiyet verdiği, bu şartlarda olayın "arkadan çarpma" olayı olarak değerlendirilmesinin uygun olmadığı tespit edilerek ...plakalı araç sürücüsü ...idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalline gelip sola şerit değiştirme manevrası yapmak istediğinde, gireceği şeritteki trafik durumuna dair gerekli- yeterli kontrolleri yapması, bu şeritten gelen gelen aracın hız-mesafe durumunu değerlendirmesi ve manevrasını uygun bir zamanda gerçekleştirmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, sol şeritte yakın mesafedeki otomobile rağmen sola yönelmekle de kazaya sebebiyet verdiği olayda %100 oranında kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsü ...idaresindeki otomobil ile bölünmüş yolun sol şeridini takiben seyir halindeyken olay yerine geldiğinde, kendisiyle aynı yönde sağındaki şeritte seyir halineyken yakın mesafede sola şerit değiştirme manevrası yapan otomobil nedeniyle kazaya karıştığı olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı tespit edildiğinden davacının %100 oranında kusurlu olması sebebi ile davalılardan talepte bulunmayacağından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE
2-Alınması gereken harç 615,40TL olmakla peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği bulunan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 07/02/2025
Katip
E-İmzalıdır
Hakim
E-İmzalıdır
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.