T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/433 Esas
KARAR NO :2025/106
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/08/2018
KARAR TARİHİ:21/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 02/08/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; 01/04/2015 tarihinde müvekkiline ait inşaattan çıkan beton kalıp demir direğinin şiddetli rüzgar sebebiyle yerinden çıktığını ve yoldan geçen ...'nun başına isabet ettiğini, olayın akabinde şahsın davalı şirketlere ait ... Hastanesine götürüldüğünü, ağır travma ve ölüm riski olması sebebiyle yoğun bakım ünitesine kaldırıldığını, uzun süre yoğun bakım ünitesinde tedavi gören ...'nun tüm tedavisi ve bakımıyla müvekkili şirketin ilgilendiğini ve taburcu olana dek kendisini maddi ve manevi olarak yanlız bırakmadığını, davalı şirketin ...'nun hastaneden taburcu olacağı esnada müvekkili şirketten 17.000,00 TL gibi fahiş bir ücret talep ettiğini ve ücretin farklı firmalara ait hesap numaralarına yatırılması gerektiğini, aksi takdirde şahsın taburcu olamayacağının bildirildiğini, bu olayın akabinde müvekkili şirketin ... mağdur olmaması ve kalan tedavisine devam edebilmesi için bildirilen tutarı ödemek zorunda kaldığını, SGK yasası, Başbakanlık Genelgesi, Sağlık Bakanlığının Acil Sağlık Hizmetlerinde uygulanacak genelgeye göre "Her ne boyutta olursa olsun travma vakaları, acil servis başvuruları sonrası hastaneye yatışı yapılan vakalar, başka bir sağlık hizmet sunucusuna sevk edilen ya da başka bir sağlık hizmet sunucusundan sevkli gelen vakalar tıbbi müdahale uygulanan vakalar, müşahede altına alınan vakalar acildir" ve bu kapsamda gelen hastalar kırmızı alan uygulaması için de hiçbir ücret ödemeyerek tedavileri yapılacaktır denildiğini, davalı kurumun kanuna aykırı, haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak müvekkili şirketten 17.000,00-TL ücret tahsil ettiğini, bunun üzerine borçlular aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve borçlulara usulüne uygun ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçluların süresi içerisinde itiraz ettiklerinden takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ne çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul'da faliyet gösteren başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinden gelen hastalara hizmet sunan Özel ... Hastanesinin davaya konu tedavi tarihindeki tüzel kişiliği olduğunu, davacı şirketin .... Noterliğinin 06/06/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede ödenen toplam 17.000,00TL'nin bildirilen hesaba 2 iş günü içerisinde yatırılması gerektiğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin ise ... 1. Noterliği aracılığıyla çekilen ihtarnamede ... isimli hastanın müvekkili şirket bünyesinde nöroloji ve cerrahi yoğun bakımda tedavi gördüğü, kendisinden herhangi bir fark ücreti alınmadığının, bu nedenle alınmayan bir bedelin geri ödenmesinin mümkün olmadığından ödeme yapılamaycağının bildirildiğini, davacı şirketin .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibine süresinde itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin basiretli bir tacir olup sağlık hizmeti sunumu konusunda üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, adı geçen şahsın tedavisinin SGK kapsamında yapıldığını ve fark ücreti alınmadığını, alınmayan bir bedelin ödenmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hasta tedavisine ilişkin bir işlem bulunmadığını, davacı şirkete gönderilen ihtarnameye cevapta belirtildiği üzere yapılan ödeme, her iki tarafı da tacir olan şirketler arasındaki mal veya hizmet alımına ilişkin olduğunu, ekte sunulan faturada da ... karşılığında 10.000,00TL ödemenin alındığının açıkça anlaşıldığını, bu nedenle müvekkili şirkete gönderilen ihtarnameye ve icra takibine itiraz edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası icra dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporu , Bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
Serbest mali müşavir ... tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporuna göre; Davalılardan ... Merkezi tarafından davacı ... İnşaat adına tanzim edildiği iddia edilen 13.04.2015 tarih, ... no.lu ve “... içerikli 10.000 TL tutarlı faturanın davacı ... İnşaatın yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, Davalı adına kayıtlı hiçbir hesabın bulunmadığı, İlgili fatura belgesinin ... İnşaat'a teslim edildiğine ilişkin bir belge ve bilginin dosya kapsamında yer almadığı, ... İnşaat tarafından, ilgili fatura dönemi olan Nisan/2015 için beyan edilen BA formlarında davalıya ait herhangi bir bildirimin yapılmadığı, Kök raporumuzda varmış olduğumuz kanaatimizde herhangi bir değişme olmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin ... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği ve karar davalı ... tarafından istinaf edilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2021/799 esas 2024/912 karar sayılı ilamı ile"... Somut olayda; davacı tarafından tedavisi üstlenilen dava dışı hasta ...'nun acil kapsamında davalılardan Davalı ... Ve Tic. A.Ş.'ne ait ... Hastanesi'nde tedavi gördüğü, söz konusu tedaviden kaynaklı davalılardan Sesatek şirketine 7.000 TL, diğer davalı ... şirketine 10.000,00 TL ödeme yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır. İstinaf eden davalı ... şirketi davacı ile davalı şirket arasında hasta tedavisine ilişkin bir işlem bulunmadığını, medikal malzeme satışı yapıldığını iddia etmiş olup mahkemece davalının, davacıya ne tür medikal malzeme hizmet sunduğuna dair bir delil veya açıklama sunamadığı, ayrıca davalı tarafından davacı adına tanzim edilen fatura belgesinin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir kayıtta sunulmadığı gerekçesiyle davacının davalıya ödemiş olduğu 10.000-TL'nin iadesine karar verilmiştir. İncelenen davacı defterlerinde ... şirketine ödenen 10.000 TL'nin 52 no.lu yevmiye madde numarası ile kayıt altına alındığı tespiti yapılmış ise de söz konusu faturanın davacının ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği araştırılmamıştır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. O halde mahkemece yapılacak iş, mali müşavir bilirkişinden alınacak ek rapor ile medikal malzeme satışına ilişkin düzenlenen faturanın davacının ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur..." şeklinde verilen karar kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve yeniden esas alarak yargılamaya devam olunmuştur.
Kaldırma kararı sonrasında dosya mali müşavir bilirkişiden alınan bilirkişi raporu ile; davalılardan ... Merkezi tarafından davacı ... İnşaat adına tanzim edildiği iddia edilen 13.04.2015 tarih, ... no.lu ve “... içerikli 10.000,00 TL tutarlı faturanın davacı ... İnşaatın yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı adına kayıtlı hiçbir hesabın bulunmadığı, ilgili fatura belgesinin ... İnşaat'a teslim edildiğine ilişkin bir belge ve bilginin dosya kapsamında yer almadığı, ... İnşaat tarafından, ilgili fatura dönemi olan Nisan/2015 için beyan edilen BA formlarında davalıya ait herhangi bir bildirimin yapılmadığı tespit edilmiştir.
Davalı ... VE TİC. A.Ş. yönünden yapılan incelemede; davacı, dava dışı ...'nun tedavi masrafları adı altında ödemiş olduğu 17.000-TL nedeni ile davalıların sebepsiz zenginleştiğini iddia etmiş ise de, tarafların ticari kayıtlarından tedaviyi uygulayan hastanenin hastadan herhangi bir fark ücreti almadığı, bu konuda aksi bir iddianın yer almadığı, davacı tarafından ödendiği iddia edilen 10.000 TL ve 7.000 TL'nin salt olarak ... A.Ş.'ne ait ... Hastanesine ait hesaplara yatırılmadığı tespit edilmiştir. Celp edilen ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ve yetkililerinin, faaliyet alanlarının ve şirket merkezlerinin farklı olduğu, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğuna dair başkaca bir delil sunulmamış, diğer davalılara yapmış olduğu 17.000-TL'lik ödemeden dolayı davalı ... A.Ş.'nin sebepsiz zenginleştiği olgusunun ispatlanamadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. yönünden yapılan incelemede; Davacı tarafça, davalı ... Ltd. Şti.'ye "... yoğun bakım ve servi...." açıklaması ile 10.000-TL havale yapıldığı, ...'nun bu davalıdan herhangi bir tedavi ve hizmet aldığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davalı tarafça tahsil edilen 10.000-TL tutar için "..." içerikli fatura tanzim edildiği, davalı tarafça "bu bedelin her iki tarafı da tacir olan şirketler arasındaki mal veya hizmet alımına ilişkin olduğu" savunmasında bulunulduğu, ancak davalının, davacıya ne tür medikal malzeme hizmet sunduğuna dair bir delil veya açıklama sunamadığı, ayrıca davalı tarafından davacı adına tanzim edilen fatura belgesinin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir kayıtta sunulmadığı, davacı defter ve kayıtlarında yapılan bilirkişi incelemesinde de faturaya dair bir kaydın bulunmadığı, bu hali ile davacının davalıya ödemiş olduğu 10.000-TL'nin iadesini talep etme hakkı olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı ... Ltd. Şti tarafından 10.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin bu borçlu davalı yönünden belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 2.000,00-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. yönünden yapılan incelemede; Davacı tarafça, davalı ... Ltd. Şti.'ye "... hastane masrafları" açıklaması ile 7.000-TL havale yapıldığı, ...'nun bu davalıdan herhangi bir tedavi ve hizmet aldığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen kayıtlarda çalışma konusunun "inşaat taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak resmi ve özel inşaatlar yapmak ve ana sözleşmesinde yazılı diğer işler" olarak düzenlendiği, davacı tarafından yapılan havale açıklamasının "... hastane masrafları" olduğu, davalı tarafça alınan bedele ilişkin bir delil sunulmadığı gibi yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların sunulmasından kaçınıldığı, bu hali ile gönderilen havale bedelinin taraflar arasında var olan bir ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, davacının davalıya ödemiş olduğu 7.000-TL'nin iadesini talep etme hakkı olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı ... Ltd. Şti. tarafından 7.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin bu borçlu davalı yönünden belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 1.400,00-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair dosya kapsamında aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: %58,82 oranında ... Merkezi şirketi- %41,18 oranında Sesatek İnşaat şirketi sorumlu olmak üzere)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı ... LTD. ŞTİ tarafından 10.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin bu borçlu davalı yönünden belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.000,00-TL icra inkar tazminatının borçlu davalı ... LTD. ŞTİ alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı ... LTD. ŞTİ tarafından 7.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin bu borçlu davalı yönünden belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.400,00-TL icra inkar tazminatının borçlu davalı ... LTD. ŞTİ'den alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Davalı ... VE TİC. A.Ş. yönünden davanın REDDİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.161,27-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 290,32-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 870,95-TL harçtan;
512,30-TL nispi karar harcının, davalı ... Ltd. Şti tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
358,65-TL nispi karar harcının, davalı ... Ltd. Şti tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 4.277,32-TL yargılama giderinin davalılar ... Ltd. Şti ve ... Ltd. Şti'den sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine
6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... Ltd. Şti ve ... Ltd. Şti'den sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine
7-Davalılar ... Ve Tic. A.ş. ve ... Ltd. Şti kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.000,00-TL vekalet ücretinin (... şirketi için 7.000,00TL ile sınırlı olmak üzere) davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
8-Artan gider avansının kararın kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/02/2025
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır