T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/45 Esas
KARAR NO : 2024/692
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/01/2024
KARAR TARİHİ : 25/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 19/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı Şirket ile davalı arasında 12.06.2023 tarihinde akdedilen Satım Sözleşmesi gereğince, davacı şirket, davalı'ya emtia ürünlerinin - satışını gerçekleştirdiğini, ürünler sözleşme koşullarına uygun olarak teslim edilmiş, sözleşme kapsamında, davalı'nın ürün bedellerini 60 gün içinde ödemesi gerekmekte olup, bu süre zarfında ödeme yapılmaması halinde davalı'nın temerrüde düşeceği ve ek ticari faiz uygulanacağı kararlaştırıldığını, davalı, toplam 54.530,35 USD tutarındaki satış bedelinin sadece 12.657,59 USD'sini ödemiş, davacı şirket'in, davalı'dan kalan 41.872,76 USD tutarında bakiye alacağı bulunmakta olduğunu, bu bakiye, 22.06.2023 tarihli fatura ile belirlenmiş olup, ödenmemesi nedeniyle muaccel hale geldiğini, davacı şirket, .... Noterliğinden 02.11.2023 tarihli ihtarname ile davalı'ya bakiye alacağın ödenmesi için bildirimde bulunmuş, ancak ödeme gerçekleşmediğini, bunun üzerine, davacı şirket 20.11.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğünde 41.872,76 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış, ancak davalı 06.12.2023 tarihinde haksız şekilde itiraz etmiş ve takip durduğunu, takibin durdurulması akabinde davacı şirket 20.12.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunmuş, ancak uzlaşma sağlanamadığını, davalı'nın icra takibine yaptığı itirazlar, sözleşmedeki yetki maddesine ve dosya muhteviyatına aykırı olup, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı'nın itirazları nedeniyle davacı şirket'in alacağı ödenmemiş ve muaccel hale geldiğini, davanın kabulü ile yargılama giderlerinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 19/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalıya karşı açmış olduğu cari hesaba dayalı icra takibi ve itirazın iptali davası haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, davacı davalılara mal satışı ve teslimatını ispat edemediğini, ayrıca, davalının borcu olmadığı gibi, asıl alacağa uygulanan faizler ve tüm feriler bakımından da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalılar açısından temerrüt durumu söz konusu olmadığı halde, işletilen faiz oranları yasal dayanağı bulunmadığından, bunlara da itiraz edilmekte olduğunu, davacının haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının yetkisiz icra dairesinde takip açması nedeniyle davanın usulden reddi, aksi durumda esasa ilişkin beyanlarımız doğrultusunda davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, İhtarname, Fatura, Satım sözleşmesi, Banka hesapları, Ödemeye ilişkin evraklar, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 41.872,76-usd cari hesaptan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 06/12/2023) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 07/12/2023 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusunun, taraflar arasındaki ticari ilişkiler çerçevesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan 22.06.2023 taril re ... nolu 54.530,35 USD tutarlı faturadan kaynaklanan bakiye alacağın ödenmesi talebiyle yürütülen takibe karşı yapılan itirazın iptali davasından ibaret olduğu, davacı, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2023 yılında E-Defter kullanıcısı olup, 2023 yılında tuttuğu elektronik defterlerin beratları, yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, her iki yıla ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı ve 2023 yılı Envanter defteri açılış tasdikinin süresinde yapıldığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı ... hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmektedir. ... hesap kodu, muhasebe sistemlerinde genellikle "Alıcılar" olarak adlandırılır ve bir işletmenin mal veya hizmet satışından dolayı müşterilerinden alacaklı olduğu tutarların kaydedildiği bir cari hesap olup bu hesap, işletmelerin alacaklarını vade, miktar ve ödeme koşulları gibi detaylarla takip etmelerine olanak tanır. davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen fatura, bu hesap üzerinden işlenmiştir. Bu fatura 22.06.2023 tarihli ve ... nolu 54.530,35 USD tutarlı olup ilgili fatura davacının ticari defterlerinde ... hesap kodu altında kaydedilmiştir. Bu faturalardan kaynaklanan alacaklar nedeniyle, davacının davalıdan takip tarihi (20.11.2023) itibarıyla toplam 41.872,86 USD (946.463,78 TL) alacaklı olduğu tespit edildiği, Davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup, dosyaya Bilirkişi ... tarafından sunulan 31.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki görüşler bildirilmiştir: "Sayın Mahkemeniz tarafından tarafıma verilen görev, tüm çabalarıma rağmen davalıya ulaşamamam ve yerinde incelemeye randevusuz gidilmesine rağmen anılan adrese ulaşılamadığından yerine getirilememiştir. Davalı ... ...'ın 2023 yılına ait resmi defterleri Sayın Mahkemenize sunulduğunda, gerekli inceleme yapılabilecektir." Davacı şirket ve davalı arasında 12.06.2023 tarihli Satım Sözleşmesi akdedilmiştir. İşbu satım sözleşmesinde davacı şirket tarafından davalı'ya emtia ürün alım-satımından kaynaklanan ürün satışının gerçekleştirilmesi, davalı tarafından toplam satış bedelinin davacı şirket'e ödenmesi kararlaştırıldığı, ilgili sözleşmede tarafların kaşe ve imalarının yer aldığı görüldüğü, Davacı şirket tarafından davalı tarafa keşide edilen .... Noterliğinin 02.11.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı'nın taraflar arasında akdedilen satım sözleşmesinden kaynaklı asli edim yükümlülüğünü yerine getirmesi, 22.06.2023 tarihli ... no.lu faturadan doğan ve muaccel hale gelen 41.872,76 USD tutarında bakiye alacağının davacı şirket'e 3 iş günü içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı ve ödenmemiş toplam borcun ticari temerrüt faizi ile birlikte talep edileceği ihtar Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan 22.06.2023 tarihli ve ... no.lu 54.530,35 USD tutarındaki fatura üzerinde yapılan incelemelerde; Dosya içeriğinde fatura içeriği ürünlerin teslimine ilişkin bir belge ve verinin yer almadığı görülmüş ise de davalı tarafından faturaya ilişkin 8 gün içinde herhangi bir itiraz yapılmadığı ve faturaya kısmi ödemelerin yapıldığı gözlemlendiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan 22.06.2023 tarihli ve ... no.lu 54.530,35 USD tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup, mahkeme tarafından bu faturaya konu ürünlerin teslim edildiği ve faturanın kabul edilmesi durumunda, davacının davalıdan takip tarihi (20.11.2023) itibarıyla toplam 41.872,86 USD (946.463,78 TL) bakiye alacaklı olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetki sözleşmesi (HMK 17) gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari sözleşme nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla cari hesaba dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasında taraflar arasındaki sözleşme ve cari hesaptan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Dosya kapsamında davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de vergi dairesinden alınan müzekkere cevabında davalının gerçek usulde vergilendirildiği, bilanço hesabına göre defter tuttuğu ve 1. Sınıf tacir olduğu anlaşıldığından HMK 17 gereği yetki sözleşmesi yapabileceği anlaşılmış ve taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesinde İstanbul mahkemeleri ve İcra dairelerinin yetkili olduğu düzenlendiğinden yetkiye dair itirazları kabul edilmemiştir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı 12/06/2023 tarihinde taraflarca imzalanan satış sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 22/06/2023 tarih ... numara 54.530,35 usd tutarlı faturadan kaynaklanan bakiye alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, taraflar arasında 12/06/2023 tarihli Satış Sözleşmesi''nin imzalandığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, mahkememizce 01/03/2024 tarihli celsede taraflara defter ve kayıtlarını inceleme gününde sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı taraf yerinde inceleme talep ettiğinden mahkememizce mahal mahkemesine talimat yazılmış ise de davalı tarafın bilirkişiye defter ve kayıtları sunmadığı, yapılan aramalara cevap vermediği gibi belirtilen adreste bina bulunmadığı talimat raporu ile mahkememize bildirilmiş olup 31/05/2024 tarihli celsede davalı tarafa defter ve kayıtları sunması için ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen defter ve kayıtları sunmamıştır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebileceğinden mahkememizce taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından 22/06/2023 tarih ... numara 54.530,35 usd tutarlı e-faturayı düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturaya karşı TTK'nun 21/2. Maddesi uyarınca süresi içerisinde iade ve itiraz etmediği ve fatura içeriğinin taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu, verilen kesin süreye ve yerinde incelemeye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığından HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, davacı taraf defterindeki kayıtlara uygun olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya 41.872,76- usd tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı icra dosyasında 41.872,76 USD(dolar) asıl alacağa yönelik borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 41.872,76 USD(dolar) asıl alacak için takip tarihinden itibaren Euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere KALDIĞI YERDEN DEVAMINA,
2-Asıl alacağın (41.872,76 USD(dolar)x28,7476TL=1.203.741,36TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 86.443,12-TL harçtan peşin olarak alınan 15.590,76-TL harçtan mahsubu ile bakiye 70.852,36-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 24.353,16-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 189.163,48-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 25/10/2024
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.