T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/575 Esas
KARAR NO :2025/598
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/10/2024
KARAR TARİHİ:10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca 2017 yılından bu yana, ... İl Sağlık Müdürlüğü fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmet alım ihaleleri kapsamında ortaklık kurulup beraber çalışıldığını, müvekkili şirketin payı 1/3 olarak kararlaşıtrıldığını, süreç bu şekilde yürütüldüğünü, bu oran ihale başvuru belgelerinde de görünür durumda olduğunu, bu bağlamda tarafların ortaklığı açısından ... Sağlık Hiz. Tic Ltd.Şti. ve Ortağı ...Hiz.San. Tic.Ltd. Şti Adi Ortaklığı kurulduğunu, pendik vergi dairesinde ... vergi numarasını aldığını, ortaklığın muhasebesi ayrıca tutulduğunu, muhasebe kontrolü davalı tarafça yürütüldüğünü, müvekkili şirkete gereken bilgiler verilmediğini, müvekkili şirket ortaklık payı oranında masrafları da gerçekleştirdiğini, dönem itibariyle 64.000 Euro tutan cihazların alımı, teknik şartnamede belirtilen vasıflara uygun olarak seçilen ... plakalı araçların alımı , hizmetin verileceği yerin tefrişatı açısından yapılan masrafların 1/3'ü karşılanmışdığını, bunların tamamını ortaklık dahilinde yapılan işte kullanılmak üzere teslim edildiğini, süreç tamamlanıp, davalı şirket ve müvekkili şirket ... İl Sağlık Müdürlüğü ihalelerine girmeye başladığını, ihalelere katılım açısından gerekli yükümlülüklerin büyük kısmı bahse konu ilk aşamada sağlandığını, yüksek meblağlı masraflar ilk başlangıçta karşılandığı için, ilk ihale sonrası ihaleye katılım şartlarını sağlamak açısından gerekli masraflar karşılanmış olduğundan masraflar düştüğünü, bahse konu durum 19.11.2022 tarihli protokolde de dile getirildiğini, tarafların imzaladığı protokol içeriğinde 2017 yılından bu yana bahse konu işin beraber yürütüldüğünü, cihazların müvekkili şirket tarafından sağlandığı durumunun yazılı olarak ortaya konulmasının yanı sıra, cihazların müvekkili şirket tarafından sağladığı da kabul altında olduğunu, ihale süreçleri geçirilip, hizmetlerden gelen gelirler elde edildiğini, uzunca bir süre müvekkili şirkete gelir-gider durumu açısından yeterli bilgi verilmediğini, müvekkili şirketin bu minvaldeki taleplerinin tamamı reddedildiğini, bu durum ortaklık ilişkisi başta olmak üzere birçok hususu yürütülmesi zor hale soktuğunu, davalı şirketin müvekkili şirket muhasebesine gönderdiği veriler eksik olmasına rağmen, gönderilen eksik verilerdeki müvekkili şirket payına düşen kısmın dahi tam anlamı ile ödenmediğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucu ortaya çıktığını, eksik gönderilen kısım açısından müvekkilinin alması gereken kar payının 663.801,80 TL eksik olduğunun tespiti üzerine davalı şirket ile tekrardan iletişime geçildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, davalı yanın ortaklık ilişkisi noktasında kararlaştırılmamış olan kesintileri de yaptığını, bu kesintilere uygulamada olmayan firma kullanım kesintisi gibi isimler koyduğunu, bir kısım kesintilerin ise mükerrer olduğu görüldüğünü, yapılan en önemli kesintilerden olan giderler kısımları ile alakalı da herhangi bir bilgilendirme söz konusu olmadığını, müvekkil şirkete bildirilmediğini, müvekkili şirket adına ...'ıncı Noterliği ... yevmiye numaralı 8 Mayıs 2024 tarihli ihtarname keşide edildiğini, dava konusu takibe konu meblağın yanı sıra diğer alacakların da hesaplanıp gönderilmesi için süre verildiğini, ihtar tebliğ edildiğini, davalı şirket ... 4'üncü Noteri ... yevmiye numaralı 21 Mayıs 2024 tarihli cevabı keşide ettiğini, ödeme yapmayı reddettiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, davanını kabulünü, .... İcra Müdürlüğü 2024/... E sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 08/11/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası marifetiyle icra takibine geçildiğini, taraflar arasında herhangi bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, davanın görülmesinde yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ... Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. ile davacı taraf arasında ... il Sağlık Müdürlüğü uhdesindeki ... ihale kayıt numaralı “Fizik Tedavi Rehabilitasyon ve Evde Rehabilitasyon İle Eswt Tedavisi Hizmeti Alımı” kamu ihale daha sonrasında ... ihale kayıt numaralı kamu ihalelerine davacı ve müvekkili şirket adi ortaklık usulüyle birlikte katılarak ve en düşük istekli olmuşlar ve bahse konu kamu ihalelerindeki ilgili idareyle sözleşme imzalayarak ve kamu ihalesindeki hizmetleri ifa ettiklerini, adi ortaklığın ödemekle yükümlü olduğu işçilik alacakları (kıdem tazminatı vb.) ve iş yapılan döneme ait harç veya vergi ödemeleri yahut ceza kesilmesi gibi durumlar söz konusu olabileceğinden hesapları açık tutulduğunu, adi ortaklığın tasfiye süreçleri davacı tarafın uzlaşmacı olmayan tutumu nedeniyle tamamlanamadığını, adi ortaklığın ... İl Sağlık Müdürlüğüne hizmet verdiği dönemde tüm muhasebesel bilgi kayıtları adi ortaklığın tüm taraflarıyla paylaşıldığını, davacının kendisine bilgi verilmediği yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, davacı taraf işin ifası için kendisinin çokça yatırım yaptığını iddia etse de, bu yatırım için iddia edilen tutarları kabul etmediklerini, davacı tarafça iddia edilen yatırımın çok daha fazlası müvekkili şirket tarafından yapıldığını, işin gereği için gereken masraf ve ekipman ihtiyacının ekseri çoğunluğu müvekkili şirket tarafından karşılandığını, taraflarca 2023 döneminden sonraki süreç için müvekkili şirket ilgili ihaleye tek başına girdiğini, davacı tarafa yalnızca bir dönem cihaz kullanım bedeli ödediğini, daha sonrasında davacının cihazlarını iade ederek kendi cihazlarıyla süreci devam ettiğini, bu dönem ise davaya konu alacak kapsamında olmadığını, davacı taraf bu dönemle ilgili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasıyla ayrı bir dava ikame ettiğini, davacı, müvekkili şirketten adi ortaklığın kuruluş tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar olan süreç içerisinde 663.801,80 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu hesabı adi ortaklığın mali müşavirinden alınan gelir tablolarına göre kendisi tarafından bir hukuki dayanak olmaksızın yapıldığını, işbu gelir tablolarında şirketin net kar-zarar hesabı yer almadığını, müvekkili, ne kadar ücret aldıysa yarısı kadarını davacı şirkete ödediğini, taraflar arasında .... Noterliğince 10.3.2017 tarih ve ... yevmiye no ile akdedilen sözleşmenin 8. Maddesi “Hesap dönemi:İlk yıl için hesap döneminin başlangıç tarihinden aynı yılın aralık ayının 31 inci günün sonuna kadardır, sonraki yıllarda takvim yılı esas alınır” şeklinde düzenlendiğini, davacı firma kendi muhasebe defterlerine ortaklık sözleşmesine aykırı olarak sene içinde farklı tarihlerde adi ortaklık adına kaynağı belli olmayan bilgilerle adi ortaklık üzerinden kendisine alacak kaydı işlediğini, davacı, gerçeklikten uzak olan kayıtlarla kendi hesaplarında ortak girişimi borçlandırdığını, müvekkil aleyhine başlatılan icra takibi kötü niyetli olduğunu, davanın reddine, davacı aleyhine İİK m. 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyası, Adi Ortaklık Sözleşmesi, Protokol, İhtarname, ihtarnameye cevap, ihale başvuru belgeleri, Hizmet alım teknik şartnamesi, tarafların 2017 yılından itibaren beraber veya tekil olarak girdiği ihale gelir gider listesi, davalı şirketin banka hesap hareketleri, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
Mali Müşavir bilirkişi ... ve Medeni ve Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Dava konusu, taraflar arasında akdedilen Adi Ortaklık Sözleşmesi kapsamında davacının ortaklık payına düşen 663.801,80 TL'nin eksik ödendiği, davalının muhasebe kayıtlarında mükerrer ve sözleşmede öngörülmeyen kesintiler yaptığı, harcamalara ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadığı iddiasıyla buna bağlı olarak 663.801,80 TL asıl alacağın, 250.075,96 TL işlemiş faiziyle birlikte davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacı yan 27.01.2025 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış olup dosyaya ibraz ettiği 20.01.2025 tarihli beyan dilekçesinde, ticari defter ve kayıtların davalı tarafta olduğunu, kendi tarafların herhangi bir ticari defter bulunmadığı beyan edildiğinden davacı yan nezdinde ticari defter incelemesi yapılamadığı, Ayrıca dosyaya celp edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.10.2024 tarihli cevabi yazısında; “...213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre mükellefin defter ve belge tutma yükümlülüğü 171 ile 242. maddeler arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi ve devamında yer alan hükümler ticaret ile uğraşan kişilere ticari defterleri tutma ve saklama zorunluğu getirmektedir. Mezkur kanunların ilgili maddeleri uyarınca defter ile belgeleri tutma ve saklama yükümlülüğü mükellefin kendisine ait olup dairemizde mükellefe ait defter ve belgelerin bulunmadığı...” bildirildiği, Davalı taraf, 27.01.2025 tarihinde saat 14:00'te Mahkemenizin duruşma salonunda yapılan incelemede USB bellek ibraz ettiği, yapılan incelemede, USB belleğin içerisinde defter tasdiklerine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, mevcut evraklar arasında yer alan 320 - Satıcılar, 133 - Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar, 132 - İştiraklerden Alacaklar, 641 - Temettü Gelirleri, 131 - Ortaklardan Alacaklar ve 331 - Ortaklara Borçlar hesaplarına ait muavin dökümleri incelendiği, bu hesap dökümleri, davalının muhasebe kayıtları hakkında bilgi verse de, resmi ticari defter kayıtlarını tasdik eden fatura, ödeme belgeleri ve benzeri bir belgelerle desteklemedi kayıtların doğruluğu bağımsız olarak teyit edilemediği, Davalı tarafından sunulan muavin dökümlerine göre, davalı 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olduğu, Davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak, 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL alacaklı olduğu, Davalının “...” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edilmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemelerde: 131.02 kodlu. hesapta dönem sonu itibarıyla “borç/alacak bakiyesi bulunmamaktadır. 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğu görülmüştür. 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının yapıldığı tespit edilmiştir. 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığı, Ancak tarafımıza yalnızca muavin defter dökümleri ibraz edildiği, bu belgeleri ve kayıtları tasdikleyen herhangi bir ticari defter dökümü veya tasdiki sunulmadığı, bu nedenle ibraz edilen belgeler bilgisayar ortamında düzenlenebilir nitelikte olup, muhasebe kayıtlarının doğruluğu mevcut veriler doğrultusunda tam olarak teyit edilemeyeceği, ticari defterlerin tasdikli dökümleri, faturalar, ödeme belgeleri vb. belgelerin olmaksızın, bu muavin hesap hareketlerinin resmi muhasebe kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı bağımsız olarak doğrulanamamakta olup Takdir Mahkemenize ait olduğu, Davacı Talepleri Boyutunda Yapılan İncelemelerde; Mahkeme tarafından yapılan müzekkere sonucunda, davalı şirketin ... Bankası ve ... bankalarına ait hesap hareketleri dosyaya sunulmuş ve yapılan inceleme neticesinde, ... Bankası hesaplarında yalnızca maaş ödemelerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak, ... bankasındaki hesap hareketlerinin yaklaşık 3.000 satırdan oluştuğu görülmüş olup, bu kadar geniş kapsamlı bir finansal veri üzerinden tek tek inceleme yapmanın ve ayrıntılı bir gelir-gider hesaplaması gerçekleştirmenin pratik olarak mümkün olmadığı değerlendirildiği, Davalının ... Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkilerine istinaden sunulan muavin defter dökümleri incelenmiştir. Bu kapsamda 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ortaklığa ait finansal hareketlerin takip edildiği anlaşılmıştır. Ancak tarafımıza yalnızca muavin defter dökümleri sunulmuş olup, bu belgeleri ve kayıtları tasdikleyen herhangi bir ticari defter dökümü veya onaylı muhasebe kaydı ibraz edilmemiştir. Bu durum, sunulan belgelerin bilgisayar ortamında düzenlenebilir nitelikte olduğunu ve muhasebe kayıtlarının doğruluğunun bağımsız olarak teyit edilmesinin mümkün olmadığını gösterdiği, dolayısıyla, yalnızca bu belgeler üzerinden davacının taleplerinin sağlıklı bir şekilde karşılanamadığı, ... Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda, 2017 yılından itibaren davalı şirkete toplamda 51.536.035,53 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir. Ancak, belirlenen bu miktar içerisinde ne kadar giderin bulunduğu, alınan ihaleler kapsamında davacıya ait cihazların kullanılıp kullanılmadığı gibi hususların mevcut belgeler doğrultusunda tespit edilemediği, Davacı taraf, dava dilekçesi ekinde davalı şirketin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait mali müşavir onaylı ve imzalı gelir tablolarını mahkemeye sunduğu, bu belgelere göre davalı şirketin beyan ettiği yıllık kar miktarları şu şekildedir: 2019 yılında 3.996.101,04 TL, 2020 yılında 578.974,11 TL, 2021 yılında 711.385,51 TL ve 2022 yılında 2.573.723,05 TL. Ancak, davalı taraf cevap dilekçesinde, “işin gerektirdiği masraf ve ekipman ihtiyacının büyük kısmının davalı tarafından karşılandığını” iddia Taraflar arasında yapılan protokol gereğince, davacıya ortaklıktan elde edilen net kârın 1/3'ünün cihaz kirası karşılığında ödenmesi kararlaştırıldığı, ancak, alınan ihaleler çerçevesinde yapılan işlerin hangi tarafça ve nasıl yürütüldüğü, ekipman ihtiyacının nasıl karşılandığı, işin ifası sırasında yapılan masrafların detayları ve kayıt altına alınıp alınmadığı, karşılığında yapılan ödemelerin tespiti gibi hususlar, ancak detaylı bir özel denetim süreci ile netlik kazanabileceği, Mevcut veriler doğrultusunda, davacının ortaklıktan hak ettiği payın tam olarak belirlenebilmesi için şirket merkezinde detaylı ve belge bazlı bir inceleme yapılması gerekmekte olup, bu tür bir denetimin yaklaşık 6 ila 9 ay arasında sürebileceği öngörülmekte ve eldeki mevcut verilerle böyle bir incelemenin yapılmasının mümkün olmadığı..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Mali Müşavir bilirkişi ... ve Medeni ve Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporunda; "...Dava konusu, taraflar arasında akdedilen Adi Ortaklık Sözleşmesi kapsamında davacının ortaklık payına düşen 663.801,80 TL'nin eksik ödendiği, davalının muhasebe kayıtlarında mükerrer ve sözleşmede öngörülmeyen kesintiler yaptığı, harcamalara ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadığı iddiasıyla buna bağlı olarak 663.801,80 TL asıl alacağın, 250.075,96 TL işlemiş faiziyle birlikte davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacı yan 27.01.2025 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış olup dosyaya ibraz ettiği 20.01.2025 tarihli beyan dilekçesinde, ticari defter ve kayıtların davalı tarafta olduğunu, kendi tarafların herhangi bir ticari defter bulunmadığı beyan edildiğinden davacı yan nezdinde ticari defter incelemesi yapılamadığı, Ayrıca dosyaya celp edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.10.2024 tarihli cevabi yazısında; “...213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre mükellefin defter ve belge tutma yükümlülüğü 171 ile 242. maddeler arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi ve devamında yer alan hükümler ticaret ile uğraşan kişilere ticari defterleri tutma ve saklama zorunluğu getirmektedir. Mezkur kanunların ilgili maddeleri uyarınca defter ile belgeleri tutma ve saklama yükümlülüğü mükellefin kendisine ait olup dairemizde mükellefe ait defter ve belgelerin bulunmadığı...” bildirildiği, Davalı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017-2018-2020-2021-2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve bu yıllar Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2019, 2023 yılları yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin ibraz edilmediği, ayrıca 2017 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin ibraz edilmediği, 2024 yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davalının 2024 yılında E- Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2024 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2018-2020-2021-2022 ve 2024 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı, 2017, 2019 ve 2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı tarafından sunulan muavin dökümlerine göre, davalı 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olduğu, Davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak, 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL alacaklı olduğu, Davalının “...” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edilmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemelerde: 131.02 kodlu hesapta dönem sonu itibarıyla borç/alacak bakiyesi bulunmamaktadır. 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğu görülmüştür. 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının yapıldığı tespit edilmiştir. 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığı, Davalı şirketin banka hesap hareketlerine bakıldığında, davacıya ödenen ortaklık karı toplam 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen ortaklık karı ise toplam 3.242.000,00 TL olarak görüldüğü, bunun yanında, idare tarafından yapılan hakkediş ödemelerinin toplam tutarı 19.209.052,13 TL olduğu, diğer yandan üçüncü kişilere yapılan ödemeler 6.688.044,05 TL, maaş ve sair ödemeler 4.022.327,67 TL ve vergi ile sair ödemeler 3.364.680,41 TL olarak kaydedildiği, Hakkediş ödemeleri (19.209.052,13 TL) dikkate alındığında, bu tutardan davacıya denen 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen 3.242.000,00 TL, ü kişilere ödenen 6.688.044,05 TL, maaş ödemeleri 4.022.327,67 TL ve vergi ödemeleri 3.364.680,41 TL düşüldüğünde bakiye 0,00 TL olarak hesaplandığı, bu husus, elde edilen hakkediş gelirlerinin yapılan ödemeler ve giderlerle tamamen mahsup edildiğini göstermekte olduğu, Kök raporda da belirtildiği üzere, tarafların adi ortaklık kapsamında ayrıca bir defter ve kayıt tutmadıkları, yalnızca davalının ticari defterleri üzerinden değerlendirme yapılabildiği, ancak davalı şirketin ticari defterlerinde ortaklığa ilişkin verilerin dışında kendi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerin de bulunması, ortaklıktan doğan net karın somut şekilde ayrıştırılarak tespit edilmesine engel teşkil ettiği, bu nedenle kök raporda yer alan görüş ve kanaat aynen korunmakta olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalının ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu, davanın ve takibin konusunun davacı şirket ile davalı şirket tarfından kurulan adi şirketin elde ettiği kar ve hak edişlerden davacı şirkete eksik ödenen alacağa ilişkin olduğu, dosya kapsamında taraflara verilen kesin süre içerisinde celp edilen ticari defterlere ilişkin alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın dosyaya ibraz ettiği 20.01.2025 tarihli beyan dilekçesinde, ticari
defter ve kayıtların davalı tarafta olduğunu, kendi tarafların herhangi bir ticari defter bulunmadığı beyan ettiği, dosyaya celp edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.10.2024 tarihli cevabi yazısında 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre mükellefin defter ve belge tutma yükümlülüğü 171 ile 242. maddeler arasında ayrıntılı olarak düzenlendiğini, ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesi ve devamında yer alan hükümler ticaret ile uğraşan kişilere ticari defterleri tutma ve saklama zorunluğu getirdiğini, mezkur kanunların ilgili maddeleri uyarınca defter ile belgeleri tutma ve saklama yükümlülüğü mükellefin kendisine ait olup dairede mükellefe ait defter ve belgelerin bulunmadığının belirtildiği, davalı tarafın dijital metaryel içerisinde sunduğu ticari defterlerde ise defter tasdiklerine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, mevcut evraklar arasında yer alan 320 -
Satıcılar, 133 - Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar, 132 - İştiraklerden Alacaklar, 641 - Temettü Gelirleri, 131 - Ortaklardan Alacaklar ve 331 - Ortaklara Borçlar hesaplarına ait muavin dökümlerinin incelendiği, bu hesap dökümlerinin davalının muhasebe kayıtları hakkında bilgi verse de resmî ticari defter kayıtlarını tasdik eden bir belge içermediğinden dolayı, kayıtların doğruluğu bağımsız olarak teyit edilemediğini, davalı tarafından sunulan muavin dökümlerine göre, davalının 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip ettiğini, davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edildiğini ancak 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL alacaklı olduğu, davalının “...” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edildiğini, bu kapsamda yapılan incelemelerde 131.02 kodlu hesapta dönem sonu itibarıyla borç/alacak bakiyesi bulunmadığını, 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının yapıldığını, 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığını ancak davalı tarafından yalnızca muavin defter dökümlerinin ibraz edildiği, bu belgeleri ve kayıtları tasdikleyen herhangi bir ticari defter dökümü veya tasdiki sunulmadığı, bu nedenle ibraz edilen belgeler bilgisayar ortamında düzenlenebilir nitelikte olup, muhasebe kayıtlarının doğruluğu mevcut veriler doğrultusunda tam olarak teyit edilemeyeceği, ticari defterlerin tasdikli dökümleri, faturalar, ödeme belgeleri vb. belgelerin olmaksızın, bu muavin hesap hareketlerinin resmî muhasebe kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı bağımsız olarak doğrulanamadığının belirtildiği, ... Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda, 2017 yılından itibaren davalı şirkete toplamda 51.536.035,53 TL ödeme yapıldığının bildirildiği ancak belirlenen bu miktar içerisinde ne kadar giderin bulunduğu, alınan ihaleler kapsamında davacıya ait cihazların kullanılıp
kullanılmadığı gibi hususların mevcut belgeler doğrultusunda tespit edilemediği, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde davalı şirketin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait mali müşavir onaylı ve imzalı gelir tablolarını mahkemeye sunduğurnu, bu belgelere göre davalı şirketin beyan ettiği yıllık kar miktarlarının 2019 yılında 3.996.101,04 TL, 2020 yılında 578.974,11 TL, 2021 yılında 711.385,51 TL ve 2022
yılında 2.573.723,05 TL olduğunu ancak, davalı tarafın cevap dilekçesinde, “işin gerektirdiği masraf ve ekipman ihtiyacının büyük kısmının davalı tarafından karşılandığını” iddia
ettiğini, mevcut veriler doğrultusunda, davacının ortaklıktan hak ettiği payın tam olarak belirlenebilmesi için şirket merkezinde detaylı ve belge bazlı bir inceleme yapılması
gerektiğini ve eldeki mevcut verilerle böyle bir incelemenin yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiği, davacı vekilinin davalının ticari defterlerinin fiziken incelenmesi ve celp edilen banka hesaplarının incelenerek hesap yapılmasına ilişkin bilirkişi raporuna itirazda bulunduğu, davacı tarafın itirazında haklı olması nedeniyle Mahkememizce itirazın kabulüne karar verilerek bilirkişiden ek rapor alınmıştır.
Dosya kapsamında alının bilirkişi ek raporunda davalı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017- 2018 - 2020 - 2021 - 2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve bu yıllar Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2019, 2023 yılları yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin ibraz edilmediği, ayrıca 2017 yılı
yevmiye defterinin kapanış tasdikinin ibraz edilmediği, 2024 yılı ticari defterleri ile ilgili olarakdavalının 2024 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız
Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2024 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK
64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2018-2020-2021-2022 ve 2024 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının
yapıldığı, 2017, 2019 ve 2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirinde olduğunu, davalının incelenen2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defterlerinde davacı yan ile ticari ilişkisinin mevcut olduğunu, davalının incelenen ticari defterlerine göre, davalı 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip ettiğini, davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edildiğini ancak 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL
alacaklı olduğu belirlendiğini, davalının “...” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edildiğini, bu kapsamda yapılan incelemelerde 131.02 kodlu hesapta dönem sonu itibarıyla borç/alacak bakiyesi bulunmadığını, 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğunu, 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının
yapıldığını, 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığını, dosyada mübrez davalı şirketin banka hesap hareketlerinin
filtreleme yöntemiyle ayrıştırılması neticesinde davacıya ödenen ortaklık karı toplam 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen ortaklık karı ise toplam 3.242.000,00 TL olduğunu, bunun yanında, idare tarafından yapılan hakkediş ödemelerinin toplam tutarı 19.209.052,13 TL olduğu, diğer yandan üçüncü kişilere yapılan ödemelerin 6.688.044,05 TL, maaş ve sair ödemelerin 4.022.327,67 TL ve vergi ile sair ödemelerin 3.364.680,41 TL olarak kaydedildiği, hak ediş ödemeleri (19.209.052,13 TL) dikkate alındığında, bu tutardan davacıya ödenen 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen 3.242.000,00 TL, üçüncü kişilere ödenen 6.688.044,05 TL,
maaş ödemeleri 4.022.327,67 TL ve vergi ödemeleri 3.364.680,41 TL düşüldüğünde bakiye 0,00 TL olarak hesaplandığı, bu hususun elde edilen hakkediş gelirlerinin yapılan ödemeler ve giderlerle
tamamen mahsup edildiğini gösterdiğini, kök raporda da belirtildiği üzere tarafların adi ortaklık kapsamında ayrıca bir defter ve kayıt tutmadıkları, yalnızca davalının ticari defterleri üzerinden değerlendirme yapılabildiği ancak davalı şirketin ticari defterlerinde ortaklığa ilişkin verilerin dışında kendi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerin de bulunması, ortaklıktan doğan net karın somut şekilde ayrıştırılarak tespit
edilmesine engel teşkil ettiği, bu nedenle kök raporda yer alan görüş ve kanaat aynen korunduğunun beyan edildiği, alınan bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda davacının davalı şirket ile kurduğu adi ortaklıktan herhangi bir kar payı veya hak ediş alacağının olmadığının incelenen ticari defter ve banka kayıtlarından tespit edildiği, davalının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime elverişli ve hükme esas almaya yeterli olduğu anlaşılmakla davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın kötüniyet tazminatı yönünden yapılan yargılamada ise uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun yasal delillerle kanıtlanamadığı, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya herhangi bir delile rastlanmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminat taleplerinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 10.421,96-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 139.943,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı