T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/579 Esas
KARAR NO :2025/10
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/09/2019
KARAR TARİHİ:09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 10/09/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında 01.01.2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasında akdedilen anılan işbirliği sözleşmesi ile, yapılacak kampanya kapsamında davalı ... Elektrik abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin davalı tarafından müvekkiline aktarılması hususunda anlaştıklarını, bu işbirliği anlaşmasına göre; davalının abone edinmek maksadı ile kampanyalar oluşturacağını ve bu kampanyalar kapsamında edinilecek abonelere elektrik satışı yapacağını, müvekkilinin ise davalı ile birlikte bir logo oluşturacağını, bu logonun davalıya ait kampanyalarda kullanılmasına muvafakat edeceğini ve ...’nda yapılacak müsabakalarda davalı tarafından tanıtım ve reklâm yapılmasına izin vereceğini, davalının taraflar arasında akdedilen 01.01.2016 tarihli sözleşmenin 5.3 maddesi uyarınca müvekkiline 600.000 USD + KDV ödeyeceğini taahhüt ettiğini, şöyle ki; davalı şirketin 01.03.2016 tarihinden itibaren başlamak kaydı ile 36.ayın sonuna kadarki sürede, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkiline yapacağı ücret ödemeleri toplamının 600.000 USD + KDV tutarının altında kalması halinde, davalının 600.000 USD + KDV ile 36. ayın sonuna kadar davalı tarafından müvekkiline yapılan ücret ödemeleri toplamı arasındaki farkı müvekkiline nakden ve defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu hususta taraflar arasından herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, ancak davalı tarafından, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” kapsamına giren bir sözleşme olduğunun iddia edildiğini, dolayısıyla sözleşme bedeli ve bu sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini ve davalı tarafından müvekkiline 03.03.2019 tarihinde 2.705.592,67 TL tutarında ödeme yapıldığını, akabinde müvekkili tarafından ....Noterliği’nin 18.03.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek taraflar arasındaki 01.01.2016 tarihli sözleşmenin, hasılat paylaşımına dair bir işbirliği sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ve “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” kapsamında sayılan sözleşmelerden olmadığı ve bu sebeple davalı tarafından müvekkiline eksik ödeme yapıldığı, bakiye 93.732,89 USD + KDV tutarındaki borcun müvekkiline ihtarnamenin tebliğini takiben 30 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı tarafından keşide edilen ....Noterliği’nin 15.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile dava konusu sözleşmenin bir aracılık faaliyetine ilişkin olduğu ve aracılık sözleşmelerinin de “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” kapsamında olduğu, bu sebeple taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3 maddesinde belirtilen USD cinsi ödemenin TL’ye çevrilerek ödendiği beyan edilerek, müvekkiline herhangi bir borçlarının bulunmadığının bildirildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 01.01.2016 tarihli sözleşme gereği ödeme yapılıp yapılmayacağı veyahut ödeme tutarı olmadığını, davalının açıkça sözleşme gereği borcunun doğduğunu ve bu borcu müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu ikrar ettiğini, davalının, taraflar arasında akdedilen 01.01.2016 tarihli sözleşmenin bir hasılat paylaşımı sözleşmesi olmadığını, aracılık faaliyetlerine ilişkin bir sözleşme olduğunu iddia ettiğini, somut olaya bakıldığında ise davalının müvekkili adına hareket etme hakkı ve yetkisi bulunmadığı gibi taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalının yalnızca kendi menfaati için hareket ettiğini, kendi şirketine abone sağlamakla mükellef olduğunu, bunun karşılığında müvekkili tarafından davalıya sağlananın, müvekkilinin isim ve markasından faydalanma hakkı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeyi aracılık sözleşmesi olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davalının üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmelerde müvekkilinin doğrudan veya dolaylı herhangi bir yükümlülük altına girmediğini, taraflar arasında akdedilen 01.01.2016 tarihli sözleşmenin, müvekkilinin isim ve marka haklarından davalının faydalanmasına karşılık olarak, davalının yapacağı kampanyalar ile getireceği abonelerden elde edeceği gelirleri müvekkili ile paylaşmasına yönelik yapılan bir işbirliği sözleşmesi olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de (2018-32/34) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52)’in 8.maddesi ile tebliğ kapsamında kalan ve döviz ile bedel kararlaştırılamayacak sözleşme türlerinin belirlendiğini, dava konusu sözleşmesinin sayılan sözleşmeler arasında yer almadığını, sözleşme yapılırken tarafların iradesinin esas olup; sözleşme serbestisi ilkesi gereği, tarafların sözleşme yaparkenki iradesinin de dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, tarafların serbest iradesi ile sözleşme bedelinin USD olarak belirlenmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmediğini, davalı tarafından USD üzerinden ödenmesi gerektiğini, bunun aynı zamanda dürüstlük kuralının bir gereği olduğunu, davalı tarafın yalnızca az ödeme yapabilmek için sözleşmenin niteliğinin, yasaya aykırı şekilde, aracılık sözleşmesi olduğunu ileri sürdüğünü beyanla müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 01.01.2016 tarihli sözleşme sebebiyle müvekkilinin hak kazandığı, ancak kendisine ödenmeyen 93.732,89 USD + KDV bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalı tarafın takdir edilecek ücreti vekâlete mahkum edilmesine, HMK 329/2 md. gereğince üst sınırdan disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri, ihtarname giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan 30/10/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın dava açılmadan önce temlik edildiğini bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde, taraflar arasında 01.01.2016 tarihinde imzalanan İşbirliği Sözleşmesi’nin Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (“Karar”) ve Türk Parası Kıymetini Korunması Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”) kapsamında yer alan sözleşme tiplerine girmediğini, bu nedenle bu sözleşme uyarınca yapılacak tüm ödemelerin sözleşmede kararlaştırıldığı gibi USD cinsinden yapılması gerektiğini iddia ettiğini, bu nedenle davacının, müvekkili şirketçe, sözleşme gereğince TL cinsinden yapılan ödemenin, eksik olduğu iddiasıyla bakiye tutar olan 93.732,89 USD + KDV’nin davacıya ödenmesi gerektiğini iddia ettiğini, yani taraflar arasındaki işbu uyuşmazlığın, aralarındaki sözleşmenin ilgili tebliğ kapsamında TL’ye çevrilmesi gereken bir sözleşme türü olup olmadığına ilişkin olduğunu, davacının dava konusu alacağını, 14.01.2016 tarihli ve ....Noterliği’nin ... yevmiye numaralı temlikname ile ... Merkez Şubesi’ne devrettiğini, ... Merkez Şubesi’nin ise müvekkili şirkete göndermiş olduğu 19.01.2016 tarihli ve 7 No.lu Temlik Bildiriminde, 19.01.2016 tarihli 0136 nolu temlikname formu ile sözleşmede yer alan 600.000.- USD’lık kısmının bankaya temlik edildiğini bildirdiğini, hakkın sahibinin artık davacı değil, .... olduğunu, dolayısıyla hakkın tasarruf yetkisinin de artık ....’de olduğunu, nitekim emsal Yargıtay Kararları ve doktrinde de dava konusunun temlik edilmiş olmasının davanın reddini gerektireceğinin açıkça belirtildiğini, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisinin (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğunu, bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatının da o hakkın sahibine ait olduğunu, mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatının o alacağın alacaklısına ait olduğunu, alacak davasının, o alacağın alacaklılarından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından değil) davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) husumetten reddedileceğini, davacı ile müvekkili şirketin 01.01.2016 tarihinde bir sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre, ... Spor Kulübü Derneği ve ... A.Ş. ‘nin müvekkili şirkete birtakım “Sözleşmesel Haklar” tanıyacağını ve bunun karşılığında yine sözleşmede belirlenen ücreti alacağını, sözleşmenin 5.3 maddesi gereğince 36.ayın sonunda 04.03.2019 tarihinde söz konusu maddede yer alan 600.000- USD + KDV bedeli, müvekkili şirketçe Tebliğ’de yer alan hesaplama usulüne göre hesaplanmak suretiyle 2.705.592,67 TL olarak, bu bedel ... tarafından temlik edildiğinden, temlik alan ....’ne ödendiğini, davacının bunun üzerine, 18.03.2019 tarihinde müvekkili şirkete bir ihtarname gönderdiğini ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde 01.03.2019 tarihinde ödenmesi gereken bakiye 93.732,89 USD + KDV’nin davacıya ödenmesinin ....Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ve 18.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, müvekkili şirketin ise davacının anılan ihtarnamesine, .... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ve 15.04.2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiğini ve davacının iddialarına sebepleri ile itiraz ettiğini, bunun üzerine davacının 08.08.2019 tarihli 600.000-USD+KDV bedelli ... no.lu faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini, ancak bu faturaya müvekkilince süresinde .... Noterliği’nin 15.08.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, bu defa davacı tarafından aynı faturanın .... Noterliği’nin 19.08.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete gönderildiğini, ihtarnameye 23.08.2019 tarihinde bu defa KEP üzerinden itiraz edildiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasındaki uyuşmazlık konusunun 01.01.2016 tarihli sözleşmenin nitelenmesi ve türü olduğunu, davacının, dava dilekçesinde müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmenin bir gelir paylaşımı sözleşmesi olduğunu, bu sebeple de (Türk Parası Kıymetini Korunması Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)) tebliğ kapsamına girmediğini iddia ettiğini, ancak sözleşmenin bir gelir paylaşımı olarak nitelendirilemeyeceğini, burada gelirin paylaşılmasının söz konusu olmayıp ... ve Tic. Yat. A.Ş. ve ... ve Tic. Yat. A.Ş.’ye yapmış oldukları aracılık faaliyetleri dolayısıyla ödenen komisyon ücretlerinin mevcut olduğunu, öncelikle, gelir paylaşımı sözleşmesinin, yasada tanımlı bir sözleşme (tipik/isimli bir sözleşme) türü olmadığından, hukuki unsurları belirli bir sözleşme türü olmadığından, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğinin “gelir paylaşım sözleşmesi” olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, diğer yandan davacının, dava dilekçesinde bu sözleşmenin aracılık sözleşmesi olmadığını iddia ederken, TTK m.102’de yer alan “acentelik” hükümlerini dayanak gösterdiğini, halbuki tebliğde sözü geçen “aracılık sözleşmesi” ile kastedilen sözleşme ile TTK m.102 hükmünde düzenlenen “acente” kurumunun birbirinden farklı olduğunu, nitekim 01.01.2016 tarihli sözleşmenin 2.maddesinin sözleşmenin konusunu ve içeriğini aynen şöyle tanımladığını; “ İşbu sözleşmenin konusu ... tarafından aşağıda belirtilmiş Sözleşmesel Hakların ...’ya tanınacağı ve bu haklar karşılığında, yapılacak kampanya kapsamında ... abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin ... tarafından ...’a aktarılacağı proje (“Proje”) kapsamında tarafların üstlenmiş oldukları hak ve yükümlülüklerin belirlenmesidir.” sözleşmenin 3.5 maddesinin ise aynen şu şekilde olduğunu; “Ücret ...’nın proje kapsamında sağlayacağı sözleşmesel haklar nedeniyle, kampanya abonelerinin aylık fatura tutarları üzerinden Madde 5’te belirtilen şekilde hesaplayarak ...’a her ay ödeyeceği hak ediş tutarıdır.” sözleşmenin 3.2. madde uyarınca Sözleşmesel Haklar ın ise şu şekilde tanımlandığını; “İşbu Sözleşmenin 7.1 maddesinde yer alan, ... tarafından ...’ya verilecek ve Proje yararına kullanılacak olan haklardır.” sözleşmenin 5.2 maddesinin ise şu şekilde olduğunu; “Aylık Ücret, Hesaplama Tarihi itibari ile ...’ya vadesi geldiği halde ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmayan Kampanya Abonelerinin, Hesaplama Tarihinin ilgili olduğu aydan iki ay önceki ayda gerçekleştirdikleri elektrik enerjisi tüketimine istinaden fatura tutarlarının %5 + KDV ‘ne eşit olacaktır ibaresinde görüldüğü gibi müvekkili şirketin, davacıya, davacının sözleşmenin 7.1 maddesinde yer alan sözleşmesel hakları, yani müvekkili şirketin müşteri kazanması için gerekli tanıtımı yapmasına olanak ve aracılık sağlaması karşılığında, davacının taraftarının müvekkili şirket abonesi olması durumunda, bu aboneliğe aracı olması neticesinde, ilgili abonenin yaptığı tüketim üzerinden hesaplanan bir bedeli, davacıya komisyon ücreti olarak ödediğini, dolayısıyla 01.01.2016 tarihli sözleşmenin, tebliğ gereğince bir aracılık sözleşmesi olduğunu, bu nedenle de tebliğ kapsamında Türk Lirası’na çevrilmesinin kanunen emredilen sözleşme tiplerinden olduğunu, söz konusu tebliğin emredici hükmü gereği, sözleşme bedelinin yine aynı tebliğde belirlenen usule göre Türk Lirası’na çevrildiğini ve vadesinde temlik alan ....’ye ödendiğini, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin karma bir sözleşme olarak nitelendirilse dahi, aracılık sözleşmesi unsurları barındırdığından tebliğ kapsamında bedelin Türk Lirası’na çevrilmesinin zorunlu olduğunu, her ne kadar davacının müvekkili şirketin Türk Lirası üzerinden yapmış olduğu ödemeyi kötü niyetli olarak nitelemiş ise de, davacının sırf USD üzerinden alacağı ödemeyi düşünerek yatırımlar yapmış olması veya geleceğe yönelik bir takım yatırım kararları almış olmasının kanunun emredici hükmünün uygulanmayacağı anlamına gelemeyeceğini, davacının 01.01.2016 tarihli sözleşmenin tebliğ kapsamında olduğunu bildiği halde, sırf kendi yatırımları nedeniyle müvekkili şirketten bedeli USD talep ettiğini, her ne kadar davacının, dava dilekçesinde bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte müvekkili şirketten tahsilini talep etmiş olsa dahi taraflar arasında imzalı sözleşmede herhangi bir faiz oranı öngörülmediğini, bu sebeple “3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun” hükümleri gereği, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde, kanuni ticari temerrüt faizi oranı olması gerektiğini, davacının avans faizi oranı talebine itiraz ettiklerini beyanla işbu davanın reddine, davacı hakkında HMK 329/2 maddesi gereği beşbin Türk Lirası disiplin para cezasına karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: 01/01/2016 tarihli taraflar arasında sözleşme, ... müzekkere cevabı, 08/08/2019 tarihli fatura, .... Noterliği'nin 18/03/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 15/04/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 15/08/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı (fatura itirazına ilişkin) ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 19/08/2019 tarih, ... yevmiye sayılı (fatura itirazına cevaba ilişkin) ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 19/01/2016 tarih ve 01360 yevmiye sayılı temlikname formu, .... kayıtları ve temlik yazısı, tarafların ticari defter ve kayıtları, 16/11/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/52), bilirkişi raporu, döviz kurları, arabulucu tutanağı ile sarf kararı ve tüm dosya kapsamı.
Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından sunulan 09/11/2020 alındı tarihli bilirkişi raporuna göre; Taraflar arasında, kararlaştırılan proje kapsamında, 01.01.2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi imzalandığı, usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre, davalı şirketin dava tarihi itibariyle borç bakiyesinin 845.598,53 TL olduğu, söz konusu sözleşme hükmüne göre, yapılması kararlaştırılan ücret ödemeleri toplamının 600.000- USD + KDV tutarının altında kalması durumunda, belirtilen tutar ile sözleşme süresinin sonuna kadar davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan ücret ödemeleri toplamı arasındaki farkın nakden ve defaten ödeneceğinin davalı şirket tarafından kabul, beyan ve taahhüt edildiği, davacı şirketin, sözleşme kapsamında fatura ettiği 3.291.480 TL’nin (KDV hariç) 08.08.2019 fatura tarihindeki karşılığı 600.000 USD ile davalı şirketin 04.03.2019 tarihinde yapmış olduğu, 2.705.592,67 TL ödemenin ödeme tarihi itibariyle karşılığı 506.267,11 USD arasındaki 93.732,89 USD bakiyeyi dava konusu yaptığı, davacı şirket tarafından, sözleşme kapsamında tahakkuk etmiş veya edecek olan hak ediş, istihkak vs. her türlü alacaklarından toplam 600.000 USD’lik kısmının, 19.01.2016 tarihli sözleşmeyle ....’ye temlik edildiği, adı geçen banka tarafından gönderilen yazıda; temlik kapsamında davalı şirket tarafından firmaları hesabına 2.705.592,67 TL bedel ödenmiş olduğu, bu sebeple temliğin geçerliliğini yitirdiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki ihtilafın, işbu dava konusu sözleşmenin, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında kabul edilip edilmeyeceği, buna bağlı olarak da ödemenin tebliğ kapsamında döviz olarak yapılması gerekip gerekmediği hususunda olduğu, konunun hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği, bu hususta takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine açılan taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacağa ilişkin düzenlenen döviz cinsi faturadan dolayı bakiye alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf davalı ile aralarındaki sözleşmeden doğan döviz (USD) cinsi alacağın eksik ödendiğini, davalının döviz cinsi üzerinden ödemesi gereken borcunu sözleşmenin Türk Parasının korunması hakkında tebliğ kapsamına girdiğinden bahisle TL'ye çevirerek eksik ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin söz konusu tebliğ kapsamına girmediğini, sözleşmenin tarafların serbest iradesiyle dolar cinsi üzerinden düzenlendiğini bu nedenle davalının toplam borcunun dolar cinsi üzerinden ödemesi gerekirken haksız şekilde TL'ye çevirerek eksik ödeme yaptığından dolayı bakiye 93.732,89-$(USD)+KDV tutarındaki alacağın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf ise taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Parasının korunması hakkında tebliğ kapsamına girdiğini bu nedenle tebliğ kapsamında hesaplama yapılarak davacıya sözleşmeden kaynaklı borcun ödendiğini, davacının dolar cinsi üzerinden düzenlediği faturaya süresinde itiraz ettiklerini, davacının döviz cinsi üzerinden bakiye alacak talebinin haksız olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu ihtilaf taraflar arasındaki sponsorluk sözleşmesinden dolayı davacı tarafın davalı taraftan bakiye alacağının olup olmadığı ve alacak miktarı hususundan kaynaklıdır.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 11/07/2019 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde verilen 21/01/2021 tarihli karar ile; Davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı davalıdan olan 93.732,89-$(USD)+KDV'nin dava tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş olup, karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2024 tarih, 2021/1047 Esas, 2024/1063 Karar sayılı ilamıyla; taraflar arasında teminat amacıyla yapılan temlik işlemine ilişkin borcun ödenip ödenmediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacıya geriye temlik edilip edilmediği, bu hususta taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususları sorularak bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi gerekirken, husumet yönünden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması hatalı olduğundan husumet itirazı yönünden eksiklikler ikmal edilerek değerlendirme yapılması, KDV yönünden talep net olmadığından davacı vekiline HMK'nın 31.maddesi gereğince açıklama yaptırılması, KDV'ye ilişkin mevzuat hükümleri de nazara alınarak KDV oranının tespit edilmesi, kararda ise KDV oran miktarı gösterilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan Mahkememiz kararının kaldırılması üzerine dosya Mahkememizin yukarıdaki yeni esasına kaydedilerek istinaf ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekiline HMK 31. maddesi uyarınca dava dilekçesinde talep edilen KDV yönünden KDV oranı ve miktarını açıklayarak varsa buna ilişkin dava değerinin artmasından dolayı eksik harcı tamamlaması için 2 haftalık kesin süre verilerek, aksi halde KDV talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmiş olup, bu hususta davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile KDV oranının %18 olduğu ve dava dilekçesinde talep edilen miktara KDV'nin dahil olduğu beyan edilmesi üzerine dava konusu edilen miktarın %18 KDV dahil miktar 633.765,56-TL olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce istinaf sonrası kararın kaldırılması üzerine yapılan tensip zaptı gereğince; ....'a müzekkere yazılarak Davacı ... Anonim Şirketi ile aralarındaki 19/01/2016 tarihli .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi uyarınca, teminat amacıyla yapılan temlik işlemine konu borcun ödenip ödenmediği, sona erip ermediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacı ... Anonim Şirketi'ye geri temlik edilip edilmediği, bu hususta yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususunda yazılan müzekkereye ... tarafından; 19/01/2016 tarihli .... Noterliğince hazırlanan ... nolu 600.000 USD tutarlı alacak temliğinin ... A.Ş. ile ... İth.İhr.ve Toptan Satış A.Ş. arasında yapıldığı, ... Satış A.Ş. tarafından 04/03/2019 tarihinde ... A.Ş. hesabına 2.705.592,67-TL ödeme yaptığı, söz konusu alacak ... A.Ş.'ye geri temlik edilmemiş olmakla temlike konu alacaklarının kalmadığı bildirilmiştir.
HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK 114/1-d maddesi gereğince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartı olarak sayılmıştır.
Davacı tarafça eldeki alacak davası açılmış ise de davacı tarafın dava konusu taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağının dava dışı ...'a 19/01/2016 tarihli .... Noterliğince hazırlanan ... yevmiye numaralı temlikname ile temlik edildiği açık olup, istinaf ilamında belirtilen taraflar arasında teminat amacıyla yapılan temlik işlemine ilişkin borcun ödenip ödenmediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacıya geriye temlik edilip edilmediği, bu hususta taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususları sorularak bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi doğrultusunda dava dışı temlik alan ...'a yazılan müzekkere cevabına göre dava konusu alacağın davacı ... A.Ş.'ye geri temlik edilmediği sabit olduğundan, dava dışı ....'a geçerli şekilde temlik ettiği ve geri temlik yapılmayan alacağa ilişkin temlik eden davacı ... A.Ş.'nin HMK 114/1-d uyarınca taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından Davacı tarafça açılan davanın, HMK 114/1-d maddesi gereğince aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-d maddesi gereğince aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE;
2- Davalı tarafın davacı hakkında HMK 329/2 maddesi uyarınca disiplin para cezası uygulanması talebinin davacının kötü niyetli olduğu sabit olmadığından reddine,
3- Davacı tarafça yatırılan peşin harçtan alınması gereken maktu 615,40-TL karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 10.207,74-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4- Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin haksız çıkan taraf olan davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6- Davalı tarafça yargılama sırasında yapılan 14 adet tebligat-posta giderinden oluşan 201,30-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7- Davalı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2'ye göre belirlenen maktu 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2025
Başkan ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Katip ...
e-imza*