T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/766 Esas
KARAR NO:2025/228
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:20/12/2024
KARAR TARİHİ:18/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 20/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile üçüncü kişi ... arasında akdedilmiş olunan 22.06.2018 tarihli Hizmet ve İnşaat Yapım Karşılığı Hasılat Paylaşım Sözleşmesi kapsamında ... Belediyesi sınırları içerisinde yapılacak olan pazar yerlerinin satımv'devri/kiralanması karşılığında elde edilecek hasılatının %50'sinin mal sahibine % 50 sinin ise müvekkili müteahhide ait olacak şekilde kararlaştırıldığını, ...'nın bu sözleşmeler ile elde ettiği üst hakkını ... A.Ş.'ye devrettiğini, devir karşılığında ...'nın hiçbir bedel almadan müvekkili ve müvekkiline ait şirket arasında imzalanan 22.06.2018 tarihli Hizmet ve İnşaat Karşılığı Hasılat Paylaşım Sözleşmesine ... şirketini dahil ettiği sözleşmeden kaynaklı alacaklarını bu şirket tarafından yürüttüğünü, sözleşmeden kaynaklı tüm işlemler ve tahsilatların ... şirketi tarafından yapıldığını, firmanın görünürde yetkilisinin ...'nın imam nikahlı eşi davalı ... olduğunu, ... Ticaret İnşaat Sanayi ve Danışmanlık A.Ş ve dava dışı ... tarafından müvekkili şirkete fesih bildirimi gönderildiğini, ...'un yetklisi olduğu ..., Tic. İnş. San. Ve Dan. A.Ş şirketi daha önce ... tarafından Tat Yapı Taahhüt Restorasyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adı altında kurulduğunu, daha sonraki süreçte şirket hisseleri davalı ...'a devredildiğini ve şirketin isminin ..., Tic. İnş. San. Ve Dan. A.Ş. olarak değiştirildiğini, resmiyette her ne kadar gerçek bir devir gibi gözükse de işbu devir ...'nın şahsi malvarlığı ile şirketi birbirinden ayrı tutmak amacıyla alacaklılarını aldatmak ve mal kaçırmak suretiyle yapıldığını, Müvekkili ile davalı ...'un ortak iş yaptıkları dönemde müvekkilinin, davalıdan 200.000 USD borç aldığını, borca karşılık olarak da 250.000 USD lik çift senet davalıya teminat olarak verdiğini, davalının ise borcun müvekkili tarafından ödendiğinde bu senetleri müvekkiline iade edeceğini bildirdiğini, müvekkilinin senetleri davalıdan almak istediğini, davalının senedi iade etmeyerek iyi niyet kurallarına aykırı olacak şekilde müvekkili aleyhinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlattığını, bu nedenlerden dolayı; müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, icra takibinin davanın kesinleşmesine kadar durdurulmasına karar verilmesini davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması nedeniyle takip miktarının en az %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 13/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın, İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi.... Sayılı davaları ile irtibatlı ve bağlantılı olduğunu, dava konusu, türü ve tarafların aynı olduğundan bahisle, huzurda görülen davanın öncelikle ... Es. Sayılı dosya ile birleştirilmesi mümkün olmadığı takdirde ... Es. Sayılı davası ile birleştirilmesi talep edilmiş ise de, birleştirme talep edilen dosyalardan ... Es. sayılı dava 06.11.2024 tarihinde karara çıktığını, davacı ...'nun davalı müvekkiline karşı açmış olduğu davanın reddine karar verildiğini, söz konusu dosya davalısının ve davaya konu senet ve İcra takip dosyasının farklı olduğunu, belirtilen durum nedeni ile huzurdaki davanın diğer davalar ile birleştirilmesi mümkün olmadığını, davacı vekilinin gerçeğe aykırı şekildeki beyanlarının aksine, davacının sözleşmesi 05.01.2024 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, huzurda dava konusu edilen senetlere dayalı icra takipleri ise 19,01.2024 tarihinde başlatıldığını, yapılan fesih işlemini ve icra takiplerini içine sindiremeyen ve bu nedenle müvekkili ...'a yönelik husumet besleyen ..., müvekkili hakkında iftira mahiyetinde "hırsızlık" suçlamasında bulunup kendisinin tarafı dahi olmadığı ve gerek davacı gerekse müvekkili ... ile hiçbir ilgisi olmayan bir ceza davasının 16/04/2024 tarihli duruşmasına gelerek müvekkili aleyhinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak sözde tanıklık yapmış bir gün sonrasında müvekkili aleyhine algı oluşturmak için davanın tarafı olmayan kişiler arasında geçen whatsapp yazışmalarını dosyaya sunmak sureti ile bu kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğihin ihlali ve ticari sırların ifşası mahiyetinde suç işlediğini, davacı ... tarafından davalı müvekkiline karşı tehdit ve şantajlarda da bulunarak hiçbir hakkı olmadığı halde kendilerinden çok yüksek miktarlarda para talep ettiğini, davacının tehdit ve şantajlarına boyun eğmeyen müvekkiline karşı davacının haksız eylem ve asılsız isnatları giderek arttığını, kendisini tehdit ettiğini,...Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/... Sr. Nolu dosya üzerinden yürütüldüğünü, halen devam ettiğini, İstanbul 1. Aile Mahkemesi 2024/.... İş sayılı dosya üzerinden uzaklaştırma kararı verildiğini, müvekkili ...'a karşı işlemiş olduğu ticari sırların ifşası ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu nedeni ile davacı ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi 2024/... Es. Sayılı dava açıldığını, davacı ...'nun, davalı müvekkili ...'un özel hayatının ihlali niteliğinde bilgileri paylaşması nedeni ile davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/... Sr. yapıları şikayet sonrasında dosya uzlaştırma bürosuna sevk edildiğini, davacı-borçluya verilen nakit borca karşılık dava konusu ve diğer kambiyo senetleri düzenlenerek müvekkiline verildiğini, vadesi geldiği halde davalı borçlu tarafından dava konusu senet bedelleri ödenmediğini, şifahen yapılan görüşmelerden de olumlu netice çıkmaması üzerine davacı borçlu aleyhinde icra takipleri yapıldığını, davalı müvekkili tarafından davacı-borçluya verilen nakit borca karşılık kambiyo senetleri düzenlenerek müvekkiline verildiğini, dava konusu edilen senet de bu senetlerden birtanesi olduğunu, davalı müvekkili adına davacı borçlu aleyhine mahkeme davasına konu icra takibi dışında ayrıca .... İcra Müdürlüğü 2024/... Es. Sayılı dosyasında 05.10.2023 düzenleme tarihli 04.01.2024 vade tarihli 690.000-TL bedelli kambiyo senedi ile ilgili icra takibi başlatıldığını, söz konusu senet borcu, davacı borçlular tarafından ilgili icra dosyasına herhangi bir dava açılmadan ve ihtirazi kayıt sunulmadan ödendiğini, davalı müvekkili lehine-davacı ... aleyhinde mahkeme dosyasına konu senet dışında.... İcra Müdürlüğü ... Es., .... İcra Müdürlüğü ... Es., .... İcra Müdürlüğü ... Es. Sayılı takipler yapıldığını, söz konusu takip dosyalarından haciz işlemleri devam ettiğini, davalı-alacaklı müvekkili ile davacı-barçlular arasındaki alacak-borç ilişkisi sadece mahkeme dosyası ile de sınırlı olmadığını, davalının senedin geçerliliğine etki etmeyecek nitelikteki sair itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu, bonoda şekil şartları 6102 sayılı ttk'nun 776. maddesinde sayıldığını, davaya konu senedin ön yüzünde "nakden" ibaresinin yazılı bulunması karşısında aksini ispat külfetinin borçlu ...'da olduğuna yönelik yüksek yargıtay'ın yukarıda ifade edilen sayın mahkemeniz kararı ile benzer bir çok kararı bulunduğunu, takip konusu senet bedelinin ödenmesine rağmen davalı müvekkili tarafından iade edilmediğini iddia ettiğini ve tüm senetlerin iade edildiğine dair 20.04.2021 tarihli bir makbuzu dosyaya sunmuş ise de, dava konusu senedin düzenlenme tarihinden önce verildiğini, hangi borca istinaden verildiği belli olmayan ve senetteki borcun ödendiğine dayanak teşkil edemeyecek nitelikte evrakın dikkate alınması mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan bu belgeler 2020 ve 2021 yıllarına ait olduğunu, dava konusu senedin düzenleme tarihi 05.10.2023 vade tarihi 04.01.2024 olduğunu, 2021 ve öncesine dair bu belgelerin dava konusu edilen senet ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının "senetlerin tamamının iade edildiğini gösterir belge" diye bahsedilen belgelerin hiçbiri dava konusu senetle ve halen açık olan diğer takip konusu senetlerle bir ilgili olmadığını, davacı tarafın gerçeğe aykırı bir şekilde ve borçtan kurtulmaya yönelik dile getirilen "senet orjinallerinin iade edilmediği veya sahtelik gibi iddiaları” tamamen kendi uydurma beyanları olduğunu, "tüm senetlerin ödendiği, borcunun kalmadığı ve tüm senetlerin iade edildiğine" ilişkin 20.04.2021 tarihli makbuzda da hangi senetlerin iade edildiğini ve takip konusu senedin bir teminat senedi olduğuna ilişkin açık bir ifade bulunmadığını, davacı tarafça sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere, geçmişte müvekkili tarafından davacı-borçlulara nakit borçlar verildiğini, bu husus dahi davacı ile davalı müvekkili arasında alacak-borç ilişkisinin varlığını ortaya koyduğunu, Davacı-borçlu tarafından, dava konusu senet borcunun ödendiğine dair bir iddiası varsa İİK 169/a hükmü gereğince resmi bir belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacı ispat külfetini yerine getirmediğini, davacının takibe konu senedin keşide tarihinden (05.10.2023'ten) 2 yıl öncesine dair sunmuş olduğu fotokopi bir belgeyi huzurda dava konusu senet ile ilişkilendirmesi hayatın olağan akışına ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı takibe konu bonodaki imzalara bir itirazı olmamakla birlikte bononun teminat senedi olduğunu, borçları olmadığı yönündeki ve sair diğer itirazlarını İK nun 169-a/1.maddesinde belirtilen nitelikte belgelerle ispat etmesi gerektiğini, bu kapsamda davacının takibe konu senedin keşide tarihinden (05.10.2023'ten) 2 yıl öncesine dair sunmuş olduğu fotokopi bir belgeyi huzurda dava konusu senet ile ilişkilendirmesi hayatın olağan akışına ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun sair iddiaları da dinlenebilir olmadığını, takibe konu senedin çalıntı olduğunu, borcunun olmadığını ve sorumluluğa varana kadar birbirinden farklı bir çok hususta hukuki dayanaktan yoksun, gerçeğe aykırı ve kötü niyetli iddialar bütünüyle yapılan takipleri sürüncemede bırakma amacına matuf olduğunu, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, kötü niyetli davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline ödenmesine, yargılama gideril ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyası, ihtarname, imza sirküleri, fesih ihbarnamesi, iş deneyimi belgesi, ibraname, nafaka ödeme makbuzları, dekont, ... İlçesi 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazın üst irtifak hakkı kurulması suretiyle ... Belediyesine devrine ilişkin protokol, Hizmet ve İnşaat yapımı karşılığı hasılat paylaşım sözleşmesi, mutabakat, yiyecek, içecek tezgahları fiyat listesi, outlet tezgahları fiyat listesi, Whatsapp yazışmaları, tapu senedi, pazar istanbul pazar tahtası bakım onarım sözleşmesi, yaşam vadisi pazar tahsis yeri, tahsilat makbuzu, tutanaklar, bilgi alma tutanağı ve tüm dosya kapsamı.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili mahkememize açtığı dava ile .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. İncelenen icra dosyasından tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır.
Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
HMK 190. maddesinde: İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Şeklinde hüküm bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.
Davaya konu senedin 05/10/2023 tanzim tarihli, 04/01/2024 vadeli 690.000,00TL bedelli, düzenleyeni davacı ..., lehtarının davalı ... olduğu, davacının ödeme yaptığını savunduğu, ibranameye dayandığı, imza inkarının bulunmadığı, senetteki tarihlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır. Davacının dayandığı ibraname tarihinin senedin düzenleme tarihinden önce olduğu görülmekle ibranamenin bu senedi kapsamadığı değerlendirilmiş, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası üzerinde durulmuştur.
Açığa senet düzenlenmesi hukuk sistemimizde mümkün olup, ilgili belgede boş bırakılan kısımların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden taraf bu iddiasını yazılı kesin delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Karşı tarafa güvene dayalı olarak imzalı boş belge veren kimsenin bu belge üzerinde kendisi aleyhine düzenlemeler, eklemeler yapılabileceğini öngörmesi gerekir. Bu nedenle doğacak tehlike ve rizikoları ilk başta kabul etmiş sayılır. Açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen belgelerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu kanıtlanmadıkça geçerlidir.
Senedin, hüküm ve gücünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin HMK 201. maddesine göre yazılı belgeyle kanıtlanması gerekir. Yani 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 773/2-f(HUMK 685) maddelerine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlemesinin mümkün olup, bu şekilde düzenlenen senetlerin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında bulunan tarafın bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir.
Somut olayda; açığa imza iddiasının ispat yükü davacıya ait olduğu ve yazılı delille ispatı gerekmekte olup davacı tarafça bu hususun ispatı için yazılı delil ibraz edilememiştir. Yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulmak suretiyle kötüye kullanıldığı iddiasının tanık ile ispatı mümkün değildir. Açığa senet düzenlenmesi hukuk sistemimizde mümkün olup, ilgili belgede boş bırakılan kısımların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre açığa imza atanın sonuçlarına katlanacağı, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere ticaretle uğraşan davacının genel hukuk bilgisine sahip olduğu ve açığa imza atmanın sonuçlarını bilebilecek durumda bulunduğu ortadadır. Davacı dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmıştır. Ancak, HMK'nın 226/1-c bendine göre yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu olamayacak olması, davacının açığa atılan imzanın kötüye kullanılmasına yönelik iddiasının TCK anlamında suç teşkil etmesi nedeniyle yemin deliline dayanılamayacağından davacıya bu hakkının hatırlatılmasına gerek görülmemiştir. Bu nedenle ispat yükü kendisinde bulunan davacı senedin aksini yani açığa attığı imzanın kötüye kullanıldığını, davaya konu senedi bedelsiz kaldığını HMK 201.maddesi gereğince yazılı delille ispat edemediğinden ispatlanamayan davanın reddine ve İİK 72/4 kapsamında kötüniyet tazminatının koşullarından biri ihtiyati tedbir kararının uygulanması gerektiği ancak uygulanan bir tedbir kararı bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Koşullar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken harç 615,40TL olmakla peşin harcın mahsubu ile artan 7.859,52TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği bulunan 107.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 18/04/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı