T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/84 Esas
KARAR NO :2025/535
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/02/2024
KARAR TARİHİ:19/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 18/02/2023 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya konumundaki davacı müvekkiline çarptığını, kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin ayak bileği kırılmış, iki kez ameliyat olmuş, uzun süre çalışamamış ve bakıma ihtiyaç duymuş, ... Üniversitesi Adli Tıp Kurulu tarafından %10 maluliyet raporu verildiğini, kazaya ilişkin polis tutanağı ve sigorta şartlarına göre, davalıların müvekkilinin maddi ve manevi zararlarından sorumlu olduğunu, dava konusu kazayla ilgili olarak davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak zararlarının karşılanmadığını, arabuluculuk sonucu da anlaşma sağlanamadığını beyan ederek, şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik bedelinin ve 1.000,00 TL geçici iş göremezlik bedellerinin ve 100,00 TL bakıcı giderlerinin davalılardan alınarak tahsiline, 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davanın önceden hasar tespiti yapılarak belirlenen kesin bir miktar mevcut olduğundan, dava konusunun belirsiz alacak şartlarını taşımadığını, sigortacının, sigortalısının kusur oranına göre sorumluluğunun bulunduğunu ve bu oran Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından tespit edilerek değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını özellikle iyileşme süreci tamamlanmadan alındığını ve yeterli uzman katılımının sağlanmadığını, geçici iş göremezlik zararlarının sigorta şirketi sorumluluğunda olmadığını, bu kapsamın sağlık gideri teminatına dahil olduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu giderlerden sorumlu olduğunu, davacının faiz talebi hukuka uygun olmadığını sigortacının ödeme yükümlülüğü, zararın kendisine ihbarı ve belgelerin sunulmasından itibaren 8 iş günü içinde doğduğunu dolayısıyla tazminat ödemesinin gecikmesi, temerrüt sayılmadığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline dava dilekçesinin usulsüz olarak tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında yer alan “...” isimli kişinin mahallede tanınmadığını ve tebligatın muhtara bırakılmış olabileceği belirtilerek müvekkilin davadan haberdar olamadığını, müvekkilinin yerleşim yeri Avcılar iken dava, sigorta şirketinin yerleşim yeri nedeniyle İstanbul Adliyesi’nde açıldığını davanın ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerekirken, yetkisiz mahkemede açıldığını, kazaya ilişkin müvekkilinin tam kusursuz olduğu, davacının ise 80 metre ileride yaya geçidi varken, yayaların geçişinin yasak olduğu yerde ve çift şeritli ana yolda aniden yola atlayarak kazaya sebep olduğunu, bu nedenle davacının kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise sorumlu tutulamayacağını, Savcılık dosyasındaki trafik bilirkişi raporunda müvekkilin %75 kusurlu gösterilmesinin gerçeği yansıtmadığını, kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından objektif şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacının sunduğu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu raporunun yasal yönetmeliğe uygun olmadığını, maluliyet oranının belirlenmesinde en az yedi branştan uzman hekimin yer alması gerekirken mevcut raporun bu şartları yerine getirmediğini bu nedenle raporun geçerliliğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığınını, davacının tıbben şifa bulduğunu, herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını ve bu nedenle maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkilinin kazadan sonra davacının tedavi süreçlerini yakından takip ettiğini, davacının kısa sürede iyileştiğini ve maluliyetinin bulunmadığını, manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, talep edilen miktarın aşırı ve haksız olduğunu savunarak, usulsüz tebligat nedeniyle davanın usulden reddi, Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddi, esas itibariyle davanın reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: ... CBS'nin 2023/... soruşturma sayılı dosyası, davacının SED araştırma raporu, SGK kayıtları, ... plakalı aracın trafik tescil kayıtları, 107350697 no'lu sigorta poliçesi, hasar dosyası, davacıya ait tedavi evrakları, ATK maluliyet ve kusur raporu, feragat dilekçesi ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalılar aleyhine açılan trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf davalı ... Sigorta A.Ş tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan ve davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın, 18/02/2023 seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarptığını bu nedenle davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden oluşan maddi tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile manevi tazminatının davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sunulan cevap dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesi ile öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ın yetki itirazının; HMK 7/1 maddesi gereğince davalılar birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabileceğinden davalı ... Sigorta A.Ş'nin yerleşim yeri itibariyle Mahkememiz yetkili olduğundan yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 19/01/2024 tarihli zorunlu arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır.
18.02.2023 günü, saat 19:15 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile .... Sokak üzerinde seyir halinde iken kaa mahalline geldiği sırada önünde seyir halinde iken seyrine göre sağ taraftan kaplamaya girmek sureti ile karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya Evren IŞIK'a yol veren araca çarpmamak üzere fren tatbik edip sola yöneldiği sırada karşıya geçmekte olan davacı yayaya karşı yön bölümü içerisinde çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan ATK Trafik İhtisas Kurulunun 25/12/2024 tarihli kusur raporunda; davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermesi, önünde seyreden araç ile arasındaki güvenli takip mesafesini koruması ve seyrini görüş alanını kontrol altında bulundurur vaziyette sürdürmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, önünde seyreden plakası belirsiz aracın davacı yayaya yol vermek üzere duraklaması karşısında kendi ifadesinden anlaşılacağı üzere bu araca çarpmamak üzere kontrolsüzce karşı yön bölümüne girerek davacı yayaya çarpması sonucu sebebiyet verdiği olayda %75 oranında asli kusurlu olduğu, davacı yaya Evren Işık karşıdan karşıya geçmek istediği sırada kendisine yol veren aracın önünden geçişini sürdürdüğü sırada çift yönlü yol bölümünde kontrollerini sürdürmesi ve kendisine yol veren araca çarpamamak için sola manevra yaparak gelen araca karşı korunma tedbiri alması gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmemesi sonucu meydana gelen olayda %25 oranında tali kusurlu olduğu, ATK Trafik İhtisas Kurulu raporunun olayın oluş şekli, kaza tespit tutanağı ve savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporuna göre kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri kullanılarak yapılan değerlendirme sonucu davacının tüm vücut engellilik oranının %6 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3119 E. 2021/2025 K. Sayılı ilamına göre yerleşmiş uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde malûliyetin varlığı ve oranına ilişkin belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkememizce alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak tedavi evrakları irdelenerek düzenlendiği ve raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili 13/05/2025 tarihli feragat dilekçesi ile; davalı ... Sigorta A.Ş. ile maddi tazminat, işlemiş faiz, yargılama giderleri ve ilam vekalet ücreti kalemleri kapsamında sulh olunduğunu, bu kalemler kapsamında davalı ... Sigorta yönünden bu haklarından feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından sunulan 07/05/2025 tarihli dilekçesi ile; davacı ile haricen yapılan anlaşma neticesinde dosya kapsamında karşı vekalet ve yargılama giderleri yönünden haklarından feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekili 13/05/2025 günlü dilekçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden feragat ettiğini beyan etmekle davacının dosyada mevcut vekaletnamesinin incelenmesinde davacı vekilinin feragata ilişkin yetkisinin bulunduğu ve davalı ... Sigorta AŞ tarafça 07/05/2025 tarihli beyan dilekçesi ile feragat nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı anlaşıldığından, feragat beyanı kesin hükmün sonuçlarını doğuran irade beyanı olduğundan, davaya konu hakkın özüne ilişkin vaki feragat nedeniyle davacı tarafça davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davalılar arasında müteselsil borç ilişkisinin bulunduğu, davalı ... Sigorta A.Ş tarafından davacının maddi tazminatının karşılandığı anlaşılmakla davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı taraf trafik kazası nedeniyle uğradığı manevi zararlara ilişkin davalı ...'dan manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Manevi tazminatın miktarını tayin etme hakimin takdirine bırakılmış bir konu olmakla beraber, hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminat hakkaniyete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılaması da amaç edinmemiştir. Kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmalıdır. Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli; manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Ayrıca Yargıtay HGK'nın 23.6.2004 tarih ve 2004/13-291E.-2004/370K. sayılı kararında manevi tazminat ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; "Manevi tazminat, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir." denilmek sureti ile manevi tazminatın belirlenmesine caydırıcılık unsuru ve insan yaşamının önemine özellikle vurgu yapılmıştır.
Davaya konu somut olay anılı yasal düzenlemeler ve yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazası neticesinde, kazanın oluş şekli, kaza tarihi, tarafların kusur oranı, maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaşı, ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü birlikte değerlendirilerek kaza nedeniyle davacı tarafta yarattığı elem ve ızdırabın ağırlığı ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin tüm ilke ve kurallar nazara alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacının 75.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 18/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine açılan maddi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; davacının 75.000,00 TL manevi tazminatının 18/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Maddi tazminat yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 410,27-TL karar ve ilam harcından mahsubu ile fazladan alınan 17,33-TL'nin davacıya iadesine,
5-Manevi tazminat yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 5.123,25-TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Manevi tazminat yönünden davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden 25.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
9-Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 12/11/2024 tarihli 14124945368 numaralı 6.600,00-TL fatura bedelinin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacıdan tahsili için yazı işleri müdürlüğünce harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
10-Davacı tarafından maddi tazminat yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
11-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 19/09/2025
Katip ..
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*