T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/9 Esas
KARAR NO :2025/245
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/01/2024
KARAR TARİHİ:25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 04/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ... mağazalarında satışa sunulacak ürünlerin üretimi ve bu ürünlerin ...'a satışı konusunda bir “Üretim ve satım Alma Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca davalının belirli ürünleri, önceden belirlenen ödeme koşulları ve fiyatlar dahilinde Kotona satma yükümlülüğü olduğu, bu ilişki çerçevesinde davacı şirket tarafından davalıya 09.09.2016 tarihinde 48.752,00 TL tutarında avans ödemesi yapıldığını, ancak davalı sözleşme şartlarını yerine getirmediğini, bu nedenle davacı söz konusu avans ödemesinin ve bu ödemenin takip tarihine kadar işlemiş faizlerinin toplamını kapsayan 44.374,34 TL tutarındaki alacağını tahsil etmek amacıyla .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, açıklanan nedenlerle davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı icra dosyası, fatura, dekont, Üretim ve Satın alım sözleşmesi, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu, BA/BS formu, e-mail yazışmaları, ticaret sicil kayıtları, imza sirküleri ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 48.752,00TL cari hesaptan kaynaklı asıl alacağın ve 44.374,34TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (13/01/2023) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 13/01/2023 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi... ile bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporunda; "...Dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı hesabına yapılan 09.09.2016 tarihli ödeme karşısında davalının edimlerini yerine getirmediği iddiası ile ödenen tutardan kaynaklı oluşan 48.752,00 TL tutarlı cari hesap alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı yan tarafından 09.09.2016 tarihinde davalı yana yapılan 48.752,00 TL tutarlı ödemenin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu ödemeden kaynaklı davacı yanın takip tarihi (27.12.2022) itibariyle davalı yandan 48.752,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı yan tarafından dosyaya herhangi bir defter tasdiki ibraz edilmemiş olup Vergi Müfettişliğince imzalı defter belge iade tutanağı sunulmuş olduğu görülmekle ilgili belge rapor içeriğinde tarandığı ve tasdik bilgilerine göre davalının 2016 yılı ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde kapanış onamalarının yapılmadığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalının yan tarafından davacı ile olan herhangi bir cari hesap ekstresi ibraz edilmemiş olup yevmiye defteri 31.12.2016 tarihli kapanış fiş görüntüsüne rapor içeriğinde yer verildiği ve Davalının incelenen ticari defterlerine göre; Davacı ile olan cari münasebeti 120. Alıcılar hesap kodunda takip ettiği, 31.12.2016 yıl sonu itibariyle davalı yanın davacıdan 47.523,04 TL alacaklı olarak gözüktüğü, cari hesap ekstresi ve sair belgeler ibraz edilmediğinden bu alacağın neyden kaynaklı olduğunun tespiti yapılamadığı, Taraflar arasında 08.09.2016 tarihinde Üretim ve Satın Alma Sözleşmesi akdedildiği, Tarafların incelenen 2016 yılına ait BA-BS formlarında, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 1 adet KDV hariç 20.858,00 TL bedelli fatura yönünden davalının BS bildiriminde bulunduğu ancak davacının davalı yönünden herhangi bir BA bildirimi vermediği görüldüğü, Davalı ... tarafından düzenlenen faturaların bedelinin ödenmediği ve bu faturaların "açık fatura" olarak usulüne uygun şekilde düzenlendiği tespit edilmiştir. Açık fatura, mal veya hizmet bedelinin ödenmemesi halinde, fatura bedelinin hala ödenmesi gereken bir borç olarak kaldığını ve kapanmamış bir ticari işlem olduğunu ifade eder. Yani, bu tür faturalar ödenmemiş borçları gösterir ve fatura kapatılana kadar borçlunun sorumluluğunda kalır. Ancak, davalı tarafından herhangi bir cari hesap ekstresi veya sair evrak sunulmadığından, bu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilememiştir. Aynı zamanda bu faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı görülmüştür. Faturaların içeriği, verilen ürün bedeline uygun şekilde düzenlenmiştir. Davalı taraf, dosyaya ... ve ... seri numaralı iki sevk irsaliyesi sunmuştur. Bu irsaliyelerden ... numaralı olanın teslim alan kısmında imza olmadığı, 49733 numaralı irsaliyenin ise sadece bir imza içerdiği, ancak isim veya kaşe bulunmadığı tespit edilmiştir. Ek olarak, davacı taraf bu faturalarla ilgili BA bildirimi yapmamış, davalı ise sadece 09.09.2016 tarihli, ... numaralı ve 22.526,81 TL tutarındaki fatura için BS bildirimi yapmış, ancak 267407 numaralı diğer fatura için herhangi bir BS bildirimi vermemiştir. Davalı, bu faturaların davacıya teslim edildiğine dair somut bir kanıt sunmamıştır. Tüm bu bilgiler ve tespitler doğrultusunda, faturaların kabul edilip edilmeyeceği konusunda nihai karar ve değerlendirme mahkemenin takdirinde olduğu, Neticeten; Kök rapordaki tespitler hariç olarak davalının dosyaya sunduğu belgeler nezdinde tekraren yapılan incelemeler doğrultusunda, taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı yana 48.752,00 TL tutarında iş avansı olarak ödeme yapıldığı, buna karşılık davalı tarafından davacı adına düzenlediği iki adet 09.09.2016 aynı tarihli 22.526,81 TL ve 24.996,23 TL olmak üzere toplam 47.523,04 tutarlı faturaları ibraz ettiği, raporun fatura bölümünde yapılan açıklamalar ışığında faturaların kabul edilip edilmeyeceği hususunda Takdir ve Hukuki değerlendirme Mahkemenize ait olmak üzere, faturaların kabul edilmesi halinde takip tarihi (27.12.2022) itibariyle davalı yandan (48.752,00 TL ödeme tutarı - 47.523,04 TL düzenlenen fatura tutarı -) 1.228,96 TL bakiye alacaklı olabileceği, Diğer yandan davalı tarafından sunulan faturaların kabul edilmemesi halinde ise, 09.09.2016 tarihinde yapılan ödemeden kaynaklı takip tarihi (27.12.2022) itibariyle davalı yandan 48.752,00 TL asıl ve 44.374,34 TL işlemiş faiz olmak üzere genel toplamda 93.126,34 TL alacaklı olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki üretim ve satın alma sözleşmesi kapsamında avans ödemesi yaptığını ancak davalının edimlerini yerine getirmediğinden bahisle ödenen avansın tahsili amacıyla icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, davalının 08/09/2019 tarihli üretim ve satın alma sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının 09/09/2016 tarihinde banka aracılığı ile ödediği 48.752,00TL nin iadesini talep edip edemeyeceği, icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı 08/09/2019 tarihli üretim ve satın alma sözleşmesi kapsamında 09/09/2016 tarihinde banka aracılığı ile ödediği 48.752,00TL nin iadesini için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, taraflar arasında 08/09/2019 tarihli üretim ve satın alma sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından 09/09/2016 tarihinde banka aracılığı 48.752,00TL avans ödemesi yapıldığı, davalının yargılama aşamasında alınan beyanlarında ürünleri ... mağazasının aracına teslim ettiğini, faturaları da çalışana verdiğini beyan etmiş olup dosya kapsamında yapılan incelemelerde davalı tarafından 20.858,00TL bedelli fatura yönünden BS bildirimim verildiği, diğer fatura yönünden yapılan bir bildirim bulunmadığı, davacının defter ve kayıtlarında faturaların kayıtlı olmadığı, BA formu ile maliyeye bildiriminin yapılmadığı, davalı tarafından faturanın davacıya tebliğ edildiğine dair ispata yarar bir delil bulunmadığı, mahkememizce davacı yetkilisinin alınan isticvap beyanlarından da hizmet alındığına dair bir kaydın bulunmadığını beyan ettiği görülmüş olup davalının sözleşmeye istinaden düzenlenen faturaların tebliği ile fatura konusu teslim ettiğine dair iddialarını ispat etmesi gerektiği ancak dosyada ispata yarar bir delil bulunmadığı anlaşılmakla davalının, davacıya 48.752,00TL asıl alacak ve 44.374,34TL işlemiş faizin yönünden borçlu olduğu, davacının TTK 20 kapsamında ödeme tarihinde itibaren faiz talep edebileceği kabul edilmiş olup dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 9.750,40TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 6.361,46-TL harçtan peşin olarak alınan 1.590,37-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.771,09-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 10.758,77TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 30.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.25/04/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı