T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/107 Esas
KARAR NO: 2025/780
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 17/02/2025
KARAR TARİHİ: 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasındaki cari hesap ilişkisine istinaden verilen uluslararası hava taşıma hizmetine karşılık düzenlenen 55 adet faturadan doğan 311.838,14 TL asıl alacak ile 48.103,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 359.941,18 TL alacağın bulunduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamelere ve icra takibine rağmen ödeme yapılmadığını, .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe davalının haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, davalının süresi içinde herhangi bir fatura itirazı veya iadesi yapmadığından TTK 21/2 uyarınca faturaları kabul etmiş sayıldığını, konşimento örnekleriyle hizmetin ifasının ispatlandığını, taraflar arasında yapılan cari hesap sözleşmesinde faturaların vadesinde ödenmemesi halinde ayrıca ihtara gerek olmaksızın yüksek olan ticari faiz oranının uygulanacağının düzenlendiğini, TTK 1530/2 gereğince de borcun süresinde ödenmemesi halinde temerrüdün oluştuğunu, ticari dava şartı arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davalının itirazının iptali ile takibe devam edilmesini, asıl alacağa avans faizi uygulanmasını, alacağın %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkillerin mütemerrit duruma düşürülmediğini, davacı tarafından gönderildiği iddia edilen faturaların müvekkile tebliğ edilmediğini ve hangi döneme ilişkin olduğu dahi belirtilmeden haksız takibe girişildiğini, müvekkil şirketin ticari defterlerinde davacıya ödenmesi gereken herhangi bir bedel bulunmadığını, ödemelerin eksiksiz yapıldığını, davacının tanık deliline dayanamayacağını, ayrıca talep edilen %51,75 oranındaki faizin fahiş olup sözleşmede belirlenmiş oranın da üzerinde olduğunu, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın kötü niyetli takibi sebebiyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları, .... Noterliğinin 07.10.2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname tebliğ şerhi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı tarafa uluslararası hava taşıma hizmeti verildiğini, aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden faturaların düzenlendiğini, davalı tarafın borcunu ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tüm alacak taleplerinin zaman aşımına uğradığını, dava konusu borcun muaccel olmadığını, davalının mütemerrit duruma düşürülmediğini, davalının ticari defter ve kayıtlarında borçlu durumda olmadığını, faizin fahiş olduğunu belirterek davanın reddiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 13/02/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 311.838,14 TL asıl alacak ve 48.103,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 359.941,18 TL borcun ödenmesi amacıyla 20/12/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 28/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 25/12/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin zamanaşımı definin CMK 32/1 maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını Mahkememizce belirlenen inceleme gününde sunması için öninceleme duruşmasında ihtaratın yapıldığı ancak belirlenen inceleme gününde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından ticari defter ve kayıtlarına dayanmaktan vazgeçtiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi Fatih Taşkın tarafından 27/08/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen ve .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu edilen 55 adet faturanın; davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturalardan kaynaklı takip tarihi (23.12.2024) itibariyle davalıdan 311.838,14 TL tutarında bakiye alacaklı olduğu tespit edildiği, davalı yan 28.07.2025 günü saat 14:00’da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmemiş ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, söz konusu faturaların tamamının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında “Gümrük masrafları, Ödenmiş Teslimat, İthalat İhracat Vergisi” hizmeti karşılığında düzenlendiği, davacı yan tarafından davalı taraf muhatap alınarak keşide edilen .... Noterliğinin 07.10.2024 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde faturaların ödenmesi gerektiği bildirildiği ve davalıya aynı tarihte tebliğ edildiği, buna karşın davalının da takipten önce söz konusu faturalara itirazına yönelik bir belgenin bulunmadığı, bu bağlamda, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı yanın bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu kanaatine varıldığı, neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, takibe konu edilen toplam 55 adet faturadan kaynaklı davacı yanın takip tarihi (23.12.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 311.838,14 TL asıl ve 32.717,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 344.555,51 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).
Taraflar arasında taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Davacı tarafından davalı tarafa keşide edilen ihtarname ile davalı tarafın temerrrüde düştüğü anlaşılmakla bilirkişi tarafından ihtarname tebliğ tarihinden takip tarihine kadar avans faizi oranında hesaplanan işlemiş faiz alacağı dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmış olup bu haliyle davacı taraf takip konusu faturalardan ve faiz alacağından dolayı davalı şirketten toplam 344.555,51 TL alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 311.838,14 TL asıl alacak ve 32.717,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 344.555,51 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 311.838,14 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminat talebi yönünden; Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 311.838,14 TL asıl alacak ve 32.717,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 344.555,51 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 311.838,14 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(62.367,63-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
c)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 23.536,59-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 4.347,19-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 19.189,40-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 4.403,58-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 196,42-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 55.128,88-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 15.385,67-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 4.347,19-TL peşin harç olmak üzere toplam 4.962,59-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 120,00-TL posta giderinden ibaret toplam 6.120,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 5.858,68-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*