T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/113 Esas
KARAR NO:2025/318
DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:18/02/2025
KARAR TARİHİ:21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... plaka numaralı 2020 model ... marka aracın maliki olduğunu, 14.04.2024 tarihi saat 18:20 sularında, ... ili ... ilçesinde, hızı ortalama 50-55 km/saat olacak şekilde seyir halindeyken, yoldaki virajın bitiminde aniden beliren bir köpekten dolayı panikle frene bastığını; ancak aracın kontrolden çıkmasıyla birlikte yoldan çıkarak yol kenarındaki tarlaya girdiğini, olayla ilgili müvekkili tarafından tutanak tutulduğunu, araç çekiciye yüklenerek olay yerinden alındığını, işbu kaza nedeniyle müvekkili aracın kasko şirketi olan davalı şirkete yazılı müracaatta bulunduğunu ve hasar dosyası açılmasını talep ettiğini, başvuruya istinaden "..." numaralı bir hasar dosyası açıldığını; ancak başvuru olumsuz olarak kapatıldığını, konuyla alakalı gerek müvekkili gerekse vekil olarak bizler sigorta şirketiyle defaten mail ve şirketin sitesinde yer alan iletişim kanalları yoluyla bilgi belge istenmişse de sürecin neden olumsuz kapatıldığıyla alakalı net bir cevap taraflarına iletilemediğini, akabinde kaskonun iptal edildiğiyle ilgili müvekkiline bildirimde bulunulmadığını, davalı şirketten herhangi bir geri dönüş alamayan müvekkili aracını tamiri için ... San. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ne bıraktığını ve tamirat işlemleri bu firma tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından ödemesi yapılan tamirat bedeli 372.576,00 TL olarak faturalandırıldığını, yapılan ödemeye müteakip tarafımızca arabuluculuk süreci başlatıldığını, konunun içeriğini anlamak ve mümkünse anlaşmak için masaya oturulmuş ise de davalı şirket ile herhangi bir anlaşma zemini oluşmadığını, süreç anlaşamama son tutanağıyla bitirildiğini, faturalandırılan 372.576,00 TL'nin TTK uyarınca işletilecek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiliyle müvekkiline ödenmesine, Yargılama harç, masraf ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline dair karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 14/03/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği hususunun incelenmesini ve gerekli görülmesi halinde davanın usulden reddini talep ettiklerini, Somut uyuşmazlık da bir sigorta sözleşmesine dayalı tazminat talebine ilişkin olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereği mahkemenin görevsizlik kararı vererek dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesi gerektiği açık olduğunu, davaya konu trafik kazası 14.04.2024 tarihinde meydana geldiğini, Kasko sigortalarında tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramaması için sigorta şirketine zamanında başvuru yapılması ve hukuki sürelerin korunması gerektiğini, davacı hasar ihbarını süresinde yapmamış ya da zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açmışsa, mahkemece resen dikkate alınması gereken zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından, müvekkili sigorta şirketine başvurularak kasko poliçesi kapsamında hasar tazmini talep edildiğini, ancak yapılan değerlendirme sonucunda, meydana gelen kazanın sigorta teminatı dışında kaldığı tespit edilerek talep reddedildiğini, sigortalının, kazanın oluş şekline ilişkin beyanları ile objektif deliller karşılaştırıldığında, olayın poliçe şartları çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün olmadığını, özellikle, kasko sigortasının temel prensiplerinden biri olan doğru ve eksiksiz beyan yükümlülüğüne aykırı düşen çelişkili durumlar tespit edildiğini, meydana gelen kazanın poliçe hükümleri doğrultusunda teminat kapsamında olmadığı sonucuna varıldığını, kazanın meydana geliş şekliyle ilgili yapılan değerlendirmelerde, sigortalının sürücü konumunda olup olmadığına dair şüphe uyandıran unsurlar ortaya çıktığını, sigortalı, kazanın tek taraflı olarak gerçekleştiğini, ani bir refleksle direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıktığını iddia ettiğini, ancak, kaza anında araçtaki kişi sayısı, kazanın gerçekleşme zamanı ve olay yerinde bulunan şahısların gözlemleri dikkate alındığında, aracın kaza anında beyan edilen sürücü tarafından kullanılmadığına dair ciddi şüpheler mevcut olduğunu, aracın, poliçe kapsamı dışında kalan bir kişi mahkemeniz nezdinde görülmekte olan işbu davada, müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, kazanın gerçekleşme şekli ile sigortalının beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, sürücü değişimi yapıldığına dair ciddi şüphelerin mevcut olduğunu ve kazanın poliçe kapsamında değerlendirilemeyeceği tespit edildiğini, davacı tarafından talep edilen tazminatın karşılanabilmesi için poliçede öngörülen başvuru ve tazminat ödeme süreçlerinin eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini, sigortalı tarafından poliçede düzenlenen hasar ihbar yükümlülüğüne uygun şekilde başvuru yapıldığına dair herhangi bir somut veri bulunmadığını, Poliçeye göre sigortalının, kazanın gerçekleşmesini müteakip derhal sigorta şirketine ihbarda bulunması, sigorta şirketi tarafından atanacak eksperin incelemesine olanak tanıması ve sigorta şirketi tarafından talep edilen evrakları eksiksiz ibraz etmesi gerektiğini, davacının, eksper incelemesini beklemeksizin onarım yaptırması ve anlaşmalı servisler dışında bir yerde işlem gerçekleştirmesi halinde, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü ancak poliçede belirlenen rayiç bedelle sınırlı olduğunu, talep edilen tutarın tamamının karşılanması mümkün olmadığını, işbu davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır.
Görev hususundaki ihtilafın çözümü için, mülga 4077 sayılı Kanunla 5464, 6102 ve 6502 sayılı kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşım/, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi'nin 2015/5263 Esas-2018/7645 Karar sayılı 11.09.2018 tarihli kararı ile; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığı, taraflar arasında akdi bir ilişki olduğu, davalının sorumluluğunun kaynağının davacıyla yaptığı kasko sigorta sözleşmesi olduğu, görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanun'un 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığı, bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde, TTK 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak karar verildi.
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı