T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/303 Esas
KARAR NO : 2026/276
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/05/2025
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 05/05/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ticareti yaptığını, 03/01/2024 tarihli, ... Seri numaralı, ... Beyanname numaralı Gümrük beyannamesinde görüleceği üzere ... 'dan 27 KAP (plaet) - 14244 adet (şişe) ... alındığını, 12/02/2024 tarihli, ... seri sıra numaralı Gümrük Vergi Tahsil Alındısında müvekkili tarafından 5.104.219,37-TL vergi ödemesi yapıldığını, müvekkiline ait olan emtialar Türkiye'ye getirildiğinde davalıya ait antrepoya konulduğunu, müvekkili tarafından emtiaların üzerine etiket yapıştırılmak istendiğini ancak bu talep antrepoya girişin gümrük kuralları gereği yasak olması sebebiyle reddedildiğini, taraflar arasında, müvekkili tarafından sağlanan etiketlerin emtiaların üzerine yapıştırılması hususunda anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından etiketlerin temin edildiğini ve davalı tarafından emtialara antrepoda etiketleme yapıldığını, davalı tarafından müvekkiline 55.861,26-TL bedelli fatura düzenlendiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin kendisine ait emtiaları teslim aldığını ve etiketlemelerin yanlış yapıldığını tespit ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı şirket yetkilisine mesaj atıldığını, müvekkilinin taleplerinin karşılıksız kaldığını, delil tespiti talepli başvuru yapıldığını, Bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda müvekkilinin 217.933,20-USD tutarında maddi zarara uğradığı belirlendiğini, .... İcra Dairesi Müdürlüğünde ... sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine fiili ödeme tarihindeki TL kuru üzerinden tahsil talepli 217.933,20-USD değerinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini, bu nedenlerden dolayı; davanın kabulüne, .... İcra Dairesi - 2024/.... Sayılı icra dosyasına yapılan itiraz iptaline, .... İcra Dairesi 2024/.... Sayılı icra dosyasında takibin devamına, alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 25/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davacıya taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği 12.07.2023 tarihli teklif ile teklif konusuna ilişkin antrepo ve etiketleme hizmeti verildiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri tam ve gereği gibi ifa ettiğini, davacı tarafından müvekkilim aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile müvekkilinin davacıyı zarara uğrattığı iddiası ile takip başlatıldığını, takibe itiraz ettiklerini, ne .... Sulh hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından yaptırılan tespit ne de huzurdaki davayı kabul etmediklerini, 12.07.2023 tarihinde müvekkili şirketin müşterisi olan ... Gıda Pazarlama Dağıtım A.Ş./ ... ... A.Ş. tarafından dava konusu eşyayı daha sonra kendilerinin antrepoda devir alacağı talebi ile müvekkiline bilgi verildiğini, 12.07.2023 tarihinde davacı şirket ile fiyat mutabakatı sağlandığını, 31.07.2023 tarihinde sayım yapılarak mal kabul süreci tamamlandığını, dava dışı ... ... A.Ş.'nin bu ürünler için kendi mallarıymış gibi ilgi alaka gösterip bütün süreçleriyle bizzat kendileri ilgilendiğini, 24.10.2023 tarihinde YGM sözleşmesi yapılıp izin alındığını, 15.11.2023 tarihinde davacı şirket tarafından gönderilen Türkçe etiketler uygulanmaya başlandığını ve 21.11.2023 te tamamlandığını, tarım, kimyahane ve davacıya verilmek üzere 3 kez numune alımı yapıldığını ve müvekkiline davacı şirket tarafından veya İl Tarım Müdürlüğü tarafından ürün etiketlemesiyle ilgili herhangi bir uygunsuzluk bildirilmediğini, ürünlere TAPDK bandrolü uygulandığını, 05/04/2024 tarihinde ürünlerin yüklendiğini ve bir depoya sevk edildiğini, eşyanın, müvekkili şirketten teslim alındıktan sonra davacı tarafından saklanma şartlarının da eşyaya uygun olmadığı, eski bir ambardan bozma bir depoda tutulduğu ve dolayısıyla nem , rutubet ve belki haşere gibi hiçbir standardı olmayan depoda eşyanın tutulması neticesi zarar görmüş olabileceği ve eşyayı antrepoda devir sureti ile Türkiye'ye getiren ve Türkiye'de yerleşik olmayan davacının herhangi bir mevzuatı bilmemesinden kaynaklı, müşterisi ile anlaşması bozulan ve bu nedenle antrepoda devir yapamaması sebebi ile satamadığı eşyaya ilişkin oluşan maddi zararını giderebilmek için davayı ikame ettiğini, davanın müvekkili şirketin sigorta edeni ... Sigorta A.Ş.'ye de ihbarı gerektiğini, bu nedenlerden dolayı; davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarına, yapılan delil tespiti ile yasal mevzuatta belirlenen şartların oluşmamış olması sebebi ile bu dosyanın huzurdaki davada değerlendirme dışı tutulmasına ve davacının talebine dayanak alınmamasına, davacının dava konusu eşyayı satıp satmadığının davacıdan sorulmasına, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından sunulan 28/08/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Sigortacılık kanunu ve HMK gereği, müvekkiline usulüne uygun herhangi bir başvuru yapılmadığını, davanın aktif ve pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davaya konu hasar ve zararların, 3. şahıs mali sorumluluk poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğunu, meydana gelen zararın, poliçe kapsamında teminat altına alınan bir riziko neticesinde meydana gelmediğini, uyuşmazlık konusu olayın, mesleki sorumluluğa uygun olduğunu ve davalı tarafın mesleki sorumluluk poliçesi bulunmadığını, hasar ve zararda bizzat davacının sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının kusurunun varlığı ispata muhtaç olduğunu, TTK 1448 MD. ve sigorta genel şartları gereğince sigorta ettiren zararın doğmasını önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yarayacak önlemleri almakla yükümlü olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirket yokluğunda yapılan tespitin hukuka aykırı olduğunu, talep edilen hasar ve zarar miktarının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunu ve temerrütü kabul manasında olmamak üzere, müvekkilinin yalnızca işbu dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sorumlu olabileceğini, bu nedenlerden dolayı; davanın zamanaşımından, usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER: .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası, Sözleşme, Fatura, Proforma fatura, Gümrük beyannameleri, Gümrük kayıtları, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/107D.İş sayılı Değişik İş dosyası ve delil tespiti raporu, e-posta yazışmaları, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü cevap yazısı, İsticvap, Tanık beyanları, Taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasının incelenmesinde; Talep eden ... Gayrimenkul tarafından karşı taraf ... Gümrük Müşavirliği aleyhine delil tespiti talebinin kabulüne karar verildiği, bilirkişi raporunun düzenlendiği ve talep edenin uğradığı zararın 217.933,20-$(USD) olduğunun tespit edildiği ve karşı taraf ... Gümrük Müşavirliği vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu anlaşıldı, okundu dosyasına konuldu.
.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Gayrimenkul tarafından borçlu ... Gümrük Müşavirliği hakkında .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı delil tespiti dosyasında tespit edilen uğranılan zarara ilişkin 217.933,20-$(USD) alacak için icra takibi başlatıldığı, borçlu davalı tarafça takibe yapılan süresinde itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve davacı tarafça itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 15/01/2025 tarihli celsesinde dinlenen,
Davalı Tanığı ...; "Ben davalı şirkette antrepo yetkilisi olarak görev yapmaktayım, uzun yıllardır çalışmaktayım, 2007-2008'den beri antrepoda görevime devam etmekteyim, davacı firma bizim asıl müşterimiz değildir, asıl müşterimiz ... adlı şirketten devralınmak üzere bu ürünler bizim antrepomuza geldi, ürünlerin ithal edilebilmesi için ürün içeriğinin tespiti için Tarım İl Müdürlüğü'ne gönderiliyordu ancak bundan önce de etiketleme yapılması gerekiyordu, bir başvuru yapılır ve başvuruda ürünle ilgili uyulması gereken şeyler yazar, davacı firmanın talebi üzerine etiketleme işlemi tarafımızca yapılır, etiketler davacı tarafından gönderilmiştir, biz etiketlerin uygulamasını yaptık daha sonra Tarım İl Müdürlüğü'nden gelip numune aldılar, ürünlerde ve etiketlerde herhangi bir sakınca görülmemiştir, ithalat işlemleri bitirilmiştir, daha sonra davacı firmanın talebi üzerine bizim depomuzda ürünlerin çıkışı davacı şirket yetkilisi ... Bey nezaretinde yapıldı, sonrasında firmadan etiketleme ile ilgili bize şikayet geldi, bu şikayetin ne zaman geldiğini tam hatırlamıyorum, ürünler bizim depomuzdan etiketi ile birlikte uygun şekilde çıkmıştı, ürünler antrepoya geldiğinde kutunun içindeydi, biz etiketlemeyi kutu içerisindeki alkollü içecek şişelerine uyguladık, tek tek kutudan şişeler çıkartılarak etiketleme işlemi yapılmıştır, etiket uygulama işleminde biz herhangi bir etiketi ile ya da herhangi bir başka durum ile ilgili sıkıntı yaşamadık, bu bizim inisiyatifimiz dışında gerçekleşen bir durumdur, ürünler antrepodayken davacı şirket de başvuru yaparak isterse ürünlerden numune alabilir, şişenin üzerinde orijinal etiketleri vardır, biz etiketleri etiket üzerine uyguladık, orijinal etikette sıkıntı olup olmadığını bilmiyorum, bizim yaptığımız etiketler ürünün marka içerik ve diğer bulunması gereken bilgileri içeren ön ve arka yüzü kaplayan büyük arka etiketlerdi, etiketleme işlemi bizim tarafımızdan yapılır, gümrük ve antrepo yetkilisi ya da şirket yetkilisi veya şirket yetkilisi tarafından görevlendirilen gümrük personeli dışında başkasının girmesi mümkün değildir, bizim depomuz yeni depodur, müşterilerimiz zaten depoya bakarak nem ve ortam koşullarına göre ürün gönderirler, dava konusu ürünlerin bizden sonra konulduğu depo koşullarını bilmiyorum, bize görseli gelmişti, sundurma tarzı bir yapıydı, bizim depomuza göre şartları uygun olmayan bir yer olarak düşünüyorum, ürünlerin bizden çıktıktan sonra satılıp satılmadığı hususlarını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı Güven Yurtsever; "Ben davalı şirkette süreç geliştirme yöneticisi olarak 2013 yılından beri çalışmaktayım, ürünler antrepoya geldikten sonra davacı firma yetkilisi gümrük müşaviri ile birlikte gümrük müdürlüğüne başvuru yapar, gümrük müdürlüğü tarafından uygun görülen etiketler ürünlere uygulanır, ürünler bize ulaştıktan sonra biz uygulama sürecine geçeriz, ama uygulama sürecine geçmeden önce bir onay alırız, sonra işlemlere başlarız, ürünlere uyguladıktan sonra Tarım Müdürlüğü yetkilileri tarafından ürünlerden numune alınır, alınan numuneler analiz edildikten sonra uygun görülürse ithalatına izin verilir, numune alım sırasında Tarım müdürlüğü yetkilileri tarafından ürünlerdeki etiketlerin uygunluğu da kontrol edilir, uygunluk yazısı bize geldikten sonra ithalat izni bize verilir sonra sevk gerçekleşir, sevk sırasında da davacı şirket yetkilisi bizimle beraberdi, dava konusu ürünlerin etiketleme işlemi bizim tesislerimizde yapıldı, ürünler sevk olduktan sonra davacı etiketler ile ilgili şikayette bulundu, etiketleme işlemini personeller yapmıştı, etiketi davacı firma temin etti, ebat ve ölçüleri davacı firma tarafından belirlenmiştir, sadece uygulaması bizim şirket tarafından yapılmıştır, bizim uygulamamız sırasında ben etiketlerde herhangi bir sıkıntı görmedim ancak ürünler sevk olduktan sonra bulunduğu ortam itibari ile uygun koşullar olmadığından etiketler de kalkma olabilir, benim de gördüğüm görseldeki depo brandalı bir yer idi, bizim depomuza göre daha basit bir depo idi, buradaki etiketlerdeki sorun depodaki koşullardan kaynaklanmış olabilir, davacı ile ticari ilişki ürünler antrepoya geldikten sonra başladı, dava konusu ürünleri bizim eski müşterimiz davacıdan alıp yurtiçinde satacaktı ancak daha sonrasında vazgeçtiler, davacı firma ürünleri yurtiçinde satacağı için etiketleme işlemini bize yaptırdı, ben dava konusu ticari ilişkiyi şirketteki görevim ve yazışmalar gereği bilmekteyim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı şirket yetkilisi...; "Biz dava konusu ürünleri tanıkların dediği gibi ...'ya satacaktık ancak fiyatta anlaşamadık, bu şekilde ithal ettik, anlaşamayınca ürünleri kendimiz satmaya karar verdik, etikette bir değişiklik olması gerekiyordu, etiketleri dışarıda bastırıp davalı şirkete teslim ettik, kendileri yapıştıracaklarını söylediler, bir tane örnek attılar, etiketlerde bir kalkma yoktu, sadece mevcut etiketin üzerine yapıştırırken birebir üzerine yapışmamıştı, biz ürünleri sevk alırken kolilerin ağzı kapalı olduğu için bu durumu ilk başta göremedik, ürünlerden bir müşterimize gönderdiğimizde etiketlerin kayık yapıştırılmasından dolayı ürünleri bize iade etti, daha sonra davalı şirkete irtibata geçtik, bilirkişi incelemesi yaptırdık, ürünlerin etiketlerinin %80'inin yanlış yapıştırıldığı tespit edildi, tarım müdürlüğü yetkililerinin ürünlerin tamamını kontrol edip etmediğini bilmiyoruz, daha sonra bu ürünleri bu haliyle zararına vermek zorunda kaldık, etiketler uygun olsaydı daha önce teklif aldığımız firmaya gerçek değer üzerinden satacaktık ancak satamadık,
Bu sırada davalı şirket yetkilisinin ürünlerin davalıya ait depodan sonra bulunduğu depoya ilişkin fotoğraf davalı şirket yetkilisine ait telefon üzerinden davacı şirket yetkilisine gösterildi; evet bu fotoğrafı ben gönderdim, ürünler burada geçici süre ile 10 gün kadar kaldı, biz daha sonra ürünlerin devamını getirecektik ancak bu sıkıntıdan dolayı piyasada adımız olumsuz etkilendiğinden dolayı devamını getiremedik." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı şirket yetkilisi ... ...; "Davacı şirket ürünleri ...'ya satacaktı ancak yeterli süresi kalmadığı için ve ürün fiyatlarından dolayı devir yapamadığından ithalat yapmak zorunda kaldılar, ihtalat yapılabilmesi için de Türkçe etiketlerin ve sağlık uyarı etiketlerinin olması gerektiğinden tarafımıza ve gümrük idaresine başvuru da bulundular, etiketlemeler bir önceki etiketin üzerini kapatacak şekilde yapılması gerekir, bu etiketler uygulandıktan sonra tarım müdürlüğü tarafından %100'üne uygunluk verilmesi zorunludur, eğer etiketler yapışmamış olsaydı ürünler ithal edilemezdi, tarım müdürlüğü bunlara onay vermiştir, onayına istinaden ithalat işlemleri gerçekleştirilmiştir, 04/04/2024 tarihinde de ürünler davacı şirket yetkilisi ... Bey'e teslim edilmiştir, yaklaşık 30 gün sonra da ürünlerde problem olduğu için başvuruldu, whatsap yazışmalarında bize gösterilen alan bir depo değil bir açık alandır, ürünü ithal etmek zorunda kaldıkları için buna ilişkin masrafları çıkartmak için bu davanın açıldığını düşünüyorum, bizim yaptığımız etiket işleminde kusurlu bir işlem söz konusu değildir, biz kendi başımıza etiketleme işlemi yapmaya yetkili değiliz, firma etiketi getirir, gümrük izin verir, tarım onaylar daha sonra da ithalat gerçekleşir, tarım müdürlüğü ürünlerin hepsini kontrol eder, o ürünlerin toplamına ilişkin bir ID numarası da verilir, tarım müdürlüğünün analizi başka bir şeydir, ürünlere uygunluk verilmesi başka bir şeydir, analizde numune alınır, ID numarası verilmesinde tüm ürünler kontrol edilir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 02/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin 2023-2024 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirket borç/alacak bakiyesinin olmadığı, Davalı şirketin 2023-2024-2025 (01-09ay )yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirket borç/alacak bakiyesinin olmadığı, Tarafların ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağa ilişkin bir kayda rastlanmaması ve alacak iddiasının teknik inceleme sonuçlarına bağlı olması nedeniyle, mali yönden kesin bir alacak tespitinin teknik değerlendirmeye bağlı olduğu kanaatine varıldığını, takdirin Mahkememize ait olmak üzere; a) Davacı tarafın alacak iddiası, değişik iş dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna dayandığını, anılan raporda etiketleme hizmetinin ayıplı olduğu kabul edilerek davacının zarara uğradığı değerlendirildiğini, bu kapsamda davacı tarafından, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 217.933,20 USD tutarında ilamsız takip başlatıldığı anlaşıldığını, değişik iş raporu esas alındığında, davacı şirketin davalı şirketten 217.933,20 USD tutarında alacaklı olduğu ve takip tarihi itibarıyla bu tutarın 7.507.079,56 TL karşılığı bulunduğu hesaplandığını, b) Ancak, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün müzekkere cevabında etiketlerin mevzuata uygun olduğunun bildirilmesi halinde, ayıplı hizmet iddiasının teknik olarak desteklenmediği anlaşıldığının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine taraflar arasında yapılan sözleşme gereği etiketleme hizmetinin ayıplı ifasından kaynaklı davacının uğradığı zarar iddiasına ilişkin başlatılan icra takibine yönelik İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı taraf müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkil üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafça müvekkile ait emtialara yapılan ve kabul edilebilir düzeyde olmayan etiketlemeler yüzünden müvekkil şirket maddi zarara uğradığını, müvekkilinin yaptığı işin devamını getiremediğini, bir sonraki gelen vodkalar satılamadığı için iade edilmek zorunda kalındığını, bu nedenle de ayrıca zarara uğradıklarını, buna ilişkin iade faturaları ve dekontları da dosyaya sunacaklarını, davalı tarafından zarar giderilmediğinden bu zarara ilişkin başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf müvekkili tarafından davacıya antrepo ve etiketleme hizmeti verilmiş olup, müvekkil tarafından tüm işlemlerin mevzuata uygun yerine getirildiğini, üstlenilen yükümlülüklerin davacının talep ve talimatına uygun olarak tam ve gereği gibi ifa edildiğini, davacının iddia ettiği hususların davacı tarafın teslim edilen etiketin kalitesinden kaynaklı olup müvekkilin kusur ve sorumluluğu olmadığını, bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan sigorta şirketi tarafından dava konusu hasar ve zararda bizzat davacının sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının kusurunun varlığı ispata muhtaç olduğunu bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 31/01/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ihtilaf taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı taraf ile davalı arasındaki antrepodaki ürünlerin etiketlenmesi hizmetinin davalı tarafça tam ve kusursuz yerine getirilip getirilmediği, ayıplı hizmet bulunup bulunmadığı davalının ayıplı hizmeti varsa davacının doğan zararından sorumlu olup olmayacağı varsa davacının uğradığı zarar miktarının tespiti hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava açmadan önce 13/05/2024 tarihinde yapılan delil tespiti başvurusu hakkında .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasının incelenmesinde; Talep eden ... Gayrimenkul tarafından karşı taraf ... Gümrük Müşavirliği aleyhine delil tespiti talebinin kabulüne karar verildiği, 18/09/2024 tarihli bilirkişi raporu ile talep edenin uğradığı zararın 217.933,20-$(USD) olduğunun tespit edildiği ve karşı taraf ... Gümrük Müşavirliği vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olan .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Gayrimenkul tarafından borçlu ... Gümrük Müşavirliği hakkında .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı delil tespiti dosyasında tespit edilen uğranılan zarara ilişkin 217.933,20-$(USD) alacak için icra takibi başlatıldığı, borçlu davalı tarafça takibe yapılan süresinde itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve davacı tarafça itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile taraflarca sunulan deliller kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; Tarafların ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağa ilişkin bir kayda rastlanmaması ve alacak iddiasının teknik inceleme sonuçlarına bağlı olması nedeniyle, mali yönden kesin bir alacak tespitinin teknik değerlendirmeye bağlı olduğu kanaatine varıldığını, takdirin Mahkememize ait olmak üzere; a) Davacı tarafın alacak iddiası, değişik iş dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna dayandığını, anılan raporda etiketleme hizmetinin ayıplı olduğu kabul edilerek davacının zarara uğradığı değerlendirildiğini, bu kapsamda davacı tarafından, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 217.933,20 USD tutarında ilamsız takip başlatıldığı anlaşıldığını, değişik iş raporu esas alındığında, davacı şirketin davalı şirketten 217.933,20 USD tutarında alacaklı olduğu ve takip tarihi itibarıyla bu tutarın 7.507.079,56 TL karşılığı bulunduğu hesaplandığını, b) Ancak, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün müzekkere cevabında etiketlerin mevzuata uygun olduğunun bildirilmesi halinde, ayıplı hizmet iddiasının teknik olarak desteklenmediği anlaşıldığı görüşüne varıldığı bildirilmiştir.
Somut olayda taraflar arasında antrepo ve etiketleme hizmetine ilişkin ticari ilişki bulunmaktadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.
Satıcı, TBK'nın 219. maddesine göre, ayıptan genel olarak sorumludur. TBK'nın 223. maddesine göre, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, incelenen tarafların ticari defter ve kayıtları ile alınan bilirkişi raporuna göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında davacı şirketin ithal ettiği antrepoda bekleyen alkollü içecek şişeleri üzerine etiketleme hizmeti hususunda anlaşıldığı, davacı tarafça davalının etiketleme hizmeti sırasında etiketleri yamuk yapıştırması ve daha sonra etiketlerin kalkması nedeniyle hizmetin ayıplı olması nedeniyle ürünleri zararına satmak zorunda kaldığından uğradığı zarara ilişkin .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti sonucunda tespit edilen 217.933,20 USD tutarında zarara ilişkin icra takibi başlatıldığı ve davalı tarafın takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmış olup, davanın temeli etiketleme hizmetin ayıplı olup olmadığı ve bu nedenle davacının zarara uğrayıp uğramadığı hususuna ilişkin olup, dava konusu olayda taraflar arasında12.07.2023 tarihinde davalıya ait antrepoda yer alan ürünlere ilişkin antrepo hizmeti hususunda anlaşıldığı, 28.07.2023 tarihinde gümrük beyannamesinin düzenlendiği, 31.07.2023 tarihinde ürünlerin kabul edildiği ve davacı tarafça 24.10.2023 tarihinde davalıdan etiketleme talebinde bulunulduğu alınan izin sonrası davalı şirket tarafından 15.11.2023 ile 21.11.2023 tarihleri arasında etiketleme işleminin yapıldığı, 22.11.2023 tarihinde Tarım Müdürlüğünden ithalat izninin alındığı, 05.04.2024 tarihinde etiketleme işlemi yapılan ürünlerin davacı şirket tarafından teslim alındığı, dana sonra davacı tarafça 13.05.2024 tarihinde etiketleme hizmetinin ayıplı olduğuna yönelik delil tespiti başvurusunda bulunulduğu ve delil tespiti raporunun 18.09.2024 tarihinde düzenlendiği anlaşıldığı, delil tespiti raporu ile ürünlerin yer aldığı kolilerden %75'inin etiketlemesinin kabul edilebilir düzeyde olmadığı bu nedenle davacının 217.933,20-USD zarara uğradığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dava konusu ürünlerin davacı tarafça elden çıkarılmış olması nedeniyle ürünler mevcut olmadığından ürünler üzerinde inceleme yapılamadığı, dinlenen tanık beyanları ile etiketlerin davacı şirket tarafından temin edildiği, çalışanlar tarafından şişelere yapıştırıldığı beyan edilmekle etiketleme hizmetinin ayıplı olduğunu ispatlayan bir durum bulunmadığı, yapılan etiketlemenin ürünlerin ithal edilebilmesi için gerekli olduğu bu kapsamda ürünleri ve etiketleri kontrol eden İl Tarım Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ile de ürünler üzerinde yapılan fiziki kontrol sonrası ürünlerin genel durumu, ambalaj bütünlüğü ve bildirime esas unsurlar yönünden yapılan denetim sonucunda, ithal edilmek istenen ürün ile Bakanlığa sunulan etiket bilgilerinin uyumlu olduğu ilgili talimat kapsamında kontrol edildiğinin bildirildiği, davacı tarafça etiketlerin yamuk yapıştırılması ve etiketlerde kalkma olması nedeniyle ayıplı hizmet iddiasında bulunulduğu göz önüne alındığında söz konusu etiketin yamuk yapıştırılıp yapıştırılmadığı veya kalkma olup olmadığı hususunun teslim alınan ürünler üzerinde teslim sırasında yapılacak basit kontrol ile anlaşılabileceği, yukarıda ayıp ihbarına yönelik süreler göz önüne alındığında ürünlerdeki etiketleme hizmetinin ayıplı olduğu hususunda TTK 23. maddesi gereği iki gün içinde hizmeti veren davalıya ihbar yükümlülüğü bulunduğu ürünlerin sayı olarak fazla olması göz önüne alındığında iki günlük süre yetersiz kalsa bile yine teslimden sonra 8 günlük ihbar süresi içerisinde davalıya ayıplı hizmet ihbarında bulunulması gerektiği ancak davacı tarafça ürünler 05.04.2024 tarihinde teslim alındıktan sonra süresinde davalıya herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi teslimin üzerinden 1 aydan daha fazla süre geçtikten sonra ayıplı hizmete ilişkin 13.05.2024 tarihinde delil tespiti başvurusunda bulunulduğu açık olup, bu haliyle davacı tarafça davalıdan alınan hizmetin ayıbı ile ilgili olarak makul bir sürede veya daha sonraki tarihte davalı şirkete gönderilmiş herhangi bir ihbar veya ihtar dosya içerisinde mevcut olmayıp davacı tarafça bu kapsamda ispata elverişli bir delil ibraz edilemediği, TBK'nın 223. maddesi uyarınca davacı taraf muayene ve süresinde ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayamadığından ürünleri olduğu haliyle kabul etmiş sayılacağı, düzenlenen delil tespiti raporunun tek başına ayıplı hizmeti ispata yeterli olmadığı, yargılama sırasında ürünlerin mevcut olmaması nedeniyle ürünler üzerinde inceleme yapılamaması, etiketlerin davacı tarafça temin edilmesi nedeniyle ayıbın etiketleme hizmetinden mi yoksa etiketin kalitesinden mi kaynaklandığı hususu da sabit olmadığından davacı tarafça davalıdan alınan etiketleme hizmetinin davalının kusurlu hizmetinden dolayı ayıplı olduğu hususunun ispata elverişli delillerle ispatlanamaması nedeniyle davacı tarafça açılan davanın reddine ve davacı tarafça başlatılan takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE,
2- Davacı tarafça başlatılan takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3- Davacı tarafça yatırılan peşin harçtan maktu 732,00-TL karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 137.882,90-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4- Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin haksız çıkan taraf olan davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5- Davacı tarafça yargılama sırasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
6- Davalı tarafça yargılama sırasında yapılan gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7- Davalı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nisbi 929.412,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026
Başkan ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Katip ...
e-imza* -