T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/549 Esas
KARAR NO:2025/805
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/08/2025
KARAR TARİHİ:17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ilçesinde butik işlettiğini, davalı ile toptan mal aldığı bir firma sahibi olduğunu, müvekkilinin butiğine ürün almak için davalı ile görüşmeler yaptığını, davalının yanına gittiğini, butiğinde satmak için karşı tarafa ait ürünlerden seçip ürün ödemesi yaptığını, yapılan ödemelerin 19.000 TL, 21.000 TL, 15.000 TL, 15.000 TL ve 83.000 TL olarak yapıldığını, ödeme yapılmasına rağmen ürünlerin müvekkiline gönderilmediğini, ödemenin tümü de müvekkilinin tüm aramalarına rağmen iade edilmediğini, takip öncesi yapılan iade tutarı sadece 22.776,6 TL olduğunu, bu kısmın takipte de belirtildiğini, kalan kısma ilişkin ödeme iadesi olmayınca davalı taraf aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, itiraz ile takibin durduğunu ve tarafların arabuluculuk aşamasında anlaşamadıklarını, bu sebeplerle; Davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibi devamına, davalının kötü niyetli itirazın bakımından yasa gereği takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalı müvekkilinden hiç bir alacağı olmadığını, müvekkilinin konfeksiyon işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin elbiseler üretip alıcılara bu ürünleri sattığını, davacının da butik elbise mağazası işlettiğini, davacı, müvekkilinin iş yerine gelip ürünleri seçtiğini, beğendiğini ve satın aldığını, bu hususa ilişkin satın alma faturası kendisine kesildiğini ve ödemesi POS ile banka/kredi kartı vasıtasıyla ödendiğini, davacı, ... ilçesi ... ilinde mağazasına söz konusu satın aldığı malların gönderilmesini istemiş her ne kadar müvekkili iş yerinde nakliye hizmeti yok ise de anlaşmalı kargo firması ile gönderilebileceği davacıya bildirildiğini, davacı da bu durumu kabul ettiğini ve ... iline döndüğünü, ürünlerin hazırlanmasından sonra davalı müvekkili davacının talebi doğrultusunda satın alınan ürünleri eksiksiz ve tam bir şekilde kargo ile davacıya kargoladığını ancak davacı kargoyu teslim almaktan imtina ettiğini, davacıya söz konusu ürünleri neden teslim almadığı sorulduğunda ise "biz ürünleri almaktan vazgeçtik iade ediyoruz paramızı geri verin" şeklinde dönüş yapıldığını, herhangi bir sebep yokken davacının teslim alma yükümlülüğünü yerine getirmesi alıcının temerrütü hükümlerini doğurduğunu, bu sebeple davalı müvekkili üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmesine karşın davacının sözleşmeden dönmesi ve bu şekilde alının temerrütüne düşmesi, hukuken davalı müvekkili sorumluluğunda olmadığını, müvekkili ürünlerin teslim alınmaması nedeniyle kendisi zarara uğradığını ve davacı için özel kesip ürettiği kıyafetler tabiri caiz ise çöp olduğunu ve kargo parası da davalı müvekkiline yüklendiğini, taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, icap ve kabul şeklinde kurulan sözleşmeden davacının döndüğünü, bu sebeple davalı müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı müvekkili tarafından, edim defalarca yerine getirilmeye çalışıldığını ancak davacı taraf bu ürünleri haklı sebepleri olmaksızın kabul etmediklerini, bu sebeplerle; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddini, %10'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, alacağın likit olmaması sebebi ile haksız ve hukuka aykırı icra inkar tazminatının reddine karar verilmesini, dava harç ve masrafları ile avukatlık vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı, davacının yapmış olduğu ödemeleri gösterir hesap özetleri, davacının ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na kaydını gösterir oda kayıt belgesi ile dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir."
6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;
" Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir.
Yargıtay 11.H.D.'nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nun 12. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nun 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
TTK'nun 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Dairelerinin yerleşik kararlarında, bir kimsenin sicilde veya odada kayıtlı olup olmaması yahut vergi yükümlüsü bulunup bulunmaması TTK yönünden tacir sıfatını taşımasında önem arzetmediği, ayrıca Vergi Usul kanunu' na göre bir kimsenin esnaf kabul edilmiş olmasının da TTK yönünden geçerli bir kriter olamayacağı, tacir ve esnaf ayırımındaki kriterin TTK 11/2. maddesinde tanımlanan kararnamedeki sınır olduğu vurgulanmaktadır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/115 15E- 2018/1718 K sayılı 06/03/2018 tarihli, 2017/2898 E- 5384 K. 16/10/2017 tarihli, 2016/4614 E. 2017/6953 K. Sayılı 06/12/2011 tarihli kararı.)
Somut olayda, taraflar arasında gerçekleştirilen mal alımı neticesinde ödenmeyen bedeller sebebiyle alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptalinden kaynaklanmakta olup taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Bu nedenle tarafların tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekmektedir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 08/08/2025 tarihli yazı cevabı ile davacının 01/01/2025 tarihinden itibaren gerçek usule tabi işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirildiği, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün 07/08/2025 tarihli yazı cevabı ile davacı adına herhangi bir şahıs kaydının bulunmadığı bildirildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 23/09/2025 tarihli yazı cevabı ile davacının 01/01/2025 tarihinden itibaren gerçek usule tabi işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, mükellef 01/01/2025 tarihinden itibaren işletme hesabına göre defter tuttuğu için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177/1 maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiş ve yine davacı tarafından sunulan belgeler arasında davacı yanın hala ... Esnaf ve Sanatkar Odasına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1.md/a bendinde yer alan düzenlemesi gereğince "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri" şeklinde düzenlemenin bulunduğu, Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesine göre ;
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (570.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (200.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı aşanlar;" şeklinde düzenlemenin bulunduğu, böylece davacının gelirinin Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesindeki sınırları aşmadığı ve esnaf işletmesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır