T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/630 Esas
KARAR NO:2025/581
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/09/2025
KARAR TARİHİ:03/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 09/10/2016 tarih ve 29852 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği (Yönetmelik) esasları çerçevesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 28/10/2024 tarih ve 32706 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yarışma ilanı ile 5 (beş) adet rüzgar enerjisi santralinin (...) kurulması amacıyla belirlenmiş Bağlantı Kapasitelerinin ve ilgili ...’ların kullanım hakkının 49 (kırkdokuz) yıl süreyle tahsis edilmesine yönelik uygulanacak usul ve esaslar çerçevesinde Yarışma Şartnamesi ("Şartname" olarak anılacaktır) ve ... ... -2024 yarışması ilan edildiğini, Bakanlık tarafından yapılan Yarışma ilanı akabinde müvekkili şirket, 200 MW kapasiteli "... Yarışması” için şartname kapsamında yer alan belgeleri düzenlediğini ve Bakanlığa süresinde teslim ettiğini, Bakanlık tarafından yapılan evrak incelemesi akabinde Yarışmaya katılmaya hak kazanan şirketler arasından ilan edildiğini, bunun üzerine, 28/01/2025 tarihinde yapılan yarışmada R24- ... ... projesi için en yüksek teklif müvekkili tarafından verildiğini, "... Yarışması” müvekkili tarafından kazanıldığını, yarışmanın müvekkili tarafından kazanılması sonrasında "Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartname"nin 3.4.1. Sayılı maddesi uyarınca 04/02/2025 tarih ve 308454 sayılı Bakanlık Makam Olur'u ile ... Kullanım Hakkı Sözleşmesinin imzalanması için müvekkili şirket 06.02.2025 tarihli ve ... sayılı Bakanlık yazısı ile davet edildiğini, Bakanlık tarafından tebliğ edilen 06.02.2025 tarihli ve ... sayılı yazı ile, İlgili Şartname'nin 3.3.6. Maddesi gereği taahhüt edilen katkı payı üzerinden toplam katkı bedelinin ödenmesi gerektiği bildirildiğini, ilgili bildirim akabinde müvekkili tarafından Yarışmayı Kazanan şirket olarak 200 MW gücündeki ... ... için 28.000.000 USD tutarlı Katkı Payı ödendiğini, bunun yanında gerek Yarışma ilanı gerek Şartname gerek Sözleşme ve gerek sürecin herhangi bir aşamasında düzenlemesi bulunmayan ancak EPİAŞ tarafından sözleşme imzası öncesinde şifahi olarak KDV ödemesi talep edildiğini ve talep edilen KDV bedelinin 6. taksidi 07.08.2025 tarihinde ödendiğini, KDV bedeline ilişkin ödeme müvekkili tarafından "ihtirazi kayıtla" gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan bu ödeme Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bildirildiğini, Bakanlık ile müvekkili arasından 11/03/2025 tarihinde ... ... Kullanım Hakkı Sözleşmesi imza altına alındığını, müvekkilinin davalı EPİAŞ'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV kanunu'na göre KDV'ye tabi olmadığı için EPİAŞ'ın, haksız ve hukuka aykırı şekilde KDV ödenmesi talebinde bulunduğunu, ... kapsamında Rüzgar Enerjisi Kaynağı olarak belirlenen ... statüsündeki arazide tesis kurma ve işletilmesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 49 yıl süreyle bir özel hukuk tüzel kişisine tahsis edilmesi ile ilgili olarak katkı payı ödemesi işleminin KDV Kanunu’nun 1. maddesindeki verginin konusunu teşkil eden bir işlem yani ticari bir işlem olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını, bu işlemin verginin konusuna girmediğini ve bu nedenle Katkı Payı için KDV istenmesinin hukuken bir dayanağı bulunmadığını, avans niteliğinde yapılan ödemelerin de KDV'ye tabi olmadığını, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya KDV adı altında ihtirazi kayıtla 07.08.2025 tarihinde ödenen 17.021.806,67 TL'nin fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, davalı aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğunu, adli yargının görevli olmadığını, 6100 sayılı HMK uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, sözleşmede yer alan tahkim kaydı uyarınca da davanın usulden reddi gerektiğini, 28/10/2024 tarih ve 32706 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Yarışma İlanı" kapsamında 28/01/2025 tarihinde ... ...-2024 yarışması T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından gerçekleştirildiğini, dava dışı idare tarafından katkı payı ödemesi gereken davacı dahil 11 şirket, müvekkili şirkete bildirildiğini, davacının müvekkili şirkete 1.021.308.400,00 TL katkı payı bedeli ödemesi gerçekleştirdiğini, dava dışı idare tarafından düzenlenen ... ... 2024 şartnamesi, yarışmayı kazanan tüm şirketler ve müvekkili EPİAŞ açısından bağlayıcı nitelikte olduğunu, davacının dava dışı idare ile akdettiği sözleşme kapsamında müvekkili şirketin rolü, yarışma sonucunda ortaya çıkan katkı payı bedelinin kendisine ödenmesi ve ödenen bu bedelin YEKDEM kapsamında değerlendirilmesi ile ortaya çıktığını, davacı, EPİAŞ'ın sunduğu bir hizmetin bulunmadığını ve KDV Kanununa göre katkı payı olarak ödenen bedelin KDV'ye tabi olmadığını iddia ettiğini, KDV Kanunu'nun 10. maddesine göre bir hizmet ifası vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği anlamına geldiğini, müvekkili şirketin piyasa işletmecisi sıfatıyla yerine getirdiği aracılık faaliyeti nedeniyle düzenlendiği faturaların tümünde KDV kalemi bulunduğunu, müvekkili şirketin, davacı dahil 11 yarışmacıdan toplam da 8.037.397.736,50 TL katkı payının tahsili sürecini yürüttüğünü, EPİAŞ'a ödenen ... Katkı Payları, Şartnamede düzenlendiği şekilde 1 yıl içinde 12 eşit taksit tutarlı YEK Geliri olarak piyasa katılımcılarına alacak olarak yansıtılmış, KDV Hariç şekilde piyasa işletim sistemine dahil edildiğini, davacı, bir kısım içtihatlara yer vererek katkı payı bedelinin KDV dahil tutar olduğunu iddia etmekteyse de bu iddiasının da kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, davacı, katkı payı bedelinin KDV'ye tabi olmadığını veya KDV dahil tutar olduğunu iddia etmekteyse de ileri sürülen bu iddia, kamu gelirinini azalması ve tüketicilerin aleyhine sonuçlara yol açacak nitelikte kamu düzenine aykırılık taşıdığını, davacı dava dilekçesinde KDV ödemesinin ek bir yükümlülük olduğunu, bunun şartnameye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmekteyse de bu iddianın da kabulü mümkün olmadığını, bu sebeplerle; yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, tahkim itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, davanın T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na ihbarına, esasa ilişkin beyan ve itirazlarımız kapsamında mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce incelenen tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı... Tur. San. Tic. A.Ş. tarafından T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... (“...”) projesi için davalıya ödedikleri 28.000.000,00 USD tutarında Katkı Payı sebebiyle EPİAŞ'a KDV adı altında ihtirazi kayıtla ödenen 17.021.806,67 TL'nin şimdilik 10.000,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte istirdadı talebinden ibarettir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere, dava şartları denir.
HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.
HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği yargı yolunun caiz olması dava şartıdır.
Aynı Kanun'un 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olma- dığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih 2016/1992 E., 2016/3088 K nolu ilamında
"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir.
Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetki- sine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev ala- nına girer.
Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklan- maktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.
Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haber- leşme gibi.
Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin nite- liğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir."
Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen iş- lemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı merci- lerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile davacı arasında imzalanan 11/03/2025 tarihli ... ... Kullanım Hakkı Sözleşmesi kapsamında davacı tarafın davalı EPİAŞ'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV tahsilat işlemi özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmelidir.
HMK.m.114/1-b,c bendlerine göre yargı yolunun caiz olması ve mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın yargı yolunun caiz olmaması dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... (“...”) projesi için davacının davalıya ödediği 28.000.000,00 USD tutarında Katkı Payı sebebiyle EPİAŞ'a KDV adı altında ödenen 17.021.806,67 TL'nin EPİAŞ'ın tahsil işleminin dayanağı olan EPDK kararlarının hukuka uygun olup olmadığı, davacının yaptığı ödemelerin Elektrik Piyasası mevzuatı hükümlerine göre kendisinden alınıp alınmayacağı hususları uyuşmazlık konusudur.
Davalının yürüttüğü elektrik piyasası işletmeciliği kapsamındaki işlemleri kamusal faaliyet niteliğindedir. Davacının lisansının üzerinde yaptığı elektrik üretimi için aldığı ödemelerin tahsil edilmesine yönelik işlemin statü itibarıyla özel hukuk kurallarma tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan EPIAŞ'ın, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak tesis ettiği idari bir işlem olduğu ve adli yargının görev alanında kalmadığı, idari yargı denetimine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
HMK.m.114/1-b,c bendlerine göre yargı yolunun caiz olması ve mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın yargı yolunun caiz olmaması dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan peşin harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7/2) göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır