T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/638 Esas
KARAR NO : 2026/245
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2025
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı ... arasında 29/03/2025-01/04/2025 tarihlerinde ...’da düzenlenecek ... 2025 Kongresi için 18 oda rezervasyonu ve konaklama organizasyonu konusunda anlaşma yapıldığını, davacının konaklama bedelini önceden ödemesine rağmen davalının rezervasyon ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kongre öncesinde otelde yer bulunamaması nedeniyle son dakika başka bir acenteye 747.347,87 TL’ye ek rezervasyon yaptırmak zorunda kalındığını, davalının 02/04/2025 tarihli iade faturasına rağmen ödeme yapmadığını, 10/04/2025 tarihinde başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini, bu durumun TTK m.18/2’ye aykırı ve kötü niyetli olduğunu belirterek .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyadaki itirazın iptaliyle takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesi adı altında 09/02/2026 tarihli dilekçesini ibraz etmişse de dava dilekçesinin davalı şirketin sicil adresine 27/09/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra verildiği anlaşıldığından Mahkememizce cevap dilekçesi olarak değerlendirilmemiş, beyan dilekçesi olarak kabul edilmiştir, davalı taraf beyan dilekçesi ile; hizmetin gereğinin yerine getirildiğini, iadenin bu nedenle söz konusu olmaması gerektiğini, ancak aksi bir kabul halinde, kısmi hizmet karşılığı bedelin belirlenerek davalı şirketin sorumluluğun bulunmadığının tespit ya da bu oranda indirilmesi gerektiğini, hizmet süresi içerisinde davalı şirkete atfedilemiyecek şekilde yurt dışı otelinden kaynaklı sorun yaşandığından bu durumun davalı şirkete yükletilmesinin söz konusu olmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davalının iflas davası sürecinde çok sayıda icra ve dava ile karşı karşıya kaldığını, HMK 128 gereğince cevap verilmediği için davacının iddialarını ispat yükü altında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, mail yazışmalar, faturalar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine davacı tarafça ödenen bedelin iadesinden kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketle 29/03/2025 - 01/04/2025 tarihleri arasında ...'da gerçekleştirilecek olan ... 2025 Kongre'sinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda ilgili kişilerin konaklaması ve planlanan kongreye katılım sağlanması amacıyla 18 oda için anlaşma sağlandığını, ödemesinin yapıldığını, kongreden bir gün önce gidildiğinde kongreden 1 gün önce davalı şirketin aracılık yaparak rezarvasyon yapması gereken otele gidildiğinde söz konusu rezervasyonların tek kişi hariç ödemesinin yapılmadığı, buna ek olarak yapılması gereken kongre ve konaklama için müsait odalarının kalmadığı bilgisinin verildiğini, kongreye katılacak kişilerin konaklaması için başka otelle anlaşma sağlandığını, 02/04/2025 tarihli, ... fatura numarasıyla, konaklama bedelinin ödenmesine rağmen bu bedelin otellere ödenmemesi nedeniyle davalı şirkete yapmış olduğu ödemenin iadesinin istendiğini ancak ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen süresi içerisinde davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiş sayılmıştır.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 10/09/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 619.993,92 TL borcun ödenmesi amacıyla 10/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 19/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 21/04/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafa HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı tarafa davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Turizm Bilirkişi ... tarafından 09/03/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının ticari defterleri incelendiğinde, 24.12.2024 tarihinden itibaren davacı tarafından davalıya yapılan havale ödemelerinin 102 Bankalar hesabında çıkış kaydı olarak muhasebeleştirildiği, bu ödemelere karşılık 320 Satıcılar hesabının borçlandırıldığı; davalı tarafından düzenlenen hizmet faturalarının ise 320 Satıcılar hesabının alacağına kaydedilmek suretiyle davacı aleyhine borç bakiyesi oluşturduğu, bu suretle 102 ve 320 numaralı hesapların karşılıklı ve entegre bir muhasebe sistemi içerisinde işletildiği anlaşıldığı, bu kapsamda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 02.04.2025 tarihli, ... numaralı, “... Konaklama” açıklamalı, 619.993,92 TL tutarlı iade faturasının davacının yasal ticari defterlerinde 320 Satıcılar hesabı altında kaydedildiği; takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (11.04.2025) itibarıyla davalıdan 619.993,92 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturanın davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde "... Konaklama” ya ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından fatura kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, neticeten rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 02.04.2025 tarihli, ... numaralı, “... Konaklama” açıklamalı, 619.993,92 TL tutarlı faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, davacının kendi kayıtlarına göre takip tarihi (11.04.2025) itibarıyla davalıdan takibe konu faturadan kaynaklı 619.993,92 TL alacaklı olduğu"
"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).
Taraflar arasında 29/03/2025 - 01/04/2025 tarihleri arasında ...'da gerçekleştirilecek olan ... 2025 Kongre'sinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda ilgili kişilerin konaklaması ve planlanan kongreye katılım sağlanması amacıyla 18 oda için anlaşma sağlandığını, davalı ... tarafından gönderilen e-postada, kongre kapsamında katılım sağlayacak kişiler için belirli sayıda odanın konfirme edildiği, rezervasyon işlemlerinin tamamlanabilmesi için katılımcılara ait isim listelerinin otele iletilmesi gerektiğinin belirtildiği, kongre organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen işlemler doğrultusunda konaklama ve kongre kayıtlarına ilişkin voucher (rezervasyon onay belgeleri) hazırlandığı ve ilgili belgelerin taraflara gönderildiği ve taraflarca kararlaştırılan ödemenin davalı tarafa gönderildiği, ancak kararlaştırılan otele kongreye katılacak kişilerin ödemesinin davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle konaklamanın gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, davalı taraf beyan dilekçesi ile hizmet süresi içerisinde davalıya atfedilmeyecek şekilde yurt dışı otelinden kaynaklı sorun yaşandığı savunmasını ileri sürmüş olup, söz konusu sorun nedeniyle davalı şirketin sorumlu olmadığına dair ispata elverişli delil sunamamıştır. Davalı tarafından hizmetin yerine getirilmemesi nedeniyle davacı tarafından ödenen hizmet bedelinin iadesini talep etmesinde haklı olduğu açıktır. Davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu iade faturasının düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, faturanın davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı 619.993,92 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 619.993,92 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si (123.998,78 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 619.993,92 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si (123.998,78 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 42.351,78-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 7.487,98-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 34.863,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 98.999,09-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 7.487,98-TL peşin harç olmak üzere toplam 8.103,38-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 16.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 106,00-TL posta giderinden ibaret toplam 16.106,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/04/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*
Full & Egal Universal Law Academy