T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/691 Esas
KARAR NO:2026/248
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/10/2025
KARAR TARİHİ:21/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, bu itirazın davacının haklı alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik haksız ve mesnetsiz bir itiraz niteliğinde olduğu, 7155 sayılı Kanun ile TTK’ya eklenen 5/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculuk sürecinin...Arabuluculuk Bürosu nezdinde 2025/... büro ve 2025/... arabuluculuk numaralı dosya ile yürütüldüğü, 09.09.2025 tarihli son tutanakla anlaşma sağlanamadığının tespit edildiği, dava ve icra takibine konu alacağın likit olduğu, davalının edimini ifa etmeyerek ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi sürüncemede bıraktığı, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde alacağın belirlenebilir nitelikte olduğunun ortaya çıkacağı, bu nedenle davalı aleyhine İİK 67/2 kapsamında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ve 10. Hukuk Dairesi kararlarında da cari hesap ve faturadan kaynaklanan alacakların likit kabul edilerek icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin açıkça vurgulandığı, davalı borçlunun 2021–2025 dönemlerine ait BA-BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbinin talep edildiği, bu belgelerin temini sonrasında ön inceleme duruşması beklenmeksizin tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının istendiği, davalının sevk irsaliyeleri, faturalar ve teslim tutanaklarını defterlerine işlememiş olabileceği ve yargılama sırasında defter ibrazından kaçınma ihtimalinin bulunduğu, tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelik taşıdığı, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davalının 36.198,84 TL üzerinden haksız itirazının iptaline ve takibin faiz ve ferileriyle devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER: Davalı şirketin 2021-2025 yılları arasına ait BA/BS formları, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı bir ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 09/09/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 36.198,84 TL asıl alacak ve 3.182,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.381,37 TL borcun ödenmesi amacıyla 28/07/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 03/08/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 06/08/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalının icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın; itiraz dilekçesinde yetkili icra müdürlüğü belirtilmediğinden ve usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığından reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafa HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı tarafa davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 10/02/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024 ve 2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterine göre, davalı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının muhasebe kayıtlarına işlendiği ve tüm hareketlerin 120 Alıcılar hesap kodu altında izlendiği, yapılan işlemler neticesinde davacının takip tarihi olan 28.07.2025 itibariyle düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davalı yandan 36.198,84 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, iş bu alacağını da 128. Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktardığı tespit edildiği, davalı yan 02/02/2026 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap alacağını oluşturan faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, söz konusu faturaların tamamının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davalıya verilen ürün bedelleri karşılığında düzenlendiği, faturaların davalıya teslimine ilişkin olarak davacı tarafından e-arşiv portal görüntüsü ibraz edildiği ve tüm faturaların davalıya sistem üzerinden başarılı bir şekilde teslim edildiği görülmekle birlikte buna karşılık davalının takipten önce söz konusu faturalara itirazına yönelik bir belgenin bulunmadığı, bu bağlamda, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı yanın bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu kanaatine varıldığı, neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı yanın incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı, davacı yanın davacının takip tarihi olan 28.07.2025 itibariyle düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davalı yandan 36.198,84 TL cari hesap bakiye ve 1.554,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 37.753,17 TL alacaklı olduğu, hukuki nitelendirme son karar ve Nihai Takdir Mahkemenize ait olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir.
"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).
Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu cari hesap alacağından dolayı 36.198,84 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 36.198,84 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 36.198,84 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si(7.239,77-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 36.198,84 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 36.198,84 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(7.239,77-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 2.472,74-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.857,34-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 36.198,84-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 91,00-TL posta giderinden ibaret toplam 8.091,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra davacıya re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda dava değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/04/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*
Full & Egal Universal Law Academy