T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/707 Esas
KARAR NO :2025/396
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/12/2021
KARAR TARİHİ:18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, davalının ortağı ve tasfiye memuru olduğu ... ... Gıda Turz. İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti'nde 21/10/2008 tarihinde pasta ustası olarak işe başladığını ve işten çıkarıldığı tarih olan 18/07/2019 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde çalıştığını, müvekkilinin hiçbir yasal hakkı ödenmeksizin haksız bir şekilde işten çıkarıldığını, işçilik alacaklarının tahsili için dava dışı şirkete .... İş Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dava sürdüğü tarihte dava dışı şirketin tasfiye haline girdiğini, davacının işçilik alacaklarının hükme bağlandığı .... İş Mahkemesi ilamını .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsil edilememesinden dolayı davalıya icra dosyasından muhtıra çıkarıldığını, davalı tasfiye memurunun alacaktan haberdar olmasına rağmen alacağı noterde depo edilmesi mutlak sorumluluğu olduğunu, davalı tasfiye memurunun taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini belirterek, davanın kabulü ile ileride alınacak kararın infazının sağlanabilmesi için mal kaçırma girişimlerinde bulunan davalının taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin Sorumluluğu istisnai olup yasa ile aranan istisnai şartların hiç biri gerçekleşmemiştir. Tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK ile belirlendiğini ve kişisel sorumluluklarını doğuran olaylar istisnai olduğunu, Tasfiye memurlarının sorumluluğu, Türk Ticaret Kanununun kolektif şirketler, komandit şirketler, anonim şirketler, limited şirketlerle ilgili kısımlarında ayrı ayrı düzenlendiğini, tasfiye memurları kanun ve ortakların almış olduğu kararlara uygun davranarak tasfiye sürecini yönetmek ve sonuçlandırmak durumunda olduğunu, tasfiye memurlarının Türk Ticaret Kanunu kapsamında yapması gereken işlerin, Basiretli bir işadamı gibi davranıp, gerekli önlemleri almak ve tasfiyeyi en kısa sürede tamamlamak, şirketin tasfiyeye girmesiyle birlikte başlangıç bilançosu ve envanter çıkartmak, şirketin gerçek durumunun tespitini yapmak, varlıklarını nakde çevirmek ve paranın bankaya yatmasını sağlamak, (varlıkların satışı pazarlık veya açık artırma yoluyla yapılabilir. Tasfiye memurları, sadece ortaklar oybirliği ile karar aldığı takdirde toptan satış yapabilirler, aksi takdirde bu mümkün değildir.) borçların ödenmesini sağlamak, (Vadesi gelmemiş borçları iskonto uygulayarak derhal ödemeye ve alacaklılar da bu ödemeyi kabule zorunludur. TTK'nun Anonim Şirketlerle ilgili hükümlerinde TCMB'ca kısa vadeli kredilere uygulanan oran üzerinden iskonto ederek ödenir denerek, bu orana netlik kazandırıldığını, ancak olayda şirketin herhangi bir aktif malvarlığı olmadığı için bu işlemin yapılması mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunu tek başına kesen bir durum olarak Tasfiye bakiyesinin kalmamış olması müvekkilini zaten kötü niyetli olmaktan çıkardığını, tasfiye sonunda bilanço çıkarıp ortaklara tebliğ etmek, (Ortakların bilançoyla ilgili mahkemeye başvurmamaları durumunda, bilanço kesinleşir. Ortaklara düşen paylar, ortaklara gönderilir.) ortaklar talep ettiklerinde, her zaman defterleri göstermek ve hesap vermek, şirketi mahkemelerde ve dışarıda temsil etmek, tasfiye memurunun bu işleri tasfiye süresince yapmak ve tasfiyenin sonunda da şirketin ticaret sicilinden silinmesini sağlamak amacıyla ticaret siciline başvurmak durumunda olduğunu, bu işleri yaparken tasfiyenin gereklerinden olmayan yeni işler yapamayacağını, aksi takdirde ortaklara karşı müteselsilen sorumlu olacaklarını, tasfiye işleri yürütülürken, tasfiye memurunun sorumlu olacağı hususların TTK.285. Maddesinde açıklandığını, Tasfiye edilen şirkete ait bir malvarlığının olmadığını, bu halde zarara uğratmak hususundan bahsedilemeyeceğini, tasfiye halinde bulunan şirkette, tasfiye memurunun, görevini yaparken işlediği haksız fiillerden şirketin de sorumlu olduğunu, Tasfiye memurlarının yapması gereken işler TTK 540. ila 548. maddelerinde düzenlendiğini, tasfiye memurunun sorumluluğuna gidilebilmesi için şirketin bir malvarlığı olmasına rağmen bu malvarlığının alacaklılara ödenmemiş olması durumu aranacağını, ancak şirketin malvarlığı yahut hak ve alacağının olmadığını, bu durumda şahsi sorumluluktan bahsetmek mümkün olmadığını, davada verilen ihtiyati haciz ihtiyati tedbir zımnında bir karar olduğunu, olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, olayda borçlunun müvekkili olmadığını, 3. Kişinin şirket olduğunu, bu halde ihtiyati haciz kararının müvekkili aleyhine verilemeyeceğini, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için de HMK 389 da aranan şartların oluşmadığını, dava konusunun yargılamayı gerektiren bir durum olduğu halde verilen kararın uyuşmazlığı esastan çözen nitelikte olduğunu, bu şekilde karar verilmesinin mümkün olmadığını, ihtiyati tedbir kararının davanın esasına ilişkin olamayacağını, müvekkilinin davacıya borcu olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt, evrak, delil yahut delil başlangıcı olmadığını, borcun kaynağı olan icra dosyasında müvekkilinin taraf olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, zaman aşımın nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflardan istenen ve sunulan belgeler incelenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır.
Mali Müşavir Bilirkişi raporunda özetle; " 1-Şirketin ilk madde ve malzeme hesabında bulunan 51.245,00 TL bedelli ürünlerin şirket yetkilisi ve tasfiye memuru olan ...'a 14.000,00 TL 4 KDV bedelle satışını yapıldığı, bu satışa istinaden şirketin 37.245,00 TL zarar ettiği, 548 Diğer Yedek Akçe ve 590 Dönem Karları olan 152.356,83 TL'nin virman hareketi ile kasa hesabına aktararak kasa hesabının bakiyesini azalttığı, diğer bir deyişle kar dağıtımı yaptığı, böylelikle sermaye aktarımı veya karların ödenmesi şeklinde öz kaynağının davacı veya diğer alacaklılar zararına olarak azalttığı, Dava dışı ... Gıda'ya ait toplamı 53.114,67 TL olan, demirbaşlar 3. Şahıslara 18.030,00 TL bedelle satılmış olup, şirketin 35.084,67 TL zarar ettiğini, Tasfiyenin 3 ilan kuralına uyduğu, ancak hesaplar bazında alacaklıların önceliği kuralına uymadığını," bildirmiştir.
Davacının alacağının dayandığı .... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyadan verilen ilamın konu edildiği .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyaları getirtilip incelenmiş, iş mahkemesi dosyasının kesinleşmesi mahkememizce beklenmiştir.
.... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen kararın İstinafta kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu ve kararın kesin olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nın 541/3, 541/4, 544 ve 553/1. Maddelerine dayanan şirket tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkindir.
Davalının, .... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı olan şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru olduğu, iş mahkemesindeki dava sonuçlanmadan ve tahsil edilmeden tasfiyeyi kapattığı anlaşılmıştır.
Davacının .... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı olduğu ve alacağını borçlu dava dışı şirketten alamadığı için davalı tasfiye memurunun sorumluluğu kapsamında eldeki davayı açtığı, alınan bilirkişi raporu ile davalının usulsüz tasfiye yaptığı ve belgeleri eksik sunduğu, tasfiyede kalan malların bedellerinin de depo edilmediği anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından, dava dışı tasfiye edilen borçlu şirketin 146.172,62TL birikmiş karı ve mallarının usulsüz satışı nedeniyle şirketin ve dolayısıyla davacını zarar gördüğünü tespit etmiştir.
Davalı talep artırım dilekçesini sunarak talebini 148.364,06TL'ye yükseltmiştir.
.... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 2021/1658 Esas 2025/496 Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak 148.257,65TL alacağa düşürdüğü ve aradaki farkın 106,61TL olduğu mahkememizce tespit edilmiştir.
.... İş mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 2021/1658 Esas 2025/496 Karar sayılı ilamı ve bilirkişi raporu nazara alındığında, davalının kusurlu olduğu ve alacaklı davacının zararını tazmin etmesi gerektiği, bu zararın da şirkete verilen zarar kadar olması gerektiği, davalının istenen belgeleri sunmaması nedeniyle zarar tespitinin tam mümkün olmadığı, bilirkişi raporu nazara alındığında zararın davacının talebinden fazla olduğu, kesinleşen alacak kadar davalının zarardan sorumlu tutmanın hukuka uygun olduğu, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; 148.257,65 TL'nin 20/05/2021 tarihinden itibaren işleyen yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak .... İcra Müdürlüğünün ... (eski ... ) esas sayılı dosyasında yapılacak asıl alacaktaki tahsilat ile mükerrer olmamak kaydı ile davacıya verilmesine, geri kalan 106,61 TL yönünden talebin reddine,
2-Alınması gerekli 10.127,48 TL harçtan, başlangıçta alınan 170,78 TL peşin harcın ve tamamlama harcı 2.358,00 TL harcın mahsubu ile, eksik kalan 7.598,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 1.677,75 TL yargılama giderinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 2.528,78 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/06/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır