T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/642 Esas
KARAR NO:2025/487
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ:07/03/2022
KARAR TARİHİ :09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket 01/01/2019 tarihinde distribütörlük sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşme, sözleşmede tanımlanmış olan ürünlerin( 19 LT damacana su, 19 LT geri dönüşümsüz, özel üretimli 110 cc- 180 cc ve diğer bardak su, pet şişe su, cam şişe su ve ... A.Ş.'nin markası altında ürettiği, üreteceği ürünler); davacı şirket tarafından, faaliyet alanları içerisindeki (... il sınırları içerisinde bulunan ilçe, belde ve mahalleler, özel ve resmi kamu kurum ve kuruluşları, kurumsal satış, yerel ve ulusal market kanalları, toptan kanallar) müşterilere satış, pazarlama ve servis yetkisini kapsadığını, sözleşmenin 19. maddesinde, iş bu sözlemenin süresinin, taraflarca imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl olarak belirlendiğini, sözleşmenin yapılmasından sonra müvekkili şirketin ...Gıda Tan. Ot. Hay. Paz. San. ve Ticaret LTD olan unvanını ... ... Gıda LTD. ŞTİ. olarak değiştirdiğini, müvekkil şirketin, sözleşmede belirlenmiş olan yükümlülüklerine uygun hareket etmesine, geçerli hiçbir sebep olmamasına ve müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmamasına rağmen, davalı şirketin ... ili sınırları içerisinde faaliyet gösteren... Lojistik isimli firmaya bayilik verdiğini öğrendiklerini, davalı şirket bu yöndeki uyarıları dikkate almadığı gibi müvekkili şirketin davalı şirkete gönderdiği damacanalara dolum yapmadığını ve müvekkili şirkete su vermediğini, distribütörlük sözleşmesinde açıkça düzenlenmiş olan bu yükümlülüğe uymayan davalı şirkete, noter aracılığla ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnameye rağmen davalı taraftan geri dönüş alamayan ve maddi zarara uğrayan müvekkili şirketin sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanmış distribütörlük sözleşmesi boyunca müvekkili şirketin, davalı şirketle arasındaki sözleşmeye güvenerek, fazladan depo tuttuğunu, araç satın aldığını, çalışan istihdam ettiğini ve daha birçok harcamalar yaptığını, bununla birlikte, sözleşmesinin sona ermesiyle, müvekkili şirketin oluşturduğu müşteri çevresinin davalı şirkete devredilmiş olup davalı şirketin herhangi bir emek harcamaksızın sahip olduğu bu müşteri çevresinden kazanç sağlamaya devam ettiğini, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile, Mahkemece bilirkişi atanarak müvekkili şirketin zararlarının tespit edilmesini, bilirkişi incelemesiyle belirlenecek değer sonrası fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin ihlalinden itibaren yasal faiz işletilerek, davalı şirket aleyhine 100,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, 100,00 TL denkleştirme tazminatına hükmedilmesini, 100,00 TL müspet zarar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; - Müvekkil firma ile ana bayilik sözleşmesi olan dava dışı ... içme suları Tic Ltd. Şti. tarafından açılan yine benzer denkleştirme talepli dava sonucu yargılama yapan .... Asliye Ticaret Mahkemesi, 08.02.2022 tarih, ... sayılı ilamıyla denkleştirme tazminatı talebini reddettiğini, Mahkeme gerekçesinde özetle; “hükmünü düzenlediği, taraflar arasında 06.01.2014 tarihli “Ana Bayiilik Sözleşmesi” imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesi karşısında tek satıcılk ve acente sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” ifadelerine yer verdiğini, huzurdaki davacının davası ile dava dışı ... firmasının davasının aynı nitelikte olduğunu, tarafların sözleşmesinin de aynı şekilde ana bayilik sözleşmesi olduğunu, Davacının ne tek satıcı, ne de tekel hakkı sahibi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında, sözleşmenin hiçbir yerinde davacıya münhasıran satış yetkisi verilmediğini, davacıya sadece belirli bir bölgede satış yetkisi verildiğini, bu durumun davacının tek satıcı olarak o bölgede tek bayii olduğu ya da münhasıran o bölgenin tek satıcısı olduğunu göstermediğini, sözleşmede bu hususta herhangi bir hüküm olmadığını, sözleşmede bir münhasırlık yetkisi tanınmadığını, davacının sadece ... marka ürünler satacağına dair de sözleşmede sınırlayıcı bir hüküm olmadığını, davacının başka marka ürünler de sattığını, Sözleşmenin m.2.4'nde davacının yalnızca ... sınırları içinde satış yapılabileceğinin belirtildiğini, davacıya bu alanda tek satıcılık ve münhasırlık yetkisi verilmediğini, bu bölge dışında satış yapmaması konusunda bir sınırlandırma getirildiğini, Davacının iddia ettiği başka bayinin yetkilendirilmesinin de sözleşme ile sınırlandırılmış bir mesele olmadığını, müvekkilinin ... bölgesi içinde başka bayilere yetki veremeyeceğine dair bir hüküm olmadığını, sözleşmenin bir “tek satıcılık” sözleşmesi de olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin herhangi bir yerinde davacının iddia ettiği tek satıcılık veya tekel hakkı veren bir hüküm bulunmadığını, bu anlama gelen bir tabirin de yer almadığını, Haklı fesih yaptığını iddia eden davacının feshi haksız olduğundan, kendi iradesi ile ticari ilişkiyi bitirdiğinden, müvekkilinden denkleştirme tazminatı ve maddi, müspet zarar talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, Davacının maddi tazminat ve müspet zarar iddiasının tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacının maddi tazminat ve zarar iddiasının ispatla mükellef olduğunu, maddi tazminat talebinin soyut, dayanaksız ve delilsiz bir şekilde talep edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde nasıl ve hangi delillere dayanarak maddi zarara uğradığını ispat edemedi; bu hususta bir delil sunamadığını, Davacının müspet zarar iddiasında bulunduğunu, davacının edimlerini sözleşmeye uygun olarak ifa etmediğini, davacının haksız bir beyan ve taleple sözleşmeyi feshettiğini, bu durumda elde edilmemiş bir menfaatinin de söz konusu olmadığını, sözleşmeye göre, distribütörün siparişlerinin onayının müvekkili ... firmasında olduğunu, basiretli bir tacir olması gereken davacının bu sözleşmeyi imzalarken bunu öngörmesi, ticari aksiyonlarını da buna göre alması gerektiğini, sonradan sözleşmeyi feshederek, kendisine satış yapılmadığını iddia etmesinin sözleşmedeki amir hükümleri inkar ederek basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir satış taahhüdü olmadığını, Davacının kötüniyetli olduğunu, davacının dava dilekçesinde her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmeyi kendilerinin haklı nedenle feshettiğini iddia etmiş ise de, davacının .... ATM ... Esas sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit davasının dava dilekçesinde “Bu yönüyle müvekkil sözleşmede üzerine düşen edimi fazlasıyla yerine getirmiştir. Ancak davalı herhangi bir sebep bildirmeksizin sözleşmeyi sözlü olarak feshettiğini belirtmiştir.” ifadelerini aynen kullandığını, “Bu ihtarnameye rağmen üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davalı şirkete karşı müvekkil şirketin haklı fesih hakkı doğmuştur. Davalı taraftan geri dönüş alamayan ve maddi zarara uğrayan müvekkil şirket sözleşmeyi feshetmek zorunda kalmıştır.” işbu dava dilekçesinde ifade ettiğini, davacının bu ifadelerine göre davacının sözleşmenin tarafımızca feshedildiğini beyan ettiğini, ancak huzurdaki davada da sözleşmeyi haklı nedenle kendilerinin feshettiğini iddia ettiğini, davacının hem bu davada hem de menfi tespit talepli açtığı diğer davada haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının dava dilekçesinde gündeme getirdiği iddiaları kabul etmediklerini, ifade ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile ve vekalet ücretlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davanın ilk açıldığı ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... K. Sayılı 20/06/2022 tarihli kararıyla; "HMK’nın 17. maddesine göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen yetkili mahkemede açılır. Taraflarca aksinin kararlaştırılmadığı, başka bir anlatımla yetkili mahkemenin münhasıran belirlendiği yetki sözleşmeleri (şartları), kanunen yetkili kılınan genel ve özel diğer mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırır. Usul hukuku ve maddi hukuk yönünden geçerli yetki sözleşmeleri tarafları bağlar. Taraflar arasında akdedilen 01/01/2019 tarihli distrübütörlük sözleşmesinin 24.3. Maddesinde; iş bu sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki yetki şartı, HMK’nın 17 ve 18. maddelerinde sayılan koşulları taşıdığından sözleşmenin tarafları bakımından bağlayıcı bulunmaktadır. Yetki sözleşmesi (şartı) ile münhasır olarak İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığından HMK’nın 17. maddesi uyarınca davaya bakmakla yetkili mahkeme İstanbul Mahkemesidir. İstanbul dışındaki mahkemelerin yetkisi ortadan kalkmıştır. Bu durumda mahkememizce, davalının yetki ilk itirazı kabul edilerek, mahkememizin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiş, yetkisizlik kararı üzerine gelen dosya dosya mahkememize gelerek, esas defterimizin 2022/642 Esas sıra numarasına kaydı yapılmış ve yargılamaya devam edilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... Karar sayılı dosyasında; Dava, İİK 72/2 madde gereğince açılan menfi tespit talebine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 01/01/2019 tarihli distribütörlük sözleşmesinde belirtilen edimlerin taraflarca gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, davacının faturaya dayalı .... İcra Dairesine ait ... sayılı takip dosyası kapsamında menfi tespit, sözleşme kapsamında uygulanan ipoteğin kaldırılması ve ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi yönündeki taleplerinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizin derdest ... esas sayılı dosyası ile ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının taraflarının aynı olduğu, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat olduğu, her iki davanın aynı sözleşmeden kaynaklandığı, birinden verilecek hükmün diğer davayı etkileyecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında verilecek kararın derdest dosyamızı etkileyeceği, usul ekonomisi yönünden her iki dosyanın yargılamasının birlikte görülmesinin zorunlu olduğu anlaşılmakla derdest ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile HMK 166 maddesi uyarınca birleştirilmesine" karar verilerek dosyamız arasına gönderilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Birleşen davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında 01.01.2019 tarihli distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine; anılan sözleşmenin 23. maddesinde belirtilen "teminat" başlıklı madde gereğince teminat olarak 3. şahıstan müvekkili lehine verilen ipoteğin bu kapsamda kaldırılmasına karar verilmesini, ileride telafisi imkansız zararlar doğmaması için; alınan teminat nedeniyle davalının müvekkilinin aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkili ile davalı arasında kurulan sözleşmenin davalının tek taraflı feshine dayalı olarak sona ermesi ve fesihten sonra borçlu olunmamasına karşın ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle uğranılan zarardan şimdilik 1.000,00TL davalıdan tahsiline; fazlaya dair hak ve taleplerin saklı tutulmasına, delillerimizin toplanmasına ve davamızın tüm yönlerden kabulüne karar verilmesini, her türlü yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davacının dava dilekçesinde gündeme getirdiği iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticaretin konusunun emtia, kaynak suyu olduğunu, perakende ve toptan satışa hazır, damacana, pet ve bardak şişe su, müvekkili tarafından davacı firmaya geçmişte yapılmış ticarete konu edilen emtialar olduğunu, satışı yapılan suların, paletler üzerine konulmak suretiyle taşındığını, söz konusu paletlerin emanet usulü davacıya bırakıldığını ve belirli periyotlarla toplu olarak geri alımlar sağlandığını, ancak davacı yana gönderilen çok sayıda paletin iadesinin yapılmadığını, müvekkili şirketin çeşitli ölçü ve miktarlardaki paletlerin alacağını faturalandırdığını ve bu faturaları karşı tarafa tebliğ ettiğini, gönderilen suların alacağının bir kısmının ödemesinin yapılmış olması paletlerin davacı şirkette olduğunu ispat ettiğini, zira damacana ve pet şişe suların palet dışında taşınmasının mümkün olmadığını, davacı yanın cari hesaplarında bulunan ve geçmişte itiraz etmediği bu paletleri aldığını, müvekkili tarafından keşide edilen ve dava konusu alacağın konusunun bu iade edilmesi gereken paletler olduğunu, müvekkilinin de taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak ileride doğabilecek alacağına karşılık bunun teminatı olması bakımından rehin ve ipotek teminatı aldığını, müvekkili tarafından davacı tarafın müvekkiline borcu olan paletler için 28.02.2021 tarihli fatura ettiğini, davacı yan yetkilisi tarafından imzalanan 01.07.2019 tarihli tutanakta, vekil eden tarafından keşide edilmiş faturaya konu paletlerin davacı tarafından teslim alındığının açıkça görüldüğünü, bu evrakın davacı tarafından imzalanarak müvekkiline gönderildiğini, bu evrakta bir sahtecilik iddiası var ise bu sahteciliği de bizzat davacı tarafın yaptığını, davacının müvekkiline hali hazırda borçlu olduğundan ipoteğin bu aşamada ödeme yapılmadan fekki mümkün olmadığını, ipoteğin fekki davasının davacısı taşınmazına ipotek konan kişi olabileceğini, İpotek sözleşmesinde taraf olmayan, ipoteğin kaldırılması uyuşmazlığında 3.kişi durumunda olan borçlunun bu hususta dava hakkı olmadığını, bu nedenlerle öncelikle ihiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile ve vekalet ücretlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller toplanmış bilirkişilerden raporlar ve ek rapor alınmıştır.
Mahkememizce resen seçilen mali müşavir 21/07/2023 tarihli raporunda özetle ; " Davalının davacının ticaret unvanı değişikliğinden haberdar olduğu, fatura, ihtarname ve yazışmalarında davacının ...' ni kullandığı, TTK m.64-m.65, VUK m.222/4'ne göre 2019-2020-2021 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin, kebir ve envanter defterlerinin açılış tastiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, Davacının incelenen ticari defterleri, ticari defter kayıtlarına müstenit faturaları, yazışmalardan, ...'nin 02.04.2021 16:42 tarihli cari hesap ekstresinden taraflar arasındaki ...'nin son su satış faturasının 02.03.2021 tarihli ... nolu 3.795,12 TL.lik fatura olduğu, bu faturadan sonra ...' nin su satışlarının sonlandığı anlaşıldığı, Taraflar arasında yapılmış bulunulan 01.01.2019 tarihli 7 sayfalık ... Kaynak Suyu Distribütörlük Sözleşmesi'nin Tek Satıcılık Sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin sona ermesi dolayısıyla davacı lehine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.122 çerçevesinde denkleştirme tazminatı hususunun hukuki değerlendirme gerektirdiği, Davalı tarafından davacı/distribütöre sürekli sayılabilecek bir şekilde prim verildiğine göre, distribütör firmanın muaccel bir borcunun olmadığına, ayrıca satış rakamlarında Memnuniyet verici bir eyleme tekabül ettiği ve varsa ...'nin belirlediği satış kotalarının aşıldığı, genel bir ifade ile ...'nin, taraf ilişkilerinden memnun olduğu, Davacının, incelenen ticari defter ve kayıtlara müstenit fatura ve yazışmalardan, dava dosyası kapsamından davalı ... alacaklılarından dolayı temerrüde düştüğüne dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, dolayısıyla bu yönde bir kanaat oluşmadığı, ...' nin bir alacağının tespit edilmediği," bildirmiştir.
Mahkememizce resen seçilen 1 mali müşavir, 1 nitelikli hesaplama uzmanı, 1 sektör uzmanı, 19/12/2023 tarihli kök raporunda özetle ; " Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davacıya münhasır distribütörlük verildiğine dair bir hükme rastlanmadığı, Yine sözleşmenin 9.1 inci maddesindeki, “Distri vereceği tüm siparişler ... A.Ş. onayı ile geçerli sayılır” şeklindeki düzenleme ile sözleşmenin 8.3. üncü maddesindeki; “Distribütör ürünlere yönelik siparişlerini yazılı olarak belirlenen formlarla yapar ve sipariş ... A.Ş.'nin teyidi ile kesinleşmiş olur” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında davalının davacıya ürün verme zorunluluğunun bulunmadığı bu çerçevede sözleşmeye aykırılığın veya temerrüdün söz konusu olmadığı, Davacı tarafından tek yetkili satıcı olduğu, buna rağmen davalının başka satıcılar tesis ettiği bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen, taraflar arasındaki sözleşmede davacının faaliyette bulunabileceği yerlerin belirtildiği, ancak bu yerlerde davacının “tek yetkili” olduğuna ilişkin herhangi bir ibareye yer verilmediği, bu bakımdan, davacının fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla da davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, Taraflar arasındaki sözleşmede davacıya münhasır yetki başka bir deyişle tekel hakkına rastlanmadığından, ayrıca mali inceleme kısmında davacının aynı anda başka işletmelerin ürünlerini, de sattığından, taraflar arasındaki sözleşme haklı nedenle feshedilmediğinden, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla davacının portföy tazminatı talebinde bulunmayacağını, ... ... SAN. TUR. VE TİC. A.Ş. (... A.Ş.) ile ...GIDA TAN. ORG. OT. HAY. PAZ. SAN. VE TİC, LTD. ŞTİ. (Distribütör) tarafından imzalanmış ve 01.01.2019 tarihinde akdedilmiş 5 Yıl Süreli olarak “Distribütörlük Sözleşmesi” bulunduğu, Davacı ... ... GIDA LTD. ŞTİ'nin 2019-2020 ve 2021 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, Davacı ... ... GIDA LTD. ŞTİ'nin kayıtlarında Davalı ... ... SAN. TUR. VE TİC.A.Ş.'nin 02.03.2021 tarihli 3.795,12 TL'lik fatura olduğu, bu faturadan sonra alış faturası olmadığı, 2021 yılında sonunda borç/alacak bakiyesinin olmadığı, Davacı Şirketin 2019 Yılı faaliyet karı 233.030,17 TL, 2020 Yılı 24.548,21 TL, 2021 Yılı ise 122.256,11 TL'dir. Davalı ... ... San. Tur. Ve Tic, A.Ş. tarafından en son kesilen fatura 10.03.2021 olup 2021 yılı İ. Dönem gelir tablosunda da 2.647,09 TL faaliyet zararı olduğu, 2021 yılı sonunda ise bu zararın 122.256,11 TL faaliyet karına dönüştüğü, 2021 yılı Net Satışlar hesabının 11.084.564,67 olup, 9.023.290,27 TL'sinin su satışlarından olduğu bu tutarın tüm satışın 9681,40 oranında olduğu, her ne kadar davalı şirket ile sözleşmelerini feshetmiş olsalar dahi farklı su firması ile çalışmaya devam ettikleri, Taraflar arasında imzalanan sözleşme 01.01.2019 yılında başlamış, 10.03.2021'de feshedilmiştir. Davacı şirketin davalı şirket ile 799 gün çalışmış ve 1.009.527 adet satış yapmıştır. Dağıtım Şirketinin ortalama karı 3,83 olup günlük kar kaybı 4.839,16 TL, işbu dava tarihine kadar süresindeki kar kaybı 1.751.775,73 olarak hesaplandığı, Sayın Mahkemece fesih bildiriminin haklı nedene dayandığı yönünde kanaat oluşturulması halinde, anılan kar kaybının talep edilebileceği, " bildirilmiştir.
İtirazlar üzerine alınan bilirkişi heyetinin 30/04/2024 tarihli ek raporunda özetle ; "Taraflar arasında imzalanan sözleşme 01.01.2019 yılında başlamış, 10.03.2021'de feshedildiğini, Davacı şirketin davalı şirket ile 799 gün çalışmış ve 1.009.527 adet satış yapmıştır. Günlük satış bedeli 1.263,49 TL olup hesaplamalar bu tutar üzerinden alternatifli olarak yapılmış olup Takdiri Sayın Mahkemeye bırakıldığını, Dağıtım Şirketinin 2020 yılı baz yıl olarak almış olup ortalama karı 5,13 olup günlük kar kaybı 6.481,69 TL, işbu dava tarihine kadar süresindeki kar kaybı 2.346.373,23 TL, sözleşme bitiş tarihine kadar ise 6.650.218,05 TL olarak hesaplandığını, " bildirmiştir.
Alınan Bilirkişi heyetinin 23/10/2024 tarihli 2. Ek raporunda özetle; "Asıl dava ile ilgili olarak kök rapordaki görüş ve kanaatimiz aynen korunmuş olmakla birlikte Sayın Mahkemenin denkleştirme tazminatına hükmedilmesi yönünde hüküm kurması halinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatı miktarının 53.296,48 TL olarak hesaplandığı, Kar kaybına karar verilmesi halinde, daha önceki ek raporda sunmuş olduğumuz üzere, dağıtım Şirketinin 2020 yılı baz yıl olarak almış olup ortalama karı 5,13 olup günlük kar kaybı 6.481,69 TL, işbu dava tarihine kadar süresindeki kar kaybı 2.346.373,23 TL, sözleşme bitiş tarihine kadar ise 6.650.218,05 TL olarak hesaplanabileceği, Birleşen dava bakımından, davalı tarafından birleşen davaya dayanak gösterilen fatura numarası ile davacı şirketin itirazlarında belirtilen fatura numarasının farklı olduğu tespit edilmiş olup, her iki faturanın da davacı şirketin kayıtlarında yer almadığı, ayrıca, davalı şirket tarafından gönderilen 31.12.2022 tarihli mutabakat mektubunda hesap bakiyesinin -0- olduğu, bu bakımdan davacının talebinin yerinde olduğu," bildirmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 18/03/2025 tarihli 3. Ek raporda özetle; "Asıl dava ile ilgili olarak kök rapordaki görüş ve kanaatimiz aynen korunmuş olmakla birlikte Sayın Mahkemenin denkleştirme tazminatına hükmedilmesi yönünde hüküm kurması halinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatı miktarının 53.296,48 TL olarak hesaplandığı, Kar kaybına karar verilmesi halinde, daha önceki ek raporda sunmuş olduğumuz üzere, dağıtım Şirketinin 2020 yılı baz yıl olarak almış olup ortalama karı 5,13 olup günlük kar kaybı 6.481,69 TL, işbu dava tarihine kadar süresindeki kar kaybı 2.346.373,23 TL, sözleşme bitiş tarihine kadar ise 6.650.218,05 TL olarak hesaplanabileceği, Birleşen dava bakımından, davalı tarafından birleşen davaya dayanak gösterilen fatura numarası ile davacı şirketin itirazlarında belirtilen fatura numarasının farklı olduğu tespit edilmiş olup, her iki faturanın da davacı şirketin kayıtlarında yer almadığı, ayrıca, davalı şirket tarafından gönderilen 31.12.2022 tarihli mutabakat mektubunda hesap bakiyesinin -0- olduğu, bu bakımdan davacının talebinin yerinde olduğunu," bildirmiştir.
Sunulan bilirkişi raporları ve sözleşme mahkememizce incelenmiş ve yeni bir rapor alınması talebi mahkememizce red edilmiştir.
Davacı taraf talep artırıl dilekçesi sunarak dosya mahkememiz tekli hakiminden heyete tevdi edilmiş ve yeni duruşma günü verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı talep artırım dilekçesi ile, 6.650.218,05 TL kar mahrumiyeti ve 53.296,48 TL'ye yükseltmiş, ıslah yoluyla da dava dilekçesinde belirttiği yasal faiz talebini avans faizine çevirdiğini, böylece asıl dava yönünden 6.703.514,53TL'ni fesih tarihinden avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep ettiğini bildirmiştir.
İncelenen tapu kayıtlarından, birleşen davaya konu taşınmazların Yusuf Keser adına tapulu olduğu ve davacının olası borcuna karşılık davalı lehine 378.250,00TL'lik ipotek konulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, davacının ... distribütörü olarak davalı ile yapılan sözleşmeye göre faaliyeti sürdürürken, davalının ürün göndermeyi kesmesi ve başka bayilere dorudan ürün satması nedeniyle çekilen ihtarın sonuçsuz kalması üzerine sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla denkleştirme tazminatı ve yoksun kalınan karın tazmini istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, .... İcra Dairesine ait ... sayılı takip dosyasında davalının dayandığı fatura nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve başkası adına tapulu olan, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 113 Ada, 43 Parsel ve 131 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazlardaki ipoteğin kaldırılması, ipoteğin bugüne kadar kaldırılmamış olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Birleşen davada davacının ihtiyati tedbir kararı kabul edilmiş ve davalının istinafı red edilmiştir.
Asıl dava ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden ... Esas üzerinden verilen yetkisizlik kararı üzerine mahkememize gelmiş, birleşen dava ise .... Asliye Ticaret Mahkemesince ... Esasta görülmekte iken dosyamızla birleştirilmiştir.
Taraflar arasında 01/01/2019 tarihli sözleşme yapılmış, davacı tarafından davalıya 26/02/2021 tarihinde ilk ihtarı çekmiş akabinde 10/03/2021 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Sözleşme ve alınan bilirkişi raporlarından, davacının acente, tek satıcı veya benzeri tekel hakkı veren bir işi üstlenmediği, davalının başka bayilere de su satma yetkisine sahip olduğu, davacının da başka markalarla da çalıştığı dolayısıyla davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamadığı tespit edilmiştir.
TTK'nın denkleştirme tazminatına ilişkin hükümleri acenteliğe ilişkin kısımda ve 122. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
Somut olayda, davacının tekel hakkına veya tek satıcı, acente olmadığı, bayilik ilişkisi olduğu, denkleştirme tazminatına hak kazanmadığı, davacının kendisinin sözleşmeyi feshettiği, bu durumda fesih nedeniyle tazminat talebinde de bulunulamayacağı anlaşılmakla, asıl davanın reddine;
Davalı tarafça 28/02/2021 tarihli faturaya dayanılarak .... İcra müdürlüğünün ... Esas dosyasında takibe geçtiği ve ipotekleri de fek etmediği, oysa alınan bilirkişi raporlarına göre taraflar arasındaki bakiyenin 31/12/2022 tarihi itibarıyla sıfır olduğu, dolayısıyla davalının bir alacağının bulunmadığı, davacının sunduğu mutabakat metninde de alacağın sıfır olduğu, davalının paletlerini ve kazıklarını gidip alması gerektiği, davacının bunlara el koyduğu veya sözleşmeye aykırı kullandığının tespit edilemediği, bu haliyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ipoteklerin fekkine;
Her ne kadar davacı taraf, ipoteklerin hala terkin edilmemiş olması nedeniyle zarara uğradığından bahisle tazminat da talep etmiş ise de, davacının bu nedenle uğradığı zararı ıspata yarar delil sunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
A-) ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
Asıl davada davacının davası sübuta ermediğinden REDDİNE,
Asıl dava yönünden alınması gerekli 615,40 TL karar harcının, davacının peşin yatırdığı 80,70 TL harçtan ve ıslah harcı olarak yatırılan 114.480,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye artan 113.945,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 605.105,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Zorunlu arabulucu ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
B-) BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
Birleşen davada davacının davasının KABULÜ İLE; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 113 Ada, 43 Parsel ve 131 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı lehine konulmuş olan ipoteklerin kaldırılmasına,
Davacının İpotek nedeni ile zararı ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine,
Birleşen dava yönünden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 4.341,34TL alınması gerekli harçtan, davacı tarafça peşin yatırılan 1.085,34 TL harcın ve tamamlama harcı olarak yatırılan 6.472,38 TL harçtan mahsubu ile artan 3.216,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Birleşen davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince red edilen tazminat talebi yönünden hesap ve takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen davacı tarafından yargılama nedeniyle harcanın tebligat masrafı, bilirkişi ücreti ve sair giderler olarak 32.943,75 TL yargılama giderinden, asıl ve birleşen davaya oranlanarak kabul edilen kısım için hesaplanan 2.036,95 TL'nin ve birleşen davada peşin yatırılan 4.422,04TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Birleşen dava yönünden Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL'nin birleşen davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır