T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/389 Esas
KARAR NO: 2024/446
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 19/06/2023
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2022 tarihinde davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ... ili, ... ilcesi,... sınırlarında kalan... istikametinde seyir halinde iken müteveffa yaya 20/08/1966 doğumlu ... ve 16/11/2016 doğumlu torunu müteveffa ...' e aracın ön kısmının çarpması sonucu vefat ettiklerini, sürücü ...'nın taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma suçundan ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından yargılandığı, davalının suçu sabit görülerek 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildiğini, davalı sürücünün 0,89 promil alkollu ve ehliyetsiz olduğunun adli tıp kurumu raporu ile sabit olduğunu, vefat eden ...'in davacı ...'in eşi olduğunu ve ... ile ...' in annesi olduğunu, maddi ve manevi olarak destekten yoksun kaldıklarını, ...'in de davacı ...'nin kızı olduğunu ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla, davacı anne ... için, kızı ...'in ölümü nedeniyle şimdilik 25.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatı vöe 250.000,00TL manevi tazminat, davacı ... için, eşi ...'in ölümü nedeniyle şimdilik 25.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 250.000,00TL manevi tazminat, annelerini kaybeden davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 250.000,00TL manevi tazminat talep ettiklerini beyanla, şimdilik 50.000,00TL maddi tazminat ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan olay tarihinden itibaren işleyen, davalı sigortacı için sigortacıya başvuru tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin sadece maddi tazminattan ve poliçe limitiyle sorumlu tutulmasına, kazaya karışan davalıların ...plakalı araca ve davalı ... ve ...' nın mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın yetkisiz yerde açıldığını, davanın ... mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle usulden reddine karar verilmesi geriktiğini, doğrudan zarar görenin dışında üçüncü bir kişinin tazminat talebinde bulunma hakkıının olmadığını, bu sebeple sözleşme dışı sorumluluk hukukunda üçüncü bir kişinin maruz kaldığı yansıma zararı, prensip olarak, tazmin edilemez nitelikte olduğunu, sorumluluk hukukunun temel kurallarından birinin, tazminat talebinde bulunabilecek olan kişi veya kişilerin sadece doğrudan zarara uğrayanlardan oluştuğunu, destekten yoksun kalma açısından yapılacak hesaplamalarda Yagıtay belli başlı ölçüt ve kıstaslar geliştirdiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ...'in müteveffa ...'in desteğinden yoksun kaldığını, ...' in de müteveffa kızı ...' in desteğinden yoksun kaldığını ve bu şekilde tazminatların hesaplanarak ödenmesini istediğini, ... açısından bakıldığında, mütevefa ...'in destek olabileceği tek kişi ...' olduğunu, ancak mütevefa ... yönünden bakıldığında ise müteveffanın tek destek olacağı kişi anne olan davacı ... olmadığını, müteveffanın dava dışı babasının da destek olacağı kabul edilmesi gerektiğini, bu hususta yapılacak hesaplamalarda bu konunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davaya konu olay incelendiğinde dava dışı mütevefaların 3 şeritli ana yolda kazanın meydana geldiği yere 190 metre yakınlıkta bir üst geçit var iken dikkatsizce karşıdan karşıya geçerken kazanın meydana geldiğinin görüldüğünü, bu kazanın meydana gelmesinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda müteveffaların asli kusurlu olduğunun ortaya konulduğunu, söz konusu zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan müteveffalar yönünden hesaplanacak taminat taleplerinde müterafik kusur uyarınca tazminat indirimi yapılması gerektiğini, kaza anında dava dışı müteveffa ... ve gözetimindeki yaşı küçük müteveffa ... karşıdan karşıya geçeken gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, ayrıca kazanın oluşumunda davalı müvekkilinin 0,89 promil alkollü olmasının kazaya etkisi konusunda kesin bir kanıya varılamadığını, kaldı ki yine raporda davalı müvekkilinden kaza günü saat 19:27 de alınan kanda alkolün 0,00 promil olduğunu, bu durumda kaza anında yapılan testin doğru olup olmadığının bilinemeyeceğinin ortaya konulduğunu, müvekkilinin kaza anında alkollü olduğu gerekçesiyle kazanın gerçekleştiği yönündeki iddia bu bilimsel sebeplerle ispata muhtaç olduğunu, ispat yükünün davacılarda olduğunu, söz konusu durumun kesin bir şekilde bilimsel olarak aslında müvekkilinin sürüş yeteneğini etkiliyecek şekilde alkullü olmadığının gösterdiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, öncelikle bu sebeple davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, ayrıca manevi tazminat için açık bir şekilde tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılması, bu araştırma neticesinde de hakkaniyete uygun bir tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini yargıtayın içtihadı olduğunu, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacılardan İbrahim ile diğer davacı ... arasında ciddi bir sosyal ve ekonomik gelir farkının bulunduğunun görüldüğünü, davacı ... de ... de müteveffa ... için manevi tazminat olarak aynı şekilde 250.000,00 TL talep ettiklerini, bu miktarın fahiş miktarda olduğunu, bu iki davacının aynı miktarda tazminat almalarının Yargıtay içtihatları doğrultusunda mümkün olmadığını, çocuğun yetiştirme giderlerinin destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesi gerektiğini beyanla, öncelikle yetik itirazının kabulü ile yargılmanın ... Mahkemelerinin yetkisinde olduğuna ilişkin karar verilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi cevap dilekçesinde ; Olayda müteveffaların asli kusur olduğunu, bu hususun tarihli bilirkişi raporu ve kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağıyla da sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından gerekli tüm ödemelerin yapıldığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, harhangi bir sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduu bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabildiğini, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluk da olmadığını, müteveffaların ağır kusuru ile illiyet bağını kesmiş olup destekten yoksun kalma tazminatının talep edilemeyeceğini, destenten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için ölen kişi hayattayken destek olmalı ya da olabilecek durumda olması gerektiğini, hesap raporunda asgari ücretin esas alınması gerektiğini, müteveffaların üst geçit bulunan 3 şeritli bir yolda üst geçidi kullanmadan karşıdan karşıya geçmiş oldukları tespit edilmiş olup, bu durumunda müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, manevi tazminata ilişkin talepler poliçe kapsamında olmadığını, bu nedenlerle davanın müvekkili şirket bakımından reddini, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması halinde, davacıların ve dava dışı kimselerin destenten yoksun kalıp kalmadıklarının tesipitini, kusurun ve hak sahiplerinin tespiti halinde alanında uzman hazineye kayıtlı aktüer sıfatını haiz bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması halinde temerrüt tarihinden itibaren işlemiş yasal faize hükmedilmesini, mahkeme sorumluluğa hükmederse müvekkilinin poliçe teminatı ile sormul tutulmasına, sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasına, rededilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının örneği incelenmiş, davalı sürücü ...'ın 0,98 promil alkollü olarak araç kullandığı ve kazaya sebebiyet verdiği, kazanın 26/06/2022 tarihinde saat 15.45'te meydana geldiği, davalı Burak'ın taksirle ölüme neden olma suçundan tali kusuru nedeniyle mahkum edilmiş olduğu, kazaya karışan aracın diğer davalı Bedri'ye ait olduğu ve işleteni olduğu, ölenlerin asli kusurlu olduğuna dair bilirkişi ve adli tıp kurumu raporları olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... bir cevap vermemiştir.
Davalı ...'ın yetki itirazı, HMK'nın 16. Maddesi uyarınca zarar görenlerin yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olması ve davacıların adresinin mahkememiz yetki alanında kalması nedeniyle red edilmiştir.
Davacıların ihtiyati tedbir talebi, davanın konusu tazminat olması nedeniyle mahkememizce red edilmiştir.
İncelenen sigorta hasar dosyasından; davalı sigorta şirketinin ...'nın ölümü nedeniyle dava dışı babası ...'a 32.214,67TL ödeme yaptığı, davacıların 02/12/2022 tarihinde başvurusuna rağmen ödeme yapmadığı, poliçe limitinin kişi başı 500.000,00TL , kaza başı 2.500.000,00TL olduğu anlaşılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18/01/2024 tarihli raporunda; " Davalı sürücü ...'nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında, Maktul yayalar ...'in (kendi ölümünde ve denetiminden ve gözetiminden sorumlu olduğu maktul 2016 doğumlu ...'in ölümünde) %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğun"kaanatine varıldığı bildirilmiştir.
Taraflara ilişkin sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yapılmış, davalı ...'ın 15.000,00TL ücretle çalışan boyacı, davalı ... 7.500,00TL maaş alan emekli, davacı ...'nin asgari ücretli çalışan, davacı ...'in 10-15 bin TL civarında ücret alan şoför, davacı İ...'in 30.000,00TL ücret alan mühendis olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece resen seçilen aktüerya bilirkişi tarafından sunulan raporda; " TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığında, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin raporuna göre; Davalı sürücü ...'nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında ve maktul yayalar ...'in (kendi ölümünde ve denetiminden ve gözetiminden sorumlu olduğu maktul 2016 doğumlu ...'in ölümünde) %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Dava dışı SGK tarafından davacılara rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı, ...'in vefatı nedeniyle Davacı paydaş anne ...'in hesaplanan zararının 173.198,62 TL olduğu, ...'in vefatı nedeniyle davacı çocuklarının destek yaşlarını aştıklarından dolayı devre dışı bırakıldığı, davacı eş ...'in hesaplanan zararının 492.346,45 TL olduğu, dosyada mübrez ... tarafından tanzim edilen ZMMS poliçesinin kaza teminat limiti olan 2.500.000 TL'yi aşan zararının olmadığı, Faiz türü bakımından dosya kapsamında davacı tarafın faiz talebi bulunduğu tespit edilmiş olup, davalı sigorta şirketi açısından faiz başlangıcının temerrüt tarihi olan 12.08.2022 tarihinden işletilmesi gerektiğini " mütalaa etmiştir.
Bilirkişi raporlarına itirazlar mahkememizce yerinde görülmemiş ve red edilmiştir.
Davacı taraf talep artırım dilekçesi sunmuş, davalılara tebliğ edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, iki kişinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar, sürücü, işleten ve zorunlu karayolu trafik sigortacısıdır.
Poliçe limitini aşan bir tazminat talebi olmadığı, istenen maddi tazminatın poliçe kapsamında olduğu, sürücünün %25 kusurlu olduğu, bu nedenle sebep olunan zarardan bu miktarda işleten ve sigortacının da sorumlu olacağı anlaşılmıştır.
Aktüer bilirkişi tarafından mevzuata ve hakkaniyete uygun maddi tazminat hesaplanmış, sigortacının temerrüt tarihi belirlenmiştir. Bilirkişi raporu yeterli, gerekçeli ve denetime elverişli görülmüş, mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Davacının talep artırım dilekçesi, bilirkişi raporları ve dosya kapsamın nazara alınarak davacılar ... ve ... için maddi tazminat talepleri tamamen kabul edilmiş, davalı gerçek kişiler açısından kaza tarihinden itibaren yasal faiz, sigortacı için ise temerrüt tarihinden itibaren, tacir olması nedeniyle de avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Manevi tazminat yönünden ise, kazanın oluş tarihi itibarıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, sürücü ve ölenlerin kusur oranları, paranın alım gücü, manevi tazminatın bir tarafın fakirleşmesine veya diğer bir tarafın zenginleşmesine araç olmaması gerektiği ilkesi nazara alınarak, talep edilenden bir miktar düşük hükmetmek gerekmiştir. Tek kızını çocuk yaşta kaybeden davacı ...'nin bu acısı nedeniyle diğer müteveffanın ölümüne nazaran daha yüksek bir manevi tazminat takdir etmek hakkaniyete uygun görülmüş, bu nedenle davacı ...'nin kızını kaybetmesi nedeniyle takdiren 100.000,00TL, ...'nin ölümü nedeniyle eşi ve çocuklarına ayrı ayrı 50.000,00TL manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete ve dosya durumuna uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle mahkememizce manevi tazminat miktarı resen takdir edilmiştir.
Davacıların manevi tazminat talebi mahkememizce kabul edilip, miktarı resen belirlendiğinden HMK'nın 326. Maddesine göre hüküm davalılar aleyhinde olduğundan tüm yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi, takdiri indirim nedeniyle manevi tazminat açısından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur,
HÜKÜM :
Davacıların davasının kısmen kabulü ile;
1-...'nın ölümü nedeni ile hesaplanan 173.198,62 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, davalı Sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davalı sigorta şirketi yönünden 12/08/2022 tarihinden itibaren avans faizi, diğer davalılar yönünden ise 26/06/2022 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-...'nin ölümü nedeni ile hesaplanan 492.346,45 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı Sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davalı sigorta şirketi yönünden 12/08/2022 tarihinden itibaren avans faizi, diğer davalılar yönünden ise 26/06/2022 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
3-...' nın ölümü nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 26/06/2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,
4-...'nin ölümü nedeni ile Davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın 26/06/2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,
5-Kabul edilen maddi tazminat dava değeri üzerinden hesaplanan 45.463,38 TL harçtan, peşin alınan 170,77 TL harcın ve ıslah harcı olarak yatırılan 2.102,40 TL harcın mahsubu ile, bakiye kalan 43.190,21 TL harcın tüm davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kabul edilen manevi tazminat dava değeri üzerinden hesaplanan 17.077,50 TL harçtan, peşin alınan 3.415,51 TL harcın mahsubu ile kalan 13.661,99TL harcın davalılar ... ve ...' den müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
7- Maddi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 99.176,31 TL vekalet ücretinin, tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine,
8- Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 39.500,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9- Manevi tazminat davası mahkememizce kabul edilip miktarı mahkememizce resen takdir edildiğinden, davalı ... lehine karşı vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 8.687,75 TL yargılama gideri ve 2.345,00 TL ATK Faturası olarak ödenen toplam 11.032,75 TL masrafın tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafça ödenen toplam 5.868,58 TL harçtan, manevi tazminat kısmına isabet eden 3.415,51 TL'nin davalılar Burak ve Bedri'den müteselsilen, kalan ve maddi tazminat kısmına isabet eden 2.453,07 TL'nin tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
12-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.120,00TL'nin tüm davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
13-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/07/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır