T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/589 Esas
KARAR NO : 2025/485
DAVA : Banka Kredisinden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 16/09/2019
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Kredisinden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile: "Davacı Bankanın ... Şubesince, kredi borçlusu ... MAKİNA SAN. TİC. LTD.ŞTİ. ile imzaladıkları 24.10.2014 tarihli 1.000.000,00-TL. Bedelli ve 15.11.2016 tarihli 1.000.000,00-TL. bedelli kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış olduğunu, davalı/borçlu ...'nun, işbu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, borçluların kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi nedeni ile .... Noterliğinin 13.12.2018 tarih, ... yev. Nolu ihtarnamesi keşide edilerek, kredi hesabı 12.12.2018 tarihi itibariyle 1.020.099,54-TL NAKİT, 105.600,00-TL GAYRİNAKİT olmak üzere toplam 1.125.699,54 TL üzerinden kat edildiğini ve borcun muaccele kılındığını, ancak, söz konusu ihtarlara rağmen borç ödenmediğinden tüm borçluların temerrüde düştüğünü, taraflar arasında akdedilen 24.10.2014 tarihli 1.000.000,00-TL. bedelli ve 15.11.2016 tarihli 1.000.000,00-TL. bedelli kredi sözleşmelerinin 5.1.maddesi ile delil anlaşması yapılmış olduğunu, borçluların Banka kayıtlarının esas alınacağını kabul ettiğini, Davacı Banka’nın defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu alacaklarının varlığı, miktarı ve itiraz eden borçluların itirazlarındaki haksızlığının sabit olacağını, davalı borçlular tarafından ihtara rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle davacı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin kabul kararının icraya koyulduğunu, daha sonra .... İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile esas takibe geçildiğini, iş bu takibe karşı borçlular tarafından yapılan itirazın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, tamamen icra takibi sürecini uzatmak amaçlandığını, davalılar tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı bankanın alacağını tahsil etmesinin sürüncemede bırakılmak istendiğini" belirterek itirazın iptaline ve davalılar aleyhinde alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Cevap Dilekçesinde; "Davacı bankanın akdettiği sözleşmelerin genel işlem koşulu niteliğinde haksız hükümler içerdiğini, ayrıca kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarına haiz olmadığını, bu hükümlerin kefil sıfatını haiz davalı bakımından hüküm doğurmayacağından işbu davanın reddinin gerektiğini, usule ilişkin olarak; davacı yanın takip talebine konu ettiği alacakların, maddi gerçekle örtüşmediğini ve zamanaşımına da uğradığını, kefalet sözleşmelerinin şekil şartlarını düzenleyen TBK m.583 hükmüne göre kanun koyucu kefalet yükümlülüğü altına giren kişilerin müteselsil kefil olması halinde bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla ve açıkça belirtmesinin şart koşulduğunu, davacı yanın sunmuş olduğu ve müvekkil ... tarafından imzalanan Kredi sözleşmesinde ise bu hususun yalnızca banka tarafından düzenlenen metnin yanına "müteselsil" yazılmak suretiyle ihlal edilmiş olduğunu, davalının kefil olduğunu belirtir örtülü veya açık herhangi bir ifade kullanmaksızın davacı bankanın önceden hazırlayıp kullandığı matbu ve bilgisayar çıktısı sözleşmeyi imza etmiş olduğunu, sözleşmenin hiçbir sayfasında "Müteselsil Kefilim" ifadesi yer almadığını, bu sebeple ilgili kefalet sözleşmesinin Kanun Koyucunun öngördüğü şekil şartını sağlamadığından davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde delil olarak gösterilen evrakın, icra takibi dosyasında da yer almadığını, davacı yanca talep edilen faiz oranı ve miktarının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, hem takip, hem dava sırasında hiçbir evrak sunmamış olan davacı yanın, açıkça iddia ve savunma haklarını kısıtladığını, davacı yanın, icra takibi ve itirazlarının iptaline ilişkin taleplerinde kötü niyetli olduğunu, haksız davanın reddinin, usul ve yasa gereği olduğunu, davacı yan ile davalılar arasında geçerli bir Genel Kredi Sözleşmesi imza edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığını, davacı yanın sözde alacaklarına mesnet olduğu iddiası ile dilekçesinde yer vermiş olduğu GKS lere, sair sözleşmelere ve içeriklerine itiraz ettiklerini, davalıların davacı yana herhangi bir borcu olduğunun, dosya münderecatı kapsamında ispat edilememiş olduğunu, bu haliyle iddia edilen alacak kalemlerine açıkça itiraz ettiklerini, davacı bankanın asıl borçluyla akdettiği sözleşmelerin genel işlem koşulu niteliğinde haksız hükümler içerdiğini, bu hükümlerin davalı bakımından hüküm doğurmayacağından işbu davanın reddi gerektiğini, genel kredi sözleşmelerinin bankaların farklı taraflarla imzalamak üzere önceden hazırlamış oldukları ve çoğunlukla yalnızca güçlü taraf olan bankaların lehine hükümler içeren sözleşmeler olduğunu, sözleşme bütün olarak değerlendirildiğinde işbu sözleşmenin genel işlem şartlarıyla dolu sözleşmelerden olduğunu, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğindeki haksız hükümlerinin iptaliyle davanın reddi gerektiğini" beyanla davanın reddi ile akip talebindeki alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra dosya aslı, kredi sözleşmesi ve hesap özetleri, hesap kat ihtarı ve tebliğ belgeleri, kefalet senetleri dosyamız arasında alınmış ve incelenmiştir.
Tarafların sunduğu delillerle birlikte dosyamız bilirkişiye verilmiş, alınan kök rapora itiraz üzerine ek rapor alınmıştır.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı nakdi ve gayri nakdi kredilerin tahsili istemli icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Savunmalar, zaman aşımı, genel işlem koşulu itirazı, kefaletin geçersizliği ve faizin fahiş olması noktalarında yoğunlaşmaktadır.
Kredi sözleşmesinden kaynaklanan dava, sözleşmeye ilişkin 10 yıllık zaman aşımına tabi olup, bu süre dolmadığından bu itiraz mahkememizce red edilmiştir.
Kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin iddianın yersiz olduğu, TBK'nda belirtilen tüm zorunlu unsurları içerdiği görülmüş ve bu itiraza itibar edilmemiştir.
Taraflar tacir olup, kullanılan genel kredi sözleşmesinin önceden hazırlanmış olması tek başına genel işlem koşulu niteliğini vermeyecektir. Kredi veren bankaların üstlendiği risk itibarıyla alacağını güvenceye almak için lehine olan hükümleri sözleşmeye koyması kaçınılmazdır. Davalı, dilerse başka bir finans kurumundan kredi alabilecekken davacı banka ile sözleşme imzalaması, davacının sağmadığı avantajdan kaynaklandığı kabul edilir. Bu nedenle, davalıların bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin 11/11/2020 tarih, ... sayılı kararı ile; "Usule ilişkin itirazlar yersiz görüldüğünden, işin esasına girilmiştir. Yapılan incelemede, davacının 612.279,79TL asıl alacak, 44.201,41TL işlemiş faiz ve 2.210,07TL BSMV üzerinden asıl alacak ve 81.150,00TL gayrinakdi kredi riski için takip yaptığı, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu ve işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibinde borçlu olan dava dışı ... yönünden itiraz süresinde olmadığı gerekçesiyle takibin devam ettiği ve dava konusu edilmediği anlaşılmıştır. Takip talebinde, asıl alacak ve nakde dönüşmesi halinde gayri nakdi alacak için talep edilen temerrüt faiz oranının %57 olarak talep edildiği görülmüştür. Bilirkişi tarafından sunulan ek rapora göre, davacının talebinin yerinde olduğu, temerrüdün 19/12/2018 tarihinde oluştuğu bildirilmiş ancak sözleşmenin 4.2. Maddesinde belirtilen faiz oranına ilişkin hükme rağmen akdi faiz oranı olan %16,08, temerrüt faiz oranı olarak kabul edilmiş, gayri nakdi kredi yönünden açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle %9, yani yasal faiz oranı olması gerektiği bildirilmiştir. Her ne kadar bilirkişi, açık sözleşme hükmüne rağmen cari faiz oranını temmerrüde de baz almış ise de bilirkişinin bu değerlendirmesi hatalı görülmüş ve mahkememizce resen düzeltilebilir olması nedeniyle oranlama ile hesap yapılmıştır. Çünkü, sözleşmenin 4.2. Maddesinde açıkça, temerrüt fazinin akdi faiz oranının %100 fazlası olacağı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından akdi faiz doğru bir şekilde %16,08 olarak belirlendiğine göre, temmürt faizinin %32,16 olması gerekmektedir. Bu faiz oranı, hem mevcut nakdi kredi alacağı için, hem de nakde dönüşmesi halinde gayri nakdi kredi için uygulanması gerekir. Sözleşmede, her türlü alacak için ön görülmüş temerrüt faizi, cari akdi faiz oranının %100 fazlası olacağına ilişkin hüküm, aksine düzenleme olmadığı için, nakde dönüşecek gayri nakdi alacaklar için de uygulanmalıdır. Mahkememizce yapılan bu hesaplamaya göre, asıl alacak 612.279,79TL, hesap kat ihtarından temerrüde kadar işlemiş akdi faiz 269,71TL, BSMV 13,49TL, işlemiş temerrüt faizi 77.137,68 TL, BSMV 3.856,88TL olmak üzere toplam 693.496,45TL nakdi ve 81.150,00TL teminat bedeli olan gayri nakdi risk alacağı olduğu ve bu miktarların davacının talep ettiği miktarın altında kaldığı, bu durumda talebin haklı olduğu ve davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Ancak, talep edilen temmerrüt faizi sözleşmedekinden yüksek olduğundan, sözleşme ile belirlenen yıllık %32,16 oranında temerrüt faizi uygulanması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, alacak kalemleri yönünden dava haklı ve itiraz haksız olup, alacak da likit olduğundan, davanın temerrüt faiz oranı yönünden kısmen reddi ile, diğer alacaklar yönünden kabulüne, davalının takdiren %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Mahkememizin 11/11/2020 tarih, ... sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 07/09/2023 tarih ve ... esas, ....sayılı ilamıyla; " Somut olayda; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında 24/10/2014 ve 15/11/2016 tarihli her biri 1.000.000-TL tutarlı iki adet genel kredi sözleşmesi akdedildiği, her iki sözleşmeyi de davalı ...'nun aynı tutarda kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı, TBK'nın 584/3 maddesinin yürürlük tarihinden sonra akdedilen sözleşmeler bakımından, davalı kefilin borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi konumunda bulunması nedeniyle eş rızası şartına tabi olmadığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefillere bu durumun 12/12/2018 tarihli kat ihtarnamesiyle ihtar edildiği, kat ihtarının asıl borçlu şirket ile davalı kefile 17/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 günlük ödeme süresi ile birlikte 18/12/2018 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, borcun süresinde ödenmemesi üzerinde davalılar hakkında .... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalıların süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalılar hakkındaki takibin nakit alacak yönünden devamına, takip sonrası işleyecek faiz oranı yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, ancak gayrinakdi alacakla ilgili karar verilmemiştir. Hükme karşı her iki tarafça da istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı banka ile davalılar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 2.5.1 maddesinde "Müşteri ile ayrıca mutabakata varılmamış ise, faiz, TCMB'ye bildirilen faiz oranlarını geçmemek kaydıyla, Bankanın fiili kullandırım / işlem tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranı üzerinden Bankaca belirlenecek.." ifadeleri yer almaktadır. Sözleşmenin 4.2 maddesinde "Müşteri temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Banka tarafından T.C. Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder." ifadeleri yer almaktadır. Davacı banka temerrüt faizini TCMB'ye bildirmiş olduğu %38 akdi faiz oranının %50 fazlası %57 olarak talep etmiştir. Oysa Yargıtay 19 ve 11. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamalarında temerrüt faizine esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olması gerektiği belirtilmekte olup; buna göre, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Bu yolda ise bir belge sunulmamıştır. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı aynı yoldadır). Geri Ödeme Planı'nda aylık %1,34; yıllık %16,08 akdi faiz uygulandığı, ancak temerrüt faiz oranının belirtilmediği,bu nedenle davacı tarafça fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda aynı tür kredi kullandırıldığına dair bir belge sunulmadığından temerrüt faizi oranının %16,08 akdi faizin %100 fazlası %32,16 olarak kabulü gerekmektedir. Taraf vekillerinin temerrüt faizine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Dava dilekçesinde dava değeri olarak sadece nakit alacak bedeli 658.631,27-TL gösterilmiş ise de dava dilekçesinin netice-i talep kısmında hem nakit hem de gayrinakit alacağı kapsayacak şekilde davalıların itirazlarının iptali talep edildiğinden gayrinakit alacağın da dava konusu edildiğini kabul etmek gerekir. Bu durumda maktu harca tabi gayrinakit alacak bakımından harç eksikliğinin tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan, davacı bankanın icra takibinde gayrinakdi krediler nedeniyle 81.500-TL gaynakit alacak depo talebi de bulunduğu halde, gayrinakit alacak talebi bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinde davacı banka tarafından gayrinakit alacak bakımından herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Gerek takip talebinde gerek ise hesap kat ihtarnamesinde gayrinakit kredilerin iade edilmeyen çeklerden mi yoksa teminat mektuplarından mı kaynaklandığı hususunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi bu husus bilirkişi incelemesinde de açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu durumda davacı bankaya gayrinakit alacak taleplerinin çek yapraklarına mı yoksa teminat mektuplarına mı dayandırdığı açıklatılarak dayanak belgelerin veya teminat mektuplarının ibrazı sağlanmalı, sözleşmedeki gayrinakit depo sorumluluğunun hangi alacakları kapsadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bunun dışında dava değerine dahil olmadığından fazla talep edilen takip sonrası işleyecek faiz oranı, davanın kısmen reddini ve karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirini gerektirmemektedir. Kabule göre de fazla talep edilen takip sonrası işleyecek faiz oranı bakımından davanın kısmen reddi ve karşı taraf yararına vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına , gayri nakdi alacak talebi yönünden harcın tamamlatılarak, gayrinakit alacağın neye ilişkin olduğu açıklattırılıp, dayanak belgelerin ibrazı sağlanarak, istinaf kanunyolu aşamasında vefat ettiği anlaşılan davalı ...'nun mirasçılarının da davaya dahil edilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, taraf vekillerinin esasa ilişkin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İstinaf kararı sonra dosya mahkememize gelerek yurakıdaki yeni esasa kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce dosya yeni bir bankacı bilirkişiye tevdii edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı uyarınca rapor alınmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bankacı bilirkişi raporunda özetle; " 1-)Davacı Banka'nın ....lcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı asıl borçlu ... Makina San. Tic. Ltd. Şti. lehine kullandırılan ve tahsil edilemeyen ticari kredi hesaplarından doğan 10.05.2019 takip tarihi itibariyle 565.420,28 TL nakdi ve depo edilmesi gereken 31.190,00-TL gayrinakdi olmak üzere toplam 596.610,28TL tutarında alacağı olduğu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla nakdi ve gayrinakdi toplamı 596.610,28-TL Üzerinden davalıların borca ve eklentilerine itirazının kısmen iptaline karar verilebileceği, Davalıların sorumlulukları kapsamında 10.05.2019 takip tarihinden itibaren; Taraflar arasında akdedilen Kredi Çerçeve Sözleşmeleri tahtında serbestçe belirlendiği şekilde ...-... numaralı kredi hesabından doğan asıl alacak 282.960,27-TL'ye yıllık 9032,16 oranında, ...-/.../...-... numaralı kredi hesabından doğan asıl alacak 30.337,54-TL'ye yıllık 40647,50 oranında ve çek kredi hesabından doğan asıl alacak 15.690,00- TL'ye yıllık 4057,00 oranında temerrüt faizi ve faizin 5'i oranında gider vergisi işletilmesi, T.C. Merkez Bankası tarafından ilgili dönem için tüm kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarına uygulanmak üzere ilan edilen ve fiilen uygulanan akdi gecikme faizi oranları gözetilmek suretiyle ...-... numaralı ticari kredili mevduat hesabından doğan asıl alacak 190.020,99-TL'ye yıllık 9631,80 oranında temerrüt faizi ve faizin 905'i oranında gider vergisi işletilmesi, 10.05.2019 takip tarihi ile 16.09.2019 dava tarihi arasındaki dönem içerisinde davacı Banka takip/tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına yansıyan kısmi tahsilat tutarlarının, BK 100. Maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve vergiden, kalan kısmın anaparadan mahsup edilmesi ile gayrinakitten nakde dönen çek işlemleri revize edilmek ve nakde dönüşen kısım asıl alacağa eklenmek suretiyle; Davacı Banka'nın ....lcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyası kapsamında talep edilebilir icra harç ve masrafları vb. hariç olmak üzere davalılardan 16.09.2019 dava tarihi itibariyle 623.617,86-TL nakdi ve depo edilmesi gereken 26.390,00-TL gayrinakdi olmak üzere toplam 650.007,86-TL tutarında alacağı olduğu, 16.09.2019 dava tarihi ile 27.11.2023 inceleme tarihine kadar geçen zaman sürecinde davacı Banka takip/tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına yansımış toplam 3.639,51-TL tutarında kısmi tahsilat kaydı bulunduğu ve davalı asıl borçlu şirket nezdinde bulunan 13 adet çek yaprağından kaynaklı gayrinakdi kredi riskinin devam ettiğini, " bildirmiştir.
Davalı ...' nun vefat ettiği, en yakın tüm mirasçılarının mirası red ettiği, terekeye temsilci atanması veya resmi tasfiye için mirasın reddinin tespiti kararını veren mahkemeye müracaatla tasfiye memuru tayini için davacı vekiline kesin süre verildiği, davacı vekiline ihtar yapılmasına rağmen süresi içerisinde tasfiye memuru atanmasını sağlamadığı davalı ... yönünden dosyanın işlemsiz kaldığı ve dosyanın ... yönünden tefrik edilerek mahkememizin 2025/139 esas sayılı dosyasından HMK 150/1 maddesine göre yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı, yenilenmeyen takip edilmeyen davanın 28/05/2025 tarihli gerekçeli kararı ile takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı tarafa eksik harç tamamlatılmıştır.
Davacı taraf, gayri nakdi alacağa ilişkin beyan sunmuş ve çek güvence bedeli olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı nakdi ve gayri nakdi kredilerin tahsili istemli icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Alınan son bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketten 570.220,28 TL nakit ve 26.390,00TL gayrinakit alacağı bulunduğu, raporun yeterli olduğu ve istinaf kararına uygun olduğu, istinaf kararı sonrası belirtilen eksikliklerin giderildiği ve davanın tespit edilen miktar üzerinden kabulüne, geri kalan kısım yönünden reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davalının .... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 570.220,28 TL nakit ve 26.390,00TL gayrinakit alacak yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, 523.808,80 TL nakit asıl alacağa takipten itibaren %32,16 yıllık oranda faiz uygulanmasına, geri kalan kısma ilişkin davanın reddine,
2-Gayrinakit alacağın nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %32,16 oranında faiz uygulanmasına,
3-İtiraz haksız ve alacak likit olduğundan %20 üzerinden hesaplanan 114.044,05 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 38.951,74 TL harçtan, başlangıçta alınan 11.247,78 TL peşin harcın ve tamamlama harcı olan 1.385,84 TL harcın mahsubu ile, eksik kalan 26.318,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 89.533,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 9.297,90 TL yargılama giderinden davanın kabul/ red oranına göre 8.049,80 TL'sinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 11.247,78 TL peşin harcı, 1.385,84 TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul/ red oranına göre 177,19 TL'nin davacıdan, 1.142,81 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır