T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/705 Esas
KARAR NO : 2024/602 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/11/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 21/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 13/07/2022 tarihinde Sürücüsü ve Plakası tespit edilemeyen aracın yaya ... ...'a çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkili ... ...'ın yaralandığını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında Plakası tespit edilemeyen aracın ...'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ... ...'ın söz konusu trafik kazası nedeniyle ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden 04/09/2023 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %3 oranında malul kaldığını, müvekkilinin haksız olarak mağdur edilmeye devam edildiğini, bu nedenlerle; davalarının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Sürekli Bakıcı gideri, 25 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilerek, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının 18/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın, 13.07.2022 tarihinde davacı yaya ile Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç arasında gerçekleştiği iddia edilen kaza neticesinde yaralanan başvurucuya sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ve sürekli bakıcı gideri tazminatı ödenmesi talebiyle ikame edildiğini, başvuru şartının gerçekleşmediğini, yabancıların Türkiye sınırları içerisinde yapacakları dava ve başvurularda möhuk ve ilgili kanunlar gereği teminat yatırma zorunlulukları gereğince başvurucunun başvuruda bulunurken teminat yatırmadığını, başvurucuya teminat yatırılması için kesin süre verilmesini, süre içerisinde teminat yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddi gerektiğini, başvuru konusu iddia edilen kazaya ilişkin olarak zarar görenin beyanı dışında hiçbir delil bulunamadığı halde, olayın ve zararın tespit edilemeyen araçtan kaynaklandığı ispatlanmış gibi tazminat talep edilmekte olduğundan ...’nın sorumluluğuna gidilmesi hukuka aykırı olduğunu, kaza ile ilgili ne bir görüntü ne bir tanık bulunmadığını, başvurucunun çelişkili davranışları bir trafik kazasının gerçekleşmediği yönünde kanaat uyandırdığını, davacı kazaya ilişkin şikayet hakkını kullanmadığını, davacının vermiş olduğu ifadesinde kazadan dolayı kimseden şikayetçi olmadığını, müvekkili kurumun bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, söz konusu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, tedavi gideri teminatına ilişkin olan talepler SGK’ya aktarıldığını, başvuru sahibinin tedavi gideri teminatı kapsamında olan bakıcı gideri talebinin müvekkili kuruma değil SGK’ya yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki başvurunun reddi gerektiğini, başvurucunun ikametgahı ve kazanın meydana geldiği yerin Kayseri olduğunu, başvurucunun kaza sonrası tedavi ve tüm düzenlenen tıbbi belge ve evraklar kayseri'de bulunmasına rağmen ...’de bulunan ve rapor düzenlemeye yetkili bulunmayan sağlık merkezinden rapor tanzim edilmesi anlaşılabilir olmadığını, başvurucunun maluliyetini ispat açısından Adli Tıp ilgili ihtisas dairesince bizzat muayenesi yapılması gerektiğini, kusur oranının bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, başvurucu ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusurunu ve bunun sonunda bir zararın oluştuğunu ispatlaması gerektiğini, ayrıca bu zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, ... temerrüde düşmediğini, muaccel bir alacak bulunmadığını, bu nedenlerle; davacı vekilinin ...’na yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddi ile, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacının üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 13/07/22 tarihli kaza nedeniyle davacının davalıdan sürekli iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri ve tedavi gideri maddi tazminat kalemlerinin hak kazanıp kazanmadığına ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Dosya kapsamındaki vekaletnameden Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının, plakası belli olmayan araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelen kaza sonucu yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep etmiş olduğu görülmüştür.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk Mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’nın 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişi teminattan muaf olacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.
Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamında yapılan araştırmada Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü cevabi yazısında; Suriye ülkesinin Türkiye'nin taraf olduğu 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olmadığını, henüz Suriye ile yapılan Adli Yardımlaşma anlaşmasının yürürlüğe girmediğini, bu nedenle karşılıklılık bulunmadığını belirttiği görülmüştür.
Açıklanan sebeplerle Suriye vatandaşı olan davacıya teminat yatırması için mahkememizce kesin süre verildiği, ancak verilen süre içerisinde teminatın yatırılmadığı, bu nedenle HMK 114.maddesi gereğince dava şartı bulunmadığı anlaşılan davanın reddine dair karar verilmiş; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Alınması gerekli 427,60TL red harcından, peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.
davacının uyruğu gereği teminat yatırması gerektiğinin bildirildiği görüldü. 24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır