T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/132 Esas
KARAR NO : 2025/112
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Genel Müdürlüğünden kendisine ihale edilen ...ili ... İlçesi Atıksu ve Yağmursuyu İnaaşatı Yapım İşi için sözleşme imzalandığını, ihale konusu işte davalının alt yüklenici olarak çalışabilmesi için müvekkili şirket ve davalı arasında 23/05/2013 tarihli sözleşe imzalandığını, davalının sözleşme kapsamında doğmuş 398.879,08 TL cari hesap alacağı ve sözleşmenin 6.8. Maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle doğduğunu iddia ettiği 500.000 TL cezai şart alacağı için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin borca itiraz ettiğini, itirazdan sonra taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda müvekkili ve davalı arasında 06/08/2015 tarihli mutabakat metni imzalandığını, tarafların sözleşme kapsamında doğan karşılıklı alacakları takas ve mahsup edildikten sonra müvekkili şirketin mutabakat metni tarihi itibariyle 400.337,29 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, mutabakatın imzalanmasından sonra davalı taarfça İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas ... karar sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, mahkeme kararında takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına, aslı alacağa mutabakat metni tarihi olan 06/08/2015 tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranını geçmemek üzere faiz işletilmesine, davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına ve hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında hasaplanan 79.775,81 TL icra inkar taziminatı ödenmesine karar verildiğini, karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul BAM 15. Hukuk dairesinin 2018/591 esas 2020/647 kararı ile, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kablüyle icra dosyasına vaki itirazın kısmen iptaline ve takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına ve davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına karar verildiğini, tarafların karara karşı yaptıkları temyiz başvurularının reddedildiğini ve BAM kararının kesinleştiğini, davalı tarafın BAM kararını icra dosyasına sunarak sözleşme kapsamında müvekkili şirketin doğmuş alacaklarını dikkate almaksızın yani takas ve mahsup etmeksizin haciz işlemlerine devam edilmesini talep ettiğini, oysa ki davanın açılmasından sonra sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından mal ve hizmet sağlanması suretiyle düzenlenen faturalar sonucu davalının 01/07/2016 tarihi itibariyle sadece 29.414,09 TL alacağının kaldığını, BAM kararı gereği taraflarınca icra dosyasına davanın açıldığı tarihten sonra sözleşme kapsamında mal satışı ve hizmet sağlanması suretiyle yapılan tüm ödemelerin tahsil aşamasında takas ve mahsup edilmesi suretiyle dikkate alınması gerektiği bildirilerek cari hesap dökümlerinin dosyaya sunulduğunu ve bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, bilirkişi incelemesinde davacı ve davalının 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin resmi defterlerin incelenmesini ve bu incelemenin sonrasında davadan sonra yapılan ödemelerin hesaplanabileceğini, bu hesaplama sonrasında nihai rakamın net olarak ortaya çıkabileceğini bildirdiğini, davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, bunun üzerine dosyanın yeni bir bilirkişiye verilerek davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına hükmüne aykırı olarak davadan sonra müvekkili şirketçe mal satışı ve hizmet sağlanması suretiyle yapılan ödemelerin mahsup edilmeden 398.879,08 TL asıl alacak ve 22/07/2022 tarihi itibariyle 306.266,18 TL işlemiş reeskont avans faizi üzerinden işlem gerçekleştirildiğini ve taraflarınca dosyaya talep sunularak bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, icra müdürlüğü tarafından taleplerinin red edildiğini, icra müdürlüğünü icra hukuk mahkemesine şirkayet ettiklerini ancak davanın red edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş ve sözleşme kapsamında müvekkili şirketin alacağının doğduğunu, davalı tarafların daha önce mutabakat mektubu metni imzalaması aşamasında yaptığı gibi müvekkili şirket alacağını kendi alacağından mahsup ve takas etmek suretiyle kalan bakiye üzerinden haciz talebinde bulunması gerekirken kötüniyetli olarak müvekkili şirket alacağı hiç yokmuş gibi haciz talep ettiklerini, icra dosyasına yapmış oldukları takas ve mahsup talebine itiraz ettiklerini, davalının müvekkili şirketin menfi tespit davası açmaya zorladığını beyanla, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan icra iflas kanunun 72. Maddesi gereği haksız olarak talep edilen 653.146,58 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine ve bunun %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 06/02/2023 tarihli deprem nedeni ile süresinden sonra cevap dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Başkanlığı ile davalı arasında akdedilen Ankara İli Elmadağ İlçesi Atıksu Yağmursuyu Hatları Yapım İşi kapsamındaki işlerin yapımı hususunda müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 23/05/2013 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin proje kapsamında işçi gücünden yararlanmak amacı ile taşeron olarak ... ticaret ile 08/11/2013 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca birlikte çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin dava konu işin yapımı esnasında taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm görev ve sorumlulukları tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini ve sözleşmeye konu işi eksiksiz olarak tamamladığını, ... tarafından işin kesin kabulüne dair tanzim edilen Yapım İşleri Kesin Kabul tutanağı onaylı belgeleri ve kesin kabul tutanakları ile sabit olduğunu, davacı yanın bu iş karşılığı müvekkiline ödemesi gerekli olan 10. Hakedişin tamamı olan 952.175,89 TL yi 19/12/2014 tarihinde ...'den aldığını ancak müvekkili şirkete sadece 580.000,00 TL ödeyerek sözleşmenin 8. Maddesini ihlal ettiğini, kötüniyetli ve haksız muameleye karşılık müvekkilinin doğabilecek her türlü zararların önlemesi için davalı şirkete Ankara ... Noterliğinin 03/07/2014 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini davacı şirket ihtarnameye cevap vermediğini, daha sonra herhangi bir ödeme yapılmadığı için Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde yetkisizlik kararı ile istanbul ... İcra Müdürlüğüne tevzi edildiğini, söz konusu ödemeleri ve bu ödemelerin aksatılması sebebi ile taraflar arasındaki sözleşme uyarınca doğan cezai şartın ödenmesi talebiyle icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini ve itirazın iptali davası açtıklarını, itirazın iptali davası görülüp karara bağlandığını ve kararın kesinleştiğini, aynı alacak nedeni ile açılan bu davada kesin hüküm engeli olduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte asıl alacağa ilişkin kısmının eser sözleşmesi niteliği taşıdığını ve 6098 sayılı TBK nın 147/6 hükmü uyarınca zama aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı şirketin cari hesaptan kaynaklandığını iddia ettiği takas mahsup talebinin açıkça hukuka aykırı olup bu talebe taraflarının muvafakat etmediklerini beyanla, açılan iş bu davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle usulden reddine ve aksi kanaatte zaman aşımı ve diğer esasa ilişkin hususlar nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller toplanmış, bilirkişiden rapor alınmıştır.
Mahkememizce atanan nitelikli hesaplama uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi heyetinin sunduğu raporda özetle; " Davacı / davalı defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğunu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığını, açılış ve kapanış kayıtlarının kanunun öngördüğü süreler içinde yapıldığını, davacı / davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğunu, tarafların davacının düzenlediği “araç hasar bedeli” açıklamalı 27.326,94TL tutarındaki fatura haricinde, davalının icra takibinden sonra taraflar arasındaki Ticari ilişki devamında ve sonucunda davalının 58.200,05 TL alacağı konusunda tarafların muhasebe sisteminden kaynaklı mutabık olduklarını, bir fatura hariç olmak üzere, tarafların ticari defterleri birbirlerini teyit ettiğinden, bu kayıtlara itibar edilerek, HMK m. 222/f.3 uyarınca mutabakat metninden sonra yapılan ayni ve/veya nakdi ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacı tarafından davalı hesaplarına borç verilen 27.07.2016 tarihli 27.326,94 TL “Araç hasar bedeli” için Davalı tarafa fatura düzenlemiş olmakla beraber davalının kanuni defterlerinde yer almadığını, davalının kendisine PTT kanalı ile tebliğ edilen faturayı teslim almayıp iade ettiğini, araç iadesi sırasında bir takım eksikliklerin mevcudiyetinin davalı personeli tarafından imza altına alındığını, davacının, bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla aracı tamir ettirdiğini ve bu tamirat ücretini davalıya yansıttığını ispat edici bir evrakı ibraz etmesi halinde bu faturanın da mahsup edilebileceğini, davacı taraf “Araç hasar bedeli” için davalı tarafa düzenlediği faturayı davalı tarafa PTT kanalı ile tebliğ ettiği halde davalının bu faturayı teslim almamakla beraber, belge üzerinde davalı çalışanın imzasını, fatura muhteviyatı ve tutarının kabul edilmesi gerektiği yönünde kanaat oluşursa, yani davalının araç hasar bedeli açıklamalı faturayı kayda alması durumunda (58.200,05 TL - 27.326,94 TL=) davalının, takas ve mahsup işleminden kaynaklı 30.873,11 TL alacaklı olacağını, davalının takip tarihi ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesine 13/08/2015 tarihinde açtığı dava tarihi arası için 20.883,78 TL takip talebindeki faiz oranından hesaplanmış faiz alacağı olacağını, " bildirilmiştir.
Mahkememizin 13/10/2023 tarih ve 2023/64 esas, 2023/596 karar sayılı kararı ile, kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 13/02/2024 tarhi ve 2023/1710 esas, 2024/31 karar sayılı ilamı ile, " Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlandığının kabulü için, davanın tarafları, konusu ve talebin aynı olması gerekir. Eldeki dava ile, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasında, davanın tarafları aynı ise de, konusu ve talep sonucu bir ve aynı olmadığından kesin hükmünden bahsedilemez. Bu nedenle yerel mahkemenin, davanın kesin hükmü nedeniyle reddine ilişkin kararı hatalıdır. Mahkemece işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle bozularak dosya gelmiş ve yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır.
Bozma sonrası mahkememizce rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Mahkemece verilen görev doğrultusunda takipte kesinleşen tutar yönünden davacı tarafça fatura kesmek suretiyle yapılan ödemelerlerden TBK'nun 100.maddesine göre öncelikle faiz masraf ve fer'iler mahsup edilmiş, yapılan hesaplama sonrası İstanbul ...İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında 23.01.2023 dava tarihi itibari ile 115.745,88 TL bakiye borç bulunduğu, BAM 15.HD'nin 29.06.2020 tarih ve 2018/591 esas, 2020/647 karar sayılı kararı hüküm altına alınan fer'i alacaklar yönünden alacaklı vekilince İstanbul ...İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyasından takibe geçilen tutarlar yönünden hesaplama yapılmış, 23.01.2023 dava tarihi itibari ile 193.879,02 TL bakiye borç bulunduğu, Netice itibari ile İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas (Eski Esas No:... E.) sayılı dosyasından davacı/borçlu ... Turizm İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti. 23.01.2023 dava tarihi itibari ile 309.624,90 TL dosya borcunun bulunduğunu" bildirmiştir.
İtiraz üzerine ek rapor alınmıştır.
Bilirkişiden alınan ek raporda özetle;" Mahkemece tarafıma verilen görevlendirme çerçevesinde 18.07.2024 tarihinde İstanbul... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapılan 1.043.988,50 TL ödemenin dosya kapak hesabı yapılarak borçluya iade edilecek tutarın tespiti yapıldığını, Taraflarca kök bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara bir itiraz olmadığı da göz önünde bulundurularak daha evvel kök rapor ile 23.01.2023 dava tarihi itibariyle 309.624,90 TL olarak tespit edilen borç miktarı, ödeme tarihi olan 18.07.2024 tarihi itibariyle hesap edilerek 346.391,70 TL olarak tespit edildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında ödeme tarihi 18.07.2024 tarihi itibariyle yapılan kapak hesabı neticesinde 697.596,80 TL borçluya iade edilecek tutar hesap edildiğini," bildirmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; "Dava dilekçemiz ile 22/07/2022 tarihi baz alınarak Müvekkil Şirket'in 653.146,58 TL tutarındaki borcunun olmadığının tespiti talep edilmiştir. Dosya kapsamında hazırlanan 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 23/01/2023 tarihi baz alınarak dosya borcu 309.624,90TL olarak hesaplanmış, buna karşılık İcra Müdürlüğünün 23/01/2023 hesap tarihli dosya hesabına göre dosya borcu 708.797,77 TL fazla hesaplanarak 1.018.422,67 TL olarak hesaplanmıştır. Tespit edilen tutarlar doğrultusunda borçlu olunmadığının tespiti talep edilen tutarın 55.651,19 TL artırılarak 708.797,77 TL olarak ıslah etme zorunluluğu hasıl olmuştur." şeklinde talebini artırmıştır.
Davacı vekilinin 16/10/2024 tarihli celsede, " Alacak davalı tarafça tahsil edildiğinden davamız istirdata dönüştü, bu konuda beyan dilekçesi sunduk ve fazla tahsil edilen miktarın faizi ile birlikte istirdatını talep ederiz. Para icra dosyasında duruyorsa alacaklıya ödenmesinin tedbiren önlenmesini talep ederiz. " şeklinde beyanda bulunduğu, davalı tarafa bu beyana karşı beyanda bulunması için süre verildiği görüldü.
Davalı vekili 23/10/2024 tarihli dilekçesi ile; "davacı vekilinin dava ve cevaba cevap dilekçesinde de ikrar ettiği üzere, işbu dava icra dosyasına ilişkin açılan bir menfi tespit davası olduğunu, dolayısıyla önceki tüm dilekçelerinde de vurguladıkları gibi, itirazın iptali davası açılması hukuken mümkün olmadığını, kesin hükmü ve derdestlik hususları HMK gereğince dava şartı olup mahkemece resen gözetilebilen sebepler olduğundan ileri sürülebilmesi için bir süre mevcut olmadığını, iş bu dava açılmadan önce açılan icra takibine borçlu ve işbu davada davacı şirketçe yapılan haksız itiraz sonucunda İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas ile itirazın iptali davası açıldığını, bu davada istinaf ve Yargıtay tarafından verilen kararlar sonucunda dava kesinleştiğini, dolayısı ile aynı alacak nedeniyle verilen bir kesin hüküm mevcut olduğunu, her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi tarafından verilen 17/01/2024 tarih 2023/1710 esas ve 2024/31 Karar sayılı bozma ilamında kesin hükmü bulunmadığına karar verilmişse de daha önceki dilekçeleri ile de belirttikleri üzere yerleşik Yargıtay İçtihatları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararları ve doktrinde yer alan sabit görüş ışığında itirazın iptali davasından sonra menfi tespit davasının açılamayacağı izahtan vareste olduğunu, itirazın iptali davasında alacaklı tarafından icra takibine konu edilen borca karşı borçlu tarafından ileri sürülen itirazları konu edindiğini, itirazın iptali davasının konusu olan alacak artık aynı dava sebebinden dolayı ve aynı taraflar arasında yeni bir dava konusu yapılamayacağını buna göre itirazın iptali davasını kaybeden borçlu, menfi tespit davası istirdat davası veya sebepsiz zenginleşme davası açamayacağını, itirazın iptali kararı kesin hüküm teşkil edeceğini, somut olayda huzurdaki davada incelenen tüm bilgi ve belgeler itirazın iptali davası sırasında davacı yan tarafından mahkemeye sunulmuş ve mahkemece ileri sürülen iş bu belgeler de incelenerek itirazın iptaline karar verildiğini, takas ve mahsuba ilişkin bir değerlendirme itirazın iptali davasında ele alınmadığı iddiası da yerinde olmadığını, zira söz konusu itirazın iptali davasında da davacı yanca aynı hususlar ileri sürüldüğünü ve yerel mahkemece ve üst mahkemelerce bu talepleri haksız görüldüğünü, tüm bu nedenlerle, davacının itirazın iptali davasında ileri sürdüğü ve o mahkemece reddolunan taleplerinin karşısında yeniden bir menfi tespit açma hakkı kesilikle bulunmadığını, davacının talebinin tamamen kötü niyetli ve borcu ödemeyi geciktirme amacı taşıdığını, daha önce itirazı iptali davasında bu davadaki sebeplerin ileri sürüldüğünü ve mahkemece taleplerinin red edildiğini davacının da dava dilekçesinde ikrar ettiğini, bu nedenlerle tedbire ilişkin sunulan beyanlarının kabulünü, neticeten haksı ve mesnetsiz açılan işbu davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
İcra dosyasının incelenmesinde, dosyaya yatan paranın alacaklı davalıya ödendiği görülmüş, Mahkememizin 31/10/2024 tarihli ara kararı ile; "Davacı vekilinin icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren önlenmesine yönelik talebinin reddine" karar verilmiştir.
Para davalı tarafça tahsil edildiğinden, davaya istirdat davası olarak devam edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, daha önce hesap mutabakatına bağlanan alacak ile ilgili İstanbul ... ATM nin ... esas sayılı dosyası ve İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin 2018/591 esas sayılı dosyasında hükme bağlanan davalı alacağından, davadan sonra davacı tarafça mal ve hizmet tedariki sureti ile sözleşme kapsamında yapılan ödemeleri mahsup edilmeden takibe devam edildiği iddiası ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Alınan son bilirkişi kök ve ek raporundan, davacının gerçekten de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayılı dosyasıyla tespit edilen alacaktan sonra ödemeler yaptığı ancak davalının bunu mahsup etmediği, 697.596,80 TL nin fazladan 17/07/2024 tarihinde davalı tarafça tahsil edilmiş olduğu, bunun istirdadı gerektiği ve davanın bu miktar üzerinden kabulüne, geri kalan kısım yönünden ise reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 17/07/2024 tarihi itibari ile davacının borcunun mahsubu sonrası fazla ödendiği tespit edilen 697.596,80 TL'nin 17/07/2024 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,
2-Davanın açılış tarihi itibari ile kötü niyet sabit görülmediğinden tazminata yer olmadığına,
3-Alınması gerekli 47.652,83 TL harçtan başlangıçta alınan 11.154,12 TL peşin harç ve 951,00TL ıslah harcının mahsubu ile, eksik kalan 35.547,71 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 108.639,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı lehine, red edilen kısmı geçmemek üzere, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 11.200,97 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 33.419,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/ red oranına göre 32.890,88 TL'sinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 12.285,02 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/02/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır