T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/318 Esas
KARAR NO : 2024/719
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 18/10/2019
KARAR TARİHİ : 11/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davacının modacı ve sektöründe tanınan bilinen bir isim olduğunu, kendisinin ismiyle kurulan ve ortakları arasında yer aldığı davalı şirketin, 26/10/2015 tarihinde 8933 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 593 ve 594. sayfalarında yayınlanarak kurulduğunu, kuruluş amacının muhtelif ticari faaliyetlerin yürütülmesi iken, bodrum katta tutulan küçük bir tekstil atölyesi ve birkaç makine ile başlayan sürecin zamanla takipsizlikten ve tarafların şirket işleri ile uğraşmamasından dolayı durduğunu, şu an şirket çalışanı dahi mevcut olmayıp, tek çalışan pozisyonundaki ... ... isimli modacının da şirketle olan iş akdini özlük hakları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini bildirdiğini, bu kişinin, şirketin kullanımına tahsis ettiği isim hakkını da geri aldığını, şirketin devamına imkan kalmadığını, ticari faaliyetler uzunca bir süredir askıya alınmış olduğundan, yıllardır ne şirket genel kurulu toplandığını ne de yönetim kurulu faaliyeti yapıldığını, resmi hiçbir işlem olmadığı gibi müvekkilinin ismi ile kurulmuş olan şirketin varlığının, müvekkilini belirsizliğe ittiğini, adını taşıyan şirkete müvekkilinin müdahale şansı olmadığını, kuruluş sermayesinin nereye sarfedildiğinin belli olmadığını, bu durumların tamamının TTK'nın 636. vd maddelerinde öngörülen haklı sebeple fesih şartlarını oluşturduğunu, ayrıca taraflara kuruluş sözleşmesi ve genel kurallar gereği sağladığı bir menfaat de olmadığını, Limitet Şirketlerin ortaklar arasındaki güvene dayalı olarak kurulan ticari şirketler olduğunu, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışların TTK.’na göre haklı nedenlerle Limited ortaklığın sona ermesi nedeni olduğunu beyanla davalı ... Ltd.Şti’nin feshine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı bir cevap vermemiştir.
Şirketin ticaret sicil kayıtları, bir kısım defter örnekleri dosyamız arasına alınıp incelenmiştir.
Yapılan incelemede, şirketin 2015 yılından beri hiç bir toplantı yapmadığı, karar almadığı, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılmadığı görülmüştür.
Davacı vekili duruşmada; ortakların biraraya gelip fesih konusunda karar alamadığını, şirketin pasif durumda olduğunu, bildirilen tanığın ihtarname gönderen kişi olduğunu, gerekirse müvekkilinin tasfiye memuru olarak tayin edilmesini istediğini, diğer ortağın cezaevinde olduğunu müvekkilinden duyduğunu, beyan etmiştir.
Davalı şirket ile ilgili yapılan araştırmada herhangi bir faaliyet ve malvarlığı tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafın sunduğu belgelerden, davacının kendi payına ilişkin ... ... isimli kişiye noterde satış sözleşmesi yaptığı ancak ortaklar kurulunca devrin onanmadığı ve tescil ve ilan edilmediği görülmüştür.
İncelenen sicil kayıtlarından, şirketin diğer %50 oranında ortağı ve yetkilisinin ... olduğu görülmüş, yapılan tebligata rağmen davaya katılmadığı ve bir beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2019/... esas, 2021/84 karar sayılı kararı ile; "Davacının %50 ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı ...'ye ulaşılamadığı, ortakların bir araya gelmediği, davacının devrettiği ortaklık hissesinin onanması için ortaklar kurulunun toplanmadığı ve davacının ortak olmaya devam ettiği, şirketin 2015 yılından itibaren hiç bir işlem ve ilanının olmadığı, pasif durumda olan şirketin bir malvarlığının da olmadığı, bu durumda şirketin TTK'nın636/5. Maddesi yollaması ile TTK'nın 532 ila 548. Maddeleri uyarınca haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, şirketin tasfiyesinin kapsamlı olmayacak olması ve tasfiye memuruna ödenecek ücretin davacı tarafından karşılanacak olması nazara alınarak, talep uyarınca davacının tasfiye memuru olarak atanmasına ve tasfiye memuru olarak ödenecek ücretlerin ortaklar kurulunca kararlaştırılmasına, davacının yapacağı masrafın tasfiye sonucunda şirketten karşılanmasına" dair karar verilmiştir.
Mahkememizin 2019/1022 esas, 2021/84 karar sayılı kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Hukuk Dairesinin 2021/695 esas, 2024/674 karar sayılı ilamı ile; "Dava, TTK'nın 636. maddesi uyarınca, limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin bulunması halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış olup, doktrinde ve yargı kararlarında yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmelerdir. Davacı tarafından fesih gerekçesi olarak; şirketin ortak tarafların şirket işleri ile uğraşmamasından dolayı şirket faaliyetlerinin durduğu, şirketin kuruluşundan sonra kısa süren çalışmaların devam etmediği, yıllardır şirket genel kurulunun toplanmadığı, yönetim kurulu faaliyeti yapılmadığı, şirket adına resmi hiçbir işlem olmadığı, çalışmaların askıda olduğu, çalışanının bulunmadığı, ortaklar arasında güvenin olmadığı, sermayesinin nereye harcandığının belli olmadığı, tek çalışan pozisyonundaki ... ... isimli modacının da şirketle olan iş akdini, ihtarname ile özlük hakları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini bildirdiği, yine bu kişinin şirketin kullanımına tahsis ettiği isim hakkını da azlettiği, şirketin artık devamına imkan olmadığı hususları ileri sürülmüştür. Mahkemece, SGK, Vergi Dairesi, ... ile Belediyeye yazı yazılmış, davalı şirket temsilcisine tebligat yapılmış, şirketin 2015 yılından itibaren hiç bir işlem ve ilanının olmadığı, pasif durumda olan şirketin bir malvarlığının da olmadığı gerekçesiyle, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. ... sicil kayıtlarına göre davalı şirketin, 26.10.2015 tarihinde kurulduğu ve iki ortaklı olduğu, davacının ve dava dışı ...'nin %50'şer oranında ortak olduğu, ana sözleşmede ...'nin ve dava dışı ... nun müdür olarak atandıkları, münferiden şirketi temsile yetkili kılındıkları, ...'nin ayrıca davalı şirkette müdürler kurulu başkanı olarak atandığı, münferiden şirketi temsile yetkili olduğu, daha sonra ... 'nun müdürlükten istifa ettiği, 14.12.2015 tarihli ve 2015/1 sayılı ortaklar kurul kararı ile istifanın kabul edildiği, bu kararın 24.12.2015 tarihinde ilan edildiği, şirketin son tescilini 21.12.2015 tarihinde yaptırdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davalı şirketin feshine karar verilmiş ise de, fesih şartlarının oluştuğu konusunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulmasının dahi sağlanmadığı, haklı nedenlerin varlığının bu kapsamda incelenmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı şirket defter ve kayıtları da temin edilmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu ile şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek, davalı şirketin halen gayrı faal olup olmadığı, ana sözleşmede kuruluş amacına uygun faaliyeti bulunup bulunmadığı, ticari faaliyetlerinin uzunca bir süredir askıya alınmış olup olmadığı hususlarının tespiti ile haklı nedenin varlığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine" dair karar verilmiştir.
İstinaf kararından sonra duruşmalara katılan davalı vekili davanın reddini talep etmiş, bir kısım belgeler sunmuştur.
İstinaf kararı sonrası mahkememizce belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla müzekkere yazılmış, şirketin ticari kayıtları istenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır.
Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişinin 17/11/2024 tarihli raporunda özetle; "20.10.2015 tarihinde kurulan şirketin ortakları, 10.000 payla 250.000,00TL hisse ile ... ve 10.000 payla 250.000,00TL hisseye sahip ...'dir. Şirketin yıllar itibarıyla ... kayıtlarında Müdür değişikliği dışında herhangi bir ilanı bulunmadığı görülmüştür. ... ..., 27.09.2019 tarihinde şirkete gönderdiği ihtarname ile isim hakkın kullanımına ait protokolü Şirketin gerek tedarikçilerle gerekse de alıcılar ile yapmış olduğu sözleşmelere yönelik bilgi/belge dosya içerisinde yer almamaktadır. Şirketin gerek ... kaydında gerekse de Vergi Dairesi kayıtlarında faal olduğu görülmekte olup; paylaşılan KDV beyannamelerine göre; 2019 yılında toplam satış rakamı 81.851,00TL, 2020 yılında toplam satış rakamı 70.000,00TL olduğu tespit edilmiştir. 2021-2024 tarih aralığına ait paylaşılan KDV beyannamelerine göre şirketin hiç satış yapmadığı, Satış yapılmayan 2021-2024 tarih aralığında zaman zaman çok az miktarda mal alışları yapıldığı ancak sadece KDV beyannameleri paylaşıldığından halen mevcutta stok olup olmadığı tespit edilememiştir. Söz konusu alışlar incelendiğinde; 2021/03 döneminde 1.224,50TL değerinde, 2021/06 döneminde 306,11TL değerinde, 2021/09 döneminde 408,17TL değerinde, 2021/12 döneminde 992,20 TL değerinde mal alışı yapıldığı, 2022/03 döneminde 765,33TL değerinde, 2022/06 döneminde 765,33TL değerinde, 2022/09 döneminde 765,28TL değerinde, 2022/12 döneminde 1.010,28TL değerinde mal alışı yapıldığı, 2023/03 döneminde 1224,50TL değerinde, 2023/06 döneminde 1224,50TL değerinde, 2023/09 döneminde 1.650,00TL değerinde ve en son 2023/12 döneminde 2.262,45TL değerinde mal alışı yapıldığı tespit edilmiştir. Şirketin 2019/11 döneminde çalışanı kalmadığı, ödenmemiş vergi ve SGK borçları olduğu tespit edilmiştir. TTK'nın 331. ve 573/INI. maddeleri uyarınca, sermaye şirketlerinin amaç ve konusu “ekonomik” olmalıdır. Bu şirketler kazanç sağlama ve bu kazancı ortaklarına dağıtma amacıyla kurulur. Huzurdaki davada ... Tic. Ltd.Şti'nin 2020 yılından bu yana hiç satış yapmadığı, 2019 yılından bu yana personel çalıştırmadığı görülmektedir. 2023/12 dönemine kadar 3'er ayda 1 kez olmak üzere çok ufak tutarlarda mal/hizmet alımı yapıldığı KDV beyannamelerinden tespit edilmiş olsa da hiç satış yapılmadığından ve Kurumlar Vergisi Beyannameleri de paylaşılmadığından “işletme faaliyetine konu malzeme” alımı yapılıp yapılmadığı tespit edilememiştir. Yine kurumlar vergisi beyannamesi paylaşılmadığından kar/zarar kalemlerine yönelik tespit yapılamadığı ancak; mevcut hali ile şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı" bildirmiştir.
Davalı şirketin ticari defterleri sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının %50 ortak olduğu Limited şirketin gayri faal olması nedeniyle fesih istemine ilişkindir.
İstinaf kararı sonrası alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı gibi, şirketin bir ticari faaliyetinin olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer ortağın istinaf dilekçesinde belirttiği bir faaliyeti ıspatlanamamıştır.
Her ortak, haklı nedenlerin oluşması ile şirketin feshini talep edebilir. Diğer ortakların feshe karşı çıkması, mahkemece fesih kararı verilmesine engel değildir. Ticari bir faaliyeti olmayan şirkettin varlığını sürdürmesi ortaklar açasından mali risk ve külfet oluşturacağından, feshini istemekte ortağın menfaati vardır.
Davacının %50 ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı ...'nin şirket faaliyetine dair bir belge sunmadığı, şirketin ticari defterlerinin bile sunulmadığı, ortakların bir araya gelmediği, davacının devrettiği ortaklık hissesinin onanması için ortaklar kurulunun toplanmadığı ve davacının ortak olmaya devam ettiği, şirketin 2015 yılından itibaren hiç bir işlem ve ilanının olmadığı, şirketin bir malvarlığının da olmadığı, isim hakkı sözleşmesinin varlığının tek başına ticari faaliyet olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda şirketin TTK'nın 636/5. Maddesi yollaması ile TTK'nın 532 ila 548. Maddeleri uyarınca haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, şirketin tasfiyesinin kapsamlı olmayacak olması ve tasfiye memuruna ödenecek ücretin davacı tarafından karşılanacak olması nazara alınarak, talep uyarınca davacının tasfiye memuru olarak atanmasına ve tasfiye memuru olarak ödenecek ücretlerin ortaklar kurulunca kararlaştırılmasına, davacının yapacağı masrafın tasfiye sonucunda şirketten karşılanmasına karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KABUL İLE; ... nün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı ... SANAYİ VE DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ.'nin feshine,
2-Şirketin tasfiye işlemlerinde görevli ve yetkili olarak davacı olan ... TC kimlik nolu ...'ÜN tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Tasfiye memurunun ücretinin ve giderlerin şirket bütçesinden ve ortaklar kurulu kararıyla karşılanmasına,
4-Davacı tarafça tasfiye memuru sıfatıyla yapılacak giderlerin sonuçta şirketçe karşılanmasına,
5-Karar harcı olan 427,60 TL harcı, peşin yatırılan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 383,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Yargılama nedeniyle harcanan 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı ve 10.555,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır