T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/349 Esas
KARAR NO : 2025/252 Karar
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 12/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında, davalı şirketin ... oteli için 10.03.2015 tarihinde yapılan ... Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi ve ... ... ... Hotel Kanal Yönetimi Programı Kullanım Taahhütnamesi sözleşmeleri çerçevesinde, davacı şirketin hizmet sağladığını, ancak davalı şirketin sözleşmelere aykırı olarak fatura bedellerini ödemediğini ve sistemleri kapattığını, bu nedenle davacı şirketin sözleşmeleri feshettiğini, davalıya ödemesi gereken kalemlerin bildirildiğini, 12.11.2018 tarihinde gönderilen ihtarnamenin 16.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin ödeme yapmaması sonucu .... İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali için dava açıldığını, bilirkişi raporları sonucunda davacı şirketin sözleşmelere uygun hizmet verdiğini, davalı şirketin borçlarını ödemedi şirketin borçlu olduğu faturanın icraya konu edilmediğini, bu sebeple davanın reddedildiğini, mahkeme kararının istinaf başvurusu sonucu da reddedildiğini, davalı şirketin ödeme yapmadığı için alacak davasının açıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yapılan bilirkişi incelemelerinde, davacı şirketin ihtarname tarihi itibariyle alacaklı olduğunu, davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davacı şirketin sözleşmeleri haklı olarak feshettiğini, ... Online Rezervasyon Sistemleri ve ... ... ... Hotel Kanal Yönetimi Programı Kullanım Taahhütnamesi sözleşmelerine göre davacı şirketin gerekli kurulumları yaptığını, davalı şirketin ise bunları kullandığını ve ödeme yapmadığını, sözleşme gereğince rezervasyon motoru ve kanal yönetimi hizmetlerinin sağlandığını, ancak davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmelerde belirlenen gecikme faizinin ve cezai şartların uygulanması gerektiğini, sözleşmeye göre davalı şirketin 3000 Euro cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, davalı şirketin sözleşmelere uymadığı ve hizmet bedelinin ödenmediğini, bu nedenle davacı şirketin zarara uğradığını, cezai şartların ödenmesinin gerektiğini, davacı şirketin 12.000 Euro cezai şart ve 748,15 Euro hizmet bedelinin faizleriyle birlikte tahsil edilmesine karar verilerek, mahkeme masraflarının ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin 18/07/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacağa dayanak olduğu iddia edilen sözleşmenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, sözleşmeye sonradan zımnen icazet verilmesinin de söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının davasının haksız olduğunu, davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında verilen herhangi bir hizmet bulunmadığını, davacı tarafından dayandırılan sözleşmenin 2. Maddesinde, davacı yanın davalı şirkete ait oteli online satış kanallarına adapte edeceği ve bu kanallardan gelen müşteri rezervasyonlarının toplam tutarının %18'ini komisyon olarak alacağının düzenlendiğini, ancak davacı yanın satış kanallarından davalıya ait otelde otel işletmesi açısından anlam taşıyan herhangi bir rezervasyon yapıldığını kanıtlayamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın davalıya herhangi bir süre vermeden sözleşmeyi feshettiğini, bu sebeple Türk Borçlar Kanunu'nun 125.maddesinde aranan şartların oluşmadığını, davalı yanın temerrüde düşürülmeden sözleşmeden dönüldüğünü, davacı yan tarafından dayandırılan sözleşmedeki cezai şart maddesinin soyut bir şekilde düzenlendiğini ve cezai şart talebinin somut bir ölçüye dayanmadan yapıldığını, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası Uyap kayıtları,
-Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesap uzmanı ... ve Bilgisayar Mühendisi ...'ın sunduğu 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının hizmet bedeli ve haklı fesih sebebi ile cezai şart bedeli talebine ilişkindir.
Taraflar arasında daha önce ... Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında itirazın iptaline ilişkin yargılama yapılmış olup," itiraza konu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yer alan takip talebinde yazılı olduğu üzere alacak talebini açıkça 05/04/2018 tarihli 750 Euro bedelli fatura alacağına dayandırdığı ve bu fatura bedelinin ödenmemesinden ötürü doğan cezai şart alacağı talebinde de bulunduğu anlaşılmış davacı ticari defterlerinin incelenmesinde takibe ve davaya konu edilen faturadan ötürü davalı taraftan alacaklı olmadığının gerek talimat raporu gerekse mahkememizce aldırılan 15/11/2019 tarihli raporla tespiti ile uyuşmazlığın takibe konu edilmeyen 17/04/2018 tarihli ... ... numaralı faturadan kaynaklandığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle, davacı bu kez alacak davası olarak bu alacağını davaya konu etmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı, davacı tarafından davalıya bir hizmet verilip verilmediği, buna göre davacının, cezai şarta hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamın da hizmet verdiğini, davalı ise sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı ve taraflarına herhangi bir hizmetin sunulmadığını savunmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edilmiştir. Davacı iş bu davada sözleşme kapsamında hizmet sunduğunu belirtmekle TMK 6.HMK, 190.maddesi gereğince ispat yükü üzerindedir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve bu sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu nedenle öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 40. maddesinin "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
"; aynı kanunun yetkisiz temsil üst başlığı altında onama haline ilişkin 46. maddesinin "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." ve onamama haline ilişkin 47. maddesinin ise "Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.
" hükmünü ihtiva etmektedir.
Davalının, şirketin çalışanı tarafından sözleşmenin imzalandığı hususundaki ikrarları, ve ticari defterlerden de açıkça sözleşmeye dayalı olarak ödemeler yapıldığı, bunun yanında davalının kendi serverlarında hazır ettiği yani kullanıcı adı ve şifre ile sisteme online olarak bağlandığına yönelik tespitler gözetildiğinde yetkisiz kişi tarafından imzalansa dahi davalı tarafça bu sözleşmeye kullanılarak hukuksal işlemler yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/15-22 E.N , 2009/54 K.N. Kararında belirtildiği üzere "Yetkisiz bir kimsenin yapmış olduğu sözleşmeye temsil olunanın onay vermesi durumunda o sözleşme, temsil olunanı bağlayıcı olur ve sözleşmeden doğan hak ve borçlar temsil olunana intikâl eder. Yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme ya da sözleşmeye temsil olunan tarafından verilen onay, biçime bağlı olmayan, yönetilmesi gerekli tek yanlı bir irade bildirimi olup, açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Davalı sözleşmeyi imzalamadığı halde yetkisiz bir kimse tarafından imzalanmış olsa dahi o sözleşmeyi kullanarak bir hukuksal işlem yapmış ise yetkisiz temsile onay vermiş sayılır ve sözleşme kendisini bağlayıcı olur." Huzurdaki davada her ne kadar davalı tarafça sözleşmedeki imzanın yetkisiz kişi tarafından üretildiği iddia edilmiş ise de davalının sözleşmenin uygulanmasına yönelik iradesi ile yetkisiz temsile onay vermiş sayılmasına ve sözleşmedeki yetki şartının tarafları bağlayacağına, davalı tarafça yapılan imza itirazının Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olduğuna karar verilmiş, imza incelemesinin ön sorun olarak değerlendirilmesine lüzum görülmemiştir.
Mahkememizce re'sen seçilen Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesap uzmanı ... ve Bilgisayar Mühendisi ...'ın sunduğu 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...Davacının hizmet gereklerini teknik inceleme neticesinde yerine getirmiş olduğunun tespit edildiği, takdir Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 19.11.2018 dönemi için aylık %5 akdi temerrüt faizinin 259,36 Euro olduğu, Davacı tarafın davalı taraftan 9.000 euro cezai şart isteyebileceği, .... İcra Md. ... E. Dosyasında takip tarihi itibariyle davacının, davalı şirketten 748,15Euro anapara, 259,36 Euro takip öncesi temerrüt faizi, 9.000 Euro cezai şart alacağı olmak üzere toplam 10.007,51 Euro alacaklı olduğu,..." yönünde kanaat bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı tarafça faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, faturanın kesinleştiği davalı tarafça faturanın ödenmediği anlaşılmaktadır. Huzurdaki davada da, davalı tarafın ödemeye veya faturaya itiraz edildiğine dair bir itirazı bulunmamaktadır. Sözleşme ile faturaların ne zaman ödeneceği açıkça belirlenmiş olup davalı tarafın ödememesi nedeniyle TBK 117/f2 uyarınca temerrüde düştüğü, davacı tarafın TBK 126 gereği sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkının doğduğu, davacının bu hakkını 12/11/2018 tarihinde kullandığı açıktır. Feshin haklı nedenle yapıldığı açık olup, bilirkişilerce hesaplanan cezai şart hesaplaması sözleşmeye uygun olup, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile;
a)9.000,00EURO cezai şart bedelinin temerrüt tarihi olan 16/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)748,15EURO fatura bedelinin temerrüt tarihi olan 15/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Alınması gereken 23.346,31-TL harçtan peşin alınan 7.632,79TL harcın mahsubu ile bakiye 15.713,52TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-)Davacı tarafından yapılan 7.632,79TL peşin harcı, 427,60TL başvurma harcı, 18.000,00TL bilirkişi ücreti, 285,00TL tebligat ve posta masrafı, toplam 26.345,39TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 20.143,68TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6100 sayılı HMK.nun 326/2 maddesi gereğince bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00TL nin kabul red oranına göre 2.752,56TL'sinin davalıdan, 847,44TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-)Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 54.683,20TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/04/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır