T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/673 Esas
KARAR NO:2025/884
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:16/11/2024
KARAR TARİHİ:11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.01.2023 günü akşam 22:15 sıralarında, D200 Karayolu ... ... İstikameti ... Habipler yol ayrımında hatalı şekilde herhangi bir uyarıcı işaret konulmadan ve hiçbir önlem alınmadan yola bırakılıp terk edilen ...plakalı çekici ile ... plakalı dorseden ibaret hafriyat kamyonuna müteveffa ...'nin sevk ve idaresindeki ...plakalı motosiklet ile çarpması neticesi ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bahsi geçen hafriyat kamyonu davalı ... NAKLİYE İNŞAAT şirketi adına kayıtlı olup tazminat taleplerinden işleten sıfatı ile, diğer davalı ... ise aracın sürücüsü olması nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğunu, 10.01.2023 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden ...; müvekkilleri ... ve ...'nin oğlu olduğunu, diğer davacı ... ... ve ... ... ise ...'nin kardeşleri olduğunu, ... bekar olarak vefat ettiğinden yasal mirasçıları anne ve babası olduğunu, 10.01.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsü ... asli kusurlu olduğunu, davalı şirketin ise işleten sıfatı ile maddi ve manevi tazminattan malen sorumlu olduğunu, davalı ... hakkındaki ceza kovuşturması .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, bahsi geçen dosya içeriği incelendiğinde, dosyadaki tutanaklar, tespitle ve alınan bilirkişi raporları ile davalı ...'e asli kusur izafe edildiği, trafikçi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu md. 47/d, md. 59, trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan hallerden md. 84/k ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' na bağlı yönetmeliğin md. 135/a-b bentlerinde açıklanan trafik kurallarını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu yönünde tespitler yapıldığını, davalılar tarafından müvekkillerinin maddi ve manevi zararları giderilmediğini, davalıların haksız eylemleri nedeniyle müvekkillerimizin maddi zararları da karşılanmadığını, müteveffa ... vefat ettiğinde 34 yaşında olduğunu, Yasal mirasçıları anne ve babası müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını, yapılacak yargılama neticesinde müvekkillerinin alacağının tahsilinin imkansız ya da çok zor hale gelmemesi için bu aşamada davalı şirket adına kayıtlı olup da da konusu trafik kazasına karışan ...ön plakalı ve ... plakalı araçların üçüncü kişilere satışının ve devrinin önlenmesi amacıyla İhtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini istediklerini beyanla, ... ... ve ...'nin maddi zararlarının şimdilik 1.000,00 TL kısmının kaza tarihi olan 10.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile ... ... ve ...'ye ödenmesini, ... ... için 750.000,00 TL, ... için 750.000,00 TL, ... ... için 600.000,00 TL ve ... ... için 600.000,00 TL olmak üzere toplam 2.700.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesini, davalı şirket adına kayıtlı olup da konusu trafik kazasına karışan ... plakalı ve ... plakalı araçların üçüncü kişilere satışının ve devrinin önlenmesi amacıyla İhtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Olay yeri görüntülerine bakıldığında iddialarının mesnetsiz olduğu açıkça görüleceğini, iddia olunanın aksine, müvekkilinin tüm kurallara riayet ederek emniyet şeridine park ettiğini, ancak olay yerine ilişkin keşif yapıldığında, 15 metre ve 7 şeritli yolda, araç park edilebilecek alan neredeyse 1 metre ile sınırlı kaldığını, emniyet şeridi olarak bahsedilen yolun "Daralan Yol" mahiyetinde olduğunu, müvekkilinin gereken tüm özeni göstererek arızalı aracıyla en iyi park pozisyonunu sağlamış olmasına rağmen, fizik kuralları gereği hacminden küçük bir alana aracı sığdıramayacağını, tekerlekler dışarıda sayılamayacak şekilde, içeriye dönük olarak çizginin az üstünde kaldığını, burada eğer varsa bir kusur/sorumluluk Karayolları Genel Müdürlüğünde olduğunu, müvekkiline fizik kurallarının ötesinde bir sorumluluk yükletilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, sorumluluk atfedilecek bir husus bulunmadığını, müvekkilinin olay yerinde uyarı levhası ve ışıklandırmaları titizlikle kullandığını, ancak rüzgarlı hava koşulları nedeniyle, reflektör birkaç defa yere düştüğünü, müvekkili tarafından tekrar tekrar eski haline getirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hayatın olağan akışında müvekkilinin yapabileceklerinin sınırlı olduğunu ve kanunen yapması gereken her hususu titizlikle yaptığını, bunun yanında araçta meydana gelen arızanın fren sistemlerinden kaynaklanması ve bunun neticesinde akünün sökülmesi zorunluluğu doğmasından ötürü, araç dörtlüsü söndüğünü, ölenin Kask kamerası çözüm tutanağında, müteveffanın sol eliyle sık sık cep telefonuna bakmasından sebeple 10 metre mesafeye gelene dek fren dahi yapmadığını, emniyet şeridinde, tüm kurallara uygun biçimde zorunlu durum kapsamında park halinde olan aracı fark etmemesinin yegane sebebinin telefon ile meşguliyeti olduğunu, pür dikkat seyir halinde olan ve asli kurallara riayet eden bir motosiklet sürücüsü görülmediğini, Müteveffanın hatasının, alınan tedbirleri dahi ehemmiyetsiz hale getirecek derecede ciddi hatalar olduğunu, Müteveffanın, hakkı olmayan emniyet şeridine girerek kural ihlali yaptığını, müteveffa kendisine ayrılan 5-6 şeridi kullanmaktan imtina ettiğini, kendisine kullanılması yasak olan tek şeritte sürüşe devamı ettiğini, müteveffa, müvekkilinin daralan emniyet şeridinde park halindeki aracın dorsesine "ortasından" çarpması suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, makul bir değerlendirme yapıldığında (kabul etmemekle birlikte) daralan yol mahiyetindeki emniyet şeridinde yapılan parkın sözde şeridin dışına taşması durumunun somut olayda hiçbir önemi kalmadığını, müvekkilinin, kanunen yapması zorunlu olan tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, kusuru bulunmadığını, davacının talep ettiği maddi tazminat miktarının uğradığı zararların ötesine geçerek, adeta bir kazanç elde edimi amacına dönüştüğünü, davacının maddi tazminat talebine itiraz ettiklerini beyanla, davacının tüm iddia ve taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tanıklar dinlenmiştir.
İhbar olanan sigorta şirketi vekili beyan dilekçesini sunmuştur.
Mahkememizce 24/07/2025 tarihinde makine mühendisi ile birlikte keşif icar edilmiş ve bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır.
Mahkememizce resen seçilen Makine Mühendisi bilirkişi raporunda özetle: "...plakalı araç süri Davalı ...'in meydana gelen kazada ASLİ KUSURLU olarak %75 (yetmiş beş) oranında kusurlu olduğunu, ...plakalı motosiklet sürücüsü ... “nin de meydana gelen kazada TALİ KUSURLU olarak % 25 (yirmi beş) oranında kusurlu olduğu," bildirilmiştir.
İtirazlar üzerine alınan ek raporda özetle: " Davalı sürücü ...'in kazanın asli ve ağırlıklı kusurlusu olduğu, Müteveffa ... “nin ise dikkat ve özen yükümlülüğüne yeterince riayet etmemesi nedeniyle tali kusurlu sayılmasının yerinde olduğu, Belirlenen %75 - %25 kusur oranlarının olayın teknik verileriyle uyumlu ve makul olduğu," kanaatine varılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkememize görev itirazı yapılmamış ise de; görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesine göre; (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
Aynı yasanın 5/1. Maddesi "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder." şeklindedir.
6100 Sayılı Kanunun 2. Maddesinde bulunan "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi ile Asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkeme olarak belirlenmiştir.
Davacılar ile davalılar arasında uyuşmazlık, haksız fiile dayalı tazminata ilişkin olup, davacıların gerçek kişi olduğu, davalılarından birinin şirket ve diğerinin gerçek kişi olduğu, davanın TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, ZMMS sigortacısının davada taraf olmadığı, sadece ihbar olunan olduğu anlaşılmıştır.
İki taraf da tacir olmadığı ve dava mutlak ticari dava da olmadığına göre TTK'nın 4. Maddesi kapsamında mahkememizin görevli olduğuna dair bir tespit yapılamamıştır. Mahkememiz görevsiz olup, tanık dinlenmiş, keşif yapılmış ve bilirkişiden rapor alınmış olsa da karar verme yetkisi mahkememizde olmayıp, uyuşmazlığın çözümünde genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesindedir.
Mahkememiz görevsiz olduğundan, doya üzerinden resen yapılan inceleme üzerine HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-)Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-)HMK'nın 20. Maddesi uyarınca; karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan biri veya ikisi mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce dosya üzerinden re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-)Harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4- Kararın taraflara resen tebliğine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile dosya üzerinden karar verildi. 11/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır