T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/8 Esas
KARAR NO: 2024/4 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 01/09/2023
KARAR TARİHİ: 05/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 01/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalılardan, ... A.Ş.’ ne ... nolu ZMM Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı, ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 03.09.2015 tarihinde asli kusurlu olarak, ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza esnasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ve ağır şekilde yaralanan ... ... ve ... ...’ in tedavi, bakım ve sair giderleri olan toplam 7.299,10 EURO müvekkili tarafından karşılandığını, kazaya sebebiyet veren araçların ZMM Trafik Sigorta Poliçesini düzenleyen ... A.Ş. ne karşı da dava açıldığını, müvekkili şirket tarafından karşılanan kazazede ... ... ve ... ...’ in tedavilerine ilişkin yapılan masraf ve giderleri ödenmesi talebi ile ... A.Ş. ve ... Başkanlığı’na ayrı ayrı müracaat edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle; dava konusu kaza sebebiyle yaralanan sigortalılar ... ... ve ... ... için ödenen toplam 7.299,10 Euro Tedavi gideri ve sair masrafların (fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının) müvekkil şirket tarafından yapılan ödeme tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı ... A.Ş. azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla), tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı SGK vekilinin 19/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın, davacının sigorta sözleşmesi gereği sigortalısına yapmış olduğu tedavi masraflarının rucüan tahsiline ilişkin olduğunu, işbu dosyada davalı olarak yer alan müvekkili kuruma, trafik kazası yani haksız fiilden değil, KTK kapsamı dışındaki bir kanuni düzenleme uyarınca SGK’ya yüklenen tedavi giderleri ödeme yükümlülüğü dolayısıyla dava açıldığını, müvekkili kurum bakımından uzatılmış zamanaşımının uygulanmaması gerektiğini, davaya konu kazanın 03.09.2015 tarihinde meydana geldiğini, SGK'ya konuyla ilgili herhangi bir başvuru yapılmadığını, dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile de 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmakla, trafik kazasından kaynaklı tazminat davasının zararı ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olup kurumdan olan talepler zamanaşımına uğradığını, talep tarihi itibariyle söz konusu bedeller, yasal sürelerin içerisinde müvekkili kuruma başvurulmadığından hak düşürücü süreye uğradığını, davacı ile sigortalı arasındaki sigorta poliçesinden kuruma herhangi bir prim aktarımı yapılmadığını, davacının sigortalısı Türk Vatandaşlığından çıktığını, yabancı ülke vatandaşı olduğunu, bu nedenlerle; davanın, öncelikle, zamanaşımı süresi ile hak düşürücü sürenin dolması, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, yabancı uyruklu olan davacının sigortalısı için yurtdışında yapılan tedavi masrafları kurumlarınca karşılanmadığı, bunun dışında kalan bakıcı, tedavi masrafı ve yol giderlerinden de müvekkili kurumun sorumlu olmadığından esastan reddine karar verilerek, yargılama giderleri ve nispi vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, 2918 Sayılı kanunun 98 md. Uyarınca davacının dava dışı sigortalılarına ödemiş olduğu tedavi giderlerinin rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Mahkememiz 2023/... Esas sayılı dosyasında; 04/01/2024 tarihli ara kararı gereğince davalı SGK yönünden tefrik kararı verilmiş olup, davalı SGK yönünden Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" şeklindedir.
Aynı kanunun 4. Maddesi "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;... öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." demek sureti ile ticari dava kavramını açıklamıştır.
Bu açıklama ışığında dosyaya bakıldığında; tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olduğu görülmektedir. Her ne kadar davalı bir kamu kurumu olsa da haksız fiillerinden dolayı tacir gibi sorumlu olacağı Yargıtay içtihatlarıyla da açık bir biçimde kabul edilmektedir. Ancak davanın niteliği itibariyle TTK 1472. Maddesine dayandığı, davacının sigortalısına halef olduğu anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde dava dışı sigortalılar ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir tüketici dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Davacı sigorta şirketi, sigortalıların ise gerçek kişiler olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken huzurdaki dosyada davacı tarafın tacir olmadığı, bir ticari işletmesi bulunmadığı, dolayısı ile dava konusunun mahkememizin görevli olmasını gerektiren her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirme şartının yerine gelmediği anlaşılmaktadır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
6100 Sayılı Kanunun 2. Maddesinde bulunan "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi ile Asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Davacının sigortalısı ile davalı SGK arasında haksız fiil nedeni ile meydana geldiği iddia edilen bir zarara istinaden dava ikame edildiğine göre uyuşmazlığın çözümünde genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu değerlendirilip HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve dosya üzerinden yapılan incelemede aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı SGK yönünden, Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK’nun 331 mad. uyarınca Harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde talep üzerine harç yargılama gideri ve gider avansı konusunda mahkememizce karar oluşturulmasına,
4-HMK 20.maddesi gereğince; karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtaratına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 05/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır