T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/121 Esas
KARAR NO:2025/243
DAVA:Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:09/09/2019
KARAR TARİHİ:16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacının Irak Devleti vatandaşı olup uluslararası geçici hukuki koruma nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşadığını, davacıya ait 86.525USD paranın ... tarafından 13/10/2018 tarihinde davalıya Irak devletinde teslim edildiğini, davacının bu parayla Türkiye'de ev almak istediğini, paranın Türkiye'de davacıya verilmesi konusunda anlaşma yapıldığını, davalının 09/05/2019 tarihinde davacıya 2.000 USD parayı teslim ettiğini, bakiye 84.525 USD'yi ödemediğini, paranın ödenmesi için davalıya gönderilen ihtarın 24/06/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, 5 günlük süre verildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, arabulucuya yapılan başvurudan da sonuç alınamadığını, paranın transferinin nasıl yapıldığını bilmediklerini, bu konuda yasal başvuruları yapacaklarını, davacının ekonomik durumu itibarıyla zorda olduğunu beyanla adli yardım talebinin kabulü ile dava konusu 84.525 USD'nun 29/06/2019 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
Davalı vekili cevabında; "Davacının sunmuş olduğu dava dilekçesi ve eki niteliğindeki para transfer dökümüne bakıldığında hiçbir şekilde davalı şirketin adının geçmediğini, davalı ve davacının herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, dolayısıyla husumet yokluğundan HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı noksanlığının tespit edilerek davanın usulden reddi gerektiğini, davacının, Iraklı bir firma ile söz konusu işlemi yapmış olduğunu tahmin ettiklerini, daha öncesinde de işbu dava konusuna benzer nitelikte davalıya husumet yöneltilmiş ve davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin söz konusu Irak'taki firmalar ile bir alakası bulunmadığını, davacının anlaştığı firma ile müvekkili şirketin adlarının benzer olması ve davacının anlaştığı firmanın Irak menşeli bir firma olması sebebi ile davacı alacağını tahsil etmekte zorlandığı için Türkiye’de bulunan davalıdan alacağını daha kolay alabileceğini düşünerek müvekkiline husumet yönelttiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli 2013/13-439 E. ve 2013/1595 K. Sayılı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 26.02.2014 tarihli 2013/1716 E. ve 2014-1341 K. Sayılı ilamlarında da değinildiği gibi husumetin davalıya düşmediğini, davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinde her ne kadar 86.525 USD parayı Türkiye’ye getirmek üzere davalı ile anlaştığını ileri sürmüş olsa da müvekkili şirketin davacı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi davacı ile bir para transferi hususunda anlaşmadıklarını, davacının sunmuş olduğu bilgi ve belgelere bakıldığında ...’in adının ve Arapça ifadelerin yer aldığı birtakım belgelerin sunulduğu görüldüğünü, bu belgelerin davacının iddialarını ispatlar açıklıkta ve nitelikte olmadığını, davacının iddialarının soyut kalmakta olup ispatlanmaya muhtaç olduğunu, davacı taraf ileri sürmüş olsa da paranın hesabına gönderildiği ... ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının, müvekkiline ne için ve ne şekilde para verdiğini ancak yazılı ve kesin delillerle ispatlaması gerektiğini, beyanların asılsız olduğunu, bunlarla beraber müvekkili şirketin “taşımacılık ve lojistik” hizmeti sunmakta olup iş konusunun “her türlü tekstil konfeksiyon ve muhtelif çeşitte giyim eşyası alım satımı, toptan ve perakende satımı, toptan ve perakende satışı, ithalatı ve ihracatını yapmak ve anonim şirket mukavelesinde yazılı olan diğer işler” olarak belirlendiğini, davacının iddia ettiği gibi bir para transferi ve taşıması konusunda herhangi bir yetkisi, izni vs olmadığını, para transferi adı altında herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, davacının şahsından ve ...’ten müvekkil şirket herhangi bir ödeme almadığını, davacının davasını 6100 sayılı kanunun 200. Maddesi gereği senetle ispatla yükümlü olduğunu ancak buna ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulamadığını, somut olayda müvekkili şirket ile bağlantı kurulamadığını, HMK 200. maddesinde ”Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerektiğini, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle İkibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” Şeklinde düzenleme olduğunu, bu hükmün somut olaya tatbiki ile davacının davalıya ödeme yaptığını ve alacağı olduğunu senetle ispatı gerektiğini beyanla, öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, aksi halde HMK 200. Maddesi gereğince senetle ispat edilmediğinden haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının malvarlığına ilişkin UYAP üzerinden araştırma yapılarak bir malvarlığı tespit edilememiş ve adalete erişim hakkı kapsamında adli yardım talebi mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının dayandığı bilgisayar çıktısı olan Arapça yazı ve Latin sayılarıyla yazılmış hesap özetleri dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
Davacının davalı ile yaptığını iddia ettiği whatssap Arapça mesaj yazışma dökümleri dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı ile davalı şirketin çalışanı ve davacı ile davalı şirketin yetkilisi olan ... ... arasındaki görüşmeye ilişkin gizliden çekilmiş video kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.
Arapça olan hesap özeti ile mesajlar ve video kayıtları tercüme ettirilmiş ve incelenmiştir.
Davacı tarafın talebi ve dosyadaki yazışmalar üzerine duyulan ihtiyaç üzerine davalı şirket yetkilisi isticvap için çağrılmış ve mahkememize gelerek beyanda bulunmuştur.
Davalı şirket yetkilisi ... ... isticvabında: "Benim şirketim vardır, ben kesinlikle davacından para almadım ve bundan haberim yoktur, tanımam, bilmem. Bu iş nedeniyle şirketime geldiklerinde gördüm, benim çok sayıda müşterilerim vardır, müşterilerime whatsapp'ta mesaj yazdığım vardır, bu kapsamda davacı ile de mesaj yazmış olabilirim, zaten resmi kayıtlarımızda kimin hakkı varsa veriyoruz, bu mesajlar da bu kapsamdadır, CD içerisindeki videoları izledim, çalışanımın davacı ile konuşurken hesaptan ve paradan bahsetmesi beni bağlamaz, zaten videoda ben de hanım ile konuşurken; "misafirim olduğunu, sonra alacağımı" söyledim ve beklemelerini istedim. Herhangi bir parası yoktur, kendileri başvurduğundan şirket hesaplarına baktık ve bir alacakları olmadığını tespit ettik, 2.000,00 USD'yi çalışanlarım yanlışlıkla ödemiş olabilirler, ödenen 2.000,00 USD'yi geri istedim ancak vermediler, benim Irak'ta herhangi bir şirketim yoktur, isim benzerliği dolayısıyla başka bir şirkete para vermişlerse bunu bilmem, ben kendilerine Iraktaki şirketi neden şikayet etmediklerini sorduğumda kaçamak cevap verdiler, 2.000,00 USD'nin bankadan nasıl ödendiğini bilmiyorum, günlük çok sayıda alışverişimiz olur, yanlışlıkla 2.000,00 USD'yi ödedi diye on yıllık çalışanımın işine son verecek değilim ancak kendisini uyardım, çalışanım videoda bir para miktarını zikretmiyor, sadece davacı taraf taşınmazın satılıp parasının ödenmesini talep ederken, o da beni kasterek "hacı ile görüşün" diyor, tercüme yanlıştır. zaten bahsettikleri 7011 nolu faturayıda ibraz edemiyorlar, whatsapp yazışmaları doğru da olabilir yanlış da olabilir, whatsapp'tan yazan herkese aynı şekilde yazı yazıyorum ve varsa belgelerinizi getirin, hesap mutabakatı yapalım diyorum, davacı ile de bu kapsamda yazışmış olabilirim, orada herhangi bir ikrarım yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili beyanında: "öncelikle tercüme evrakındaki 4, 6 ve 9. fotoğraf tercümelerinde davalı borç ilişkisini ikrar etmektedir, yine şirket çalışanı ile davacı arasındaki konuşmada ticari ilişkiden haberdar olduğu ifade edilmektedir, ancak ... bey ile görüşülmesini istiyor, bu kapsamda davamız sübuta ermiştir, kabulünü talep ediyoruz, şirketlerin karıştırılması söz konusu değildir, bu yazışma ve video kayıtları bunu göstermektedir, aşamalardaki beyanlarımızı tekrar ederiz, davamız sübuta ermiştir, kabulünü talep ederiz," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili beyanında: "sunduğumuz Yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere çalışan beyanı şirketi bağlamaz, whatsapp yazışmaları da kurgu olarak yapılmıştır, bir geçerliliği yoktur, çalışanın itham edilmesi kabul edilemez, şirketin bir sorumluluğu yoktur, dosyaya sunulan video kanuna aykırı delildir, bu nedenle esas alınamaz, kesin bir borç miktarı ve ikrarı söz konusu değildir, davanın reddini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 10/02/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile " Davacının, uluslararası para taşımacılığı yetki ve izni olmadığından resmi olarak para taşıması mümkün değildir. Bu nedenle davacının bilirkişi incelemesi talebinin sonuca etkili olmayacağı, bir para hesabı kaydının bulunamayacağı, paranın kargo gönderi şeklinde taşındığı iddia edildiğinden içeriğinin tespitinin mümkün olamayacağı, harici bir kayıt veya veri tabanı var ise de bunun şirketin ticari kayıtların tespitinin mümkün olamayacağı değerlendirilerek bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Davacı tarafından gizli olarak çekilen video kaydı hukuka uygun elde edilmiş bir delil olmadığından dikkate alınmamıştır. Yapılan iş, TTK kapsamında kalan taşıma işlemi olduğu, buradaki işleminin sırf bankalara özgü olan havale olmadığı, taşınmak üzere teslim edilen paranın teslim adresinde alıcıya ulaştırmaya yönelik olduğu, davalının tacir olduğu ve işlemin de taşıma işi olması nedeniyle ticari iş kapsamında yapıldığı, TTK'nın 4. maddesi uyarınca da Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davacının sunduğu imzasız bilgisayar çıktısı şeklindeki hesap ekstrelerinin tercümesinden, ... Şirketler Grubu tarafından tanzim edildiğine dair başlığında yazı olduğu, ... nolu hesap adı altında 09/10/2017 tarihinden itibaren çeşitli meblağlarda paraların yatırıldığı ve davacı tarafından çekildiğine dair açıklamalar olduğu, davaya konu miktara tekabül eden 86.525 USD'nin 13/10/2018 tarihinde ... tarafından yatırıldığı, 2019 yılına bu miktarın Türkçe yazı ile "2018 devir rakamı" açıklaması ile devrettiği, 09/05/2019 tarihinde yine davacıya 2000 USD verildiği ve bakiyenin 84.525,00 USD olduğunun yazılı olduğu görülmüştür. Davacının sunduğu hesap özetlerinde, ödendiği iddia edilen miktarda bir paranın belirtilen tarihte davacıya ödendiği davalının kabulündedir. Davalı şirket yetkilisi isticvabında, davacı ile yapılan Whatssap mesajlarını ikrar etmiş ve aralarında olduğunu doğrulamıştır. İkrar edilen mesaj içeriklerinde, davalının davacıya olan borcunu kabul ettiği, ödeyeceğini beyan ettiği ancak miktar belirtilmediği görülmüştür. Mesajlarda paranın geldiği davacıya bildirilerek hesap özetine ilişkin linkin ekran görüntüsünün gönderildiği tespit edilmiştir. Türk Medeni Kanunu 2. Maddesinde belirtildiği gibi, Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu hüküm ve deliller ışığında bakıldığında, davacı ile davalı arasında bir alacak verecek ilişkisi olduğu, davalının dilekçesinde inkar ettiği borcun isticvap ve mesajlar ile ikrar edilmiş olduğu görülmüş, bu nedenle davalının isim benzerliği veya ticari ilişki olmadığı savunmasına itibar edilmemiştir. Taşıma işi ve alacak olduğu sabittir. Davalının, imzalı belge veya senet olmadığı savunması kötü niyetini ortaya koymaktadır. Hesap özetinde devir eden kısmın Türkçe dilinde yazılması da bu savunmanın haksız olduğunu ortaya koymaktadır. İhtarname ve verilen süre ile davalının 29.06.2019 tarihinde mütemerrit olduğu görülmüştür. Davalının sunduğu mahkeme kararlarından, başka kişilerin de davalıya karşı benzer işlemle para gönderildiği iddiasıyla dava açıldığı ancak ıspatlanamadığından red edildiği ve kesinleştiği görülmüştür. Davacının Irak vatandaşı olup Türkiye'de koruma kapsamında ikamet ettiği, Irak devletinden de, davacıya ödenmek üzere paraların davalıya teslim edildiği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Her ne kadar davalının para transfer yetkisi yok ise de, davacının yaptığı şikayet üzerine soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam etmekte olup davamızın konusu dışındadır. Bu kapsamda inceleme yapıldığında, davacının davalıdan alacaklı olduğu, imza içermese de isticvap ve mesajların hesap özetini doğruladığı, hesap özeti içeriğine itibar etmek gerektiği, bu durumda davacının davalıdan bakiye 84.525 USD alacağının olduğu kesin vicdani kanaatine varılmakla, Davacının davasının kabulüne, 84.525,00USD'nin 29.06.2019 tarihinden itibaren işleyen kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir
Mahkememizce verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından 2021/856 Esas, 2023/1358 Karar sayılı ilamı ile"Ülkemizde şartlı mülteci statüsünde yaşayan Irak uyruklu davacı ...'in, Türkiye'den ev almak amacıyla, ... isimli arkadaşından, ... A.Ş'nin havale sistemiyle, kendisine Muhammet isimli arkadaşından, ... A.Ş'nin havale sistemiyle, kendisine ait 86.525,00 USD miktarındaki parayı Irak'tan kendisine göndermesini talep ettiği, ... isimli şahsın da davacıya ait 86.525,00 USD parayı ... A.Ş'nin havale sistemiyle davacıya gönderdiği, Söz konusu davalı şirketin, 86.525,00 USD paranın 2.000,00 USD'yi davacıya 09.05.2019 tarihinde ödediği, geriye kalan 84.525,00 USD'yi ise ödemediği, ibraz edilen transfer işlemleri dökümünde de görüldüğü üzere ... ŞİRKETLER GRUBU isimli firmanın isminin yazılı bulunduğu, davacıya 09/05/2019 tarihinde ödeme yapanında bu firma olduğu, davalı taraf husumet itirazında bulunmuş isede davacı tarafça ibraz edilen mesaj içerikleri ve davalı şirket yetkilisinin isticvap beyanından davacıya ödeme yapan firmanın davalı şirket olduğunun mahkemece kabul edildiği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derce mahkemesi tarafından yapılması gereken inceleme ve hükme esas teşkil edecek tüm deliller toplanılmış olduğu anlaşılmış, mahkemece verilen karar gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve bölge adliye mahkemesi tarafından 28/09/2023 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine" dair oybirliği ile karar verilmiştir.
İstinaf kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 2023/6001 Esas ve 2024/9438 Karar sayılı ilamı ile; "Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. Davacı vekili 3. şahıs tarafından kendisine teslim edilmek üzere gönderilen paranın davalı tarafından davacıya ödenmediğini ileri sürerek bu miktarın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili delil olarak bir takım Whatsapp yazışmalarına dayanmış olup davalı şirket yetkilisi tarafından açıkça reddedilmeyen bu yazışmaların incelenmesinde davalı şirketin davacıya bir miktar para borcunun bulunduğu anlaşılmakla birlikte yazışmaların içeriğinde para borcunun miktarına ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Davalı şirket yetkilisi isticvabında da bu yazışmaları dolaylı olarak kabul etmekle birlikte borcun miktarına ilişkin bir ikrarda bulunmamıştır. 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinde düzenlediği üzere ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa yani eldeki davada davacıya aittir. Borcun miktarı hususunda davalı şirket yetkilisinin bir ikrarı bulunmadığı için davacı, davalı şirketin kendisine 84.525,00 USD miktarında bir borcu olduğunu ispatlamalıdır. Bu itibarla mahkemece tarafların borcun miktarı hususundaki tüm delilleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken Whatsapp yazışmalarında ve isticvapta davalı şirket yetkilisinin 84.525,00 USD borcu ikrar ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirdiği" gerekçesiyle karar bozulmuş ve mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizin 10/02/2021 tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6001 esas, 2024/9438 karar ilamıyla bozularak, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiş taraflara duruşma günü tebliğ edilmiştir,
Davacı vekili duruşmada; Önceki beyanlarını tekrarla, Yargıtay'ın esastan denetim yapmaması gerekirken esastan denetim yaptığını, ilk derece mahkemesinin önceki kararının doğrud olduğunu ve direnilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
Davacı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesi mahkememizce okunmuştur.
Davalı vekili duruşmada; Önceki beyanlarını tekrarla, Yargıtay ilamı doğru olduğunu ve bozmaya uyulmasını talep ettiğini, davacı tarafın iddiası ispatlanamadığını, davanın reddine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafa verilmek üzere davalı kargo şirketi aracılığıyla Irak Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne taşınan paranın bir kısmının davacı tarafa ödenmediği iddasıyla alacak istemine ilişkindir.
Dava konusu somut olayda uyuşmazlığın, Irak uyruklu olan ancak ülkemizde şartlı mülteci statüsünde olan davacının türkiyeden ev almak amacıyla kendisine ait olan 86.525,00 USD miktardaki paranın ... Anonim Şirketinin havale sistemiyle kendisine gönderilmesi hususunda anlaştıkları iddiası ile davacının kendine ait paranın davalı tarafından 2.000,00 dolarlık kısmının davacıya verildiği, geri kalan kısmının ise davacıya verilmediği iddiası ile açılmış, mahkememiz tarafından davacının davası yukarıda belirtilen gerekçe ile kabul edilmiştir.
Mahkememizin kabul yönündeki kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6001 esas, 2024/9438 karar ilamıyla bozulmuştur. Davacı vekili önceki kararda direnilmesini, davalı vekili ise uyulmasını talep etmiştir.
Yargıtay boma ilamının gerekçesinde, davalının bir borç ikrarı olduğu kabul edilmiş ancak miktarının davacı tarafından ıspatlanması gerektiği, mevcut delillerle ıspatlanamadığı, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Mahkememizce, toplanmamış tek delil, davalı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması olup, bunun da gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere, resmi bir taşıma işlemi olmadığından, şirket defterinde böyle bir borç kaydının bulunamayacağıdır.
6100 sayılı HMK'nın ıspata ilişkin davamızla ilgili hükümleri incelendiğinde görüldüğü üzere;
Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez.
Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.
Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir. Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir.
Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.
Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.
Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Belirtilen kanuni düzenleme ışığında, tüm deliller mahkememizce birlikte değerlendirilerek mahkememizin kararının kanun ve vicdana uygun olduğu değerlendirilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı direnilmiştir. Zira önceki kararda belirtildiği üzere;
Davalının Türkiye ile Irak arasında kargo taşımacılığı yaptığı, şirketin sloganı ve internet sitesindeki tanıtımından görülmüş, bu konuda bir ihtilaf da bulunmamaktadır.
Davalı şirket yetkilisi de para taşımacılığı yaptığını, hak sahipleriyle hesap mutabakatı yaptığında ödemeleri yaptığını, davacının alacağını ıspatlayamadığını, bu nedenle ödeme yapmadığı ikrar etmiştir.
Yargıtay bozma ilamında da, davalının borç ikrarı kabul edilmiş ancak miktara yönelik yeniden değerlendirme yapılması gereğine işaret edilmiştir.
Mahkememiz tarafından yapılan yargılama neticesinde, davacının sunmuş olduğu hesap özetlerinde ödendiği iddia edilen miktarda paranın belirtilen tarihte davacıya ödendiğinin davalının kabulünde olduğu, davalı şirket yetkilisinin isticvabında whatsapp mesajlarını ikrar ettiği ve doğruladığı, davacıya ödeme yapmak istediğini beyan ettiği, paranın geldiğini davacıya bildirerek hesap özetine ilişkin linkin ekran görüntüsünün gönderildiği mahkememizce tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2012 gün ve Esas:2012/20-583, Karar:2012/789 sayılı ilamı ile "Kesin delil, yanları ve hakimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesi gereken delillerdir. Hakimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar, ikrar, senet, yemin ve kesin hükümdür" şeklinde karar verilmiştir.
Davalı tarafından davacıya ait olan paranın bir kısmının belirtilen tarihte ödediği kabul edilmiş, yapılan isticvap aşamasında ise whatsapp mesajlarını ikrar etmiş ve doğrulamıştır. Bu sebeple, davalı tarafından yapılan ikrar kesin delil niteliği kazanacak ve davacı iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Aynı zamanda " Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde dürüst davranma borcu düzenlenmiş; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
"
Tarafların aralarında yapmış olduğu anlaşmaya davalı tarafından uyulmamış, davalı dürüst davranma borcunu yerine getirmemiştir. Davacının sunduğu belgelere karşı davalı bir delil veya hesap özeti sunmamış, bundan imtina etmiştir. Davalı tarafın borcu olduğu mahkememizin ve yargıtayın kabulündedir. Davacı buna ilişkin delilleri sunmuş, davalı ise elindekileri sunmaktan kaçınmıştır. Davacının alacak bakiyesi olup olmadığı ve varsa miktarı konusunda davalı bir kayit sunmuş olsaydı, mahkememizce elbette farklı değerlendirme yapılabilecekti. Ne varki, davalı taraf dürüst davranmamış ve davacının alacağının miktarının ıspatına yönelik delilleri gizlemiştir. Bu durumda mahkememizce davacının iddiasına itibar edilmiş, karşı ıspatın artık davalıya geçtiği kabul edilmiştir.
Kısacası, mevcut deliller ve Yargıtay kararı ışığında bakıldığında, davacı ile davalı arasında bir hukuki ilişki olduğu ve bu hukuki ilişki neticesinde başkası tarafından davalıya, davacıya ödenmek üzere para teslim edildiği hususunda kuşku bulunmamıştır. Davalının 2.000,00USD ödediği ve bunun davacıya verilen hesap özetine de işlendiği davalının ikrarı ile sabittir. Bu kapsamda davacı ile davalı arasında bir alacak ilişkisi bulunduğu, hesap dökümü imza içermese de, davalının isticvabı, mesajlar ve hesap özetlerinden davacının alacağı olduğu doğrulandığı, davalının karşı delil sunmadığı, bu durumda hesap özet içeriklerine itibar edilmesi gerektiğinden, davacının davalıdan 84.525 USD alacağı olduğu mahkememizce tespit edilmiş, mahkememizce önceki kararda direnilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Mahkememizin ... karar sayılı önceki kararında direnilmesine,
Davacının davasının KABULÜNE, 84.525,00USD'nin 29.06.2019 tarihinden itibaren işleyen kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kabul edilen dava değeri olan 483.296,20 TL üzerinden hesaplanan 33.013,96 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine,
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 76.494,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından tebligat, müzekkere ve sair giderler için sarfedilen toplam 60,0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya adli yardımlı olduğundan hazineden karşılanan tercüme ücreti olan 1.000,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davalı tarafça harcının yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile YARGITAY nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/04/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır