T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/363 Esas
KARAR NO :2026/346
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/05/2025
KARAR TARİHİ:22/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Ltd. Şti. ile davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasında 27.11.2017 tarihli “Üst Yapı İnşaatları OSGB Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalının işyerinde “İş Güvenliği Uzmanlığı, İşyeri Hekimliği ve Diğer Sağlık Personeli Hizmetleri”nin ifa edildiğini, Sözleşme gereği tüm yükümlülüklerin davacı tarafından usulüne uygun olarak yerine getirildiğini, sözleşmenin Nisan 2024 itibarıyla sona erdiği, ancak davalının sözleşmeye ilişkin borçlarının bir kısmını ödemediği, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalının 2.429.200,50 TL borçlu göründüğünü, bu kapsamda; 11.06.2024 tarihli, ... numaralı faturanın düzenlendiği, bu faturaya ilişkin 3.021.114,38 TL tutarında fatura alacağı ile 52.784,95 TL tutarında bakiye cari hesap alacağının bulunduğu, Davalı tarafından bu tutarlara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının, ödenmeyen borçlar için 22.11.2024 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, davalı şirketin hakediş şefinin gönderdiği mail ve ekli hakediş mutabakatında davacının alacaklı olduğunun ikrar edildiğini; mutabakatın imzalanarak davalıya iletilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, ayrıca davalı muhasebesi ile yapılan yazışmalarda davalının toplam bakiyesinin teyit edildiğini, buna rağmen ödeme planına uyulmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde uyuşmazlıklar bakımından “İstanbul Çağlayan Mahkemeleri ve İcra Daireleri tek yetkili” olarak belirlendiğini, bu nedenle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu, Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, akabinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığını, arabuluculuk sürecinde davalının yetki itirazında bulunduğunu, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında sözleşmedeki yetki şartını esas alarak İstanbul Çağlayan Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğuna kesin olarak karar verdiği belirtildiğini beyanla, .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyada davalının itirazının iptalini, takibin 2.429.200,50 TL asıl alacak üzerinden devamını, davalı aleyhine asıl alacağın en az 20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle yetki itirazının bulunduğunu, HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkemenin davalı şirketin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davalının ticari merkez adresinin Üsküdar/İstanbul olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, itirazın iptali davası bakımından İİK'da özel bir yetki kuralı bulunmadığını, bu nedenle icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin kendiliğinden yetkili hale gelmeyeceğini, icra takibinde yetkiye itiraz edilmemiş olsa dahi bu durumun mahkemeye yetki kazandırmayacağını, somut olayda ise .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyaya verilen itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiği, bu itiraz sonuçlandırılmadan geçerli bir takipten söz edilemeyeceğini, dolayısıyla geçersiz bir takibe dayalı itirazın iptali davasının açılamayacağını, asıl işverenin .... ve müşavir firma Yüksel Proje olduğunu, söz konusu işin “İş Güvenliği Uzmanlık Hizmeti, İşyeri Hekimliği ve Diğer Sağlık Personeli Hizmetleri” kısmının 27.11.2017 tarihli Üst Yapı İnşaatları OSGB Sözleşmesi ile davacıya verildiğini kabul etmekle birlikte, davacının sözleşme gereğince icra takibinin ve davanın açıldığı tarihte ödenebilir nitelikte herhangi bir alacağının bulunmadığını, itiraza konu ... numaralı 11.06.2024 tarihli faturanın, davacının tek taraflı olarak, onaylanmamış bir hakedişe dayanarak düzenlediğini, bu faturanın davalı tarafından kabul edilmediğini ve ... numaralı “iade faturası” düzenlenerek iade edildiğini, bu sebeple davacının söz konusu faturaya dayalı olarak talep edilebilir bir alacağı bulunmadığını, davacı firmanın işçileri tarafından müvekkili davalı aleyhine açılmış işçilik alacağı davaları bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca bu işçilik uyuşmazlıkları nedeniyle davacının ayrıca bir alacak talep edemeyeceğini, davacıya yapılan tüm ödemelerin davacı tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin imzalanıp tahsil edildiğini, bu suretle içeriğinin kabul edildiği ve YİBK kararları uyarınca artık ek alacak talebinde bulunulamayacağını, davacı tarafın dayandığı mail yazışmalarındaki hakediş şefinin davalıyı borçlandırmaya yetkili bir kişi olmaması nedeniyle davalıyı bağlamayacağını, mailde geçen ifadelerin davacının öne sürdüğü biçimde borç ikrarı sayılamayacağını, kaldı ki hakedişlerin geçerliliği için asıl işveren ve müşavir firma tarafından onaylanması gerektiğini, itiraza konu hakedişin ise onaylanmadığını, HMK m. 194 uyarınca davacının somutlaştırma yükümlülüğünü de gereği gibi ifa etmediğini, davanın genel ve soyut iddialara dayandığını, davacının tek taraflı fatura düzenlemek dışında hukuken geçerli, somut nitelikte belge sunamadığını, davacı alacağının likit olmadığını, taraflar arasında uyuşmazlık bulunan, yargılamayı gerektiren, hakediş ve sözleşme hükümlerine bağlı teknik bir hesaplama söz konusu olduğunu, bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, aksine davacının haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebiyle İİK m. 67 uyarınca davacı aleyhine dava değerinin en az %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın yetki yönünden reddini ve dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, esasa girildiği takdirde davacının alacağının bulunmaması, fatura ve cari hesap iddialarının ispatlanamaması ve alacağın likit olmaması nedeniyle davanın esastan reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm deliller toplanmış ve dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; " Dosya kapsamındaki belgelere göre, davacı tarafından ... numaralı fatura 11.06.2024 tarihinde düzenlenmiş olup, faturanın KDV dâhil toplam tutarı 3.021.114,38 TL' olduğunu, Dosyada yer alan bilgilere göre, davacının da imzasını taşıyan 68 No'lu Kesin Hakedişin imza tarihinin 30.11.2024 olduğu anlaşıldığını, Bu itibarla, davacı tarafından düzenlenen fatura, hakedişin kesinleşmesinden önce tanzim edilmiş olup, davacı bu fatura ile bedelin tahsilini talep ettiğini, Davalı tarafın, faturanın hakedişten önce düzenlenmiş olması gerekçesiyle söz konusu faturaya itiraz ettiği anlaşıldığını, Kesin hakedişin imzalanmasını müteakip, hakedişte belirlenen tutara uygun şekilde yeni bir fatura düzenlendiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığını, Bu nedenle, takip tarihi itibarıyla davalının ticari kayıtlarında, davacı adına hakedişe dayalı kesinleşmiş bir borç kaydı oluşmadığı görüldüğünü, Davalı tarafından ... numaralı faturaya karşılık iade faturası ancak bu iade faturasının yasal süresinden sonra tanzim edildiğini, davacı tarafından kayıtlarına alınmadığı anlaşıldığını, Bu durum, taraf ticari kayıtları arasında uyumsuzluk oluşmasına neden olduğunu, Takip tarihi itibarıyla yapılan incelemede; Davalı şirket kayıtlarında, davacının borçlu veya alacaklı görünmedi (bakiye O TL), Buna karşılık davacı şirket kayıtlarında, davalı ...'un 3.112.566,64 TL borçlu (B) olarak gösterildiğini tespit edildiğini, Dosya kapsamındaki belgelere göre, imza altına alınan kesin hakediş bedeli 2.429.200,50 TL olmasına rağmen, icra takibine konu ödeme emrinde 3.021.114,38 TL tutarı üzerinden takip başlatıldığı anlaşıldığını, Davacı tarafından düzenlenen faturanın KDV dâhil tutarı 3.021.114,38 TL olup, davalı tarafından düzenlenen 68 No'lu Kesin Hakedişte net ödenecek tutar 2.429.200,50 TL olarak hesaplanmıştır. Anılan hakedişte ayrıca 43.219,36 TL tutarında kesinti yapıldığı tespit edildiğini, Bu rakamlar birlikte değerlendirildiğinde; 3.021.114,38 TL (fatura tutarı) -2.429.200,50 TL (hakedişte net ödenecek tutar) = 591.913,88 TL olduğu; hakedişte yer alan 43.219,36 TL kesinti tutarı da dikkate alındığında; 591.913,88 TL - 43.219,36 TL = 548.694,52 TL tutarında bir fark oluştuğu görüldüğünü, Ancak dosya kapsamında bu 548.694,52 TL tutarındaki farkın hangi işlem, hizmet, kesinti veya sözleşmesel düzenlemeden kaynaklandığını gösteren yazılı, karşılık ve doğrulanabilir bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle söz konusu farkın hukuki veya muhasebesel dayanağı tespit edilemediğini, Davacı tarafından ayrıca 52.784,95 TL tutarında cari hesap bakiye alacağı bulunduğu ileri sürülmüş ise de; bu tutarın hangi kayıt, işlem veya kesinti kaleminden doğduğunu açık ve izlenebilir şekilde ortaya koyan somut belge dosya kapsamına sunulmadığını, bu çerçevede, takip tarihi itibarıyla taraf ticari kayıtlarının mutabık olmadığı, davacı kayıtlarında yer alan alacak bakiyesinin davalı kayıtlarıyla teyit edilmediği kanaatine varıldığını, " bildirmiştir.
İtirazlar üzerine alınan ek raporda özetle; " Mahkemece, takip dayanağı faturalar yerine 68 No'lu kesin hakedişin esas alınması istenmiş olup; dosyada yer alan 68 No'lu kesin hakedişe göre davacının net hakediş alacağı 2.429.200,50 TL olarak tespit edildiğini, Takip tarihi itibariyle 68 No'lu kesin hakedişe ilişkin davalı tarafından herhangi bir ödeme yapıldığına dair dosyada banka dekontu veya muhasebe kaydı tespit edilemediğini, Dosya kapsamında, takip tarihine kadar bu hakedişe ilişkin herhangi bir ödeme yapıldığına dair somut banka dekontu veya ödeme belgesi sunulmadığından, takip tarihi itibarıyla bakiye asıl alacak tutarı 2.429.200,50 TL olarak kabul edildiğini, Dosyada mevcut sözleşmede temerrüt faiz oranına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, faiz hesabı TCMB tarafından belirlenen reeskont (iskonto) faiz oranı esas alınarak yapıldığını, 30.11.2024 tarihli hakediş imza tarihinden 04.12.2024 takip tarihine kadar geçen 4 günlük süre için; Reeskont oranı (950,75) esas alınarak yapılan hesaplamada işlemiş faiz tutarı 13.510,35 TL olarak hesaplandığını, 25.11.2024 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihinden 04.12.2024 takip tarihine kadar geçen 9 günlük süre esas alınması halinde; Reeskont oranı (9050,75) üzerinden yapılan hesaplamada işlemiş faiz tutarı 30.398,28 TL olarak hesaplandığını, Faiz başlangıç tarihinin hakediş imza tarihi mi yoksa ihtar tebliğ tarihi mi olacağı hususu hukuki değerlendirme kapsamında olup takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğunu, Hukuki nitelendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olduğunu, " bildirmiştir.
Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüş, itiraz edilen konular mahkememizce resen değerlendirileceğinden yeni veya 2. ek rapor alınmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, iş sağlığı güvenliği ve iş yeri hekimliği hizmetlerinde kaynaklı alacaklı ilgili itirazın iptali alacak istemine ilişkindir.
Davaya konu .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; Alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu, takip konusu alacağın 3.021.114,38 TL ... numaralı fatura alacağı, 52.784,95 TL bakiye cari hesap alacağı, 704.830,12 TL ... numaralı fatura alacağı olacak şekilde alacak miktarının toplamda 3.778.729,45 TL olduğu, takibin örnek 7 ilamsız icra yoluyla takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 10/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun İcra Müdürlüğü'ne 13/12/2024 tarihinde ve süresinde itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m.66 gereğince durdurulduğu, İİK m. 67 gereğince davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu görülmüştür.
Yargıtay 5. HD'nin 2024/9873 Esas - 2025/1968 Karar sayılı ilamında: "... İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartıdır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır..." Mahkemenin yetkiye yönelik itirazda öncelikle İcra dairesinin yetkisinin incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de 2004 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yollaması ile 6100 sayılı Kanun'un genel hükümlerine göre belirlenecektir. 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. 6100 sayılı Kanun'un "Yetki sözleşmesi" başlığını taşıyan 17. Maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklindedir. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. Taraflar arasında yapılan Üst Yapı İnşaatları OSGB Sözleşmesinin imzalandığı, mezkur sözleşmenin 7. Maddesine göre "karşılıklı mutakabatla çözülemeyen ihtilaflada taraflar istanbul çağlayan mahkemeleri ve icra daireleri tek yetkili olduğunu peşinen kabul ederler" şeklinde yetki sözleşmesi yaptıkları, yetki sözleşmesinin HMK m. 17 ve HMK m. 18' deki şartları taşıdığı anlaşıldığından, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine ve mahkememiz yetkisine yapılan yetki itirazının reddine karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.
Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 27.11.2017 tarihli Üst Yapı İnşaatları OSGB Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmeye göre davacı ile davalı arasında işsağlığı ve güvenliği ve işyeri hekimliği hizmetinin davalı adına yürüteceği hususunda anlaşıldığı, sözleşmeye istinaden davacının yapılan hizmet karşılığında davalı adına 11/06/2024 tarihinde fatura düzenlediği, davalı tarafından ise 26/08/2024 tarihinde iade faturası düzenlendiği, davalı tarafından ödemelerin yapılmaması üzerine davacı tarafından 22/11/2024 tarihli noter ihtarnamesi düzenlendiği, ihtarnameye rağmen davalı tarafından ödemenin gerçekleştirilmemesi sebebi alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı, icra takibine vaki itirazın iptali işbu davanın açılmış olduğu, dosya kapsamı ile birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki sözleşme, faturalar, hakediş belgeleri, ticari defterler ve diğer belgeler, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan rapor nazara alındığında, davacının sözleşmeye göre edimini yerine getirdiği, faturaları kestiği, davalının işi sürüncemede bıraktığı, davacı yanca yapılan hizmetin karşılığı olarak hakedişin sağlandığı, muhasebe yetkililerince yapılan yazışmalarda da borcun varlığının kabul edildiği, davalı tarafından ödeme yapıldığını gösteren herhangi bilgi/belge sunulmadığı, bilirkişi ek raporuna göre davacının dava konusu ettiği 2.429.200,50 TL asıl alacağının bulunduğu, davacının da davasını bu miktar üzerinden açtığı, takip dayanağı faturanın hakediş düzenlenmeden kesildiği için yüksek yazıldığı, daha sonra kesilen 68 nolu hakediş ile alacağın 2.429.200,50 TL olarak tespit edildiği, davacının da 68 nolu hakedişe göre dava ve talepte bulunduğu, bu haliyle talebin haklı ve sabit olduğu; icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ise İİK'nin 67/2. maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmüne haiz olmakla icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerektiği, davacı tarafın likit nitelikteki dava konusu edilen alacak sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu, bu nedenle davanın kabulü gerektiği vicdani kanaat hasıl olmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KABULÜ ile, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının 2.429.200,50 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin 2.429.200,50 TL asıl alacak üzerinden ve avans faizi ile birlikte devamına,
2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 485.840,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 165.938,68 TL harçtan, peşin alınan alınan 22.591,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 143.347,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama nedeniyle harcanan 22.591,03 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı ve 20.985,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 357.796,07 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Dava açılmadan evvel sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere hazineden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına dair,
7-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır