T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/413 Esas
KARAR NO: 2025/599
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/10/2020
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davalının tefeci olduğunu, davacının davalıdan faiz karşılığı ödünç para aldığını, bu paralara karşılık çek ve senetlerin verildiğini, davacının ödeme sorunu yaşaması nedeniyle borcun yapılandırıldığını ve yeni senet verildiğini, ayrıca davalının avukatına da .... icra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyasında 100.000,00 TL'lik senede karşılık ödeme yaptığını, yapılandırma sonrası eski senetler iade edilmediği gibi yapılan ödemelerin mahsup da edilmediğini, davalının elindeki senetlerin iadesi karşılığında davacıdan 400.000,00 TL'lik çeki ciro ile alındığını, buna rağmen senetlerin iade edilmediğini, sonra baskı ile 200.000 USD bedelli senet ve protokol imzaladığını, yine davalının senetleri iade etmediğini, çeki de faize saydığını, oysa davalıdan toplam 807.500,00 TL alıp 260.000,00 TL ödediğini, bakiye 547.500,00 TL olduğunu, davanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/... soruşturma sayılı dosyasında da bunları ikrar ettiğini, davalının bunlara rağmen 400.000,00 TL'lik senedi.... İcra Müd. 2019/... E. Sayılı dosyasında, 200.000,00 USD'lik çeki ise ... E. Sayılı dosyasında icraya koyduğunu, davacının baskı altında ödemeye zorlandığını, toplam ödemenin 447.363,00 TL'ye ulaştığını, bakiye borcun ise 366.137,00 TL civarında olduğunu, çek ve senedinde bu borcun teminatı olarak verildiğini beyanla, anılan miktar dışında borçlu olmadığının tespitine ve takiplerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevabında; Davanın ticari dava olmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, harcın ikmali gerektiğini, davacının sanık olarak Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, savcılıktaki soruşturmanın devam etmekte olduğunu, .... Asliye Hukuk Mahkenmesinde de taraflar arasında derdest dava olduğunu, davacının iddialarının yalan olduğunu, yatırım amaçlı davalıdan para alındığını, protokolü ve hesabı davacının yaptığını, şahitlerin de bunu bildiğini, iddianın yazılı delil ile ispatı gerektini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Tarafların bildirdiği dosya örnekleri ve davalının imzasını içermeyen sadece davacının imzaladığı protokol örneği dosyamız arasında alınmıştır.
Yapılan incelemede; davacının avukat, davalının ise doktor olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların isticvabı mahkememizce yapılmıştır.
Davacı beyanında; "Ben avukatım, davalıyı da tanırım, kendisinden faizle borç para aldım, toplam 807.500,00TL bana para gönderdi, ben daha önce kendisine senet vermiştim, banka üzerinden ödeme yapmama rağmen senetleri iade etmedi, daha sonra beni sıkıştırarak bir protokol yapmamız gerektiğini ve ailesine karşı zor duruma düşmemek için protokolü ailesine gösterip tekrar bana iade edeceğini söyledi, ben de protokolü güvenerek imzaladım, protokol uyarınca da 200.000Dolarlık senet verdim, ancak protokolü iade etmediği gibi hem senedi hem çeki icraya koymuştur, davalının kendisi Savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde de bu hususları dile getirmiştir, dosya dikkatlice okunduğunda olayın bundan ibaret olduğu anlaşılacaktır, taşınmazın satın alınmasına ilişkin para ödendiğini davalı taraf savunmaktadır, oysa bakıldığında paranın geldiği ve senedin düzenlendiği tarih aynıdır, madem taşınmaz için para verildi neden senet düzenleyeyim, Davalının imzaladığı bir protokol bende yoktur, zaten protokole konu 200.000Dolar 800.000,00TL'den daha fazla bir miktardır, protokoldeki diğer senetleri de mafyaya yaptığım ödemeler karşılığında geri aldım, protokol geçersiz ise 200.000 Dolarlık senet de geçersizdir,Davalı hem protokolün geçersiz olduğunu söylüyor hem de protokole dayalı senedi icraya konu ediyor, ayrıca protokole göre tarafıma iade edilmesi gereken senetler de bir yıl sonra iade edildi, onu da mafyaya 6.000USD ödeme yaptıktan sonra iade ettiler, hatta ödeme yaparken çoğunu banka üzerinden davalının ismini belirterek dava dışı kişilere ödeme yaptım, ancak çek iade edilmedi, davamın kabulünü talep ederim, davalı hakkında verilen takipsizlik kararına da itiraz ettik ve itirazımız kabul edildi, henüz Sulh Ceza Hakimliği kararını yazmadı," şeklinde ifade de bulunmuştur.
Davalı beyanında; "Davacının iddiaları doğru değildir, faizle para vermedim, ... Müdürlüğüne ait İstanbul'da 3 ve Ayvalık'da benim yazlığımın yanında bir adet taşınmaz alımı konusunda yatırım amacıyla benden ve ailemden davacı para aldı, kendisini şikayet ettim ve biri nitelikli dolandırıcılık olmak üzere 2 ceza dosyası derdesttir, davacı hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur, bu konularda şahitlerim vardır, ben davacı tarafa defalarca ödemeler yaptım, bir kısım geri ödemeleri aldım, daha sonra davacının kardeşinin tedavisine yardımcı olduğum için kendisi aracı bir avukat arkadaşımız marifetiyle protokol yapmayı önerdi, protokolde 400.000,00TL'lik çeki de davacı yazdığı için ben kabul etmedim, imzalamadım, bu nedenle benim imzaladığım bir protokol yoktur, zaten sözleşmenin son maddesinde cezai şart da bulunmaktadır, protokol tarihi itibariyle çek haricinde benim davacıdan 200.000Dolar alacağım vardır, şu anda icra takiplerinde faizleriyle birlikte bu miktarlar artmıştır, icra dosyalarına da davacı ödemelere başladı, iddiaları mahkemeyi yanıltmaya yöneliktir, Protokolü sadece 400.000,00TL çekin iadesi yönünden kabul etmedim, diğer hususları kabul ettim, Davacının yönlendirdiği arkadaşı aracılığıyla protokolde geçen senetleri davacıya iade ettim, karşılığında hiçbir ödeme almadım, davacı avukattır, olayları biliyor ve çarpıtıyor, dava açılmadan bir sene önce icra takibine başvurmuştum ve davacı ödemelerini yapıyordu, bu dava kötü niyetle açılmıştır, bu davanın reddini talep ediyorum" şeklinde ifadede bulunmuştur.
Mahkememizin 27/10/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile, "Davaya konu çek ve senetlerin kambiyo senetleri olduğu, sebepten mucerret olduğu, teminat amaçlı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı, davacının iddiasının ispata muhtaç olduğu, tanıkla ispat sınırının üstünde bir miktar olduğu için tanık dinlenemeyeceği, bu durumda subüta ermeyen davanın reddine karar vermek gerektiği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2022/1850 esas, 2024/948 karar sayılı karar ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verilmiş, Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4290 esas, 2025/2622 karar ilamı ile, " Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b.(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. Dava 400.000,00 TL bedelli çek ve 200.000,00 USD bedelli bonoya dayalı icra takiplerinde menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı 400.000,00 TL'lik çekin taraflar arasındaki önceki ilişkiler kapsamında verilen bonolarla sabit olan borcun teminatı olarak verildiğini, 200.000,00 USD'lik bononun ise kendisinden tehditle fazladan alındığını, daha sonra bir miktar ödeme yaparak eski tarihli bonoları aldığını ileri sürmüş, davalı ise 400.000,00 TL bedelli çekin ödeme amaçlı verildiğini ancak karşılıksız çıktığını, 200.000,00 USD'lik bononun da borca karşılık alındığını, 05.01.2019'da davacı tarafından düzenlenip imzalanarak müvekkiline imzlaması için teslim edilen protokolün 400.000,00 TL'lik çekin de iadesini öngörmesi nedeniyle kabul edilmeyerek imzalanmadığını, kaldı ki bu protokol hükümlerine davacının dahi uymadığını, bu protokole uyulmaması halinde cezai şart olarak bizatihi davacının 100.000,00 USD öngördüğünü, müvekkilince daha önce bankaya ibraz edilip karşılıksız olduğu anlaşılan 400.000,00 TL bedelli çekin işbu protokolde öngörülen cezai şarta karşılık gelmek üzere icra takibine konulduğunu, bu arada eski tarihli bonoların bedel alınmaksızın iade edildiğini savunmuştur. Taraflar arasında eski tarihli bonoların iade edildiği ve 05.01.2019 tarihli protokolün geçersiz olduğu hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktaysa da; dava konusu 400.000,00TL bedelli çekin önceki borcun teminatı olarak verildiğine dair bir hususa da dosyada rastlanmamış, nitekim Mahkemece de bu durum isabetli şekilde tespit olunmuştur. Bununla birlikte davalı tarafça, önceki borcun ödenmesi maksadıyla alındığı cevap dilekçesinde savunulan dava konusu çekin 28.02.2018 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilerek karşılığının bulunmadığı anlaşılmışsa da yine davalı vekilinin cevap dilekçesindeki açık beyanına göre geçersizliği defaten kendilerince ileri sürülen 05.01.2019 tarihli protokolde öngörülen 100.000,00 USD'lik cezai şarta istinaden icra takibine konu edilmesi kabul edilemeyeceğinden, 400.000,00 TL'lik çek ve buna dayalı icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
" gerekçesiyle bozularak dosya gelmiş ve yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce Yargıtay ilamı taraflara tebliğ edilmiş ve duruşma açılmıştır.
Mahkememizce yargıtay ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, avukat olan davacının imzalayıp davalıya verdiği senetlerle ilgili menfi tespit istemine ilişkindir. Senetlerdeki imza inkarı veya sonradan doldurulduğu iddiası bulunmamaktadır.
Taraflar mahkememizce isticvap edilmiş, davalı, iddiaları red etmiş ancak 400.000,00TL bedelli çeki 05.01.2019 tarihli protokolde belirtilen cezai şarta karşılık aldığını savunmuştur.
Dosyadaki, davacı imzasını içeren protokolün içeriğindeki şartları kabul etmediği için imzalamadığını davalı savunmuştur. Bu durumda bu protokolün davalı yönünden bir geçerliliği olmayacak. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği üzere, davalının imzalamadığı ve geçersiz olduğunu belirttiği protokolde öngörülen 100.000USD'lik cezai şart talebi yersizdir. Bu durumda bu cezai şarta karşılık alındığı savunulan çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve talebin bu kısım için kabulüne, bono yönünden daha önce verilen red kararı bozmaya konu edilmediğinden geri kalan talebin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacının.... İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı takip dosyasına konu 400.000,00TL bedelli çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davalının kötü niyeti sabit olmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Davacının.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu 200.000USD bedelli senet yönünden menfi tespit talebinin reddine,
4-Tedbir uygulanmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Alınması gerekli 27.324,00 TL harçtan, başlangıçta alınan 54,40TL peşin harcın ve 21.966,00TL tamamlama harcının mahsubu ile, eksik kalan 5.303,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 58.581,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 675,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/ red oranına göre 352,41 TL'sinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 22.020,80 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul/ red oranına göre 689,17 TL'nin davacıdan, 630,83 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
10-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İlişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile YARGITAY NEZDİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır