T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/699 Esas
KARAR NO:2025/914
DAVA:Tespit
DAVA TARİHİ:30/09/2025
KARAR TARİHİ:17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi, müvekkilinin babası ... tarafından kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin babasının vefat ettiğini, şirketi kurarken kendiisne %70 pay ayırdığını, iki evladi olan davacı müvekkili ve davacı müvekkilinin kız kardesi ...' e %15 er oranında pay vererek adil ve hakkaniyetli bir hissedarlık yapısı öngördüğünü, ancak bu eşitlikçi niyetin o dönemin koşulları gereği sicile ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki kaytılara farklı yansıdığını, müteveffanın kıı olan ...' e vermeyi öngöndüğü %15 lik payı %5 lik kısmını, o dönemde kızının eşi olan damadı ... adına, kendisine ait olan %1 lik payı da esik 6762 sayılı TTK dan doğan zorunluluklar nedeniyle o dönemki şirket yönetim kurulu üyesi olan ... adına tescil ettirildiğini, böylelikle müteveffa ... %69, davacı müvekkili %15, ...%10, ...' ün eski eşi ... %5 ve ... %1 oran ile şirketin kuruluş pay sahibi olduklarını, şirketin bu ilk kuruluş yapısı kuruluş anına ilişkin TTSG ilanı ile sabit olduğunu, şirketi kurarken adil ve hakkaniyetli bir pay dağılımı öngörmüş olsa da müteveffanın iki çocuğu arasındaki eşit dağılımın yıllar içerisinde korunamadığının görüldüğünü, iki çocuk arasındaki eşit yapının bozulmasına sebep olan, ... uhdesinde kayıtlı olan şirket sermayesinin %1 oranına tekabül eden hisselerin, ... uhdesine geçerken çeşitli çelişkiler, tutarsızlıklar ve şaibeler müteveffa ...' ın vefatından sonra davacı müvekkili tarafından haricen tespit edilmiş olsa da huzurrdaki davanın konusu olmadığını, müvekkilinin bu işlemlerden doğan hakları saklı olduğunu, bu minvalde davacı müvekkilinin babası ...' ın vefatına kadar şirketin hissedarlık yapısının şirket nezdinde en son gerçekleşen sermaye arttırımı uyarınca müteveffa ...' ın %69, ...' ün %16 ve kendisinin %15 oranlar ile ortak olduğu şekilde bildiğini, muris ...' ın vefatından sonra yönetim kurulu başkan vekili sıfatıyla şirket pay defteri kayıtları başta olmak üzere şirket yönetim kurulu kararları ve şirket hisse devirlerine ilişkin belgeleri temin eden davacı müvekkili kendisine herhangi bir çağrı yapılmaksızın kendisinin yokluğunda toplanan işbu davaya konu iki yönetim kurulu toplantısında pay sahipliği yönetim kurulu üyeliği ve mirasçılık haklarına hukuka aykırı bir şekilde zarar veren bazı kararların aldığını öğrendiğini, kendi yokluğunda alınan yönetim kurulu kararları ve varlığından hiçbir zaman haberdar olmadığı hisse devir sözleşmeleri uyarınca şirket pay defterinin bildiğinden çok farklı bir durumda olduğunu ve bambaşka bir hissedarlık yapısını yansıttığını haricen öğrendiğini, bunun üzerine ihtarname keşide ettiğini, yönetim kurulu kararına konu olan hisse devirlerine ilişkin bilgi ve belge talebinde bulunduğunu, ancak müvekkilinin talebinin red edildiğini ve böylece yokluğunda yapılan yönetim kurulu toplantısında karara bağlanan hisse devirlerine ilişkin şaibenin giderilmediğini, bu nedenlerle öncelikle telafisi imkansız zararların doğmasını önlemek amacıyla ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirketin 12/06/2024 ve 27/06/2024 tarihli yönetim kurul toplantılarında alınan kararların icrasının durdurulmasını, davalı şirketin yönetim kurulunun 12/06/2024 ve 27/06/2024 tarihli toplantılarda alınan hisse devirlerinin onaylanmasına ilişkin kararların, çağrı usulüne uyulmaması, ayırt etme gücünden yoksun merhum ... tarafından imza edilmesi veya sahte imza ihtiva etmesi sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespitini, ilgili yönetim kurulu kararlarının içeriğinde yer alan hukuka aykırı unsurlar uyarınca mutlak butlanla batıl olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından iddia edilen hususların eğer bir muris muvazaası ise davacı tarafından aynı konuda açılmış ayrı bir muris muvazaası davasının zaten mevcut olduğunu, bu davanın.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı davasında konu itibariyle derdest olduğunu ve davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın konusu itibariyle derdest olan dava nedeniyle ve görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirket merkezinde çoğu zaman bulunmakta olduğunu, fiili irtibat yoluyla toplantılar gerçekleştirildiğini, gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararların hukuka ve yasaya usul kullarına uygun olduğunu, davacı tarafın yönetim kurulu toplantılarında merhum adına atılan imzaların sahte olduğu iddiasıyla yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun iddia ettiğini, mahkemeyi yanıltmaya yönelik her türlü asılsız ve yakışıksız ithamlarda bulunduğunu, murisin müvekkili şirketteki kendi yayının bir kısmını ...' e bir kısmını ise ...' a devretmiş olmasına yasal bir engel bulunmadığını, davacı tarafca ileri sürelen haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebinin yasal şartları taşınmadığını, zira davacının talebinin açık ve somut bir hak ihlaline veya telfasi güç bir zarara dayandığını, gerek yönetim kurulu toplantıları gerekse toplantı kararlarının konusu hisse devir işlemlerinin hukuka yasaya ve usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddini ve neticeten haksız ve hukuka aykırı davanın derdestlik görevsizlik davanın süresinden sonra açılması sebepleriyle usulden reddini ve esasa ilişkin cevapları kapsamında davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların sunduğu belgeler, ortaklar kurulu kararları ve ekleri incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin 12/06/2024 ve 27/06/2024 tarihli yönetim kurulu karalarının yok hükmünde olduğu aksi halde batıl olduğunun tespiti ve yürütmenin durdurulması istemine ilişkindir.
Davaya konu yönetim kurulu kararlarının alındığı tarihte davacının yönetim kurulu üyesi olduğu, toplantı için çağrı yapılmadığı ve davacının imzasının alınmadığı sabittir.
Yönetim kurulu toplantıları TTK'nın 390. Ve devamı maddelerinde düzenleşmiştir. Buna göre;
MADDE 390- (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır. (2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar. (3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır. (4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir.(5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.
MADDE 391- (1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır.
Anılan yasal düzenlemeden anlaşıldığı üzere, çağrı yapılmaksızın çoğunlukla karar alınması için tüm yönetim kurulu üyelerine kararın yazılı iletilmesi ve olumlu veya olumsuz görüşünün alınması gerekir. Bu husus bir geçerlilik şartıdır. Geçerlilik şartı eksik olduğunda karar batıl olacaktır. Batıl kararların içeriğinin ne olduğunun önemi bulunmamakta olup, her zaman ileri sürülebilir.
Eldeki olayda, pay devirleri geçerli olsa da olmasa da alınan davaya konu yönetik kurulu kararları geçersizdir. Geçersiz kararın batıl olduğunu TTK'nın 391. Maddesine göre istenebilir. Dosyadaki belgelerden ve yasal düzenlemeden anlaşılığı üzere, davacının talebi haklı olup, davanın kabulüne, kararların yürütmesinin durdurulmasına karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının, KABULÜ İLE: Davalı şirketin 12/06/2024 tarihli ve 27/06/2024 tarihli yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitine,
2-Bu kararların yürütmesinin durdurulmasına,
3-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama nedeniyle harcanan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı ve 90,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ..
e-imzalıdır