T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/828 Esas
KARAR NO:2025/789 Karar
DAVA:Tespit
DAVA TARİHİ:12/11/2025
KARAR TARİHİ:17/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 12/11/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ödeme sistemleri alanında faaliyet gösteren ve ... ... A.Ş. (...) tarafından sağlanan POS ve sanal POS altyapısını kullanarak üye işyerlerine tahsilat olanağı sunan bir kuruluş olduğunu, bu çerçevede müvekkilinin yalnızca teknik altyapı hizmeti sağlayıcısı olarak görev yaptığını, gerçekleştirilen işlemlerde ne alıcı ne de satıcı sıfatını taşımadığını, ..., “... (...)” kapsamında ...’ye bir ceza ihbarı gönderdiğini, söz konusu ihbarda, ...’nin altyapısı üzerinden gerçekleştirilen ve müvekkilinin POS hesabından geçtiği belirtilen bir işlem nedeniyle, ...’ye 50.000 USD tutarında ceza uygulandığının bildirildiğini, bu ihbar üzerine ..., söz konusu cezayı müvekkiline e-posta yoluyla ilettiğini, müvekkili şirketin, ihbarda yer alan “...” bilgisinin kendilerine ait olduğunu, ancak “...” kısmında belirtilen web sitesinin kendi üye işyerleriyle ilgisinin bulunmadığını tespit ettiğini, bu nedenle, konunun netleştirilmesi amacıyla Visa’dan daha kapsamlı bilgi talep edilmesi için ...’ye başvurduğunu; ... de bu doğrultuda Visa’ya e-posta göndererek ihbarın detaylandırılmasını istediğini, normal şartlarda ..., bu tür ceza ihbarlarında cezaya dayanak işlem kayıtlarını da ihbarla birlikte paylaştığını, müvekkili şirketin ise alıcı ya da satıcı konumunda olmadığından, sözleşmeler gereği cezayı önce ...’ye ödemekte, ardından ihbarda adı geçen ilgili üye işyerine rücu ederek tahsil ettiğini, bu sistemde ... → müvekkil şirket → üye işyeri şeklinde açık, denetlenebilir ve işleyen bir sorumluluk zinciri bulunduğunu, ancak bu olayda ..., alışılmış uygulamasından farklı biçimde ihbarını tamamen soyut olarak düzenlediğini, yalnızca “...” kısmına müvekkil unvanını, “...” kısmına ise müvekkilin hiçbir ilgisi olmayan “http://.../ ...” adresini yazmakla yetindiğini, bunun dışında ihbara dayanak oluşturabilecek herhangi bir işlem tarihi, tutar, kart numarası, üye işyeri adı veya başka bir somut veri paylaşılmadığını, bu durum nedeniyle müvekkili, ihbarın hangi işleme dayandığını tespit edemediğini; dolayısıyla cezaya konu işlemin kendi sistemi üzerinden gerçekleşip gerçekleşmediğini, yahut hangi üye işyerine ait olduğunu belirleyemediğini, böylesine soyut bir ihbar üzerine ..., herhangi bir somut kayıt veya belge görmeden cezayı ödemek zorunda kaldığını, akabinde de sözleşme hükümlerine dayanarak aynı tutarı müvekkili şirkete rücu ettiğini, bu nedenlerle; ... ... .... Türkiye Temsilciliği’ne müzekkere yazılmasına, celp edilecek belgelerin incelenmesi sonucunda cezaya konu işlemin tarih, saat, IP, işlem ID gibi teknik bilgilerle somut olarak tespitine, yapılacak inceleme ve somutlaştırma sonucunda, ceza ihbarının hatalı olduğu veya herhangi bir dayanağının bulunmadığının anlaşılması hâlinde, bu hususun mahkemece tespitine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacının dava dışı ...'ye ödeme yaptığı ceza ihbarının davalı tarafça dayanağının bildirilmesi ve cezanın hatalı olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Yargıtay 3.HD'nin 2023/752 Esas - 2023/2675 Karar sayılı ilamında: "..davacının adi ortaklıktan kaynaklanan (eda davası) açma olanağı varken, tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekir... Eda davası sonunda verilecek hüküm ile aynı zamanda adi ortaklığa dair hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilebilecektir. Bu durumda, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön olmadığından.." şeklinde belirtilmiştir.
Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca, açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).
Bilindiği üzere, mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre davalar, eda davaları, tespit davaları, belirsiz alacak ve tespit davaları ile inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eldeki dava bakımından eda ve tespit davalarına değinilecek olursak; tespit davası, eda davasının öncüsü olup, işlevi bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitinden ibarettir. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir menfaati bulunmalıdır.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir.
Bir davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı dava şartıdır. Tespit davası açılabilmesi için henüz eda davası açma zamanının gelmemiş olması veya eda davası açılmasının mümkün olmaması ve böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Bunu hakim görevi gereği re'sen araştırmak durumundadır.
Eda davasında da yine davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir. Eda davasında davacının hukuki yararının bulunması için davalının davacının hakkını inkar etmiş olması şart değildir. Davalı davacının hakkını ikrar eder ve fakat yerine getirmezse, davacı icraya konulabilecek bir hüküm elde etmek için de davalıya karşı dava açabilir. Eda davasının konusu hem kişisel hem de ayni haklar olabilir. Burada davalının olumlu (yapmak, vermek) veya olumsuz (yapmamak, yapamamak) bir edaya (edime) mahkum edilmesi istenebilir. Eda davası açılması mümkün olan hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Şöyle ki, eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Yukarıda yer alan Yargıtay kararında da görüleceği üzere, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz.
Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; davacı, dava dışı ...’nin altyapısı üzerinden gerçekleştirilen ve davacının POS hesabından geçtiği belirtilen bir işlem nedeniyle, dava dışı ...’ye 50.000 USD tutarında ceza uygulandığının bildirildiğini, bu ihbar üzerine ..., söz konusu cezayı davacıya ilettiği ve davacının bu cezayı dava dışı ...'ye ödemek zorunda kaldığı ve davalı tarafından tahakkuk edilen bu cezanın içeriğine ulaşamadığını ve bu ceza yaptırımının hatalı olduğunun tespitini talep etmiş olmakla işbu tespit davasını ikame etmiştir. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının eda davası açarak iddiasını ileri sürmesi gerekirken tespit davası açmasında hukuki bir yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının bu aşamada yapması gereken ödemiş olduğu tazminat yönünden alacak veya istirdata ilişkin "eda davası" gerekirken ve bu iddiaların o davada değerlendirilmesi gerekirken davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın 6100 sayılı HMK nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davacının hukuki yararınını bulunmaması nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Harç peşin alındığı anlaşılmakla yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 17/11/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır