T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/594 Esas
KARAR NO :2026/335
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:12/09/2025
KARAR TARİHİ:05/05/2026
Mahkememizde görülmüş olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile; 08.10.2023 tarihinde ... Şube Müdürlüğü hizmet alanı içinde bulunan ... Mahallesi, ... Sokak, No:25 ... adresinde davalı şirket tarafından yapılan kazı çalışması esnasında idarelerine ait içme suyu hatlarına hasar verildiğinin tespit edildiğini, söz konusu hasarın idare elemanlarınca hasar mahallinde inceleme yapılarak tutanak tutulduğunu ve hasar tespiti yapılarak dava konusu hasar bedelinin faturalandırıldığını, davalı tarafından içmesuyu hattına verilen hasar giderilerek verilen hasar bedelinin ödenmesi için davalıya idarenin 10/11/2023 tarihli ... sayılı yazısı ile tebliğ edildiğini ancak davalıya yapılan bildirime rağmen hasar bedellerinin ödenmediğini, idarenin alacağının tahsili amacıyla ... İcra Dairesinin 2025/... E. Nolu dosya sayılı icra dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını ancak borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak kaydıyla ... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas Nolu icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesi ile; Huzurdaki davada davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının tesislerinin, müvekkil şirketin çalışmaları sırasında zarar gördüğü iddiasını kabul etmediklerini, dava konusu olaya Müvekkil Şirketin olumlu ya da olumsuz herhangi bir fiili neden olmadığını, bu hususta illiyet bağının ispat yükü davacı tarafa ait olduğunu, davacı tarafın iddiaları doğrultusunda Müvekkil Şirket'in ilgili birimleri ile gerekli görüşmeler gerçekleştirildiğini ve şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde uyuşmazlık konusu tarih ve adreste Müvekkil Şirket tarafından herhangi bir çalışma gerçekleştirilmemiş olduğu sonucuna ulaşıldığını, dava konusu hasarın müvekkil şirket çalışmalarından kaynaklanmadığını, müvekkil şirket tarafından davacının tesislerine yapılmış herhangi bir müdahale söz konusu olmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı, müvekkil şirket'in yaptığı çalışma esnasında tesislerinin zarar gördüğünü iddia ettiğini ancak işbu iddialarını ispata yarar herhangi bir delil sunamadığını, davacı tarafından iddia olunan hasarın müvekkil şirketin dağıtım şebekesinin işletilmesinden ya da herhangi bir çalışmasından kaynaklanmadığını, meydana gelen hasarda müvekkil şirkete yükletilebilecek bir kusur bulunmadığını, davacının talep konusu ettiği zarar bedelinin de neye göre hesaplandığının belirli olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın talep etmiş olduğu icra inkâr tazminatına ilişkin şartların somut olay bağlamında gerçekleşmediğini, işbu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
İşbu dava konusu uyuşmazlık; ... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas numaralı icra dosyası kapsamında davacı tarafça hasar bedeline dair başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılmış itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 08.10.2023 tarihinde davacı tarafın ... Şube Müdürlüğü hizmet alanı içinde bulunduğu belirtilen "..." adresinde, davalı tarafça yapılan kazı çalışmaları sırasında davacı tarafa ait içme suyu hattına hasar verildiğini iddia ettiği ve hasar sonucu doğduğu iddia edilen alacağın icra takibine konu edilmiş olduğu görülmüş olup; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine göre ise; zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre, "..." adresinde 08.10.2023 tarihi itibariyle davalı tarafça kazı çalışması yapıldığına dair hiç bir somut delilin bulunmadığı gibi davacı tarafça dosyaya sunulmuş belge ve görseller uyarınca da içme suyu hattında meydana geldiği belirtilen hasarın, davalı tarafça yapılan kazı çalışması sırasında yapılmış olduğuna dair ispata yarar herhangi bir emarenin bulunmadığı, bu kapsamda zarara uğradığını iddia eden ve ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın, dava konusu eylem sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını davalı yönünden ispat edemediği açık olup yasal koşulları oluşmamış olan itirazın iptali talebine dair davanın reddine, uyuşmazlık haksız fiil kaynaklı olup likit mahiyette olmadığından ve yargılama gerektirdiğinden davalı tarafın yasal koşulları oluşmamış olan tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiş olup tüm dosya kapsamı ve sair hususlara yönelik uyuşmazlık konusu miktar itibariyle kesin olmak üzere aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi Yukarıda İzah Edilen Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın yasal koşulları oluşmamış icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 732,00-TL harcın, peşin alınan 615,40-TL harçtan mahsubu ile eksik 116,60-TL karar ve ilam harcının davacı taraftan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T ve uyuşmazlık konusu miktar uyarınca hesaplanmış olan 10.512,39-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiliyle davalı tarafa verilmesine, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve ilgili tarafa re'sen iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı; uyuşmazlık konusu miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026 Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy