T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/800 Esas
KARAR NO: 2025/73
DAVA: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 06/10/2025
KARAR TARİHİ: 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, ....İcra Müdürlüğü’nün... E sayılı dosyasıyla bir kısım borçlular hakkında icra takibi başlattığını, takibin kesinleşmesi üzerine bu dosyadan davacı şirkete sırasıyla birinci haciz ihbarnamesi, ikinci haciz ihbarnamesi ve üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle ihbarnamelerden haberdar olmayan davacı, bu ihbarnamelere yasal süresi içinde itiraz edemediğini, bu nedenle de icra dosyasına borçlu olarak eklendiğini, usulsüz tebligat nedeniyle tarafımızca .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla şikayette bulunduğunu iş bu davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti, usulsüz tebligat şikayetimizin görüldüğü .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilecek karar neticesinde mümkün olacağından işbu davanın öncelikle bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, davacı şirketin, davadışı takip borçlularına hiçbir borcu bulunmadığı gibi, borçluların davacı şirket nezdinde doğmuş veya doğacak hiçbir hak ve alacakları da bulunmadığını, davacı şirket, tacir olduğundan tüm iş ve işlemleri ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğunu, davacı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesi halinde davadışı takip borçlularına bir borcumuzun bulunmadığı, takip borçlularının davacı şirket nezdinde doğmuş veya doğacak hiçbir hak ve alacağının bulunmadığı ortaya çıkacağını, dava dışı takip borçlularının, davacı şirket nezdinde doğmuş veya doğacak hiçbir hak ve alacağı bulunmadığından davacı şirketin davalı takip alacaklısına karşı da bir borcu bulunmadığını, işbu davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti bakımından .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, İİK 89/3 kapsamında açtığımız menfi tespit davasının kabulü ile davadışı takip borçlularına borcumuzun bulunmadığının tespitini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, İcra İflas Kanunu 89/3. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu maddede,
" Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 06/11/20223 T., 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı kararı ile, “…2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine…” karar verilmiştir.
Somut olayda, ileri sürülüş biçimine göre 3.kişi konumunda bulunan davacının, İİK.89/3 madde hükmüne dayanılarak açılmış menfi tespit isteğine ilişkin olup, İİK'nın 89.maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemeler olup; tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görev yönünün belirlenmesinde, bir etkisi bulunmamaktadır.
HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır