T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/902 Esas
KARAR NO:2025/134
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:17/07/2018
KARAR TARİHİ:12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/07/2017 tarihinde... adresinde davalı ... Genel müdürlüğü ile yüklenici firması ... İNş. Tic. Ltd. Şti. Tarafından yapılan alt yapı çalışması sırasında müvekkil şirkete ait tesislere hasar verildiği, müvekkil şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan hasar bedeli olan 717,57 TL hasar verenler aleyhine tahakkuk ettirildiğini, davalı / borçlu tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 717,57 TL hasar bedeli, 21,41 TL gecikmiş gün faizi olmak üzere toplam 738,98 TL'nin tahsili amacıyla ....İcra müdürlüğünün 2017/... E. Sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığı ve borçluya ödeme emrinin gönderildiği, davalı borçlu ... Genel müdürlüğü ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra 29/11/2017 tarihinde borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu vekili itirazında; takibe konu borca, borç miktarına, yetkiye , faize, faiz orana ve ferilerine itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini açıklayarak davalıların ... icra müdürlüğünün 2017/... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalılar/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada idari yargının görevli olduğunu, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, husumet itirazlarının olduğunu, davacı taraf için %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından, davacı tarafından, iş bu davalı ile diğer davalı ... İnşaat Tic.Ltd.Şti.'ne açılan tazminat davasında, mahkememizin 12/11/2025 tarihli ara karar ile iş bu davalı aleyhine açılan davanın tefriki ile mahkememizin başka bir esasına kaydına karar verildiği ve dosyanın 2025/902 esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşıldı.
Davalı, ... Belediyesi görev alanı kapsamında su ve kanalizasyon idari hizmetlerini yürütmek, bu amaç ile gerekli tesisi/ tesisleri kurmak, kurulu olanları devralmak, bir elden işletmek üzere; 2560 sayılı Kanun ile kurulan ...Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur.
...'nin görev ve yetkileri şunlardır: a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b)Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak, d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak, e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, ...'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek, f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesinde; ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların dahi tacir sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davacı ile davalı arasında sözleşmeye dayanan bir dava söz konusu değildir. İş bu davada ...' nin sorumlu olduğu iddiasının temel dayanağı, davacının olayı anlatımı gereği, davalının idari görev ve yetkileri kapsamında kamu hizmetinin görülmesi esasına dayanmaktadır.
Dava konusu vakıa; ...' nin kamusal amacına ulaşmak amacıyla işlettiği bir işletme veya bu ticari amaçla yürütülen bir işe ait olmayıp kamu yararının esas olduğu bizzat kamu hizmetine ilişkindir. Aksine dair bilgi ve belge olmadığı gibi, ...' nin her hizmetinin TTK m. 16/1 kapsamında kalmadığı ticari olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlü olduğu kurala bağlandığından, idare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan maddi ve manevi zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Dosya kapsamı ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat hep beraber değerlendirildiğinde, davacı ile davalı şirket arasında TTK 16/1 maddesi anlamında, sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmadığı, davanın, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere verilen zararın tazmini amacıyla açıldığı, davalının sorumluluğunun asıl kaynağının, kamu hizmeti yürütülmesi esnasında verilen zarardan doğduğu, ...'nin kuruluş amacı verdiği kamusal hizmet düşünüldüğünde tacir olarak nitelendirilemeyeceği, kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespitini gerekeceği, davanın ise itirazın iptali davası olarak değil "Tam Yargı" davası olarak görülmesi gerektiği, ancak tam yargı davalarını görme yetkisinin adli yargı değil idari yargıya ait olduğu, HMK 114/1-b maddesine göre "yargı yolunun caiz olması" dava şartının mevcut olmadığı, ayrıca, Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/09/2025 tarih, 2025/349 E.- 2025/527 K. sayılı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9.İdare Dava Dairesi, 12/03/2024 T., 2024/642 E.-2024/570 K. sayılı, yakın tarihli ilamları ile mahkememizde görülen dava ile aynı taraf ve nitelikte bulunan davalarda içtihat değişikliğine gidildiği, her ne kadar Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının incelenen dosyalar ile sınırlı olduğu, doğrudan doğruya mahkememiz dosyasını etkilemeyeceği söylenebilirse de, yargı kararları arasında birliğin sağlanması ve hukuki güvenlik ilkesinin tesisi anlamında, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının mahkememizce kabul edilebileceği kanaatine varılarak, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan HMK.114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın yargı yolu (İdare Mahkemelerinin Görevli Olması Nedeniyle) dava şartı yokluğundan HMK.114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 615,40-TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/1maddesi gereğince hesaplanan 369,49-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden, taraf vekillerinin yokluğunda,miktara göre kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025
Kâtip ... Hâkim ...