T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/328 Esas
KARAR NO:2026/315
.... İcra Dairesi: ...
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/04/2026
KARAR TARİHİ:27/04/2026
Mahkememizde dosya üzerinden görülmüş olan "İtirazın İptali" davasının yapılan yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firma, davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 31.08.2024 tarihli 15.137,04 TL’lik fatura keserek davalıya teslim ettiği, davalının iş bu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığı, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiği, davalı bu takibe borcun kendisine ait olmadığı iddiasıyla itirazda bulunmuş, bu sebeple takibin durduğu, borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden fatura davalı tarafa kesildikten sonra müvekkil şirket çalışanına ödeme yaptığına ilişkin dekont iletildiği ancak yapılan ödeme müvekkil şirketin hesaplarına geçmediği, bu durumun davalıya bildirilmesinde davlı paranın kendisine de iade edilmediğini ödeme yaptığını iddia ederek borcu ödemekten kaçındığı, sunulan dekonttan görüleceği üzere davalı ödeme yaparken alıcı ismini "Aldağlar İnş malzemeleri" olarak yazmış ve açıklama kısmına ise "..." yazdığı, davalının itirazları haksız ve hukuki temelden yoksun olup sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığı, alacak likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durmuş, müvekkil şirket mağdur olduğu için alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri, müvekkilin alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Somut olaydaki dava konusu uyuşmazlık; mal ve hizmet alımına ilişkin olarak fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK'nun 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabında "Bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki sonucunda; davalı ... adına ... vergi kimlik numarası ile potansiyel mükellef numarası verildiği, Gelir vergisi mükellefiyetinin olmadığı, ... vergi kimlik numarası ile 01.01.2007-31.12.2011 tarihleri arasında ... Vergi Dairesinin mükellefi olan ... San.ve Dış Tic. Limited Şirketi'nin ... hissedarı ve kanuni temsilcisi olduğu, dairemize evrak giriş ve çıkışının bulunmadığı anlaşılmış olup..." şeklinde bilgi verilmiş olması karşısında vergi mükellefi olmayan davalı ...'ın gerçek kişi tacir sıfatına haiz olmadığı, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabında da davalı ...'ın gerçek kişi tacir olarak kaydının bulunmadığı hususunun belirtildiği, mahkememizce Ticaret Sicili Gazetesi resmi internet sitesi üzerinden re'sen yapılan sorgulamaya göre ...Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde de davalı ...'ın gerçek kişi tacir olarak kaydının bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla somut yargılamada her iki taraf tacir olmadığı gibi somut davanın konusu itibariyle mutlak ticari davalar arasında da düzenlenmediği anlaşılmakla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkememizin görev alanında değildir.
Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. Sonuç olarak, HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince işbu davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ve sair hususlara ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere;
1-Davacı tarafça açılan davanın, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-Mahkememizce verilen görevsizlik kararına karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmuşsa ve Mahkememizin görevsiz olduğunun tespit edilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi halinde bu ret kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde tarafların Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine aksi takdirde HMK 20. maddesi uyarınca Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nın 20. maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair tarafların yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 27/04/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy