T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/230 Esas
KARAR NO: 2019/443
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 09/03/2017
KARAR TARİHİ: 23/05/2019
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı şirketin müvekkili şirkete doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak ... ili ... ilçesi ... Köyü 7 pafta 1622 parselde ve ... ili ... ilçesi ... Köyü İ45b12b pafta 1122 parselde kayıtlı taşınmazlarına ... tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile müvekkili şirket lehine ipotek tesis edildiğini, bu ipoteklerden 1622 parseldeki ipoteğin 1. Derece olarak 1122 parseldeki ipoteğin ise 2. derece olarak tesis edildiğini ancak serbest dereceden istifade ederek 1. dereceye yükseldiğini, müvekkili şirketin alacağının daha fazla olmasına rağmen 2.000.000,00-TL alacağın ipotek ile teminat altına alındığını, davalı tarafa ... 25. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar ile 28/03/2016 tarihi itibari ile müvekkili şirkete faiz ve masraflar hariç 3.561.079,00-TL borcunu ödemesi için ihtar çekildiğini, borçlunun ihtar gereğini yerine getirmediğini, bunun üzerine borçlu hakkında ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun haksız itirazları neticesinde icra takibinin durduğunu belirterek davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline ve takibin devamına, müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin adresinin ve davaya konu ipoteğin kurulduğu yerin mahkememiz yargı çevresinde olmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, davacının iddialarında öne sürülen kayıtların müvekkilinin ticari defterlerinde bulunmadığını ancak ... A.Ş.'nin bir kısım hisselerinin davacı tarafta bulunduğu dönemde ticari defter ve kayıtların davacı tarafından tutulduğunu ve halen kendilerine iade edilmediğini, karşı dava yönünden müvekkili şirketin bir kısım hisselerinin davalı şirketin pay sahibi ve yetkilileri ... ve ...'a devredildiğini, her iki şirket arasındaki bu organik bağ sırasında davaya konu ipoteğin ... lehine hiçbir gerekçe ve borç ilişkisi yokken kurulduğunu, bu işlemin davacı şirket kurucu ve ana hissedarlarının bilgisi dışında yapıldığını, ... Tİc. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi ..., ..., ... ve ... 'unun yetkilisi oldukları ... Ltd. Şti.'nin eski ortağı olduklarını, davalı-karşı davacı müvekkilinin bir dönem yönetim kurulu üyesi, yetkilisi ve temsilcisi oldukları dönemde taraflar arasındaki bağı açıklamaya ve onun lehine işlem yapma çabası içinde olduklarını, bu işlemin TTK 395 maddesi gereği iptale tabi olduğunu belirterek mahkemenin ve icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkisizliğine, dosyaların yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü ve Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile ipoteğin fekkine, her iki dava hakkında ayrı ayrı %20'den az olmamak üzere davacı-karşı davalının icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; karşı davacı tarafından gerekli dava harçlarının yatırılmadığını, karşı davacının iddia ve taleplerinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davaya konu ipoteğin tapuda resmi senetle düzenlendiğini, her iki şirket yetkilileri tarafından şirketler adına imzalandığını, ortada şirket yöneticilerini, ortaklarını, çalışanlarını bağlayan bir hukuki işlem bulunmadığını, karşı davacı şirketin böyle bir dava açma yetkisinin bulunmadığını, şirket ortaklarının şirket hisselerini aldığında şirketin tüm hak ve borçlarını bilerek bu şirket hisselerini devir aldıklarını, uzun süre boyunca ipoteğin varlığını bilen ve buna itiraz etmeyen karşı davacının kötü niyetle karşı dava açmış olduğunu, karşı dava açılırken hiçbir somut delil gösterilmediğini belirterek asıl davanın kabulü, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davacı ... Tic. A.Ş. vekili 19/04/2018 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında karşı davayı geri aldıklarını belirtmiş olup, karşı davalı ... Dış Tic. A.Ş. Vekili 31/05/2018 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında karşı davanın geri alınmasına muvafakat ettiklerini belirterek, karşı dava yönünden lehe vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davanın geri alınması ve karşı davanın davalısının açık muvafakati nedeni ile HMK 123 maddesi uyarınca karşı davada karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Dava, bono ve cari hesaptan kaynaklandığı öne sürülen alacak nedeni ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce ... 10. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine ... 25. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi, bonolar, resmi senet akit tablosuna dayanarak 2.000.000,00-TL asıl alacağın 25/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek %16 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tahsili talebi ile 25/04/2016 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlular vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. Maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın cari hesap alacağından kaynaklanması nedeni ile takip tarihi itibari ile taraflar arasında ki alacak-borç ilişkisinin tespiti için dayanak icra dosyası, tarafların dava konusu borç dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenerek tarafların dosyaya sunduğu kayıt ve belgeler de nazara alınarak, davaya konu cari hesap alacağı nedeniyle davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığının, var ise icra takip tarihi itibari ile alacak ve faiz miktarının denetime elverişli şekilde tespiti için bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir. 30/10/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...İncelenen davacı şirkete ait 2011-2012-2013-2014 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna nazaran 25.04.2016 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 3.561.079,00 TL alacaklı göründüğü, davalı yanın dosyaya sunmuş olduğu 04.07.2018 tarihli dilekçesinde, o dönemlere ait ticari defterlerin davacı yanda olduğu ve kendilerine teslim edilmediği belirtilerek incelemeye ticari defterlerin sunulamayacağı ifade edilmiş olduğundan, davacı-karşı davalının kayıtlarında yer alan ödemelerin, davalı-karşı davacı şirket ticari defterlerindeki kayıt durumuna ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirme yapma imkanı bulunmadığı, rapor içerisinde açıklanan nedenlerle, davalı defterleri sunulmadığından, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalı şirketin davalı şirket adına ödeme yaptığını beyan ettiği bankalardan, kullanılan kredilerin ekstreleri temin edilerek, bu hesaptaki hareketler üzerinde incelemeler yapılması halinde, takibe konu alacağın varlığının ve doğruluğunun denetlenebileceği, dava dosyasına şirketlerin hisse yapılarını gösteren haziran cetvelleri ya da ticaret sicil kayıtlarını içeren CD bulunmadığından, bu aşamada, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ortaklık ilişkisi ile yönetim yapısına yönelik olarak herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. 08/03/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle "...Davalı yanın, banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiği anlamına geleceği yönündeki iddialarının kabul edilmesi halinde davacı yan alacağının kendi kayıtlarına nazaran 2.963.479,00-TL olacağı..." yönünde görüş bildirilmiştir.
Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; ispat kuralına ilişkin TMK md. 6 hükmüne göre: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK md. 191 hükmüne göre: "İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Bir vakadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakayı ispat etmeye mecburdur. Davacının iddialarının haklı görülebilmesi için anılan kurallar uyarınca davacının davalıdan alacaklı olduğunu geçerli deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafın cari hesap alacağına dayanak olarak sunmuş olduğu ödemelere ait banka dekontlarının bir kısmında hiçbir açıklama bulunmadığı, bir kısmında "Proje Ödemesi, devre faiz ödemesi, kredi kapama, tapu harcı" şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmüştür. Dekont incelemeleri sonucunda yapılan para havalelerinin mevcut bir borcun ödenmesi için mi yoksa borç olarak mı verildiği tespit edilememiştir. Diğer yandan davacı tarafından kredilere ilişkin olarak ödenen ana para ve faizlerin hangi kredilere ilişkin oldukları, dolayısı ile söz konusu kredilerin davalı şirket tarafından kullanılıp kullanılmadıkları, kullanılmış ise kredi tutarlarının kimlere ödendiği de tespit edilememiştir. Bu sebeplerle davacının, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Diğer yandan yukarıda açıklandığı üzere karşı dava geri alınmıştır. Karşı davacı, karşı dava tarihi itibari ile haklı olduğunu ispat edememiş olup, nispi harcın tamamlanmamış olması hali de nazara alınmak sureti ile mevcut duruma göre karşı davalı lehine maktu vekalet ücretine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davanın reddine,
2-Yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44,40-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 24.155,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 24.110,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 900,00-TL bilirkişi ücreti ile 41,50-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 941,50-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 80.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
B)1-Karşı davada karar verilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 44,40-TL'den peşin alınan 14,50-TL'nin mahsubu ile 29,90-TL'nin karşı davada davacı vekilinden tahsili ile hazineye gelir kaydına
3-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı davada davalı vekili lehine takdir olunan 2.725,00-TL maktu vekalet ücretinin karşı davacıdan tahsili ile karşı davalıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2019
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza