T.C.
İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/302
KARAR NO:2025/418
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:17/05/2019
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "müvekkilinin dava dışı sigortalısı ... ibaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın 10/07/2011 tarihinde çarpıştığını, bu çarpışmada davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğunu, kazadan dolayı dava dışı sigortalı ...'in malul kaldığını, müvekkilinin sigortalısına maluliyet nedeniyle 7.570,86-EURO tazminat ödemesi yaptığını bildirerek davalı sürücü ve sigorta şirketinden bu bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte TL karşılığının müştereken ve müteselsilen tahsilini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılardan... davaya cevap vermediği, diğer davalı ... A.Ş. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekmektedir. Davacı'nın, milletlerarası özel hukuk ve usul hukuku hakkında kanun'un 48. maddesi gereğince, teminat göstermesi zorunludur.
HMK'nın, Dava Şartları Başlıklı 114/1/ğ bendi: "Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi." gereği davacı tarafın teminat göstermemesi halinde davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ederiz.
davacı taraf işbu davanın açılmasından önce müvekkil şirket'e başvuruda bulunmamıştır.
İşbu dava 17/11/2016 tarihinde, 6704 sayılı kanunun yürürlük tarihinden sonra açılmıştır ve davacı, sözü geçen kanunun m.5 ile 2918 sayılı kanunun m.97’de yapılan değişiklik gereğince müvekkil şirkete davaya konu zararın karşılanması amacıyla başvuruda bulunmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda belirtmiş olduğumuz dava şartlarının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerekmektedir.
Kazaya karışan ... plakalı araç, 06.10.2010-2011 vadeli, ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile Müvekkil Şirkete sigortalıdır. Poliçede verilen şahıs başı sakatlık ve ölüm azami teminat tutarı 175.000 -TL' dir.
Poliçede teminat limitinin gösterilmesi bu rakamın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmez.
Müvekkil Sigorta Şirketi'nin sorumluluğu, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince “ Karayolu'nda meydana gelen zararların azami poliçe teminat limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlıdır. (Yargıtay 11. HD.’ Nin 09.06.2003 gün ve 2003/ 269 E. Ve 2003/ 6111 K. Sayılı kararı ve Yargıtay 10. HD 25.06.2001 gün ve 2001/ 3540 E., 2001/ 4929 K. Sayılı kararı ve Yargıtay 11. HD.’ Nin 22.03.1999 gün ve 1999/ 885 E., 1999/ 2378 K. Sayılı kararı)
Sigortacı, sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan sorumlu olduğundan, izafe edilecek kusur oranının tespiti gerekir. Trafik kazalarında kusur durumlarını belirlemeye yetkili ve görevli kurum, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ dir. Trafik İhtisas Dairesi’ nin görevleri arasında, “İlgili mercilerden gönderilmiş olan trafik kazaları ile ilgili tahkikat dosyaları üzerinde incelemeler yapılarak, tarafların kusur oranları, zararları ve gerekli tazminat miktarları tespit edilerek sonucun bir raporla tespit edilmesi." yer almaktadır.
Bu nedenle kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ederiz.
Davacının taleplerinin kabul edilebilmesi için kalıcı bir maluliyetinin ve tespit edilen sakatlık ile kaza arasında illiyet bağının söz konusu olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Davacının sürekli maluliyetinin oluşup oluşmadığına dair rapor alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumu ilgili dairesine gönderilmesini talep ederiz.
Davacıların sürekli sakatlıklarının bulunmaması halinde, Müvekkil Şirket'in de sürekli sakatlık tazminatı yönünden sorumluluğu bulunmayacaktır.
davacı tarafın yapmış olduğu ödeme emekli aylığı ödemesi ise emekli dul, yetim aylıkları türk mevzuatına göre rücuya tabi olmadığından davacının talebinin reddi gerekmektedir.
Şöyle ki, SGK tarafından uzun vadeli sigorta kolu kapsamında mağdurlara bağlanan aylıklar rücuya tabi değildir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında rücuya tabi olmayan bir alacağın aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı kapsamına göre şartları belirlenmiş olan trafik poliçesinden karşılanması mümkün değildir. (5510 sayılı kanun)
davacı tarafın dilekçesinden ve delil listesi ekinden anlaşıldığı kadarıyla talep uzun vadeli sigorta kolu kapsamında kalan emekli aylığı niteliğindedir.
tedavi giderleri sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacak olup sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davacıların tedavi gideri, geçici işgöremezlik, vs. talepleri bakımından, 6111 sayılı “ Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ un 58,59, Geçici 1 ve Geçici 2’ inci maddeleri ile trafik sigortaları kapsamında talep edilmekte olan tedavi giderleri tasfiye usulü değiştirilmiş bulunmaktadır. Değişiklikle birlikte, bahse konu alandaki yükümlülükler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yerine getirilecektir.
Sözkonusu Kanunun geçici 1. Maddesi “Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. Maddesine göre belirlenen tutarın % 20’ sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın 3 yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir” hükmünü amirdir.
Maddenin ilk cümlesinde açıkça ifade edildiği üzere bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle de, gerek Kanunun yayımı tarihinden önce ve gerek yayımından sonra meydana gelen trafik kazalarına ilişkin sağlık hizmeti bedelleri ile geçici işgöremezlik tazminatına ilişkin yükümlülükler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yerine getirilecektir.
Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, Müvekkil Şirket'in poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığından davanın esastan reddine,
Kusur ve maluliyet durumlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ve sigortalı araçsürücünün kusuru ile sınırlı olarak belirlenmesine
Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Şayet müvekkil şirket aleyhine kısmi kabul olması halinde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinde orantı kurulmasına
karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ve maluliyet sebebiyle ödenene tazminatın halefiyet ilkesi gereğince davalılardan tazmini talebi davasıdır.
Dosya, Mahkememizden verilen 03/07/2018 tarih ve ... sayılı kararın; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2019 tarih ve 2019/1095 Esas ve 2019/863 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak mahkememizin 2019/302 Esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2019 tarih ve 2019/1095 Esas ve 2019/863 Karar sayılı ilamında özetle: "Görülmekte olan davada, davacı Alman SGK sigortalısına trafik kazası sonucunda oluşan maluliyet kapsamında yaptığı ödeme nedeniyle, onun haklarına halef olduğunu ileri sürerek, yaptığı ödemenin rücuan tahsilini talep etmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İş Kanunundan veya Sosyal Güvenlik uygulamalarından kaynaklanmadığından, davacının SGK olmasının görülmekte olan davada, görev yerinin belirlenmesinde bir önemi bulunmamaktadır. Davanın haksız fiil niteliğinde bulunan trafik kazasından kaynaklanmasına, ileri sürülüş biçimine göre, davacı SGK'nun yapmış olduğu ödemelerin trafik kazası sonucunda meydana gelen zarara ilişkin bulunmasına ve davalılar arasında ZMM Sigortacısının yer almasına göre, davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine ait olup mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda verdiği görevsizlik kararında isabet bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a/3 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman bilirkişilere tevdii edildiği, bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Kazada yaralanan ...'in yaşadığı ülkede bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik(tam iş göremezlik emekli maaşı) ödemeleri nedeniyle davacının rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde; Davacının rücuan talep edilebilir alacağının- 7.570,86 € olarak belirlendiği, yukarıda belirlenen alacak tutarının poliçe limitleri içinde kaldığı Davalı sigorta şirketinin 17.11.2016 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, araç sürücüsü bakımından temerrüdün 30.01.2013 ödeme tarihinde gerçekleşmiş olacağı, sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği dosyanın, davacı sigortalısı ...'in yurtdışında mukim olması ve hastaneye sevk edilememesi nedeniyle dosya kapsamında toplanan belgeler doğrultusunda maluliyet oranının kaza tarihi olan 10/07/2011 itibariyle yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre hesap edilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından mahkememize sunulan raporda özetle: "Fahri kızı 05/02/1962 doğumlu, ...’in 10/07/2011 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak:Gr1 VIII (2Aa……….20) A %24x1/2=%12 Gr1 VI (1a……….6) A %10 Gr1 XII (31a……….1) A %5 Balthazard formülüne göre: %24.76 E cetveline göre %28.0 (yüzdeyirmisekiznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın aktüerya bilirkişisine ek rapor alınmak üzere tevdii edildiği, bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Kazada yaralanan ...'in geçici ve sürekli iş göremezlik dönemindeki maddi zarar toplamının ( 4.800,00 * 123.648,00 )- 128.448,00 € olduğu, davacı tarafından bu kaza nedeniyle hak sahibi ...'e yapılan toplam 7.570,86 € ödemenin hak sahibinin bu kaza nedeniyle uğradığı maddi zararının altında kaldığı buna göre de davacının ödediği tutarları rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde; Davacının rücuan talep edilebilir alacağının 7.570,86 € olacağı, Yukarıda belirlenen alacak tutarının poliçe limitleri içinde kaldığı Davalı sigorta şirketinin 17.11.2016 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, Araç sürücüsü bakımından temerrüdün 30.01.2013 ödeme tarihinde gerçekleşmiş olacağı, diSisortalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Alman Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 332. Maddesinde davacı kuruma kusurlu bulunan kişilere rücu imkanı sağlanıp sağlanmadığı ve ülkemiz ile Almanya arasında imzalanan sosyal güvenlik anlaşmasının 50/2 maddesine göre davacının rücu hakkı var ise ülkemizce kabul edilip edilmediği hususu hakkında bilgi talep edilmiştir. Bakanlık cevabında ülkemiz ile Almanya arasında akdedilen sosyal güvenlik sözleşmesinin 50 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince akit taraflardan birinin sosyal sigorta merciinin üçüncü bir şahıstan doğrudan doğruya tazminat isteme hakkına sahip ise diğer akit taraf bu hakkı tanır düzenlemesi bulunduğu bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında meydana gelen kazada davalı...'in önündeki aracı sollayıp geçmek isterken aracın hakimiyetini kaybederek karşı taraftan gelen davacı sigortalısına çarpması şeklinde gerçekleştiği ve kazada davalı...'in %100 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. ATK'dan alınan rapora göre davacı sigortalısı ...'in gerçekleşen kaza nedeniyle %28 oranında sürekli iş göremezliğe ve 4 aylık geçici iş göremezliğe maruz kaldığı bildirilmiştir. Bu bağlamda aktüerya bilirkişisi tarafından ...'in yurtdışında ikamet ettiği, Almanya'da net asgari ücretin 1.200,00 EUR olduğu, ...'in uğradığı geçici iş göremezlik zararının 4.800,00 EUR, sürekli iş göremezlik zararının ise 123.648,00 EUR olduğu, davacı tarafından dava dışı kazazedeye toplam 7.570,86 EUR ödeme yaptığı, ödemenin dava dışı ...'in uğramış olduğu zararın altında olması sebebiyle tamamının rücu edilebilir nitelikte olduğu, davacının Alman Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre dava dışı kazazedeye yapmış olduğu ödemeleri kusurlu üçüncü kişilerden rücu imkanı olduğu ve ülkemiz ile Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Anlaşmasının 50/2 maddesine göre ülkemiz tarafından davacıya rücu imkanı tanındığı tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının dava dışı ...'e yapmış olduğu toplam 7.570,86 EUR ödemenin kusurlu olan üçüncü kişilere rücu imkanı bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-7.570,86 Euro'nun davalılardan alınarak (davalı ... için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
*Alacağa davalı ... için dava tarihinden diğer davalı... için ise ödeme tarihi olan 30/01/2013'den itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.835,94 TL harçtan peşin alınan 457,66 TL'nin mahsup edilerek bakiye 1.378,28 TL harcın davalılardan (davalı ... için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 457,66 TL peşin harç, 29,20 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 486,86 TL harcın davalılardan (davalı ... için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 26.876,55 TL üzerinden hesaplanan 26.876,55 TL'nin davalılardan (davalı ... için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.918,65 TL tebligat, posta gideri, 4.650,00 TL Adli Tıp Raporu Masrafı ile 11.860,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.428,65 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... için poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır