T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/507 Esas
KARAR NO : 2024/846
DAVA : Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili
DAVA TARİHİ : 25/09/2020
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin ... 56. Noterliği'nin... tarihli ve ... yevmiye numaralı anonim şirket pay devir sözleşmesi ile davalı şirkete ait 450.000 adet payı şirket ortağı olan davalı gerçek kişiden 600.000,00-₺ bedel ile devraldığını, davalı şirkete ortak olmak için ... 27. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müracaat ettiğini, davalı şirketin ... 8. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirket ortağı ...'in şirket paylarını davacıya devredemeyeceğinin ifade edildiğini, davalı şirketin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde müvekkilinin ortak olma talebinin reddine ilişkin bir gerekçe gösterilmediğini, müvekkilinin ortak olma talebini yasal gerekçeye dayandırmayan ve müvekkilinin sahip olduğu paya bir bedel ödemeyi teklif etmeyen davalı şirkete müvekkilinin hükmen ortak edilmesi gerektiğini belirterek davalı ... A.Ş.’nin hisselerinin gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesine, davacı müvekkilime ait şirket hisselerinin TTK. 638/2 uyarınca davalı şirketçe edinilmesi yoluyla davacıya ait hisse bedellerinin bilirkişi tarafından tespit edilecek ayrılma akçesinin ve şirkete ait hisse bedellerinin dava tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, ayrılma akçesinin 600.000,00-TL’nin altında kalması halinde aradaki farkın davalı ... tarafından dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, mahkemece şirket hisselerinin davalı ... tarafından müvekkilimize satılamayacağına karar verilmesi halinde herhangi bir şekilde mahkemece davalı şirkete ait hisselerin satılamayacağına ilişkin bir karar verilir ise, 05.12.2017 tarihinden itibaren ödenen 600.000,00-TL’nin Merkez Bankası avans faizi oranı ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya ödenmesine, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek ayrılma akçesinin ve müvekkiline ait hisse bedellerinin, satış bedeli olan 600.000,00-TL’nin altında kalması durumunda aradaki farkın yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı taraf taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının sözleşmenin kendisine yüklediği ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin hiçbir belge ve delil sunmadığını, davacının iddiasının aksine diğer davalı şirket tarafından nama yazılı hisse senedi oluşturulmadığından ciro ve devirden söz edilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı şirket tarafından devre muvafakat verilmediğinden davacının hükmen tescil talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; işbu davada müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, diğer davalı ile davacı arasında hukuken geçerli bir hisse devir sözleşmesi bulunmadığını, iddiaların aksine ödeme bulunmadığından sözleşmenin feshedildiğini, sebepsiz zenginleşme amacında olan davacı iddiasına karşın müvekkili şirket tarafından nama yazılı hisse senedi oluşturulmadığından hiçbir zaman ciro ve devirden bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, 25.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile cevabını ıslah etmiş ve dava konusu senetlerin nama yazılı olduğunu, basıldığını belirterek buna ilişkin dayanak belgeleri sunmuştur.
Dava, davalı anonim ortaklık pay sahipliğinin tesisi, bu talep kabul edilmediği takdirde terditli olarak ortaklığın gerçek bedeli üzerinden hisseye düşen miktarın tespiti ve davalılardan tahsili talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için davalı ...'in davalı şirketteki paylarının davacıya devrine ilişkin olarak davalı ... ile davacı arasında akdedilen noter onaylı 05/12/2017 tarihli pay devri sözleşmesinde devir bedeli olarak yazılı 600.000,00-₺'nin davacı tarafından davalı ...'e ödenip ödenmediğinin, anılan sözleşmenin geçerli olup olmadığının, anılan sözleşmenin davalı ... tarafından feshinin geçerli olup olmadığının, anılan devir işleminin yasa ve ana sözleşmede yer alan düzenlemeler uyarınca davalı şirketi bağlayıp bağlamadığının, davacının davalı şirkete ortak olma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, davacının alacak talebinde haklı olup olmadığının, talep edebileceği alacak tutarının tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/10/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Taraflar arasında pay devir bedelinin 600.000 TL olarak belirlenmiş olup, mali inceleme ve değerlendirme kısmına atfen, davacı ...'nın, davalı ...'e, (250.000,00 TL*144.184,21 TL) olmak üzere toplam 394.184,21 TL tutarında ödeme yapmış olduğu; Yapılan bu ödemelerin tarafımızca değerlendirilmesi neticesinde, ödemelerden ilkinin (250.000,00 TL'lik) hisse alım ödemesi adı altında dekontta açıklandığının mali incelemelerde tespit edildiği; kanaatimizce dosyadaki mevcut bilgilere göre, yapılan diğer (144.184,21 TL'lik) ödemenin de -mali değerlendirmelerde böyle bir tespit mevcut olmamakla birlikte- taraflar arasında mevcut hukuki ilişki nazara alındığında ancak hisse devir bedeline, taraflar arasında mevcut ve kabul gören hisse devir borcunun tasfiyesine ilişkin olabileceği, başkaca bir borç ilişkisinin ise tespit olunamadığı; neticeten her iki ödemenin de hisse devir bedeli için yapıldığının söylenebileceği; Yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenlerle, olayda geçerli bir fesih (sözleşmeden dönme) şartları mevcut olmadığı gibi, pay devrini kısıtlayan ana sözleşmesel bağlamın da TTK 493'e uygun olmadığı, bu sebeple olayda kanuna uygun geçerli bir pay devir kısıtlamasından söz edilemeyeceği; Böyle bir durumda, kanaatimizce halen geçerli bir devir sözleşmesinin varlığı ve tarafların edimlerini karşılıklı olarak ifası şartı ile ortaklık sıfatının mahkeme kararıyla tesisinin mümkün olduğu; ancak bu durumda davacı yanca pay devir borcunun ifası gerekir iken, davalı devredenin de bu varsayımda davacıdan bakiye miktarda pay devir bedeli yönünden alacaklı olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Taraf vekillerinin beyan ve itirazları ile ...'ten gelen yazı cevabı da değerlendirilmek suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 28.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...Kök ve ek raporda yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle, geçerli bir devir sözleşmesinin varlığı ve tarafların edimlerini karşılıklı olarak ifası şartı ile ortaklık sıfatının mahkeme kararıyla tesisinin mümkün olabileceği; ancak bu durumda davacı yanca pay devir borcunun ifası gerekir iken, davalı devredenin de bu varsayımda davacıdan bakiye miktarda pay devir bedeli yönünden alacaklı olduğu; Taraflar arasında pay devir bedelinin 600.000 TL olarak belirlenmiş olup, davacı ....'nın, davalı ...'e, (250.000,00 TL4144.184,21 TL) olmak üzere toplam 394.184,21 TL tutarında ödeme yapmış olduğu; yapılan bu ödemelerin ilkinin (250.000,00 TL'lik) hisse alım ödemesi adı altında dekontta açıklandığının ve bu hususta banka finansman tahsis yazısının değerlendirildiğinde bu ödemenin hisse bedeline ilişkin olduğunun söylenebileceği; bakiye hisse bedelinin ödenmediği, bu hususta bilirkişi heyeti muhasip üyelerin kök ve ek rapordaki değerlendirmelerine öncelik tanınarak, yalnız 250.000,00 TL'lik sarih ilk ödemenin hisse devir bedeline ilişkin olduğunun değerlendirilmesinin daha isabetli olacağının dosya tetkikinden anlaşıldığı, ancak hisse devir bedellerinin tamamının davacı yanca ödendiği dosya içeriğine göre doğrulanabilmiş olmadığı; Tarafların itirazlarının yukarıda irdelendiği üzere kök raporda başkaca değişiklik yapılmasına sebebiyet verici olarak değerlendirilemediği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davalı vekilinin 24/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ve eklerinin, davacı vekilinin 01/06/2023 tarihli ıslah dilekçesine cevaplarının ve tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden 2. ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 20.06.2024 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunun sonuç kısmında "...Davalılardan ... ıslah dilekçesindeki bir iki ve üç nolu gerekçelerin daha önce kök ve ek raporlarda değerlendirildiği, Birinci gerekçe ve itirazla ilgili olarak olayda geçerli bir fesih (sözleşmeden dönme) şartları mevcut olmadığı görüşünün bildirildiği; ikinci gerekçe ile ilgili pay devrini kısıtlayan ana sözleşmesel bağlamın da TTK 493'e uygun olmadığı, bu sebeple olayda kanuna uygun geçerli bir pay devir kısıtlamasından söz edilemeyeceğinin, böyle bir durumda, kanaatimizce halen geçerli bir devir sözleşmesinin varlığı ve tarafların edimlerini karşılıklı olarak ifası şartı ile ortaklık sıfatının mahkeme kararıyla tesisinin mümkün olduğunun değerlendirildiği; üçüncü gerekçe ile ilgili hisse devri anlaşması taahhüt, devrin gerçekleştirilmesi tasarruf işlemi olup bu yönde zilyetliğin devri ve nama yazılı senetlerin cirosunu tasarruf işlemi olduğu, ancak zaten davacı iddiası devrin (tasarruf işleminin) gerçekleştirilmediği yönünde olup talebi, davalı ile aralarındaki taahhüt işlemi dolayısıyla devre (tasarrufa) icbara ilişkin olduğundan bu iddiaların da değerlendirmeler üzerinde bir farklılık yaratmayacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketin hisselerinin 20.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile nama yazılı olarak bastırılmasına karar verildiği ve basılı hisselerin tamamının ... A.Ş.ye teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, davalı şirkete ait hisselerin bir kısmını ... 56. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı anonim şirket pay devir sözleşmesi ile davalı ...'den satın aldığını belirterek hisselerin adına tescilini, şirket pay defterine kaydını, aksi halde ise tazminat ve ayrılma akçesine hükmedilmesini talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesi uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devri kanunda ya da esas sözleşmede başka bir sınırlama öngörülmeyen durumlarda ciro edilmesi ve zilyetliğin teslimi şartına bağlanmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında ... 56. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı anonim şirket pay devir sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı tarafından, bu belge ve buna dayalı olarak düzenlenen ihtarnameler dışında nama yazılı pay senetlerinin devrine ilişkin başkaca yazılı belge sunulmamıştır. Dolayısıyla, somut olayda nama yazılı senetlerin ciro ve teslim işleminin tamamlandığı anlaşılamamaktadır. Taraflar arasında ayrı bir temlikname düzenlenmesi hisse devri için yeterli değildir. Bu durumda, mevzuata uygun şekilde yapılmış bir hisse devri işlemi bulunmadığından davacının diğer davalı şirketten pay devrini kayıtlara işlenmesinin talep edilmesi mümkün değildir. Bir davada pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve re'sen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise dava bu sebep ile reddedilir. HMK'nun 114. maddesi uyarınca husumet-taraf ehliyeti dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesinde dava şartlarının yargılamasının her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Tüm bu sebeplerle davalı ... A.Ş.'ne dava yöneltilmesinde hukuki yarar bulunmadığından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Hisse senedi devrinin usulüne uygun yapılmamış olması nedeniyle, davalı şirketin hisse devir talebini kabul etmemesine ilişkin aldığı yönetim kurulu kararına dair ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Diğer taraftan, davalı ..., ... 56. Noterliği'nin... tarihli ve ... yevmiye numaralı anonim şirket pay devir sözleşmesi ile hissesini davacıya devir ve temlik ettiğini kabul etmiştir. Buna karşılık, cevap dilekçesinde davalı şirket hisselerinin basılmadığını, bu nedenle ciro etmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Oysaki az evvel belirtildiği üzere, davalı şirketin hisselerinin 20.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile...A.Ş. adına nama yazılı olarak bastırıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı gerçek kişi adına nama yazılı hisse senedi bulunduğu dosya kapsamından anlaşılamamıştır. Ayrıca davalı, dava konusu devir bedelini de almadığını ifade etmiş; davacı ise banka kanalıyla ödediğini ileri sürmüştür. İlgili banka kayıtlarının celbi sonrası bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede 250.000,00-₺ ödeme kaydı tespit edilmiştir. Bu nedenle, anılan sözleşme gereği davacının davalı gerçek kişiye yapmış olduğu ödemenin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer taleplerin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddi ile;
a)Şirket hisse payının hükmen tescili talebinin reddine,
b)Alacak talebinin kısmen kabulü ile 250.000,00-₺'nin 02/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 17.077,5-₺ nispi harçtan peşin alınan 10.246,50-₺ harcın mahsubu ile bakiye 6.831,00-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 11.912,95-₺ bilirkişi ücreti, 632,05-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 12.545,00-₺ üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.227,08-₺ ile 10.308,70-₺ harç gideri olmak üzere toplam 15.535,78-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... tarafından yapılan 4.000,00-₺ bilirkişi ücreti ile 100,00-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 4.100,00-₺ yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş. verilmesine,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 40.000,00-₺ nispi vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı ... A.Ş. vekili lehine hesaplanan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı .. A.Ş.'ne verilmesine,
7-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı ... vekili lehine hesaplanan 56.000,00-₺ nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/11/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza