T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/525 Esas
KARAR NO : 2025/1203
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/10/2020
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili şirket yetkilisinin müşterilerden tahsilat amaçlı 17.01.2020 tarihinde davaya konu olan çek de dahil olmak üzere bir takım çeklerin çalınmış olduğunu Müvekkili şirket yetkilisinin aynı gün ... Polis Merkezi Amirliğinde verdiği ifade ile durumu bildirerek şikayetçi olduğunu ve 20.01.2020 tarihinde olayın yaşanmış olduğu ... Cumhuriyet Savcılığı'nda müvekkil şirket çalışanının yine şikayetçi olduğunu, Konuyla ilgili olarak gerek keşideci gerekse de cirantalar açısından herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için ... 1 ASH Mah ... E s.lı Dosyası ile çalınan tüm çekler hakkında zayi ve iptal davası açıldığını, ... 1 ASH Mah...E s.lı Dosyası içeriğine çalınan çeklerden olan ... Bankası A.Ş nin 31.07.2020 keşide tarihli, 20.000 TL miktarlı, ... seri numaralı çek ile ... Bankası A.Ş, 30.04.2020 keşide tarihli, 90.000 TL miktarlı ... seri numaralı çek' in bir şekilde davalı ... 'in eline geçmiş olduğunu öğrenmiş bulunduklarını. söz konusu çekler üzerinde bir kaç sahte ciro ile birlikte müvekkili şirketin kaşesi ve imzasının dahi sahte olarak yapılmış olduğunu, Yukarıda belirtilmiş olan çek hakkında zayi ve iptal davası açılmış olduğundan söz konusu çekin taraflarına iadesi için iş bu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, İzah olunan sebeplerden dolayı ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle davalarının kabulü ile yukarıda detayları belirtilmiş olan çeklerin taraflarına iadesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Alacağı Temlik Alan Davalı ... vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "va Davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğu, işbu davanın reddi gerektiği. Müvekkili Firmanın, ... Ltd Şti İle Akdetmiş Olduğu "Faktoring Sözleşmesi" Kapsamında Davaya Konu Çeklerin İyiniyetli Hamili Olduğunu. Müvekkili İle ...Ltd Şti arasında 16.01.2020 tarihinde "faktöring sözleşmesi" imzalandığını ve bu sözleşmeyi (dava dışı) ... 'ın müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, Davaya konu çeklerin de aralarında bulunduğu 4 adet çekin, müvekkili tarafından sahih ve usule uygun bir şekilde yapılan ciroya binaen iyi niyetli olarak bir önceki ciranta ...Ltd. Şti 'den taraflar arasında akde dilen faktoring sözleşmesi nedeni ile alındığını. Söz konusu çeklerin 3 tanesinin, karşı tarafın açmış bulunduğu davaya mukabil ... 1 ASH Mah ... E s.lı Dosyası na sunulmuş olduğunu, Tarihi henüz gelmeyen bu çeklerle ilgili olarak, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin çeklerle ilgili olarak ödeme yasağı kararı alması ve çek asıllarının mahkeme dosyasına ibrazının istenmesi üzerine çeklerin bu dosyaya ibraz edildiğini Müvekkilinin davaya konu çeklere ilişkin ödeme yasağı kararı aldırıldığını öğrenince derhal durumu ... 3 Noterliği' nin ... t ve y nolu İhtarnamesi ile faktoring sözleşmenin taraflarına ve çek cirantalarına bildirdiğini, Müvekkili firmanın çeklerin ihtilaflı olduğunu öğrenmesi ,ile durumu ... 16 Noterliği 'nin ... t ve y nolu İhtarnamesi ile derhal faktoring sözleşmenin tarafları na (... ve ... a) bildirdiğini Söz konusu ihtarnamede; davaya konu çeklerle ilgili olarak karşı tarafın çeklerin kendisine ait olduğu ve hırsızlık sonucu rızası dışında elinden çıktığı iddiasıyla ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden çek iptali davası açıldığını, mahkeme tarafından çeklerle ilgili olarak ödeme yasağı kararı alındığı ve çek asıllarının mahkeme dosyası na ibrazının istendiği, işbu sebeple çeklerin ibraz tarihi geldiğinde bankaya ibraz edilemeyeceğini ve sonuç olarak faktoring işlemlerinin aracı kılınması suretiyle haksız kazanç elde edildiğinden bu sebeple aleyhlerine yasal işlemler başlatılacağı, suç duyurusunda bulunulacağının belirtilmiş olduğu. Gerek Türk Ticaret Kanunu Hükümleri gerekse de ilgili doktrin uyarınca borçtan mücerret olan kambiyo senetlerinde davalı müvekkil firmanın iyi niyetinin korunması gerektiği, Davanın reddine, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava çekin çalınması sebebiyle istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememiz ara karar gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davalı Faktoring Şirketinin; ... tarih ve ... sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu nun 1 inci maddesine, 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına ve 38 inci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak BDDK tarafından hazırlanan ve ... t ve s.lı Resmi Gazete de yayınlanan - faktoring şirketleri ve bankalarca yapılacak faktoring işlemlerine ilişkin usulve esasları düzenleyen; Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik in 5 madde sindeki; Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, kurallarına Faktoring Şti nin uymadığı, Sözleşme veya Sipariş Formunun ve taraflar arasındaki Ticari İlişkiyi ortaya koyacak olan belgeleri araştırmamış olduğu, fatura borçlusunun aranmadığı, borcun teyit edilme diği, müşteri beyanına istinaden işlem yapılmış ve gerçekliği teyit edilmeyen (faturanın) temlik alınmış olduğu, ... nun söylenebileceği, Davalı Faktoring Şti nin; Davaya konu çeki/çekleri ciro yoluyla devir alırken, çekin/çeklerin keşidecisine müracaat etmediği, çekin /çeklerin durumu hakkında bilgisine baş vurmadığı ve dolayısıyla Davalı Faktoring Şti nin; Faktoring işlemi 20.01.2020 tarihinde yapılmış olmakla birlikte, kayıp olayı dört gün evvel yaşanmış olmakla, keşideciye sorma halinde; kayıp ve çalıntı olayından haberdar olunup, çek teminata/ işleme alınmayacak ...idi ... Ki; çekin durumu hakkında keşideci bilgisine başvurulmamış ve dolayısıyla davalı Faktoring Şti 20.01.2020 tarihi itibariyle- keşidecisinin bilgisi dahilinde olacak olan- çalıntı çeki/çekleri iktisap ettiği, ... nin söylenebileceği, Faturanın ve eki Teminata alınan Çekin/çeklerin iktisabında gereken dikkat ve özeni göstermeyen, bu konuda kusurlu olan davalı (Faktoring Şti nin), davaya konu çeki/çekleri aynen iade etmesi (veya çek bedeli tahsil olunmuş ise; Ödenen bu bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) istirdadının talep edilebileceğinin, Söylenebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği Adli Tıp Kurumu uzmanından rapor aldırıldığı ve raporda özetle: "İnceleme konusu olarak gönderilen üç adet çek aşlından sadece ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... tarihli ... sayılı 18.000TL'lık çek aslında ikinci ciro olarak ...TİC. A.Ş. ne atfen imza bulunduğu ve bu imzanın ... ve ...'ın elleri ürünü olmadığı, İnceleme konusu diğer çeklerdeki keşideci ve:ciro imzalarının da ... ve ...'ın elleri ürünü olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: " Davacı ... TİC. A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2021 yılına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Dava konusu çeklerin Davacı Ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Kök rapordaki sonuçlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, Tarafların Sair taleplerin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Çek istirdatının koşullarının oluşup oluşmadığı bakımından yapılan değerlendirmede;
Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E... K sayılı ilamında özetle; "Dava, davacının hamili olduğu çekin, çalınması nedeniyle rızası dışında elinden çıktığı iddiasına dayalı bir istirdat davası niteliğinde olup yasal dayanağı 6102 sayılı TTK 792. maddesidir. İşbu davada davacı, çeki elinde bulunduran davalı faktoring şirketinin yürürlükteki mevzuat uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle ağır kusurlu sayılması gerektiğini ileri sürerek çekin iadesini yahut davalı yanca tahsil edilen bedelinin istirdadını talep etmekte olup davalı yan ise yapılan faktoring işleminde ve buna bağlı olarak dava konusu çekin edinilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunmaktadır.
Bilindiği üzere, yukarda anılan yasa maddesine dayalı davalarda ispat yükü davacı üzerinde olup davacı yan, öncelikle, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve hemen ardından da, davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamalıdır.
Davacının, dava konusu çekin önceki hamili olduğu, çekin rızası dışında elinden çıktığı olguları dosya kapsamına sunulan delillerle kanıtlanmış olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkeme hükmünün, davalı yanca bu kabul bakımından temyiz edilmediği de gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü, davalının çeki iktisabında kötüniyetli yahut ağır kusurlu olup olmadığının belirlenmesi ile mümkün olabilir.
Davalı şirket tarafından gerçekleştirilen faktoring işleminin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesi, faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini öngörmektedir. Keza yine faktoring işlem tarihi itibariyle anılan kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan ve somut olaya da uygulanması gereken 10.10.2006 gün ve 26315 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan Yönetmeliğin 22. maddesinde de benzer bir hükme yer verildiği görülmekte olup uyuşmazlığın çözümünde mezkur mevzuat hükümleri yanında kanun uyarınca konuyla ilgili usul ve esasları belirlemekle yükümlendirilen BDDK’nın bu husustaki genelgelerinin ve bu arada 8.7.2010 tarihli genelgesinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Tüm bu mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü üzere, faktoring şirketleri ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bir başka söyleyiş- le, anılan hükümler gereğince, faktoring işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik olunması yeterli olmayıp faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılmasının öngörüldüğü açıktır. Nitekim, 6361 sayılı Kanun’a dayalı olarak 1.1.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5., 6. ve 8. maddelerinde de yukarda belirtilen hususlar hakkında hükümler sevkedildiği, söz konusu hükümlerin yürürlükten kalkan bir önceki yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılmış olan ve faktoring şirketlerinin uymakla yükümlü oldukları hususlara ilişkin 8.7.2010 tarihli genelgede belirtilen prensipleri geliştirerek pekiştirdiği görülmektedir. Faktoring şirketlerinin imtiyazlı kuruluşlar olduğu da gözetildiğinde, yukarda belirtilen usul-esaslar çerçevesinde bir inceleme-araştırma yapılmaksızın faktoring işlemi yapılması halinde, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerektiği izahtan varestedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, mahkemece yapılan inceleme hükme varmaya yeterli olmayıp, davalı faktoring şirketinin yukardaki usul ve esaslara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği, buna dayalı olarak çekin iktisabında ağır kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları üzerinde yeterince durulmadan, davacının bu yolda gösterdiği delillerin tümü toplanmadan, toplanan delillerin ise yukarda anılan hususlar çerçevesinde bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın salt davalı faktoring şirketinin defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine dayalı olarak ve özellikle davacının kambiyo senedinden ötürü kendisine başvurulan kişi olmadığı, işbu davada davacı yanca ileri sürülen iddiaların ise davacı ile dava konusu çekin keşidecisi yahut önceki hamillerinden biri arasındaki ilişkiye dayalı def’i mahiyetinde bulunmadığı gözden kaçırılarak somut olaya uygun düşmeyen 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine dayalı hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verilmiştir.
Bu bağlamda gerek ATK'dan alınan raporda davacı şirkete ait imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmaması gerekse bilirkişi heyetinden alınan raporda alacağı temlik eden davalı faktoring şirketi tarafından Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 5. Maddesindeki düzenlemenin aksine faturadaki bilgilerin kontrol edilmediği, sözleşme veya sipariş formundaki bilgilerin ve taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyacak belgelerin araştırılmadığı, fatura borçlusunun aranmadığı, borcun teyit edilmediği yalnızca müşteri beyanına istinaden işlem yapıdığı, çeklerin kayıp olayının faktoring sözleşmesinden 4 gün önce olduğu, çeklerin keşidecisine çeklerin durumu hakkında başvuru yapılmadığı aksi hâlde çalınma/kaybolma durumundan faktoringin bilgi sahibi olacağı belirtilmiştir.
Bilindiği ve emsal Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere faktoring şirketleri ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altıda olup ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bu yükümlülüklerine uymayan faktoring şirketlerinin ise imtiyazlı kuruluşlar olduğu ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında bulunduğu da göz önüne alındığında mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerekmektedir.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; somut olay bakımından alacağı temlik eden davalı faktoring şirketi tarafından davaya konu çeklerin keşidecilerine müracaat edilmediği, faktoring sözleşmesi tarihi ile çeklerin çalınma tarihleri arasında geçen süre dikkate alındığında müracaat edilmesi hâlinde çeklerin çalınmış olduğu bilgisine ulaşabileceği, ilgili faturaların teyit edilmediği, salt kendi müşteri beyanına göre faktoring işlemi yaptığının bilirkişi raporu ile sabit olması ve davacının çeklerin çalındığına yönelik iddiasının da davacıya ait ciranta imzasının sahte olduğuna ilişkin ATK raporu ile de desteklendiği gözetilerek davalı faktoring şirketinin çekin iktisabında ağır kusurlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Dava konusunun devri bakımından yapılan incelemede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/1. Maddesinde; "(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Dava, rızası hilafına elden çıkan çekin istirdatı, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığı noktasındadır.
Dava konusu çek, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından 08/02/2019 tarihinde davacı ... lehine 92.000,00 TL bedelli olarak... Bankası, ... Şubesi nezdinde tanımlı hesaba bağlı olarak keşide edilmiş ve sırasıyla lehtar ..., ..., davalı... Şirketi, ... A. Ş., ve ... tarafından ciro edilmiştir. Çek, ... Bank tarafından 08/02/2019 tarihinde takasa sunulmuş, çek iptaline ilişkin ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararı gereğince çek bedeli ödenmemiştir.
Davacı, çekin kaybolduğu veya çalındığını ve davalının çeki haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ettiğinden bahisle kendisinin yetkili hamil olduğu iddiasıyla çekin istirdatı istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı kayıtlarını inceleyen bilirkişi raporunda, davalının çeki 03/05/2019 tarihinde kendinden önceki cirantaya iade ettiği tespit edilmiştir. Bu halde davalı, dava konusunu dava tarihinden sonra üçüncü kişiye devretmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 125/1. Maddesinde, davanın açılmasından sonra, davalı tarafın, dava konusunu üçüncü bir kişiye devretmesi halinde, davacının; isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam edebileceği, isterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebileceği düzenlenmiştir.
Mahkeme tarafından, davalının dava konusunu devrettiğini öğrenmesi halinde, bunu re'sen gözetmesi gerekir. Bu halde, davacıya HMK'nın 125/1. Maddesinde düzenlenen seçimlik haklardan hangisini seçtiği hususu açıklattırılarak sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekir. Dolayısıyla, dava konusunun devri ile ilgili olarak davacının iki seçenekten hangisini seçtiğini açıklatmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizde açılan yargılamanın devamı esnasında dava konusu çeklerin dayanak yapıldığı icra takip dosyasındaki alacağını ve senetleri ....A.Ş tarafından ...A.Ş'ye 30/03/2023 tarihli sözleşme ile devredildiği bildirilmiştir. Alacağı temlik alan vekilince temlik belgelerinin sunulmasının akabinde HMK 125/1 uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkını kullanması için süre ve imkan tanınmıştır. Bu bağlamda davacı tarafından sunulan 10/10/2025 tarihli dilekçe ile davaya HMK 125/1-b uyarınca alacağı devreden ... A.Ş aleyhine tazminat davası olarak devam edileceği bildirilmiştir. Yİne davacı vekili tarafından 23/12/2025 tarihli celsede; "celse arası sunmuş olduğumuz dilekçe doğrultusunda davamıza temlik eden ... aleyhine çek bedeli kadar tazminat davası olarak devam ediyoruz" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından davalı faktoring şirketi aleyhine ...Bankası Aş, 31.07.2020 keşide tarihli, 20.000 TL miktarlı, ... seri numaralı çek ile ... Bankası Aş, 30.04.2020 keşide tarihli, 90.000 TL miktarlı, ... seri numaralı çeklerin istirdatı için dava ikame edildiği, mahkememizce yapılan araştırma ve değerlendirmede yukarıda izah edildiği üzere davalı faktoring şirketinin dava konusu çeklerin iktisabında ağır kusurlu olduğu ve çek istirdatı davasının ispat edildiği kanaatinin hâsıl olduğu ancak dava devam ederken alacağın temliki hükümlerine göre dava konusunun devredildiğinin mahkememize bildirildiği, davacı tarafından HMK 125/1-b uyarınca seçimlik hakkının dava konusunu devreden davalı aleyhine tazminat olarak kullanıldığı, davacı tarafça davasını tazminata çevirirken faiz talep edilmediği ve istirdatı gereken çeklerin toplam bedelinin 110.000,00 TL olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca alacağı temlik alan ...A.Ş aleyhine davacı tarafından davaya devam edilmediğinden UYAP kaydının silinmesine ilişkin 23/12/2025 tarihli celse ara kararı ile karar verilmiş ancak alacağı temlik alan tarafından dosya kapsamına gider avansı yatırılmış olması nedeniyle sistemsel bir hata sebebiyle UYAP kaydının silinemediği anlaşılmış ve karar başlığında sadece alacağı temlik alan olarak gösterilmesi gerekmiş ve aleyhine herhangi bir karar verilmemiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-110.000,00 TL tazminatın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.514,10 TL harçtan peşin alınan 1.878,53 TL'nin mahsup edilerek bakiye 5.635,57 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.878,53 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.932,93 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 110.000,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.416,75 TL tebligat, posta gideri ile 17.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.916,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Alacağı Temlik Alan ... Şirketi'nin davada taraf ehliyeti bulunmadığından UYAP kaydının silinmesine karar verildiği ancak dosyada ... Şirketi'nin masrafı bulunduğundan talep halinde ve karar kesinleştiğinde gider avansının ve delil avansından arta kalan kısmın Temlik Alan ... Şirketi'ne iadesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/12/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır