T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/548 Esas
KARAR NO: 2024/634
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 16/04/2019
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin dilekçesinde özetle: " Müvekkilinin, davalı işveren Banka'da 2004 tarihinde işe başlamış iş akdinin haksız olarak sona erdirildiği 03.01.2019 tarihine kadar Genel Müdürlüğe bağlı Bütçe ve Raporlama 'nde üstün performans göstermek suretiyle başarılı ve özverili bir şekilde çalışmasını sürdürdüğünü, davalı işveren Banka İnsan Kaynakları Müdürlüğü'nün ... tarihli fesih yazısında müvekkile Banka ile iflas kararı verilmesinden dolayı genel müdürlük birimlerinde küçülme politikası izlendiğinden iş akdi fesih bildirimi yapılmış ve söz konusu fesih yazı: müvekkile 04.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkile izin ve ihbar ücretleri eksik ödenmiş, fazla mesai ücretinin ise hiç ödenmediğini, müvekkilin normal mesai saatinden sonra akşam 21:00, hatta haftanın bazı günleri 24:00'e kadar mesai yapmış olmasına rağmen, müvekkile fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. ve devamı maddelerine göre, işçinin fazla çalıştırılması halinde, bu çalıştırmanın karşılığı olan fazla çalışma ücretinin de ödenmesi gerektiğini belirterek 100 TL yıllık izin ücreti alacağını yasal faizi ile beraber kısmi 100 TL eksik yatan ihbar ücreti alacağını yasal faizi ile beraber kısmi 100 TL fazla mesai alacağını ise belirsiz alacak olarak mevduata uygulanacak en yüksek faizle beraber hükmedilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacının müflis bankada birden farklı dönemlerde çalıştığını ve ayrıldığını, bu kapsamda; 31.03.2017 tarihinde sonlanan iş akdi sonrasında kendisine ödenen ihbar tazminatı 33.108,88 TL olup, 03.01.2019 tarihli ayrılışında hesaplanan ihbar tazminatı ise 31.057,25 TL olarak hesaplandığını, bu durumda kendisine 31.03.2017 tarihli ayrılışından sonra ödenen ihbar tazminatı zaten 03.01.2019 tarihli ayrılış döneminde hesaplanmış olan ihbar tazminatı hakedişinden 2.051,63 TL fazladan ödendiği için 03.01.2019 tarihinde yapılan hesaplamada ihbar tazminatı farkı çıkmadığını, dolayısı ile davacı tarafın ihbar tazminatı açısından Müflis bankadan herhangi bir alacağı kalmadığını, davacı tarafın işten ayrılırken kullanmadığı 20 gün yıllık izin ücreti kendisine ödendiğini, dolayısı ile davacı tarafın izin alacağı açısından Müflis bankadan herhangi bir alacağı kalmadığını, davacı tarafın imzalamış olduğu 23.01.2018 tarihli İş Sözleşmesinin, İşverenin Yükümlülükleri başlıklı 3. Maddesinin 2.fıkrasında "İşveren, işbu sözleşme kapsamında çalışan tarafından sunulacak hizmete karşılık çalışana aylık 10.600,00 TL net ücret ödeyecektir. Çalışanın aylık ücretine, işverenin İnsan Kaynakları Yönetmeliğinde öngörülen haller ve günlük normal çalışma saatlerinin dışında kalan fazla çalışma ücretleri ile tatil günlerine (hafta tatili, Ulusal Bayram ve genel tatiller) ait ücretler dahil olup, Çalışan, işbu akdin devamı süresince sözleşmede belirtilen ücret dışında herhangi bir ek ücret/ikramiye/prim/jestiyon/temettü v.s, veya başka bir ad altında, ücret artışı da dahil olmak üzere, herhangi bir talepte bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder." denildiğini, davacının müvekkil banka bünyesinde belli sürelerde çalıştığını, Süreç içerisinde İç Kontrol Merkezi Başkanlığın da II. Müdür, Muhasebe ve Mali Kontrol Biriminde II. Müdür, Muhasebe ve Mali Kontrol biriminde Müdür Yardımcısı, İştirakler Müdürlüğünde Müdür ve son olarak iş akdinin feshedildiği tarihe kadar Bütçe ve Raporlama Müdürlüğünde birim Müdürü unvanı ile çalıştığını, davalı müvekkil kurum bünyesinde Birim Müdürü olarak istihdam edilen davacının işe alınırken özlük hakları ve maaşı bu unvanına göre tayin edilmiş olup, mesai saatlerine bağlı kalmak konusunda diğer çalışanlara nazaran daha esnek şartları olan davacının, sıradan personel gibi değerlendirilerek fazla mesai ücretini sözleşmesinde bulunan şarta rağmen talep etmesini kabul etmenin imkansız olduğunu, açıklanan sebeplerden dolayı davacı tarafın fazla mesai alacağı açısından müflis bankadan herhangi bir alacağı bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacının davalı şirketin iflas tarihinden sonra işten çıkarılması nedeniyle yıllık izin, ihbar ve fazla mesai ücreti isteminden ibarettir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava; müflis şirketin iflas tarihi olan 18/05/2021 tarihinden tahliye tarihi olan 09/07/2021 tarihine kadar geçen dönemdeki 60.995,26 TL kira alacağının masa alacağı olması sebebiyle öncelikle ödenmesi gerektiğinin tespiti talebiyle açılmıştır.
Somut olayda ihtilaf; davacının talep ettiği alacağın masa alacağı mı yoksa iflastan sonra doğan genel bir alacak mı olduğu, dava konusu talep yönünden hangi mahkemenin görevli olduğu hususunda toplanmaktadır.
Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır. Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır.
İflas alacakları;
İcra ve İflas Kanunu'nun 184/1. maddesinde; "İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer." hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflâs alacaklarıdır". İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçlarıdır.
İflas alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 1212).
İflas alacakları, iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır. Bu alacakların ödenmesi için açılan dava kayıt kabul davası olarak adlandırılmaktadır. İflas tarihinden önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifadeyle iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nun 235. maddesinden alan davalardır. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme İİK'nun 235. maddesi uyarınca iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.
İflas tarihinden sonra doğan genel alacaklar;
Müflisin, iflasın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflas alacağı olmayıp, iflas masasından istenemez. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.
Masa borçları;
Masa borçları ise; muhatabının masa olduğu, masa üzerine doğan ve masanın doğrudan sorumlu olduğu borçlardır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur". İflas açıldıktan sonra müflisin, masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkan yoktur. Bu nedenle masa alacağı müflisin değil, iflasın açılmasından tasfiyenin sonuçlanmasına kadar iflas masası ya da masa adına iflas idaresi tarafından yapılan borçlardan olup, masa alacağının müflisle ilgisi bulunmadığından bu borçlardan iflas masası sorumludur.
Masa borçları, iflasın açılmasında itibaren tasfiye aşamasında masa adına yapılan ve masa tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Örneğin; iflas idaresinin müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde yaptığı borçları, iflas idaresinin haksız iktisap ve haksız fiillerinden doğan borçları, iflas masası için tutulan avukatın vekalet ücreti, masanın tasfiyesi aşamasında kanun gereği doğan vergi ve resimler, masadaki malın değerinin korunması için yapılan giderler, müflise ait işyerinde iflasın açılmasından sonra çalışmaya devam eden işçinin bu döneme ait ücreti, müflis şirketin kiracı olduğu işyerinin iflasın açılmasından sonraki kira alacağı...gibi. (Mahmut Coşkun, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 2.Baskı, s:925)
İflas tarihinden sonra ancak müflis şirketin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde yaptığı borçların masa borcu olarak değerlendirilebileceği Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/09/1995 tarihli 1995/7081 E. 1995/7295 K sayılı kararında da "...İflas idaresi masa menfaatlerini gözeterek müflise ait fabrika ve işyerini işletmeye devam ederse, işletme nedeniyle doğan borçlar masa borcudur..." şeklinde açıklanmıştır.
İİK'nın 248.maddesinde; "İflasın açılmasından ve tasfiyeden doğan masraflar önce çıkarılır. Rehinlerin bedelinden yalnız rehinin muhafaza ve paraya çevrilmesi masrafları çıkarılır." düzenlemesi gereğince iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan masa borçları, tüm iflas alacaklarından daha önce ve tam olarak ödenir.
Masa alacaklarının tespiti masanın işidir. İflas alacakları ve masa alacaklarının sorumlusu masa olup münferit alacaklılar ve müflis bunlardan sorumlu değildir. Masa alacakları öncelikle ödenir. İflas idaresi masa alacaklısının talebini reddederse, alacaklı masaya karşı genel mahkemede dava açabilir veya takip yapabilir, yoksa sıra cetveline itiraz davası açamaz. (Mahmut Coşkun, s:925)
Şu halde, masa alacakları (borçları), iflas açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa (yani, masa adına iflas dairesi veya idaresi) tarafından yapılan borçlardır (Kuru, s. 1213). Masa alacaklarının tam olarak ödenmesinden sonra iflas alacaklarının ödenmesine geçilir. Satış bedeli masa alacakları karşılanmadan iflas alacaklılarına dağıtılmaz. Alacağın rehine bağlı olması durumu değiştirmez. Masa alacaklarından sonra iflas alacakları ödenerek tasfiye gerçekleştirilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından önce ve tam olarak ödenmeleri gerektiğinden ayrıca masa alacaklılarının borçlusu doğrudan doğruya iflas idaresi olduğundan bu alacaklar sıra cetvelinde yer almaz.
Sıra cetvelinde yer verilen alacaklar sadece iflas alacaklarıdır. Masa alacaklarına sıra cetvelinde yer verilmez ise de, bunlara pay cetvelinde yer verilir. Pay cetveli, malların satış bedelleri tahsil edildikten ve sıra cetveli kesinleştikten sonra iflas alacaklılarının iflastan düşen paylarını göstermek üzere düzenlenen ödeme planıdır. Sıra cetveline karşı açılmış bütün davalar sonuçlanmadan pay cetveli düzenlenemez. Masa alacaklarının ödenmesinden sonra iflas alacaklılarına kesinleşen sıra cetvelinde yer aldıkları sıraya göre düzenlenen pay cetveline göre ödeme yapılır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2016 tarihli 2016/2556 E. 2016/2121 K. sayılı ilamında; "...İflas alacakları (özellikle m. 206'nın dördüncü sırasındaki imtiyazsız alacaklar), iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında ödenir. İşte bu nedenle, iflas masasından istenen bir alacağın, iflas alacağı mı, yoksa masa alacağı mı olduğunu belirlemenin büyük önemi vardır. (Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Tamamen Yeniden Yazılmış ve Genişletilmiş 2. Baskı, S. 1212 vd. Ankara, 2013). İflasın açıldığı sırada müflise karşı ileri sürülebilecek alacaklar iflas alacaklarını; iflasın tasfiyesi sırasında yapılan masraflarla, iflas idaresinin yükümlü olduğu ya da devraldığı mükellefiyetler de (genel bir ifade ile) masa borçlarını oluşturur. İİK'nın 248. maddesinin kenar başlığı "iflas masrafları ve masanın borçları" şeklindedir. Madde metninde açıkça iflas masraflarının iflas alacaklarından önce ödeneceği belirtilmiş ise de masa borçlarından bahsedilmemiştir. Ancak masa borçlarının da iflas alacaklarından önce ödeneceği doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. (Öztek, Selçuk, İflas Hukukunda Sıra Cetveli Prosedürü ve Sıra Cetveline Karşı Müracaat Yolları, yayımlanmamış doçentlik tezi, s.14; Postacıoğlu, İlhan: İflas Hukuku İlkeleri, İstanbul, 1978, s. 205; 19. HD'nin 27.02.1996 tarih ve 202 E, 1568 K; 20.11.1997 tarih ve 6557 E, 9865 K. sayılı ilamı).
İflas masraflarına örnek olarak, iflas kararının ilanına ve gereken yerlere bildirilmesine ilişkin masrafları, defter tutma, malların muhafaza ve satış masrafları, iflas idare memurlarının ücretleri, paraya çevirme ve paylaştırmaya ilişkin harç ve masrafları sayılabilir. Masa borçları ise, iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa namına tekeffül edilen ve onun tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Masa borçlarına örnek olarak, iflas idaresinin müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde akdettiği borçları, iflas idaresinin sebepsiz iktisap, haksız fiillerinden doğan borçları ve iflas idaresi tarafından tutulan avukatın vekalet ücretini sayabiliriz. İflas masrafları ve masa borçlarından masa sorumlu olup, müflis sorumlu tutulamaz. Masa alacaklısına alacağının masa tarafından karşılanmayan kısmı için aciz vesikası verilemez. (Öztek, Selçuk, a.g.e s. 17-18) İflas masrafları ve masa borçlarına sıra cetvelinde yer verilmez. Ancak pay cetvelinde gösterilmelidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, ancak bu alacak masa borcu niteliğinde ise masadan tazmin edilir, değilse tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. İflas idaresi, müflise ait işyerini masanın menfaatini gözeterek işletmeye devam ederse, diğer anlatımla müflisin yaptığı sözleşmeyi feshetmeyip benimser ise bu işletmenin borcu masa borcu niteliğindedir.
...Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalar olup, Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Masa borçları sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için iflas masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. İİK'nda masa borçları ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak için İİK'nın 235/2. maddesinin ilk cümlesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından, somut olayda bu mahkemenin davanın açıldığı 29.12.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir..."
Yapılan açıklamalar ışığında somut dosya değerlendirildiğinde, işbu dava konusu kira alacağının masa alacağı olduğu açıktır. Masa alacakları yönünden asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğuna dair yasal bir düzenleme olmadığından, görevli mahkemenin genel hükümlere göre tespit edilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK 4.maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş ve 4/1.a maddesinde ise kiralanan taşınmazların 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinde görüleceğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğu için görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir." şeklinde karar verilmiştir.
Bilindiği üzere uygulamada kayıt ve kabul davası olarak nitelendirilen İİK 235 kapsamında açılan davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Ancak İİK 235'e konu olan alacaklar iflas alacaklarıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nce de izah edildiği üzere iflas alacakları ise iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır.
Masa borçları ise; muhatabının masa olduğu, masa üzerine doğan ve masanın doğrudan sorumlu olduğu borçlardır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur". İflas açıldıktan sonra müflisin, masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkan yoktur. Bu nedenle masa alacağı müflisin değil, iflasın açılmasından tasfiyenin sonuçlanmasına kadar iflas masası ya da masa adına iflas idaresi tarafından yapılan borçlardan olup, masa alacağının müflisle ilgisi bulunmadığından bu borçlardan iflas masası sorumludur. Bir başka deyişle iflasın açılmasından sonra doğan borçlar ise masa borçlarıdır. Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nce de belirtildiği üzere masa alacaklarının tespiti masanın işidir. İflas alacakları ve masa alacaklarının sorumlusu masa olup münferit alacaklılar ve müflis bunlardan sorumlu değildir. Masa alacakları öncelikle ödenir. İflas idaresi masa alacaklısının talebini reddederse, alacaklı masaya karşı genel mahkemede dava açabilir veya takip yapabilir, yoksa sıra cetveline itiraz davası açamaz.
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile ... Bankası A.Ş'nin 5411 sayılı yasanın 106. Maddesi uyarınca iflasına karar verildiği ve iflasın 16/11/2017 saat 15:28 itibariyle açılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davacının ise müflis şirket nezdinde iflasın açılmasından sonraki tarih olan 03/01/2019 tarihine kadar çalışmasının bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla Asya Katılım Bankası'nın iflasından sonra davacının çalışmasının bulunması nedeniyle davacının alacağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nce de belirtildiği üzere masa borcu olduğu ve genel hükümlere göre yargılamasının yapılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul İş Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır