T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/576 Esas
KARAR NO : 2025/617
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/10/ 2020
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Güvenliğinden davalı tarafın sorumlu olduğu sigortalı inşaat projesinin kamp alanında 04/04/2018, 18/04/2018 ve 14/06/2018 tarihlerinde 3 kez yaşanan hırsızlık hadiseleri sonucu maddi hasar meydana geldiğini, Resmi makamlarca tanzim edilen Olay yeri inceleme raporları ve ifade tutanaklarından da anlaşılacağı üzere müvekkil şirket ile davalı arasında akdedilen güvenlik hizmet sözleşmesi gereği sigortalı mahalde gerçekleşen hırsızlık olaylarında meydana gelen hasarlardan davalı şirketin sorumlu olduğu, Hırsızlık hadisesinin meydana gelmesinde davalı şantiye alanının güvenliğinden sorumlu şirketin; şantiye alanının giriş ve çıkışlarında gerekli özeni göstermediği, bu nedenle yabancı kişiler tarafından şantiye alanına 3 kez girip hırsızlık hadisesinin meydana geldiği, sigortalı şantiye alanında meydana gelen maddi hasardan asli kusurlu olacağı izahta veraset olduğu. Hırsızlık olaylarına ilişkin oluşan zararın tazmini için sigortalıya 29/11/2018 tarihinde 1.354,64 USD, 15/05/2019 tarihinde 813,97 USD, 15/05/2019 tarihinde 2.557,19 USD olmak üzere toplam 4.725,80 USD hasar tazminatı ödendiği, TTK 1472 madde gereğince sigortalısının haklarını halef olduğunu" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı tarafın İnşaat projesinin kamp alanındaki hırsızlık hadisesi sonucu meydana gelen maddi hasardan müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını. Davacı tarafından alınan ekspertiz raporundaki değerlendirmeye katılmalarının mümkün olmadığını; söz konusu hırsızlık hadisesinin kamp alanında değil malzeme deposu bölgesinde olup, akdedilen sözleşmede de görüleceği üzere söz konusu bölgede müvekkil şirketin güvenlik ve gözetime ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığı. Söz konusu bölgede yetkili olarak görev yapan firma ... olduğu. Söz konusu hirsizlik hadisesinden sorumluluğunun bulunduğu iddiasının “kabulünün taraflarınca mümkün olmadığı. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. unvanlı şirket ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşme kapsamında, müvekkil şirket dava dışı sigortalı şirkete danışmanlık ve gözetim hizmeti verdiği, dava dışı sigortalı Şirket ile müvekkil firma arasında imzalanan sözleşme özel güvenlik sözleşmesi olmayıp, müvekkil şirketin 5188 sayılı kanun uyarınca özel güvenlik hizmeti vermesinin mümkün olmadığı. Dava dışı sigortalı şirketin müvekkil ile imzaladığı sözleşmede herhangi bir güvenlik hizmeti talep etmediği izahtan varestedir. Şantiye alanının herhangi bir özel güvenlik ile sağlanmadığı açık olup, yaşanan hırsızlık olayında asli kusurlu Yüklenici firma olacaktır. Müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında imzalanan 02/01/2018 tarihli danışmanlık ve gözetim Sözleşmesi'nin 3. maddesinin B bendinde müvekkilin görev tanımı "polis ve diğer danışmanlık görevlilerinin yetki alanları dışında kalan gözetim ve danışmanlık, yönlendirme hizmetlerinin verilmesi ve koordinasyonudur. Kolluk kuvvetleri yetki alanlarına giren durumlarla karşılaşıldığında en yakın Kolluk Kuvveti ile gerekli koordinasyon sağlanarak işyeri işleyişi sağlanacaktır" şeklinde belirtildiği.Yaşanan hırsızlık hadisesi kolluk kuvvetlerinin yetki alanına giren bir durum olduğu, hırsızlık olayının gerçekleştiği alanın güvenliğinin sağlanması tamamen ... güvenliğin sorumluluğunda olduğu, hırsızlık hadisesinde çalışanlar” sözleşme kapsamında kendilerinden beklenen tüm yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdikleri. Yaşanan olayda müvekkil şirketin personellerinin hırsızlık maksadıyla gelen ve silahı bulunan şahıslara müdahale etmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, çalışanlara silah doğrultulmuş ve çalışanları etkisiz hale getirildiği, buna rağmen kendilerinden beklenen yükümlülükleri yerine getirerek kolluk kuvvetlerine haber verdiklerini, davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı tarafından sigortalanan dava dışı şirket şantiyesinde ayrı tarihlerde meydana gelen üç ayrı hırsızlık olayı ile ilgili dava dışı sigortalının uğramış olduğu toplam zararın davacı şirket tarafından ödenmiş olması nedeniyle rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman bilirkişilere tevdii edildiği ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Dava konusu somut olayda tüm dosya kapsamı tarafımızdan incelenmiş olup nihai karar mahkemeye ait olmak üzere aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır; Dava konusu her üç olayda çalınan malzemelerin toplam bedelinin, 69.224,67TLAt29,209,46TLA438.935,-TL>137.369,13TL olduğu, Dava dışı ... A.Ş. nin*450 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği; ... Şirketinin hırsızlık olayındaki sorumluluğunun zararın 9650 oran olan 137.369,13x9450-68.684,565 TL olduğu, Davalı .., Ltd. Şti.nin dava konusu olayda 9650 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği; Davalı ... Ltd. Şti'nin hırsızlık olayındaki sorumluluğunun zararın %50 oran olan 137.369,13x9450-68.684,565 TL olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman mali bilirktişiye tevdii edildiği ve bilirkişinin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı şirket tarafından dava dışı sigortalısına 4.725,80 USD ödeme yapıldığı, Ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar 133,82 USD işlemiş faiz hesaplanmıştır. Davacı/alacaklı takip talebinde daha da işlemiş faiz miktarı talep etmiş olduğu, Talebe bağlılık ilkesine göre; Takip tarihi itibariyle 4.725,80 USD Asıl Alacak ve 128,96 USD İşlemiş Faiz miktarı olmak üzere toplam 4.854,76 USD talep edebileceği, miktarda 128,96 USD talep edilebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği bilirkişi heyetinden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Dava konusu somut olayda tüm dosya kapsamı heyetimiz tarafından tekrar incelenmiş olup kök raporun kusur yönünden doğru olduğu tespiti ile nihai karar mahkemeye ait olmak üzere aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır; Dava dışı ... A.Ş. nin 950 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği. Davalı ...Ltd. Şti. nin dava konusu olayda %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine Mahkememiz ara kararı gereği bilirkişi heyetinden 2. ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları 2. ek raporda özetle: "Dava konusu her üç olayda çalınan malzemelerin toplam bedelinin; 69.224,67TL-*29.209,46TL*38.935,-TL -137.369,13TL ,(69.224,67 TL:4.6568 kur -14.865,2873 USD) * ( 29.209,46 TL : 4.1038 kur — 7.117,662 USD) * (38.935,-TL : 4.0148 kur — 9.697,868 USD ) — 137.369,- TL — 31.680,8173 USD olduğu, Dava dışı ... A.Ş. Nin %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği; İntaya Şirketinin hırsızlık olayındaki sorumluluğunun zararın %50 oran olan, Hasar miktarının; 137.369, 13 x 9050 — 68.684,565 TL,31.680,8173 x 9650 — 15.840,4086 USD olduğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Yine Mahkememiz ara kararı gereği bilirkişi heyetinden 3. ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları 3. ek raporda özetle: "Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ne kadar ödeme yapıldığının tespiti, ödeme tarihinden takip tarihine kadar USD cinsinden işlemiş faizin hesap edilmesi konusunun heyetimizde bulunan üyelerin hiçbirisinin uzmanlık alanında olmadığından, ödemelerin tespiti ve faiz hesaplamalarının görevlendirilecek bir Mali Müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "6102 sayılı TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için; sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.
Dosyaya sunulan davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında yapılan nakliyat Emtea sigorta poliçesinde "TÜZEL KİŞİLİK NOTU" bulunduğu buna göre; "Teminat taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazıl bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi teminat geçersiz sayılacaktır." şartının getirildiği, taşımayı yapan davalının tüzel kişilik olmayıp gerçek kişi olması nedeniyle meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, dava dışı sigortalı tarafından davacıya alacağın temlik edildiğine dair bir belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olduğu ve rücu imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde karar verilmiştir.
Davacı ile dava dışı sigortalısı arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin incelenmesinde; 004 Genişletilmiş Bakım Devresi Ek Teminatı başlıklı maddenin III. Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı kısmında "Sigortacı, bakım devresinde aşağıdaki haller sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumlu değildir.
(...)
F) Hırsızlık ve hırsızlığa teşebbüs" düzenlemesinin yapıldığı,
devam eden 119 İşverenin veya Sigorta Ettirenin Mülkiyetinde, Zilyetliğinde, Emanetinde veya Kontrolünde Bulunan Bina veya Tesislere İlişkin Kloz başlıklı maddede ise "İşverene ve/veya müteahhide ait veya bunların kontrolünde olan veya korumakla yükümlü oldukları, riziko mahalli içinde veya hemen yanında bulunan ve sigorta konusu İnşaat, Montaj, bakım işleri dışında kalan bine ve tesislerde meydana gelen gelebilecek hasarların aşağıdaki şartlarla bu poliçe teminatına dahil edildiği hususunda sigortalı ile sigortacı mutabık kalmıştır.
(...)
2-Bu özel şart ile teminat altına alınan mevcut bina ve tesisler için azami teminat bedelinin poliçede gösterilmiş olması şarttır" şeklinde düzenleme yapıldığı, poliçenin Sigorta Bedeli ve Limitler başlıklı kısmının incelenmesinde ise hırsızlık olayına ilişkin herhangi bir teminat bedelinin öngörülmediği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına meydana gelen hırsızlık olaylarına istinaden toplam 4.725,80 USD ödeme yaptığı sabittir. Ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin incelenmesinde hırsızlık olaylarının açıkça teminat kapsamı dışında bırakıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin ... numaralı maddesi uyarınca dâhi hırsızlık olaylarının teminat kapsamına alınabilmesi için ayrıca ve açıkça hırsızlığa ilişkin azami teminat bedelinin belirlenmesi şartı koşulmuş olmasına rağmen poliçede hırsızlığa ilişkin herhangi bir azami teminat bedeli belirlenmemiştir. Ayrıca sözleşmenin ... numaralı kısmında da şantiye binaları ve malzeme depolarında meydana gelecek yangın, su ve seylap hasarlarına ilişkin teminatın özel şartları belirlenmiş olup yine hırsızlığın teminat kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu bağlamda vuku bulan hırsızlık olayının davacı şirket ile dava dışı sigortalısı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi kapsamında teminat altına alınmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca davacı tarafından sunulan evraklarda da dava dışı sigortalısından hırsızlık olayına istinaden yapmış olduğu ödemelere dair alacağı temlik ettiğine dair bir belge de sunulmamış olduğu göz önüne alındığında emsal istinaf kararında ve yerleşik Yargıtay uygulamalarında da belirtildiği üzere davacının dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödemenin lütuf ödemesi kapsamında bulunduğu ve rücu imkanının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan655,15 TL'den mahsup edilerek bakiye 39,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL gider avansının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 38.362,79 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/07/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır