T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/650 Esas
KARAR NO : 2025/216
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 20/11/2020
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "22.10.2010 tarihinde ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ile seyir halindeyken karşı yönden gelen ve müvekkilin içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı traktöre çarpması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup yolcu konumunda olan müvekkilimiz yaralanmıştır. Meydana gelen kaza sonucunda müvekkilimiz ağır derecede malul olmuş olup ... plaka sayılı traktörün kaza tarihi itibariyle sigortasının bulunmaması sebebiyle ... Hesabına başvuru yapılmış ve başvurumuz taleplerimizin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle olumsuz sonuçlanmıştır. Belirtilen gerekçenin hukuka uygun bir yönü bulunmamaktadır. Bilindiği üzere tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlar. Müvekkilin maluliyet oranı, çalışma gücünde meydana gelen azalma ve geçici iş göremezlik süresi başka bir deyişle meydana gelen zarar henüz belirlenebilir olmadığından öğrenilmiş değildir. Dolayısıyla tazminat isteminin zamanaşımına uğradığına ilişkin itirazlar kabul edilemez. Müvekkilin zararı işbu dosya kapsamında alınacak maluliyet raporu ile öğrenilecektir.
Müvekkil yolcu konumundayken yaralanmış olup kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmamaktadır. Kaza sonucunda tanzim edilen kaza tespit tutanağında da bu durum sabittir.Kaza sonrasında müvekkilimiz ağır derecede yaralanmış ve bu trafik kazasına bağlı olarak ömrünün sonuna kadar taşıyacağı cismani zararları oluşmuştur. Bu kaza neticesinde hem bedenen hem de ruhen yıpranmış olup uzun süre kazanın etkilerinden kurtulmak için uğraşmış ve tedavi görmüştür.Müvekkilimiz ...’in bir süre tedavi görmesi, iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğramış bulunması geçici iş göremezliktir. Dolayısıyla öncelikle müvekkilimizin tedavi süresi boyunca iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğramasından dolayı çalışma gücü kaybının tümünün (sürekli ve geçici iş göremezlik) ve bakıcı gideri aktüer hesabı yapılarak maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Sayın Mahkemenizde açmış olduğumuz belirsiz alacak davamızın kabulü ile Müvekkilimiz ...’in 22.10.2010 tarihinde trafik kazası neticesinde sakat kalması sebebiyle davalı ... HESABI‘ndan TBK.m.54 uyarınca; kaza tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 5,000-TL tutarında çalışma gücündeki kaybın tümünün ( sürekli – geçici iş göremezlik ) ve bakıcı gideri maddi tazminatının aktüer hesabı yapılarak tahsiline,
Tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava konusu zarar, 22.10.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanmaktadır. KTK.nun 109/2 maddesi "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklindedir ve açıkça cezayı gerektiren bir fiil bulunması halinde ceza zamanaşımının uygulanacağını belirtmiştir. Türk Ceza Kanunu m.66 gereğince işlenen suça ilişkin zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan, huzurdaki dava zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edilmiştir. 22.10.2010 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Necip Şahin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kazada yolcu ... yaralanmıştır. Davacı, sürekli suretle malul kaldığı iddiası ile müvekkil ... Hesabı'ndan maluliyet tazminatı talep etmektedir.
Davacı tarafından, müvekkil Kurum'a yapılan başvuru neticesinde ... Hasar numaralı dosya oluşturulmuştur. Yapılan incelemede zamanaşımı geçmiş olduğu tespit edilmiş ve başvuru reddedilmiştir. Her iki aracın kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi için uzman bilirkişiler tarafından rapor düzenlenmelidir.
Davacı tarafından sağlık kurulu raporu sunulmamıştır. Tazminat hesaplaması yapılacak ise, öncelikle davacının, Adli Tıp Kurumu veya mahkemenizce takdir edilecek resmi ve yetkili bir hastane tarafından, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esasları çerçevesinde muayene edilmesi sağlanarak usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş, şahsın trafik kazasından kaynaklanan arazlar nedeniyle kesin ve kalıcı maluliyetini gösterir rapor aldırılması gerekmektedir. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Taraflar tacir olmadığından ve taraflar arasında ticari bir iş de bulunmadığından, davacı tarafın avans faiz oranı ile birlikte hesaplama yapılması talebi de reddedilmelidir. ... Hesabı bir sigorta şirketi ve tacir olmadığından, talep konusu tazminat haksız fiilden kaynaklandığından ve taraflar arasında ticari bir iş de bulunmadığından avans faizi ödenmesine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil edecektir.
- davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, reddedilen kısım bakımından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur.
DELİLLER:
Adli Tıp Kurumu'nun ...ve ... tarihli maluliyet raporları, kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gider tazminatı talebine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nın 109.maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır" düzenlemesi yer almaktadır.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.
Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...tarih ve ... E., ... K. Sayılı kararı).
TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.
2918 sayılı KTK'nın az yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca, gözden kaçırılmaması gereken husus Yargıtay Özel Dairesinin bir çok içtihadından da anlaşılacağı üzere, ceza kanununda ön görülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesi koşulu, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması halidir. Diğer bir ifade ile meydana gelen olayda ölüm veya yaralanma meydana gelmesi halinde, sonuç kimin eyleminden kaynaklanmış olursa olsun ceza kanununa göre suç sayılma hali gerçekleşmiş olur. Böyle olunca da uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma açılması veya mahkumiyetle sonuçlandırılmış bir ceza davası varlığı koşulu aranmayacaktır. Zira yasa koyucu, ceza zamanaşımı uygulaması bakımından sürücü ve diğer sorumlular bakımından bir ayrım yapmamış, kuralın tümü için geçerli olduğunu kabul etmiştir. (-bkz..Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı-) Hukuk Genel Kurulu kararları da bu yöndedir.
6098 sayılı TBK'nın 153.maddesinde zamanaşımının durması, 154.maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir.
Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir. TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında; “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup, davanın niteliği önem arzetmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hakimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar.
Diğer yandan zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.
Adli Tıp Kurumu 16/04/2024 tarihli maluliyet raporunda özetle; "Her ne kadar dosya ekinde bir takım tıbbi belgeler ve grafiler gönderilmiş ise de Kurulumuzun 11.06.2021, 23.05.2022, 25.11.2022 ve 17/04/2023 tarihli müzekkerelerimizde temin edilmesi istenen olay tarihli detaylı tıbbi evrakların ve grafilerin (BT, MR, direkt grafi) DICOM formatında CD kopyaların dosya ekinde bulunmadığı ayrıca kişinin kendinde mevcut hastalıkları nedeniyle kurul muayenemizde hazır edilemediğinin bildirildiği cihetle; Olay tarihli grafiler bulunmadığından Kurulumuzca tetkik edilemediği, olay tarihli grafilerin temin edilerek gönderilmesi halinde dosyanın yeniden değerlendirebileceği, dosyadaki mevcut tıbbi belgelere ve grafilere göre; 1....sim oğlu, ... doğumlu ... 'in 22/10/2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 XII ( 11Ba ...............30)A%34 E cetveline göre: %43.0 (yüzdekırküç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği..." rapor edilmiştir.
Zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin tespiti amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiş, Adli Tıp Kurumundan alınan 09/12/2024 tarihli raporda özetle; "Dava konusu dosya ekindeki belgeler arasında kurulumuzun 27/03/2024 tarih 6070 numaralı kararında istenen herhangi bir evrağa rastlanmadığı ve kişinin kurul muayenemizde hazır edilemediğinin bildirildiği cihetle mevcut belgelerle maluliyet oranında artışa neden olabilecek değişen durumun anlaşılamadığı; Mevcut tıbbi belgelere göre yeniden yapılan değerlendirmede; 1-... oğlu, 08/06/1942 doğumlu ... 'in 22/10/2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 XII ( 11Ba ........30)A %34 E cetveline göre: %43.0 (yüzdekırküç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,2-İyileşme süresinin 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, bu süre içerisinde, tedavisinin devam ettiği ve %100 malul olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla 22/02/2011 tarihinden sonra maluliyet oranının tespit edilebilir olduğu..." rapor edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 22.10.2010 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araca dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve davacı tarafça kazadan kaynaklı olarak maddi tazminat talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı definin ileri sürülmüştür. Mahkememizince kaza nedeniyle davacı yanın zararının öğrenme tarihinin tespiti amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiş ve davacının kazadaki yaralanmasına bağlı olarak gelişen yeni durum olup olmadığı; gelişen yeni durum olduğunun saptanması halinde ise, bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği konularında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor düzenlenmesinin istenilmiş, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun 09/12/2024 tarihli raporuna göre davacının geçirmiş olduğu trafik kazasındaki yaralanmasına bağlı olarak gelişen yeni bir durumun bulunmadığı ve 22/02/2011 tarihi itibariyle maluliyetinin tespit edilebileceği yönünde rapor verilmiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ile Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda 22/10/2020 tarihinde kazanın meydana geldiği, davacının maluliyet durumunu en geç 22/02/2011 tarihinde tespit edilebileceği , iş bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 2918 sayılı KTK'nın 109. Maddesi ve TBK'nın 72. Maddesinde düzenlenen olağan zamanaşımı süresinin ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ceza zamanaşımı süresi olarak ön görülen 8 yıllık uzatılmış ceza zamanaşımı süresinin dolduğu, somut olayda gelişen yeni durum bulunmadığı anlaşılmakla davalı yanın zamanaşımı definin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 54,40TL'nin mahsup edilerek bakiye 561,00TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 5.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/03/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza