T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/707 Esas
KARAR NO : 2025/930
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/09/2020
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili şirkete .... vadeli, ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... marka .. Tip Yükleyici ...plaka numaralı İş Makinesi cinsi aracın 30/12/2017 tarihinde ... ili, ... ilçesi sınırları içerisinde seyir halindeyken ... plaka numaralı motorsiklet ile çarpışması neticesinde yaralanmalı maddi hasarlı bir kaza meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında iş makinesinin %100 kusurlu olduğunu, meydana gelen trafik kazasında zarar gören hak sahipleri tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde 26/03/2018 tarihinde 9.865,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, ayrıca hak sahibi tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu' na başvuru yapıldığını, STK' nın ... E ...K ve 15/05/2019 tarihli kararının icraya konulması neticesinde ...6. İcra Dairesinin ...E sayılı dosyasına 30/07/2019 tarihinde 49.329,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, bu ödemelerin rücuen tahsili ... 18. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Bahsi geçen nizamiye kapısından gece boyunca ... isimli firmaya ait kamyonlar vasıtasıyla kum, çakıl, yol malzemesi gibi malzemeler giriş çıkış yapılarak taşınmaktadır. Gece boyunca inşaat dolayısıyla ortalama 50 adet kamyon bu şekilde yük taşımakta ve bu kamyonlardan dökülen malzemeler yola saçılmaktadır. Bu sebeple nizamiye kapısında yaklaşık iki yüz metre mesafeli alanda yol 5-10 cm kalınlığında cüfur malzemesi ile trafiği aksatacak şekilde kaplanmaktadır. Davalı ...'ya ait “...” isimi firma, inşaat işini yapan ve bu nakliye işini gören ...'ın alt yüklenicisidir. ....'nın yüklendiği iş; bu dökülen cüfuru trafik akışı başlamadan önce temizlemektir. Aynı zamanda ...'ya ait iş makineleri ... isimli firmaya bu amaçla kiralanmıştır. (Her iki firma arasında iş ve kiralama sözleşmesi mevcuttur.) Olaydaki iş makinesinin operatörü ... ise alt yüklenici ...'ya ait firmanın çalışanıdır ve operatör olarak bu temizleme işini yapmaktadır. İş talimatlarını ... isimli firmadan almaktadır. Olay kış mevsiminde ve havanın aydınlanmadığı, tamamen alacakaranlık diye nitelendirilen bir saatte ve zamanda vuku bulmuştur. Olay anında hava pusludur. Bütün kolluk tutanakları ile de sabit olduğu üzere, olay anında kazanın olduğu yol üzerinde hiçbir aydınlatma tertibatı da çalışmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen; “kaygan ve yağmurlu cadde” ibaresi ile yapılan tarif yetersizdir. Yani, zeminin ıslaklığı, çamurlu ve kaygan oluşu, alelade hava ve yol artlarından oluşan bir durum değildir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, gece boyunca taşınan cufurun ve kamyonların bunları yola dökmesi suretiyle oluşan, inşaat çalışmalarından mütevellit bir olumsuzluktur. Kaza ile ilgili diğer maddi vakıalar aşağıda kusur bölümünde irdelenmiştir. Dosyada mübrez Kaza Özeti tutanağı, birçok yönleriyle maddi gerçekliği tespitten uzak, hukuki normları yeterince irdelemeden, hukuki ve bilimsel olmayan bir tutanaktır. Bu sebeple, davacı tarafından işbu dosyaya delil olarak sunulması ve Sayın Mahkeme'ce dikkate alınması hakkaniyete aykırı olacaktır. Özellikle şunu ifade etmek gerekir ki; kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ve savcılığa gönderilen fezleke de gerçeğe aykırı beyanlar mevcut olup davacının beyanları da dolayısıyla ispata muhtaçtır. Dolayısıyla kusur durumunun tespitindeki yanlışlıklar kısaca şöyledir; KTK m. 47, 67, 84 hükümleri ile bu yasada, "Trafik Kazalarında Sürücü Kusurlarının Tespiti ve Asli Kusurlu Sayılan Haller" düzenlenmiştir. Burada özetle bu hükümlere istinaden davalının (sürücünün) isnat edilen yasal hükümlere göre (kuralları ihlal niteliği taşıyan) eylemleri şu şekilde sayılmıştır; Davalıya ait iş makinesinin operatörü, manevraları düzenleyen genel şartlara uymamıştır. Yani, olayımızda olduğu gibi, yolun sağından veya hızının gerektirdiği şeritten gitmemiştir. Ayrıca, trafiği aksatacak şekilde şerit değiştirmiştir. Sürücü / operatör, trafik işaret ve levhalarına uymamıştır. Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönme, geriye gitme yasağını ihlal etmiştir. Operatörün / sürücünün kullandığı araçta (iş makinesinde) üstünde yanıp sönen tepe lambası ve aydınlatma ışığı yoktur, anılan şartlarda trafik işaret ve levhaları ile diğer sürücüleri uyarmak için tedbir alınmamıştır. Kaza sonrası iş makinesi sürücüsü ambulansı aramamıştır. Bütün bu isnat edilen eylemleri tek tek incelediğimizde ise dava dilekçesindeki iddiaların ne kadar afaki ve gerçeklerden uzak olduğu görülecektir. En başta, eylemdeki kişilerin ve vasıtaların, olay mahallinin hiç bir şekilde tahlili yapılmamıştır. Şöyle ki; Bir kere ...'nın o esnada kullandığı araç, KTK'nda sayılan normal trafik seyrinde olan bir araç değildir, otomobil, otobüs, kamyon çekici ve sair bir araç değildir. BİR İŞ MAKİNESİDİR. Dosyada mübrez olan ve Sayın Mahkeme'nin müzekkeresine cevaben İl Emniyet Müdürlüğü'nün 29.01.2021 tarihli yarısında da belirtildiği üzere; kazanın oluşumunda davalıya ait araç bir iş makinesidir ve bu araçların tescilleri de KTK m. 22 hükümlerine tabidir. Sayın Mahkeme'ce değerlendirme yapılırken bir iş makinesinin şerit değiştirme, manevra yapma gibi bir takım kurallara uymasının beklenemeyeceğini göz ardı edilmemesi gerekir. iş makinesi sabahın o saatinde normal bir istikamette seyir halinde olan keyfe keder yolda olan bir araç değildir. Şantiyeden çıkan kamyonların yola döktüğü cüruf ve çamurları temizlemek için oradadır. Yolun iki şeridi tamamen bu malzemelerle kaplıdır. Bu iki şeridi yaklaşık 50 metre mesafeli bir alanda temizlemek çabasındadır. şerit değiştimeyecek de, ileri geri manevra yapmayacak da bu işi nasıl yapacak 5-10 em kalınlığında bir cüruf ve çamur ile kaplı bir yolu temizlerken başka ne yapması beklenebilirdi ki? Elbette ki, temizlik için bir gittikten sonra geriye dönüp bir daha gidecek, olmadı bir daha gidecek nihayetinde yolu temizleyene kadar uğraşacaktır. İcabında sağa sola manevra yapacaktır. Nihayetinde iş makinesi operatörü Oo saatte zamanla yarışmaktadır. Nizamiye kapısından yola çıkan 50 civarında kamyonun yola döktüğü malzemeleri bir an önce temizleyip, yolun güne başlanmadan trafiğe hazır hale gelmesi için çabalamaktadır. İş makinesini kullanan ...'nın, uygun hızda seyir halinde olmadığından da bahsedilmez. Kullanılan araç (iş makinesi) saatte olsa olsa en fazla 20 km hız yapabilen bir araçtır zaten. Kaldı ki iş makinesi seyir halinde olan bir araç değildir, orada yolu temizlemeye çalışmaktadır. Böyle bir pozisyonda çalışanı bir iş makinesinin trafik işaret ve levhalarına uymasını beklemek ise akla zarar bir durumdur. Kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen ..., normal bir araç ile yolu kullanıp istikametine doğru ilerleyen bir kişi değildir. Orada iş yapmaktadır. Kullandığı aracın tekerleklerinin olması demek bir otomobil veya başka herhangi bir araç olduğu anlamına gelmez. Geriye dönme, geriye gitme yasağının ihlalinden bahsetmek de hakeza aynı şekilde iş makinesinin orada ne için olduğunu bilmemekten ileri gelmektedir. Yukarıda da bahsedildiği gibi ..., yolu temizlemek için bu manevraları pekala yapacaktır. İcabında geri dönecek, olmadı bir daha dönecek ve nihayetinde yolu kullanıma elverişli hale getirene kadar uğraşacaktır. Diğer sürücüleri uyarmak için trafik işaret ve levhaları kullanmadığına dair isnatlara gelince; Bir kere iddia edildiği gibi, kullanılan aracın üzerinde yanıp sönen bir uyarı ışığı ve devamlı yanan bir aydınlatma ışığının mevcut olmadığı vakıası gerçeğe uygun değildir. ... C. Başsavcılığı, Soruşturma No: ... sayılı dosyasında mevcut CD görüntülerinde olaya karışan ve davalıya ait iş makinesinin üzerinde uyarı ışığının mevcut olduğu görülecektir. Sadece kazanın mağdurunun ifadesine göre böyle bir değerlendirmenin yapılması hakkaniyete aykırıdır. Kaldı ki olayın tanıklarının beyanları ile de dava dilekçesinin aksine uyarı ışıklarının olduğu sübut bulacaktır. Yine aynı CD görüntülerinde, sadece olay mahalli 50 metre kadar bir alan görülebilmektedir. Oysa bu olay mahallinin dışında 100 metre mesafelerde olay mahallinin önünde ve arkasında yol kenarında sarı renkte sabit uyarı ışıkları mevcuttur. Yine görüntülerde belli olmamakla birlikte, yolun temizlendiği Harp Okulu kapısının önünde inşaat malzemeleri taşıyan kamyonların çıkışından mütevellit sabit dubalar mevcuttur, Yine aynı iş yeri şantiyesinde çalışan bir şahıs (güvenlik görevlisi) davalı tarafından görevlendirilmiş ve gelen araçları uyarmak için olay mahalline varmadan 50 metre kadar bir mesafede işaret ile uyarı yapmaktadır. Hatta olay esnasında bu görevli şahıs, kaza mağduru ...'ı işaret ile uyarmıştır. Ve hatta kazazede ...bu görevli şahsın eline şiddetle çarparak hızlı bir şekilde ilerlemiştir. Nitekim, olay mahallinde bulunan şantiye ... isimli bir firmanın kullanım yeridir ve davalı da bu firmaya ait kamyonların yola döktüğü malzemeyi temizlemektedir. Burada bu tip uyarı işareti ve levhaların konulması, gerekli işlemleri yapması bu inşaat firmasının yükümlülüğündedir. Yine CD kaydında görüldüğü üzere, olaydan hemen önce birçok araç, davalıya ait iş makinesinin sağından ve solundan nizami ve tertipli bir şekilde geçebilmektedir. Zaten olay mahallindeki 50 metre mesafeli yol normal hızda dahi seyir için müsait değildir. hiç bir sürücü (kaza mağduru ilker can hariç) orada istese de istemese de hızlı gidemez. çünkü yol 5-10 cm. kalınlığında çamur ile kaplıdır. Nihayetinde..., o hızla, o zeminde giderken velev ki orada davalıya ait iş makinesi olmasın, başka bir araca veya orada bulunan bir duvara çarpacağı kesindir. Yolda bu şekilde çamur varken, akşamdan da yağmur yağdığı için yolun zemini adeta sabun gibidir. Orada, davalıya ait araç olmasa dahi kim olursa olsun o hızla ilerleyen bir aracın kaza yapmamasını beklemek imkânsızdır. Kaldı ki olay mahallinde çok kısa aralıkla (200 metre civarında) iki otobüs durağı mevcuttur. Yani olay mahalli bu iki durağın tam ortasındadır. Bu nedenle olay mahalli zaten gerekli uyarı işaretleriyle donanımlıdır. Bütün bilinçli sürücülerin de bu durumun farkında olması beklenir. Nihayetinde kazanın mağduru...'ın da aşırı hızlı olduğu sabittir. Öyle ki, kendisini uyaran görevlinin eline çarpacak kadar ve düştüğünde metrelerce sürüklenerek şiddetli bir şekilde çarpacak kadar hızlıdır. Nasıl bir hızdır ki, vücudunda bu denli bir hasara yol açsın? Böyle bir hız varken, istediğiniz kadar kurallara uygun manevra yapın, istediğiniz kadar o yolu trafik uyarı işaretleriyle donatın, istediğiniz kadar ve sair tedbirleri alın, bu denli kusurlu hareket eden bir kişinin kaza yapmasını önleyemezsiniz. Nitekim mağdur; önündeki diğer araçların arasından zikzaklar çizerek ve bu şekilde hızla olay mahalline doğru ilerlemiştir. Ama her nedense, davacı tarafından kazanın mağdurunun bu eylemi hiç dikkate alınmayarak ve bir takım uygun olmayan gerekçelerle müvekkilimin çalışanı asli kusurlu olarak gösterilmiştir. Oluşan kaza sonucu iş makinesini kullanan ... tarafından kendisine ait ... numaralı telefondan gerek 112 ambulans ve gerekse kolluk birimleri ivedilikle aranmıştır. Bahsi geçen GSM hattına ait olay günü telefon kayıtları tespit edildiğinde bu durum sübut bulacaktır. Ayrıca, olay anında iş makinesinin operatörü olan ...'nın olayın şoku ile infial halinde olduğu, panik halinde bilinçsizce davranışlar sergilediği de tanıklar tarafından beyan edilmiştir. Bu panik haline karşılık, olay anında orada bulunan güvenlik görevlisi ... ve kısa sürede olay yerine gelen ... isimli şahıslar tarafından da bu acil telefon servisleri aranmıştır. Yukarıda davaya husumet yönünden itirazlarımızı ve gerekçelerini beyan etmiştik. Bu talebimizin Sayın Mahkeme'ce kabul görmemesi halinde, terditli olarak davanın ihbarını talep gereği hâsıl olacaktır. Bu dava ile ilgili olarak, müvekkilim, işleten sigortalı sıfatıyla dava edilmiştir. Ancak müvekkil ...'ya ait olan aracın kiracısı ve görülen işin işvereni konumunda olan ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. 'nin davaya fer'i müdahil olarak katılımını teminen, kendisine davanın ihbar edilmesinde tarafımız açısından hukuki yarar mevcuttur. Zira, davayı kaybetmemiz durumunda, davacı tarafa ödemek zorunda kalacağımız miktar kadar kendisine rücu etmemiz söz konusu olacaktır. Yine yukarıda husumet itirazlarımızda belirttiğimiz gerekçelerle ve bu beyanlarımızın kabul edilmemesi halinde, tarafın davaya fer'i müdahil olarak katılmasını sağlamak amacıyla, derdest olan davamızın adı geçen üçüncü kişiye ihbar edilmesini mahkemenizden istemek zorunluluğu hâsıl olacaktır. davanın reddi ile icra takibine itirazımızın kabulüne ve takibin iptaline, Davalıya ait menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebin reddine, Davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair talebin reddine ve davacı aleyhine en az aynı oranda inkar tazminatına hükmedilmesine, Husumet itirazımızın kabulüne,bu itirazımızın kabul edilmemesi halinde ... A.Ş'ne (Adres: ...) davanın ihbar edilmesine, Vekâlet ücreti dâhil tüm yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosyanın ... 8. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar ve 02/11/2020 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizde görülmekte olan dava, davacının davalıdan ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle 30/12/2017 tarihinde, ... plakalı motorsiklet ile ...plakalı iş aracının kaza yapması sonucu, hak sahiplerine ödenen alacağın rücuen tahsili amaçlı olarak başlattığı icra takibinde alacaklı olup olmadığı, alacaklıysa alacağın miktarı konularında yoğunlaştığı, davanın davalının itirazının İİK.67.maddesine göre iptali davası ve %20 icra inkar tazminatı talebinden ibarettir.
Trafik Sigortası Genel Şartları'nın B/4/1-b maddesinde; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
(1) Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
(...)
b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
(...)" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman makine bilirkişisinden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "... plakalı iş makinasının operatörü ...'nın yaralanmalı ve maddi hasarlı kazanın meydana gelmesinde %65 (Yüzde Altmış Beş) oranında kusurlu olduğu, ...'nın kusurundan doğacak tazminattan davalı ...'ya ait ...Tic.'nin ve dava dışı ... Tic. Ve San. A.Ş.'nin müteselsilen sorumlu oldukları, Karayolu üzerindeki çalışmayı kamu adında denetleme sorumluluğu bulunan dava dışı... Trafik Müdürlüğü'nün yaralanmalı ve Maddi hasarlı kazanın meydana gelmesinde %10 (Yüzde On) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı motosikletin sürücüsü ...'ın yaralanmalı ve maddi hasarlı kazanın meydana gelmesinde 9525 (Yüzde Yirmi Beş) oranında kusurlu olduğu, Davacı tarafın faiz ve diğer taleplerinin Mahkemenin Sayın Hakiminin takdirinde olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davalı ... adına kayıtlı ve davacı ... Sigorta Şirketine Trafik Sigortalı ... plaka numaralı iş makinası operatörü dava dışı ...’nın hatalı sevk ve idaresinin birinci (asli) derecede ve takdiren %65 (yüzde altmışbeş) oranında etkili olduğu, ... plaka numaralı motosikletin dava dışı sürücüsü ...’ın hatalı sevk ve idaresinin ikinci (tali) derecede ve takdiren %25 (yüzde yirmibeş) oranında etkili bulunduğu, Dava dışı ... Başkanlığının, denetim görevini yerine getirmemesinin ikinci (alt düzeyde tali) derecede ve takdiren %10 (yüzde on) oranında etkili olduğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman başka bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle:" Davakonusu kazanın meydana gelmesinde davalı yanın asli derecede ve 9665 oranında kusurlu olduğu, Dava dışı...'ın KTK md 52'yi ihlalden tali derecede ve 9625 oranında kusurlu olduğu, Kazanın meydana geldiği olay mahallinin ... sınırları içinde olması sebebiyle belediyenin /ilgili kurumlarının KTK md 10'u ihlalden tali derecede ve 9610 oranında kusurlu olduğu, Meydana gelen kazanın oluş biçimi, olay anı görüntüleri, hasar sonrası ekspertiz işlemi yapılan Motosikletin fotoğrafları da göz önünde bulundurulduğunda dava dışı ... sevk ve idaresindeki, ...'a ait motosiklet için düzenlenen Kesin Ekspertiz Raporu'nda yer alan değişimi gereken parçalar ve tutarlarının yerinde olduğu, Yapılan ödemenin yerindeliğinin tespiti açısından ödeme tarihleri esas alınarak yapılacak hesaplamada ödemenin yapıldığı tarihlerde yürürlükte olan ZMMS Genel Şartları ve poliçe başlangıç tarihinin 04.03.2017 yani genel şartların yürürlüğü girdiği 01.06.2015 tarihinden sonra ve ödemenin de 30.07.2019 'da yani Anayasa Mahkemesi “nin KTK Genel Şartlarını iptal kararından ÖNCE gerçekleştiği dikkate alınarak, ilgili dönemde geçerli olan Genel Şartlar ve Yargıtay kararlarına istinaden TRH-2010 Erkek Yaşam Tablosu kullanılarak 1,8 Teknik Faiz Uygulayarak Aktüeryal Yönteme göre hesaplama yapıldığı; ... A.Ş. tarafından 30.07.2019 'da yapılan 49.329 TL ödemenin 49.134,28 TL kısmının Sürekli İş Göremezlik Zararına ilişkin anapara ödemesi olduğu, Davacı ...Sigorta A.Ş. tarafından 30.07.2019 'da yapılan 48.587 TL sürekli iş göremezlik tazminat ödemesinin, ödeme tarihi itibariyle dava dışı kazazede...'a 49.134,28 TL olarak hesaplanan Sürekli İş Göremezlik zararından düşük olduğu, farkın bilinen dönem hesabından kaynaklandığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
... Genel Müdürlüğü'nün 04/06/2025 tarihli yazı cevabında davalı ...'ya ait aracı süren .... T. C kimlik numaralı ...'nın 30/12/2017 tarihi itibariyle ... plaka sayılı ... marka ... Tip Yükleyici iş makinesi kullanmaya yeterli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığının hususunda yapılan araştırmada Adı geçen şahsın 2013 tarihli ekskavatör ve beko loder iş makinesi operatörlük belgesinin olduğu kayıtlarından tespit edilmiş olduğu ve ...Tip yükleyici iş makinesi loder iş makinesi operatörlük sertifikası ile kullanılabildiği bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça davalı sigortalısına ait aracın sürücüsü olan ...'nın bahse konu iş makinesini kullanmaya yeterli ehliyetinin bulunmaması sebebiyle üçüncü kişinin davacı tarafından karşılanan zararının rücuen tazmininin talep edildiği, dayanak olarak ise Trafik Sigortası Genel Şartları'nın B/4/1-b maddesine dayanılmıştır. Trafik Sigortası Genel Şartları B/4/1-b maddesi uyarınca sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için trafik kazasına neden olan araç sürücüsünün ehliyetsiz şekilde söz konusu aracı kullanması gerekmektedir. Ancak somut olayda ...Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabı doğrultusunda dava dışı araç sürücüsü ...'nın kaza tarihi itibariyle ... Tip yükleyici iş makinesini kullanmaya yeterli operatörlük sertifikası bulunduğu anlaşılmakla davacının davalı sigortalısına rücu etme şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.078,11 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 462,71 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 3.375,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 63.130,41 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır