T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/279 Esas
KARAR NO: 2023/637
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/04/2021
KARAR TARİHİ: 12/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalının 24.06.2019 tarihli 5 yıl süreli Bayılik Sözleşmesi ile Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) dağıtım şirketi olan müvekkil ... A.Ş.'nin bayiliğini yaptığını, 24.06.2019 tarihli LPG ile çalışan Karayolları Taşıtları için İkmal İstasyonu Bayiliği Sözleşmesi'nin sona erme tarihinin 24.06.2024 olduğunu, davalı tarafından ... 3. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ile imzalanan bayilik sözleşmesi farklı bir EPDK Bayilik Lisansına tabi olan ve petrol piyasasında faaliyette bulunan dağıtım firması ile olan sözleşmesinin sona ermesi gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkil şirket ile arasındaki sözleşmenin ilgisi olmayan gerekçelerle feshedildiğini, sözleşmenin tek taraflı ve haksız yere süresinden önce feshedildiğinden müvekkil şirketin tazminat talep hakkı doğduğunu, müvekkilin uğradığı müspet zararı tazmin etmek durumunda olduğunu, davalı bayiliğe devam ettiği süre boyunca LPG satışına devam ettiğini ve müvekkilin de satışlardan kar elde ettiğini Sözleşmenin süresinden önce davalının kusuru ile sona ermiş olması sebebiyle müvekkilinin kardan mahrum kaldığını, davalının satış rakamlarının müvekkil ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesini ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalının LPG alımı yaptığı dönemde aldığı en yüksek LPG miktarının tespiti ile sunulacak olan perakende satış fiyatları göz önüne alınarak cezai şart miktarının tespit edilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 20.05.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Dava konusu olan sözleşme taraflar arasında ilk olarak 22.01.2014 tarihinde imzalandığını, sözleşme gereğince bayilik anlaşması imzalayan müvekkilin söz konusu lokasyonda tadilat işlemlerini tamamlayamadığından şirket yönetimini de devretmek durumunda kaldığını, müvekkil firmanın şirket yönetimi değiştikten sonra 07.06.2015 tarihinde hem ... hem de davacı ... ile bayilik sözleşmesini yenileyerek uzattığını, 2015 yılında yenilenen sözleşme 01.06.2020 tarihine kadar geçerliğini koruyacağı kararlaştırıldığını, müvekkil Şirket'e 25.03.2019 tarihinde Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Dairesi Başkanlığından ...E. 15810 sayılı ihtar tebliğ edildiğini, bu ihtarda davacı ile yapılan sözleşmenin 22.01.2019 tarihinde sona erdiği bu nedenle 15 gün içerisinde yeni dağıtıcı ile yapılmış ya da mevcut dağıtıcıyla yenilenmiş sözleşmenin kuruma sunulmasını aksi takdirde LPG Otogaz Bayilik lisansının iptal edileceğinin ihtar edildiğini, bu husus üzerine müvekkil şirket ile davacının yetkililerinin görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde 01.06.2015 tarihinde yapılan sözleşmenin davacı tarafından EPDK'ya yapılmadığı bu hususun unutulduğunun belirtildiğini, LPG lisansı sona erdirilmek üzere olan müvekkile karşı tekrar sözleşme yapma teklifiyle geldiğini, müvekkil şirketin bu durumu kabul etmiş olmasına rağmen iş bu sözleşmenin yapılmasının EPDK'nin müvekkil şirkete verdiği 15 günlük sürenin sonunda gerçekleştiğini, Davacının yetkilileri lisansın iptal edileceği son gün müvekkil şirkete geldiğini, yanlarında bir nüsha sözleşme getirdiğini, müvekkilin okumasına dahi izin vermeden iş bu sözleşme müvekkile imzalatıldığını, lisans iptalinin son günü olması dolayısıyla müvekkil baskı altında olduğunu, gerekli araştırmayı yaptığını, sözleşmenin bir nüshasını dahi alamadığını, tek taraflı sözleşmeyi imzalayarak karşı yan yetkilisine teslim ettiğini, aralarında geçen sözlü teyitleşmede sözleşmenin bir yıllık olduğunun vurgusunun yapıldığını, imzaladığında söz konusu sözleşmenin boş olduğunu müvekkil firmanın sözleşmeyi aynı zamanda ... firmasının anlaşmalı gazı dağıtım firması ... yani davacı şirket olduğundan, ... reklam ve akaryakıt istasyonu giydirmesinin altında başkaca bir gazın satışının mümkün olmadığını, ... ile yapılan sözleşmenin taraflar kısmında bile ...'in bulunması, sözleşmenin 5. Ve 7. Maddelerinde ...'in adeta ana kuruluş olarak hesap verilmesi gereken merci olarak tayin edilmesi iş bu sözleşmenin aslında ... (...) ile yapılan sözleşmenin eki haline getirdiğini, ana sözleşmenin son bulduğu durumlarda yardımcı sözleşmelerin de ana sözleşme gibi son bulduğunu, karşı yanın davasını kabul etmediğimizi ve taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini kabulü durumunda hem müspet zararın tazmini hem de cezai şartın uygulanması durumunda yararlanma söz konusu olacağını, ... i le yapılan sözleşme ile LPG dağıtım şirketi olarak davacı ile anlaşma zorunluluğunun bulunması nedeniyle sözleşmenin kelepçeleme sözleşme olduğunu, davalı ile yapılan anlaşma devam ettiği sürece müvekkil şirketin başkaca akaryakıt dağıtım şirketiyle anlaşamayacağını, zorunlu olarak ... ile anlaşmak durumunda olduğunu Karşı tarafın unutarak sözleşmeyi EPDK'ya sunmaması nedeniyle müvekkil 4 sene daha ...'le anlaşmak ya da sözleşmeleri fesh ederek cezai şart ödemesi yapma tehdit altında kaldığını.." savunmuştur.
Davacı vekilinin 07/06/2021 tarihli cevaba cevap dilekçesinden özetle; "Taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesinin 24.06.2019 tarihli olduğunu, sözleşmenin 34.maddesinde 5 yıl süreyle geçerli olduğunun yazdığını, davalı taraf devam eden ve 24.06.2024'e kadar devam etmesi gereken sözleşmeyi süresinden önce feshettiğini, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında verdiği ihtara cevapta davalıdan sözleşme sonuna kadar ifanın devamını talep ettiğini, karşı taraftan olumlu bir dönüş almadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde iddia ettiği gibi müvekkil şirketin EPDK nezdinde herhangi bir şekilde eksik veya unutulan şekilde bir bildirimi bulunmadığını, müvekkil şirketin bildirim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalının gerekli araştırmayı yapamadığı, sözleşmeyi okuyamadan ve boş olarak imzaladığı gibi iddiaları tacirin dayanabileceği iddialar olmadığını, müvekkil şirketin ... A.Ş ayrı bir LPG lisans dağıtım şirketi olduğunu, davalı yanın iddia ettiği gibi ... Şirketi (... ) ile herhangi bir şekilde ticari bağı bulunmadığını, davalı tarafın ... ile olan sözleşmesinin sona erdiğinden ve başka bir şirketle sözleşme imzalamış olmasından dolayı ... ile olan sözleşmeden feshetmesi haksız fesih olduğunu, davalı tarafın gerekli şartların oluştuğu açık olduğundan dava konusu cezai şartı ve kar mahrumiyetini ödemekle mükellef olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan bu sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini, davalının itirazlarının aksine bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart, ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğundan hem müspet zarar (kar mahrumiyeti) hem de cezai şart aynı anda talep edilebildiğini, taleplerimiz doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini.." talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, somut olayda taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayiilik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce haksız nedenle tek taraflı fesih edilip edilmediği sebebi ile davacının davalılardan cezai şart talebinde haklı olup olmadığı, bu suretle davacının kar mahrumiyetine sebep verip vermediği nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarıdır.
Bilirkişiden alınan 27/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; "..Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi, protokol ve ekleri gereğince bayi lisansının sonlanması sebebi ile davacının davalıdan cezai şart talebinde haklı olup olmadığı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmenin 33. Maddesinin b bendine göre, davalının sözleşmeye aykırı davranışlarıyla sözleşmeyi feshettiğinden cezai şart talep edebileceği, yapılan sözleşmenin tekelleşme ve kelepçeleme işlemi olup olmadığını, haklı ise miktarının, ... ile yapılan bayilik sözleşmesi ile ... ile yapılan oto gaz sözleşmesi bir kelepçeleme sözleşmesi olmayıp sektörel işbirliği sözleşmesi olduğunu, davacı ile davalı arasındaki sözleşmeninde bu kapsamda ticari nitelikli ve tamamen tarafların özgür iradeleri ile mevcut çalışma sürecindeki davalının LPG satış tonajlarıda gözönüne alınındığında “...” sözleşmeden bahsedilemeyeceğini, davalı bayinin anılan sözleşme ve protokol kapsamında sözleşmeyi haklı olarak fesh edip etmediğini, dava tarafları arasında imzalanan LPG Bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi 24.06.2019 ve Sözleşme 5 yıl süreli olup 24.06.2024 de sona ereceğini, davacı ...A.Ş ayrı bir LPG Ana dağıtım şirketi olduğunu, davalının dava dışı ... Şirketi ile olan sözleşmesinin sona ermesi davacı ... ile imzalanmış olan LPG oto gaz sözleşmesinin de sona ermesi anlamına gelmeyeceğini, davacının kar mahrumiyeti talebinde haklı olup olmadığı taraflar arasında ki Bayilik Sözleşmesi'nin 33. Maddesinin (a) bendine göre talep edebileceğini, ariyet olarak teslim edilen emtianın davacı tarafa iade edilip edilmediği, edilmemiş ise bedeli hususunda davacı tarafın haklı olup olmadığı, haklı ise miktarının tespitini, ariyetlerin teslimi konusunda her iki tarafında noterden birbirlerine teslim alınması konusunda ihtarları olmakla birlikte, dava dosyasında ariyet dava konusu davacı tarafından edilmediği tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın ekonomik yönden davalı şirketin yıkımına sebep olup olmayacağı ve dolayısı ile TTK 22 ve BK 182 maddesi uyarınca indirim gerekip gerekmediği konusu, tacir olan borçlunun cezai şartın indirimini kural olarak istemeyeceğini ancak istisnaen ekonomik anlamda borçlu tacirin mahvına neden olacak ise indirim talep edebileceğinin Yargıtay kararlarında kabul edildiği, davacının cezai şartın yanı sıra yoksun kalınan kârı da talep edebileceği; tarafımızdan yapılan değerlendirmeler ışığında ve davalının cezai şart olarak 280.358,57-₺ ve kar mahrumiyeti olarak (Sayın Mahkeme Sözleşmenin kalan dönemi için) 415.034,05-₺ olmak üzere toplam 695.392,62-₺ davalı taraftan talep edebileceği, borçlunun tacir sıfatının bulunması, işin ticari işletmeyle ilgili olması ve cezai şart tutarı dikkate alındığında, cezai şartta tenkis koşullarının bulunmadığı; ancak davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebilecek mahiyette olup olmadığı hususunda takdirin mahkemede olduğunu, rapor özelinde tarafımızdan yapılan değerlendirmeler ışığında ve davalının cezai şart olarak 280.358,57-₺ ve kâr mahrumiyeti olarak (Sayın Mahkeme Altı Aylık dönemi için) 119.224,58-₺ olmak üzere toplam 399.982,81-₺ davalı taraftan talep edebileceği, bu tutarın davalının ekonomik mahvıma sebebiyet vermeyebilecek mahiyette olup kararı mahkemeye ait olacağını, rapor özelinde tarafımızdan yapılan değerlendirmeler ışığında ve davalının cezai şart olarak 280.358,57-₺ ve kar mahrumiyeti olarak (Sayın Mahkeme 3 aylık dönemi için) 58.624,24-₺ olmak üzere toplam 338.982,81-₺ davalı taraftan talep edebileceği, bu tutarnı davalının ekonomik mahvıma sebebiyet verebilecek mahiyette olup kararı mahkemeye ait olacağını, tespit değerlendirme ve kanaatine varılmış olmakla birlikte, yapılan değerlendirmeler sadece usul ekonomisine hizmet etme amacı taşıdığını, herhangi bir şekilde hukuki görüş beyanı içermediğini.." beyan etmiştir.
Davacı vekilinin 09/06/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "Davanın 8.000,00-₺ bedelli, kısmi olarak açıldığını, talebimizin 4.000,00-₺'lik kısmı kâr mahrumiyetine ve 4.000,00-₺'lik kısmı cezai şart talebine ilişkin olduğunu, bilirkişi raporunda; kar mahrumiyetine ilişkin talebimizin 415.034,05-₺ , cezai şart talebimizin 280.358,57-₺ olabileceği kanaatine varıldığını, kâr mahrumiyetine ilişkin talebin 4000,00-₺ yerine 60.581,58-₺ olarak olarak yeniden belirlendiğini, cezai şarta ilişkin talebimizi ise 4000,00-₺ yerine 280.358,57-₺ olarak yeniden belirlendiğini, 332.940,15-₺ için eksik harcı yatırıldığını, talebin ıslah ettiğimiz bedeller üzerinden kabulüne karar verilmesini, tüm bu bedellere temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..'' talep etmektedir.
Taraflar arasında 24.06.2019 tarihli süre sonu 24.06.2024 ( 5 yıllık süreli) tarihine kadar olan bayilik sözleşmesi imzalandığı, süre bitiminde kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafça sözleşmenin 29.01.2021 tarihinde süresinden evvel fesih edildiği, davalı tarafından ileri sürülen taraf değişikliğinin feshin gerekçesinde haklı olamayacağı , davacının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı bayiye yakıt sağlamamasının söz konusu olmadığı bu minvalde bayinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz. Somut olaydaki uyuşmazlıkta ise taraflar ticaret şirketleridir (tacirdirler) ve kural olarak kararlaştırılan cezai şart miktarının aşırı yüksek olduğundan bahisle takdiren indirim talep edilemez. Ne var ki cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik olarak yıkımına yol açabilecek kadar yüksek ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir veya cezai şart anlaşmasını tümü ile geçersiz sayabilir.
Toplanan deliller, 27.04.2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibariyle: davacı ile davalı arasında imza edilen 24.06.2019 tarihli bayilik sözleşmesinin 24.06.2024'de sona ermesi gerekirken davalı tarafından sözleşmenin haksız feshedildiği, Sözleşmede haksız Feshi nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın yanında kâr mahrumiyetinin de istenebileceği sözleşmede açıkça belirtilmiş olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 33 a ve 33 b maddeleri uyarınca kâr kaybı ile cezai şartın talep edilebileceği , heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kar mahrumiyetine ilişkin 3 aylık ve 6 aylık yeni sözleşme yapma süresi nazara alınarak terditli hesaplamalar yapıldığı , Yargıtay 19.HD'nin yerleşik içtihadına göre, TBK'nın 114/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, davacının zararı azaltma yükümlülüğü bulunduğundan, kâr mahrumiyeti süresi, feshedilen sözleşmenin bakiye bölümü için değil, davacının aynı bölgede benzer bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 04/04/2018 tarih, 2017/4479 E.- 2018/1825 K, sayılı ilamı) şeklindeki içtihadıda mahkememizce göz önüne alınarak yeni bayilik tesisinin oluşturulmasının azami 3 aylık bir zaman zarfının uygun olacağına dair kanaat oluşmuş bayilik yönünden üç aylık kar mahrumiyeti hesabı ve yapılan bu hesaplamanın hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Raporun sonuç kısmında 3 aylık kar mahrumiyet sehven yanlış yazılmış raporun 12. Sayfasında kar mahrumiyeti ayrıntılı şekilde hesaplanmış , sonuç kısmında bedel yerine tonaj bilgisi yazıldığından sonuç kısmında maddi hata olduğu tespit edilmiş bu durum ek rapor almayı gerektirmediğinden davacının 29.788,73 TL TL kar mahrumiyeti, 280.358,57 TL cezai şart alacağının bulunduğunun sabit olduğu, cezai şartın tahsili istemiyle açılan davalarda miktarın fahiş olup olmadığının veyahut tacirin mahvına sebebiyet verip vermediği hususun takdirinin hakime ait olması nedeniyle mahkememizce yapılan değerlendirmede talep edilen miktarın davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceği anlaşılmış aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kar mahrumiyeti talebine ilişkin davanın KISMEN KABULÜNE, toplam 29.788,73-TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (4.000,00-TL'lik kısmına 19/04/2021 tarihinden, 25.788,73-TL'lik kısmına 09/06/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine,)
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Ceza şart talebine ilişkin davanın KABULÜNE, 280.358,57-TL cezai şartın davalıdan tahsili ile ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (4.000,00-TL'lik kısmına 19/04/2021 tarihinden, 276.358,57-TL'lik kısmına 09/06/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine,)
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.186,20-₺ karar ilam harcından, peşin ve ıslah alınan 5.822,60-₺ harcın mahsubu ile bakiye 15.363,60-₺'nin davalıdan alınıp maliyeye irat kaydına,
4-3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin 1200,80-₺'sinni davalıdan alınıp, 119,20-₺'sinin ise davacıdan alınıp maliyeye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 48.522,10-₺ vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 5822,60-₺ peşin ve ıslah harcı, 59,30-₺ başvuru harcı, 8,50-₺L vekalet harcı, 7200,00-₺ bilirkişi ücreti, 269,00-₺ tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 13.359,40-₺'nin davanın kabul ve red oranına göre 12.152,80-₺'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza