T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/83 Esas
KARAR NO : 2025/784
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2020
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "müvekkili ile davalı borçlu şirket 15/04/2016 tarihinde kaba inşaat işleri taşeronluğu sözleşmesi başlığı altında sözleşme yaptığını, sözleşme ile....Hastanesinin beton kaba işlerinin yapılması hususunda taşeron firma olarak işin yapımını üstlendiğini, müvekkili tarafından işin eksiksiz teslim edilerek davalı firma tarafından taşeron dosyasının kapatılmasına ilişkin Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı yazıldığını, bu hususta bilindiği üzere işin eksiksiz şekilde bitimi sağlanmadan işverence SGK ya iş bitiş yazısı verilmediğini, işin hak ediş bedeli olarak 1.965,074,67 TL olarak belirlendiğini, müvekkili tarafından delilleri arasında bulunan faturalardan da anlaşılacağı üzere tutar üzerinden fatura kesildiğini, fakat müvekile hak edilen bedel eksik ödenerek toplam da borçlu şirket tarafından müvekkili şirkete 1.778.000,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili faturaları anlaşılan tutarak üzerinden kestiğini, 41.000 TL kuramlar vergisi 28.000 TL KDV olmak üzere toplam 69.000 TL vergi ödemesi yaptığını, davalı şirketten kesilen faturaların dava konusu yaptığı bakiye kalan ödemesini alamadığını, alacak talepleri ile ilgili arabulucu yolu izlendiğini, davalı taraf ile anlaşamadıklarını, müvekkili şirket ile davalı tarafın ticari defter kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin alacaklı olduğu ortaya çıkacağını, müvekkili tarafından kesilen ve defterlerinde işledikleri faturaların içeriğine yasal sürede itiraz etmediklerini, müvekkili şirket tarafından dava konusu alacaklarının tahsili amacıyla ... 9.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli itirazları ile takibin durduğunu, müvekkili tarafından ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas dosya ile itirazın iptali dosyası açıldığını, dosyada davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı tarafın ödeme yapmış oldukları kişiler hak edişleri almak üzere yetkilendirilmediğini, davalı borçlu tarafa müvekkili tarafından bu kişilere ödeme yapılması ile ilgili bir muvafakatname verilmediğini, davalı tarafın müvekkili tarafından yetkilendirilmeyen yetkisiz ve müvekkilinin bilgisi dışındaki kişilere ödeme yapmış olması müvekkile ödeme yapıldığı anlamına gelmemekte olduğu gibi müvekkilinin kasasına da bir para girişi olmadığını, davalı tarafın ödeme yaptığından bahsedilemeyeceğini, davalı taraf iddiasında haksız olup arta kalan bedeli taraflarına ödemesinin gerektiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan 15/04/2016 tarihli kaba inşaat işleri taşeronluk sözleşmesi ile kararlaştırılan 1.965.074,67 TL hak ediş bedelinden ödenmeyen bakiye alacaklarının bilirkişi incelemesi neticesinde hesaplanacak alacaklarının faizi ile beraber tahsili amacıyla iş bu davayı açtıklarını, davanın kabulünü, şimdilik 10.000,00 TL'sinin alacaklarının ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, yargılama giderleri harç ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " işveren müvekkili firma ile taşeron davacı arasında 15.04.2016 tarihili Kaba İnşaat İşleri Taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 37.maddesinde "iş bu sözleşmenin hüküm ve tatbikinden doğabilecek ihtilaflarda İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri yetkili yetkili olacaktır." taraflarca yetkili mahkemenin belirlendiğini, bu nedenle açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini, davaya konu alacak müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar işveren müvekkili firmanın ...adresinde taahhüdünü üstlendiği Hastane Binası Ek İnşaatının Kaba İnşaat işlerinin ve Özel Teknik ve İdare Şartnamesinde belirtilen işlerin taşeron davacı şirket tarafından sözleşmeye ve projesine uygun olarak yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkilin karşı tarafa ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında 15.04.2016 tarihili Kaba İnşaat İşleri Taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, dava yetkisiz mahkemede açılmış olup yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini, haksız ve kötüniyetli olarak açılan davanın reddini, sözleşmenin 12. maddesinde " Madde 11 de belirtilen sürelerde öngörülen takvime uymadığı takdirde her gecikme günü için sözleşme bedelinin %1 i nispetinde gecikme cezası ödeneceği kararlaştırıldığını, davacı taraf işi geç teslim ettiğini, gecikme tazminatının hesaplanmasını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacı ile davalı arasında akdedilen taşeronluk sözleşmesi doğrultusunda davacı tarafından ifanın gerçekleştiği ancak ödemelerin alınamadığı iddiasıyla bakiye alacağının davalıdan tahsili isteminden ibarettir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. Maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94.maddesinde; "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan belgeler ve deliller üzerinde inceleme yapılarak, 2016 ve 2017 yıllarına ait defterlerinin süresi içinde açılış ve kapanış tasdikinin yapıldığı muhasebe tekniği açısından ilgili hesapların birbirini doğruladığı ve defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı ve davacının defter ve belgelerinde davalının 187.074,71 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan belgeler ve deliller üzerinde yapılan incelemede dosyaya sunmuş olduğu 70.000 — TL nin belgeleri ilgili yıllara yazmadığı, süresinde sonra davacının hesabına borç yazdığı bazı kayıtların dayanak belgesini sunmadığı, davacının hesabına borç yazdığı belgelerin davalıdan izin onay almadan havalesini gerçekleştirdiği veya adi makbuz ile ödeme yaptığı, Davacının, davalıdan 187.074,71 TL alacaklı olduğu kanaatinin oluştuğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporda özetle:" Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda; İnceleme ve değerlendirmeler çerçevesinde, hukuki nitelendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Tarafların usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahipleri lehine delil kudretine haiz olduğu; Davacı tarafından toplam 1.965.074,68 TL tutarındaki 3 adet fatura karşılığında mal veya hizmet verildiğini ispat yükünün yerine getirilmiş olduğu; Toplam 1.778.000,00 TL tutarındaki davalı ödemelerinin, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; Davacı şirket çalışanlarına davalı tarafından yapılan ödemelerin neye istinaden yapıldığı açık olmayıp davacı şirketin çalışanlarına eksik ödeme yaptığına ilişkin de herhangi bir belge dosya muhteviyatında bulunmadığından toplam 79.853,00 TL tutarındaki ödemenin davacı alacağından mahsup edilemeyeceğinin kabul edilebileceği; Davalı aksini ispatlarsa Davacı alacağından mahsup edilebileceği, bu konuda nihai takdirin Muhterem Mahkemenize ait olduğu; Davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlıyken davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmayan toplam 70.000,00 TL tutarındaki taşeron ödemesinin, davacı şirket adına yapıldığının kabulü ile davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği; Davalı şirket ticari defterlerinde 15.11.2017 tarihli ve 10104 numaralı yevmiye maddesi altında “....” lamasıyla 27.315,86 TL tutarında bir kayıt görünmekteyse de ilgili kayda ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından davacı şirket ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığının kabul edilebileceği; 31.07.2017 tarihli tutanakta “...'e malzemeler gösterilmiş ve tutanak ile ibra edilmiştir. Teslim almak için imza atmamıştır.” Açıklaması yer almakta olup malzemenin davacı şirkete teslim edilmediği anlaşıldığından ilgili tutarın davacı ından mahsup edilemeyeceğinin kabul edilebileceği; ... Mak. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen ... tarih ve ... nolu fatura ile ... Şase No: ... Kira ve Makine Sigorta Bedeli karşılığında 9.750,00 TL (KDV dâhil) ödendiği; 01.12.2016-31.12.2016 tarihleri arasında 30 gün süreyle yapılan kiralamanın davacının yüklendiği iş ile ilgili olduğunun takdir edilmesi durumunda ilgili tutar davacı alacağından mahsup edilebileceği; Sözleşme uyarınca iş güvenlik ağlarının kurulum ve yerine montaj maliyeti olarak sözleşme gereği 4.500,00 TL davacı şirket adına ödeme yapıldığı iddiasının soyut kaldığı; Davalı tarafın diğer ödeme iddialarının, davacı şirket ile ilişkilendirilmesi mümkün görülmediğinden davacı alacağından mahsup edilemeyeceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor alındığı, ek rapor sunan bilirkişilerin raporunda özetle: "Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan belgeler ve deliller üzerinde inceleme yapılarak, 2016 ve 2017 yıllarına ait defterlerinin süresi içinde açılış ve kapanış tasdikinin yapıldığı muhasebe tekniği açısından ilgili hesapların birbirini doğruladığı ve defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı ve davacının defter ve belgelerinde davalının davacıya 187.074,71 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan belgeler ve deliller üzerinde yapılan incelemede dosyaya sunmuş olduğu 70.000 – TL nin belgeleri ilgili yıllara yazmadığı, süresinde sonra davacının hesabına borç yazdığı bazı kayıtların dayanak belgesini sunmadığı, davacının hesabına borç yazdığı belgelerin davalıdan izin onay almadan havalesini gerçekleştirdiği veya adi makbuz ile ödeme yaptığı,
Davacının, davalıdan 187.074,71 TL alacaklı olduğu kanaatinin oluştuğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor alındığı, ek rapor sunan bilirkişilerin raporunda özetle: "Kök raporumuzda sözleşmenin 6.6. maddesine atıf yapılarak değerlendirilmiştir. Sözleşmenin 6.6. maddesi şu şekildedir: “Müteahhidin, tüm personel ve işçi maaşları, SGK prim ödemeleri, ulaşım, nakliye, yemek, konaklama, iletişim vb. giderleri taşerona aittir.” Sözleşmenin 25. Maddesi ise sigorta işlemlerini düzenlemektedir. Bu hüküm uyarınca, “TASERON bu ödemeleri his veya yasal süreside yapmadigi ve kanun icabl bu ödemeteri iSVEREN yapmak zorunlulugunda kaldigi takdirde, bu ödemeler TASERONUN takip eden Hakedisinden, gerektiginde teminatlarindan kesilecektir.” 02.02.2017 tarihli yazıdan anlaşılacağı üzere asıl işveren Özel Kent hastanesinin talebi doğrultusunda davalının 79.853,00 TL tutarındaki ücret ödemesi sözleşmenin m. 6.6 uyarınca mahsup edebi ücretlerini ödenecektir. Bu nedenle, Sayın Mahkemeniz davalının davacının işçilere davalının bu rakamı ödemek zorunda kaldığına kanaat getirmi halinde 79.853 TL'den davacının sorumlu olduğunun kabul edilebileceği sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktayız. 70.000 TL ödemeye ilişkin değerlendirme Kök raporumuzda “Davacı şirket e-posta adresinden 14.12.2016 tarihinde gönderilen e-posta ekindeki ekstrede “Taşeronlara Ödenen” açıklamasıyla 70.000,00 TL'lik kayıt bulunmakta olup demirci taşeronu Celal Şahin'e 30.000,00 TL ödendiğine ilişkin para makbuzu, kalıp taşeronu ...'a 30.000,00 TL ödendiğine ilişkin para makbuzu ve ...'a 10.000,00 TL ödendiğine ilişkin banka dekontu dosya muhteviyatında yer almaktadır. Söz konusu para makbuzları ile banka dekontunda “Sicil İnşaat hesabına mahsuben ...yetkilisi tarafından ödendiğine” dair açıklama yer almakta olup davacı şirket şantiye şefi olduğu iddia edilen ...'in imzası bulunmaktadır.”1 Ek raporumuzda ise “Dosya kapsamındaki belgelerden ...'in mühendis sıfatıyla şirkette çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu noktada ...'in dava konusu inşaatteki rolünün ortaya çıkarılması gerekmektedir. Eğer ki ... dava konusu inşaatten sorumlu mühendis olarak hareket etmiş ise ...'in ticari vekil sıfatıyla söz konusu ödemeleri davacı adına kabul etmeye yetkisinin bulunduğu kabul edilebilecektir. Bu hususta nihai takdir Muhterem Mahkemenize aittir” sonucuna varmış bulunmaktayız. 2. Ek raporumuzda ise “Kök raporumuzda ve ek raporumuzda 70.000 TL'nin davacının alacağından mahsup edilebileceği sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktaydık. Bu hususa ilişkin detaylı ve terditli açıklamalarımız kök ve ek raporumuzda mevcuttur. Bu görüşümüzü muhafaza ettiğimizi Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederiz.” Önceki raporlarımızda vardığımız sonucu muhafaza ettiğimizi, yani davalının davacıdan 70.000 TL alacaklı olduğunun kabul edilebileceği kanaatimizi Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederiz,23.400 TL'lik Kalıp Bedeli Kök raporumuzda kalıp malzeme bedeli olan 23.400 TL'nin davacı alacağından mahsup edilemeyeceği kanaatine varmış bulunmaktayız. Bu kanaate ise dosyaya sunulu 31.07.2017 tarihli tutanakta yer alan “... Proje Müdürü ...'e malzemeler gösterilmiş ve tutanak ile ibra edilmiştir. Teslim almak için imza atmamıştır.” şeklindeki açıklamadan dolayı ulaşmış bulunmaktayız. Bu kanaatimizi muhafaza etmeyiz. Sözleşmenin 20. maddesinde “inşaatın bünyesine giren malzemenin temini” düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca işveren malzemeleri piyasadan temin ederek şantiyede teslim edebilecektir. Ayrıca sözleşmenin 6. maddesi uyarınca kalıp malzeme bedellerinden davacı firma sorumludur. Ancak kalıp malzemelerinin teslim edildiği iddiası yukarıdaki tutanaktan dolayı soyut kaldığı kanaatine varmış bulunmaktayız. Bu hususun takdiri Sayın Mahkemenize aittir. 9.750.00 TL'lik Vinç ve Operatör Bedeli Hakkında Kök raporumuzda “...Ltd. Şti. tarafından düzenlenen.. tarih ve ... nolu fatura ile ... Şase No: ... Kira ve Makine Sigorta Bedeli karşılığında 9.750,00 TL (KDV dâhil) ödendiği anlaşılmaktadır. 01.12.2016-31.12.2016 tarihleri arasında 30 gün süreyle yapılan kiralamanın davacının yüklendiği iş ile ilgili olduğunun takdir edilmesi durumunda ilgili tutar davacı alacağından mahsup edilebilecektir.” Bu görüşümüzü muhafaza ettiğimiz Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederiz. İş Güvenlik Ağlara İlişkin Değerlendirme Kök raporumuzda “Davalının iddiasını doğrulayacak ve davacı ile ilişkilendirilmesini mümkün kılacak herhangi bir belge incelemeye sunulmadığından ilgili tutarın davacı alacağından mahsup edilemeyeceğinin kabul edilebileceği sonuç ve kanaatine” vardığımızı ifade etmiştik. Sözleşmenin 1. maddesi uyarınca iş güvenliğine ilişkin malzemelerin montaj maliyeti taşerona (davacıya) aittir. Ancak bu malzemelerin kurulumuna ilişkin belge tespit edilmediğinden bu bedelin davacının alacağından mahsup edilemeyeceği yönündeki kanaatimizi muhafaza ettiğimizi Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederiz. Bu konuda nihai takdir Muhterem Mahkemenize aittir. Gecikme Cezasına İlişkin Değerlendirme Kök ve diğer ek raporlarımızda belirttiğimiz üzere, Sözleşmenin 11. maddesinde gecikme cezası düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca iş programındaki gecikmeden dolayı taşeron gecikme cezası ödemekle yükümlüdür, ancak taşeron işi sözleşme süresi içerisinde tamamlarsa bu takdirde gecikme cezası taşerondan alınmayacaktır. Heyetimizde teknik bilirkişi olmadığından bu konuda değerlendirme yapamadığımız yönündeki görüşümüzü muhafaza etmekteyiz" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde; tarafların ticari defterlerine ve sözleşmeye göre davacının dava tarihi itibariyle kayden davalıdan 184.074,71 TL alacaklı olduğu hususu sabittir. Ancak davalı tarafından söz konusu alacak miktarına mahsuben davacı tarafından ödenmeyen işçilik ücretlerinin ödendiği ve davacı tarafından yapılması gereken bir takım masrafların yapıldığı savunulmuştur. Bu doğrultuda davalının savunmasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı tarafından davacı işçilerinin ödenmeyen maaşlarının ödendiği ve bunların mahsup edilmesi gerektiği yönündeki savunmanın değerlendirilmesinde;
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 25. Maddesinde; "Taşeron, işçilerinin ücretlerine ait SGK işçi ve işveren primleri taşeron tarafından ödenecek ve bu konuda işverene herhangi bir yükümlülük düşmeyecektir.
Taşeron bu ödemeleri hiç veya yasal süresinde yapmadığı ve kanun icabı ödemeleri işveren yapmak zorunluluğunda kaldığı takdirde bu ödemeler taşeronun takip eden ilk hakedişinden gerektiğinde teminatlarından kesilecektir” hükmü düzenlenmiştir. Her ne kadar bilirkişilerce 25. Maddeye istinaden davalı tarafından davacının işçilerine yapılmış ödemelerin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği tespit edilmişse de mahkememiz bilirkişilerin bu görüşüne iştirak etmemiştir. Şöyle ki, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 25. Maddesi taşeronun SGK primlerinin davacı tarafından ödeneceği, ödenmemesi ve kanun gereği zorunlu bulunması halinde ödemenin davalı tarafından yapılacağı ancak davacının hakedişinden kesileceği düzenlenmiştir. Somut olay bakımından davalı taraf davacının işçilerine ait ücret ödemelerini dava dışı iş sahibinin talebi üzerine davalı tarafından ödenmiştir. Dolayısıyla somut ihtilaf bakımından sözleşmenin 25. Maddesinin uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Ancak sözleşmenin 25. Maddesinin uygulanma ihtimali bulunmasa dahi 4857 sayılı Kanun'un 2. Maddesinde belirtildiği üzere asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu sebeple 4857 sayılı Kanun dolayısıyla davacı tarafından ödenmeyen işçilik alacaklarından davalı da müteselsilen sorumlu olduğundan davacının hak ediş ödemelerinden söz konusu işçilik alacaklarını mahsup etme hakkı bulunmaktadır. Bu bağlamda davalı tarafından davacı işçilerine yapılan toplam 79.853,00 TL ödemenin mahsup edilmesi gerekmektedir.
Davalı şirket tarafından yapılan taşeron ödemesi bakımından yapılan değerlendirmede;
İlgili tutar, davalı şirket ticari defterlerinde 02.01.2016 tarihli ve 51 numaralı yevmiye maddesi altında kayıtlıyken davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Davacı şirket e-posta adresinden 14.12.2016 tarihinde gönderilen e-posta ekindeki ekstrede “Taşeronlara Ödenen” açıklamasıyla 70.000,00 TL’lik kayıt bulunmakta olup demirci taşeronu...’e 30.000,00 TL ödendiğine ilişkin para makbuzu, kalıp taşeronu ...’a 30.000,00 TL ödendiğine ilişkin para makbuzu ve ...’a 10.000,00 TL ödendiğine ilişkin banka dekontu dosya muhteviyatında yer almaktadır. Söz konusu para makbuzları ile banka dekontunda “... hesabına mahsuben ... yetkilisi tarafından ödendiğine” dair açıklama yer almakta olup davacı şirket şantiye şefi olduğu iddia edilen ...’in imzası bulunmaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulan işçi listesinde de ...’in ismi yer almakta olup “mühendis” görevi ile davacı çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının cevaba cevap dilekçesinde bu hususa ilişkin bir itiraz ve beyan bulunmamakta olup dosyaya sunulan belgeler ışığında ilgili tutarın, davacı şirket adına yapıldığının kabulü ile davacı alacağından mahsup edilebileceği bilirkişilerce tespit edilmiş olup mahkememizce usul ve yasaya uygun yapılan değerlendirmeler hükme esas alınmıştır. Bu kapsamda her ne kadar davalı tarafından yapılan 70.000,00 TL'lik taşeron ödemesi davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasa da davacı tarafından gönderilen mail ekindeki ekstrede 70.000,00 TL taşeron ödemesinin kayıtlı olduğu ve buna ilişkin dekontların da dosya arasında bulunması sebebiyle davalı tarafından taşeronlara ödenen 70.000,00 TL'nin davacı alacağından mahsubu gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Davalı şirket tarafından yapılan SGK ödemeleri bakımından yapılan değerlendirmede;
Davalı şirket ticari defterlerinde 15.11.2017 tarihli ve ... numaralı yevmiye maddesi altında “...” açıklamasıyla 27.315,86 TL tutarında bir kayıt görünmekteyse de ilgili kayda ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından davacı şirket ile irtibatlı olduğu davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu sebeple davalının bu yöndeki savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalı şirket tarafından yapılan kalıp bedeli ödemesi bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya sunulu 31.07.2017 tarihli tutanakta yer alan “...’e malzemeler gösterilmiş ve tutanak ile ibra edilmiştir. Teslim almak için imza atmamıştır.” şeklinde açıklama dikkate alındığında kalıp malzemelerinin davacıya teslim edildiği ispat edilememiştir. Bu sebeple davacı alacağından kalıp bedelinin mahsup edilmesi mümkün değildir.
Davalı şirket tarafından yapılan iş güvenlik ağları ödemesi bakımından yapılan değerlendirmede;
Sözleşmenin 1. maddesi uyarınca iş güvenliğine ilişkin malzemelerin montaj maliyeti taşerona (davacıya) aittir. Ancak bu malzemelerin kurulumuna ilişkin belge tespit edilmediğinden bu bedelin davacının alacağından mahsup edilemeyeceği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Davalı şirketin gecikme cezası tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
Davalı şirket her ne kadar gecikme cezası tazminatının da mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de buna yönelik ayrıca bir dava açmadığı ve mahkememizde de gecikme tazminatı miktarını belirleyerek talepte bulunmadığından davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Davacı vekili tarafından kesin süreden sonra verilen dava değeri arttırım dilekçesinin değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere hukukumuzda süreler adi süreler(bildirilen süre içerisinde ilgili işlemin yapılmamasına bir sonuç bağlanmayan) ve kesin süreler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kesin süreler ise kendi içerisinde kanun gereği olanlar ile hâkim tarafından verilenler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. HMK 107 kapsamında dava değerinin arttırılması için belirlenen süre hâkim tarafından belirlenen süre olmayıp kanun gereği belirlenen kesin süredir. Gerek HMK'nın 107. Maddesinde gerekse 94. Maddesinde kanun gereği kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin akıbeti hakkında ayrı ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeler doğrultusunda davacının HMK 107 gereğince kanuni süre olan iki haftalık kesin süre içerisinde dava değerinin arttırılmaması hâlinde davanın açıldığı değer üzerinden görülerek sonuçlandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla davacı tarafından kesin süre içerisinde dava değerinin arttırılmaması nedeniyle davalı lehine usuli müktesep hâk oluşmuştur. Ayrıca aksi düşünce ise kanunların temelinde yatan "belirlilik" prensibini menfi manada etkileyecek olup sonuç itibariyle de davalı tarafın adil yargılanma hakkına zeval getirecektir. Nitekim adil yargılanma hakkı hukukumuzda ve uluslararası hukukta sadece davacı tarafa tanınmış bir hâk olmayıp eşit oranda davalı tarafa da tanınmış bir haktır. Bu bağlamda davacı tarafından kesin süreden sonra sunulan dava değerinin arttırım dilekçesinin yargılamayı uzatmak amacı gütmediğinden bahisle davanın esası ile birlikte değerlendirilmesi talep edilmiş ise HMK 107/2 uyarınca davacının kesin süre içerisinde sunulmayan değer arttırım dilekçesinin davanın esası ile birlikte değerlendirme imkanının bulunmadığı, aksi düşüncenin kanunun belirlilik prensibini ilga edeceğinden dolayı davalı tarafın adil yargılanma hakkını zedeleyeceği ve ayrıca davalı tarafın usuli müktesep hakkını da zedeleyeceği kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan usulüne uygun ihtara ve kesin süreye rağmen davacı tarafça değer arttırımı yapılmamış olması nedeniyle davanın açıldığı tarihteki değer üzerinden incelenip karara bağlanması gerektiği kanaati mahkememizde oluşmuş olup davacı tarafından kesin süreden sonra sunulan değer arttırım dilekçesi değerlendirmeye alınmamıştır.
Davacı vekili tarafından ıslah beyanı kapsamında yapılan değerlendirmede;
Davacı vekili tarafından son celse değer arttırım dilekçesinin müvekkilinin hak kaybı olmaması adına daha evvel harcının da ikmal edilmiş olduğu da nazara alınarak ıslah dilekçesi olarak kabulü ile davanın kabulü talebi bulunmuştur. HMK 107 uyarınca ıslah tahkikat bitirilene kadar her aşamada yapılabileceği dikkate alınarak davacı vekili tarafından sunulan dava değeri arttırma dilekçesi ıslah dilekçesi olarak mahkememizce kabul edilmiştir. Bu bağlamda yukarıda yapılan açıklamalar ile alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalının savunmaları da dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının bakiye hak ediş alacağı olan 184.074,71 TL'den 70.000,00 TL taşeron ödemesi ile 79.853,00 TL davacı işçi alacağının davalı tarafından yapılan ödemesinin mahsubu neticesinde davacının bakiye hak ediş alacağının 34.221,71 TL olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin belirtilmemiş olması nedeniyle yerleşik içtihatlar doğrultusunda 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, ıslah ile arttırılan kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 19/09/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE
1-34.221,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
*Hükmedilen alacağın 10.000,00 TL'sini dava tarihinden itibaren kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 19/09/2025 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.337,69 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 3.670,78 TL'nin mahsup edilerek bakiye 1.333,09 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 570,74 TL'sinden davalı tarafın, 2.549,26 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 3.670,78 TL peşin ve başvurma harcı, 54,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 3.725,18 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 34.221,71 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 30.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 152.853,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 799,75 TL tebligat, posta gideri ile 4.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.699,75 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 1.042,66 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 21.000,00 TL bilirkişi ve 50,00 tebligat, posta masrafının kabul ve red durumuna göre 17.199,31 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır