T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/841 Esas
KARAR NO: 2023/125
DAVA: İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/12/2021
KARAR TARİHİ: 21/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle :
"... Anonim Şirketi ("Müvekkil") ile ... Şirketi ("...") arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmıştır. Müvekkil ile ... arasında imza edilen Genel Kredi Sözleşmelerinde ... Şirketi, ... Anonim Şirketi, ...ve ... ("Kefiller") müteselsil kefil olarak yer almaktadırlar. ... 16. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ("Hesap Kat İhtarnameleri") ... ve Kefillere kredi hesabının kat edildiği bildirilmiştir. Davalı Şirket ve Kefiller’e ihtaren gönderilen hesap kat ihtarnamesi ve hesap özetine itiraz edilmemiş ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 68/b maddesine göre ihtarname ve hesap özeti kesinleşmiştir. Davalıların borçlarını ödememesi üzerine ... 27. İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosya ile haklarında ilamsız takip başlatılmıştır. Davalılar vekili 15.11.2021 ve 24.11.2021 tarihli dilekçelerle işbu takibe itiraz etmişlerdir. 16 Kasım 2021 tarihinde dava şartı olan ticari davalarda zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. Arabuluculuk görüşmeleri olumsuz sonuçlanmış olup 10.12.2021 tarihinde taraflar arasında anlaşamama tutanağı imza edilmiştir. Davalıların vekilinin itiraz dilekçesinin "Müvekkilimizin alacaklı ... A.Ş.'ye herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bu nedenle, icra takibine, takip konusu alacağa ve diğer tüm ferilerine itiraz etme gerekliliğimiz hasıl olmuştur." dan ibaret olması ve neden borcun olmadığına dair, hukuki veya değil herhangi bir dayanak göstermemesi bile itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, Müvekkil'in alacağına ulaşmasını geciktirmek amacıyla yapıldığını göstermektedir. Şöyle ki; Davalılar ödeme emrine itiraz dilekçesinde asıl alacağa ve fer-ilerine itiraz etmişlerdir. Davalılar her ne kadar borçlu olmadığını iddia etse de takip talebinde bildirilen tutarda borçlu oldukları gibi yine tutarı takip talebinde yazılan şu aşamada Müvekkil Banka’nın 235.328,00-TL tutarında gayri nakdi alacağı da bulunmaktadır.
Davalılar itiraz dilekçelerinde faiz oranına ve faize itiraz etmiştir. Ancak davalılara keşide edilen Hesap Kat İhtarnamelerinde uygulanacak faiz oranı açıkça belirtilmiş olup faiz oranı yıllık %60'dır. Davalılar tarafından Hesap Kat İhtarnamesine itiraz edilmediğinden de 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 68/b maddesine göre ihtarname ve hesap özeti kesinleşmiştir. Genel Kredi Sözleşmesi'nin yukarıda verilen hükmü ve ilgili Yargıtay kararı uyarınca Davalıların faize ve faiz oranına yapmış oldukları itirazların açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Davalıların faize ilişkin itirazlarına itibar edilmemesi gerekmektedir.Davalıların itirazı sadece alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olup kötü niyetlidir. Hesap Kat İhtarnamesi’nde Müvekkil'in alacak miktarı, faiz oranları ve temerrüde düşme tarihi Davalılara ihtaren ve açıkça bildirilmiştir. Dava konusu alacağın muayyen olduğu da dikkate alınarak ... 27. İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle Davalılar hakkında %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalılara teşmiline karar verilmesi yönünde hüküm oluşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Davalıların ... 27. İcra Müdürlüğü ...E. numaralı dosyasında yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin devamına Davalılara, ...Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben farklı tarih ve tutarlarda verilmiş bulunan toplam 235.328,00-TL tutarındaki teminat mektuplarının Müvekkil Banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmek suretiyle ödenmesine; depo edilmeden tazmin edilmesi durumunda teminat mektubu tutarlarının ödeme emrinde belirtilen faiz, BSMV ve vekalet ücretiyle birlikte ödenmesine
Davalılar hakkında %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına
karar verilmesini ..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle şöyledir;
"...Her ne kadar davacı Banka; kendileri ile müvekkillerden ... arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini ve diğer müvekkillerin de bu sözleşmeye kefil olduğunu, ... 16. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiğinin bildirildiğini, müvekkillere gönderildiği iddia edilen hesap kat ihtarına ve hesap özetine müvekkillerce hiçbir itirazda bulunulmadığını, bu itibarla hesap kat ihtarının ve hesap özetinin kesinleştiğini, müvekkillerinin borçlarını ödemediğini ve bu sebeple de davaya konu ilamsız icra takibinin başlatıldığını beyan etmişlerdir. Ne var ki davacı Banka'nın bu iddiaları şu nedenlerle gerçeklikten uzaktır: Hesap kat ihtarı ve bu kapsamda yer alan hesap özeti müvekkillere tebliğ edilmemiş, bu nedenle de kesinleşmemiştir. Davacı Banka tarafından tebliğ edildiği iddia edilen hesap kat ihtarı ve hesap özeti, müvekkillere yahut müvekkiller adına tebliğe yetkili herhangi bir kimseye tebliğ edilmemiştir. Öyle ki; tebligat hususunda ilgili mevzuat hükümleri ile istikrarlı Yargıtay görüşünü de gösteren içtihatlar, hem gerçek kişi olan müvekkiller hem de tüzel kişi olan müvekkiller bakımından açıktır. Tüzel kişilere tebligat usulü gerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda gerekse 12059 sayılı Tebligat Tüzüğü’nde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Tebligat muhatabı gerçek ve tüzel kişilerdir. Fakat tebligat kanununda kural olarak gerçek kişiler esas alınarak düzenlemeler yapılmıştır. Bunun yanı sıra tüzel kişilere yapılacak tebligatın usulü Tebligat Kanunu’nun 12 ile 13. maddelerinde ve Tebligat Tüzüğünün 17 ile 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu düzenlemeler özel ve kamu tüzel kişilerine yapılacak tebligatlar bakımından uygulanmaktadır. Tüzel kişilere yapılacak tebligatın geçerli olabilmesi için bu hükümlere aynen harfiyen uyulması gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan tebliğ Tebligat Kanununun 32. maddesinde düzenlendiği üzere usulsüz tebliğ olacaktır. Söz konusu maddelerin yanı sıra Tebligat Kanununda gerçek kişiler açısından getirilen hükümler, uygun olduğu ölçüde tüzel kişiler açısından da uygulanabilecektir. Misal olarak tebligatın yapılacağı muhatabın en son adresi ikâmetgâh, işyeri veya meskeni olabilir. Mesken kavramı yalnızca gerçek kişiler açısından söz konusu olabileceği için bu hüküm yalnızca gerçek kişilere yönelik tesis edilmiştir. Nitekim Yargıtay’ ın da tüzel kişilere, gerçek kişiler için ikâme edilmiş hükümlerin uygun olmayanlarının uygulanmasının geçersiz tebliğ neticesini doğurduğu yönünde kararları mevcuttur. Tebligat Kanununda Tüzel Kişilere Tebligatı Düzenleyen Hükümler Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğündeki Düzenlemelere Göre Tüzel kişi Muhatap Adına Tebliğin Yapılacağı KişilerTüzel kişi muhatap adına çıkarılan tebligat, tüzel kişinin temsilcilerine yapılır. Tüzel kişinin birden fazla yetkili temsilcisi varsa, tebligat bunlardan sadece birine yapılır. Gerçek veya tüzel kişiye ait bir ticarethanenin işlemlerinden doğan ihtilaflarda tebligat, ticarethanenin o işlemde yetkili olan ticari mümessiline yapılır.
Bakanlıkların ve bunların teşkilatlarının katma ve özel bütçeli idareler ile belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına göre oluşturulmuş kuruluşların şirketlerin ve derneklerin yetkili temsilcileri, tâbi oldukları kanunlara ve statülerine göre belirlenir.
Tüzel kişilerin memur veya müstahdemlerine de tebligat yapılabilir. (Teb. K. m. 13) Fakat bu iki halde mümkündür. Buna göre tüzel kişiler adına kendilerine tebligat yapılacak kimseler:
ya mutat iş saatlerinde ( yani alışılagelmiş olağan iş saatlerinde ) iş yerinde bulunmamalı,
ya da tebliğin yapılacağı sırada tebliğ evrakını bizzat alamayacak durumda olmaları gerekmektedir.
Bu iki koşuldan birinin gerçekleşmesi halinde tüzel kişinin memur veya müstahdemine de tebliğ yapılabilir. Burada önemli bir husus da bu sayılan koşullardan birinin gerçekleşmesi durumunda tebliği almaya yetkili memur ve müstahdemin kim olduğudur. Tebligat Tüzüğünün 18. Maddesinin 2. fıkrasında bu husus açıklığa kavuşturulmuştur. Düzenlemeye göre; “(2) Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır.” Düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere tebligatı koşulları gerçekleşmesi halinde almaya yetkili memur veya müstahdem herhangi bir çalışan değildir. Yetkililerin tebligatı teslim alamamaları halinde bu iş ile görevlendirilmiş kişiler yani tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir personel gibi esasen bu iş ile görevlendirilmiş kimseler olması gerekir. Tüzüğün 18. Maddesinin son fıkrasına göre de “ Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.”
Tebligat öncelikle tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmalıdır. Eğer Tebligat Kanununun 13. maddesinde zikredilen sebeplerden dolayı bu kişiye tebliğ yapılamıyorsa, yetkili temsilciden sonra gelen ve esasen bu işle görevlendirilmiş olan memur veya müstahdeme tebliğ yapılacaktır. Eğer bu kişi de tebliğ anında hazır değilse, tüzel kişinin bir diğer memur ve işçisine tebligat yapılacaktır. Dolayısıyla tebligatın yapılacağı kişiler tek tek sayılmış olmakla hangi durumda bir alt kişiye tebliğ yapılacağı da açıkça düzenlenmiştir. Sıraya uyulmaması halinde misal olarak yetkili temsilci evrakı bizzat alacak durumda değilse, görev itibariyle temsilciden sonra gelen ve bu iş ile görevlendirilmiş personel yerine direkt olarak bir diğer elemana yapılacak olan tebliğ, usulsüz tebligat olacaktır. Aynı zamanda tebliğ mazbatasına neden bu personele tebliğ yapıldığının yazılması da zorunludur, aksi durumda usulsüz tebliğ söz konusu olacaktır. Dava dilekçesine ekli 14.3.2007 onay günlü imza sirküleri incelendiğinde 27.3.2000 gününden itibaren on yıl için şirket müdürü olarak seçilen in şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan dava konusu işlemi taşıyan tebliğ alındısının incelenmesinden, şirket yetkilisinin işyerinde bulunmadığı, tebligatı alacak durumda olmadığı yolunda herhangi bir kayıt düşülmeden kaydı düşülerek tebligatın D… P… yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin böyle bir çalışanı olmadığını belirtmiş olduğu hususu da göz önüne alındığında, Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğüne uygun olmayan tebligata dayalı olarak dava açma süresinin başlatılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Davacı tarafın varlığı iddia edilen alacağa uygulamış olduğu faiz oranı hukuki mesnetten yoksun olup müvekkillerin ekonomik mahvına sebep olacak düzeyde fahiştir. Uygulanacak faiz oranı, müvekkillere tebliğ edilmeyen hesap kat ihtarı kapsamında belirtilmiş olmakla müvekkillere tebliğ edilmediği ve dolayısıyla da kesinleşmediği için uygulanabilir değildir. Yukarıda da izah ettiğimiz üzere hesap kat ihtarı ve hesap özeti müvekkillere tebliğ edilmeyip hukuki anlamda sonuç doğurmadığından ve kesinleşmediğinden bu kapsamda belirtilmiş olan faiz hususunun da kesinleşmediği, buna karşı itiraz hakkımızın kullanılamadığı ve bu nedenle de talep edilebilir olmadığı aşikardır. Uygulanacak faizin %60 olduğu belirtilmiş olsa da bu faiz oranı, müvekkiller bakımından ekonomik mahva neden olacak mahiyettedir. Öyle ki; ticari ilişkilerde sözleşme serbestisi kapsamında belirlenebilir olan faiz hususu, %60 oranında fahiş bir şekilde davacı Banka tarafından Banka olmanın getirdiği güç ile herhangi bir muhalefet imkanı vermeksizin pratik anlamda tek taraflı olarak belirlenmiş ve ayrıca da bu oranın uygulanması, müvekkillerin ekonomik mahvına sebebiyet verecek mahiyettedir. Bu husus, müvekkillere ait ticari defterler ile resmi belgelerin incelenmesi ile rahatlıkla görülecektir. Bu itibarla da bu oranın müvekkiller bakımından hakkaniyete aykırı olduğu açık olmakla bu oranın Sayın Mahkemece hakkaniyete uygun olarak yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemesine ve her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı Banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlığın davacının davalıdan ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklıysa alacağın miktarı konularında yoğunlaştığı, davanın davalının itirazının İİK.67.maddesine göre iptali davası ve ve %20 icra inkar tazminatı talebinden ibaret olduğu görüldü.
Hakim ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı gereğince 15.12.2021 tarihinden itibaren İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri bakmakla görevli olduğundan, dava tarihi olan 23.12.2021 tarihi itibarıyla mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından iş bu esasın kapatılarak dosyanın tevzi bürosuna gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1- Hakim ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli ve 1232 numaralı ihtisas kararı uyarınca dosyanın Finans Mahkemeleri sıfatıyla bakılmak üzere 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi olunması için İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
2- Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 21/02/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır