T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/89 Esas
KARAR NO : 2025/599
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 05/02/2021
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin bulunduğu adrese ... 25. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasında yazılan talimat doğrultusunda ...20. İcra Müdürlüğü’nün ...Tal. Sayılı dosyasından 15-09-2020 tarihinde hacze çıkılmıştır. İlgili dosyanın borçlusu müvekkilimiz olmayıp, dosya borçlusu ...’dir. ayrıca müvekkiliminizin ilgili dosyanın borçlusu ile de hiçbir bağının da olmadığı haciz tutanaklarında mevcuttur. (Ekte mübrez). Yapılan hacze karşılık müvekkil istihkak iddiasında bulunmuş olup mallar yediemin olarak müvekkile bırakılmıştır. 05-01-2021 tarihinde aynı dosyadan ... 29. İcra Hukuk Mahkemesi...E. ve ...Karar sayılı ilamına dayanılarak müvekkilin adresine hacze çıkılmış ve yediemin olarak kendisine bırakılan malların muhafazası istenmiştir. Müvekkil bu durum karşısında geçimini sağladığı malların elinden gitmemesi için haciz ve muhafaza baskısı altında, ki; “bu durumu 05-01-2021 tarihli haciz tutanağında da belirtmiş.” (Ekte mübrez) ve borçla hiçbir alakası olmamasına rağmen üç adet senet ve protokol düzenlemek zorunda kalmıştır. Bahsi geçen senetler ve protokol geçersiz olup, sayın mahkemece verilen takibin devamı kararına karşılık tarafımızca istihkak davası açılmıştır.İlgili icra dosyasında 05-01-2021 tarihinde müvekkilin adresine hacze gidildiğinde kendisine yediemin olarak bırakılan mallar tam ve eksiksiz olarak yerinde bulunuyordu. Müvekkil burada iyi niyetli olduğunu göstermiş ayrıca da ücretlerini ödediği malları bir yere kaçırmak gibi bir çabada olmanın yerinde olmayacağı ve kendisinin haklı çıkacağından emin bir şekilde malları kaçırma girişiminde bulunmamıştır. Ama haczedilen mallar yönünden takibin devamı kararına dayanılarak malların muhafaza altına alınması istendiği için ve bu korku ve baskı altında müvekkil, hiçbir borcu olmamasına karşın haciz baskısıyla 10.000,00tl nakit vermiş ve yine haciz korkusuyla hiçbir bağlantısının olmadığı borca ilişkin, üç adet senet ve protokol düzenlemiştir. söz konusu 10.000,00TL ile üç adet senet ve bu senetlere ilişkin protokolü haciz tutanağından da anlaşılacağı üzere haciz baskısı altında vermek zorunda kalmış, dosyadaki borcu da hiçbir şekilde kabul etmedeğini beyan etmiştir. Buna ilişkin haciz tutanağı (Ekte mübrez). Bu senetler:
•19-01-2021 ödeme tarihli, 10.000,00TL. tutarında, lehdarı ... olan;
•30-01-2021 ödeme tarihli, 40.923,00TL. tutarında, lehdarı ... olan;
•28-02-2021 ödeme tarihli, 40.923,00TL. tutarında, lehdarı ... olan;
Şeklindedir. Taraflar arasında yapılacak olan bir sözleşmede önemli olan tarafların hür ve özgür iradelerini ortaya koymalarıdır. ama somut olayımızda müvekkil haciz ve muhafaza tehdidi altında bırakılmış ve söz konusu işlemleri yapmak zorunda bırakılmıştır. Müvekkil, bunu da 05-01-2021 tarihli haciz tutanağında belirtmiştir. Bu durum ilgili Yargıtay kararlarında da düzenlenmiş ve senetlerin ve protokolün iptal edilerek, müvekkilin bunlarla bağlı olmaması kararı verilmesi gerekmektedir. Aksi durumun söz konusu olması hem Yargıtay kararlarına hem de hukuka aykırılık teşkil edecektir. söz konusu senetlerin vadeleri geldiği zaman takibe konulması ve haczedilen malların muhafaza altına alınması müvekkil için telafisi çok güç sonuçlar doğuracaktır. öncelikle ve ivedilikle ilgili senetler ve protokolün iptali ile hükümsüz bırakılmasını ve ayrıca ... 25. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasında haczedilen mallar yönünden müvekkilin maddi durumu da göz önüne alınarak en başta teminatsız olarak, şayet mahkeme bu hususta farklı görüşte ise uygun görülecek teminat karşılığında takibin durdurulmasını ..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Haciz sırasında davacı ile protokol tanzim edilmiş olup, iş bu protokolde davacı hiçbir ihtirazı kayıt olmaksızın icra dosya borcunu üstlenmiş ve icra alacağına mahsuben 3 adet senet tanzim edip vermiştir.dosya borcuna mahsuben davacı tarafından banka kanalı ile kısmi bir ödeme yapılmış ve yukarıda da izah olunduğu üzere senet düzenlenip verilmiştir. karşı taraf iş bu kısmi ödemesine herhangi bir şekilde itiraz şerhi koymadığı gibi, akdedilen protokolde de beyanında ihtirazi kayıt koymamıştır. davacı buna göre tbk 195 ve devamı maddeleri anlamında icra dosya borcunu üstlenmiştir. davacının borçlu adına dosya borcuna mahsuben 9.995,00 tl nakit ödeme yapması ve 3 adet senet düzenleyip vermesinden sonra yapılan bu işlemlerin cebri icra baskısı altında yapıldığını iddia etmeleri gülünçtür.
davacı yanın alacaklı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını iddia ettikten sonra dosya borçlusu adına ödeme yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. bu durum dahi tarafların muvazaalı işlemlerde bulundukları ve bu suretle alacaklıdan mal kaçırdıklarını ispatlamaktadır.
kaldı ki haciz tatbik edilen adres, sözleşmede ve ihtarnamede yer alan borçluya ait adrestir.yine borçluya çıkartılan ödeme emrinde yazılı adres de haciz adresidir.her ne kadar istihkak iddia eden davacı vekili, davalı borçlunun işletmeyle hiçbir ilgisinin olmadığını beyan etmişse de bu beyanın asılsız olduğu ve taraflar arasındaki muvazaalı işlemleri saklama amacı güttüğü açıktır. davacı ve borçlu aynı faaliyet konuları ile iştigal etmektedirler. organik bağın varlığının tespitindeki bir kriter de tarafların faaliyet ve amaçlarının aynı olmasıdır. tüm bu itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla davacı yan 15.09.2020 tarihli haciz sırasında iş yerinin borçludan devralındığını beyan etmiş olup, müteselsil sorumluluk gereği davacı yanın borçtan sorumlu olacağı da izahtan varestedir.davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebi haksız olup, talebin reddi gerekmektedir. Haciz tutanağında davacıya zarar verecek nitelikte herhangi bir işlem gerçekleştirilmediği, tüm işlemlerin yasal prosedüre uygun yapıldığı nazara alındığında kötü niyetten bahsedilemeyecektir. Kaldı ki alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Davacı ise icra takibinde kötüniyetli olduğumuzu ispata yarar herhangi bir delil sunmamış, nasıl bir zararının olduğunu açıklamamış yalnızca afaki beyanlarda bulunmuştur. Tüm bu hususlar dikkate alındığında salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işleminin yapıldığı başka bir ifade ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyecektir.
Haksız ve kötüniyetle açılan davanın reddine,
Davacı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine,
Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini ..."talep etmiştir.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 25. İcra Dairesine ait ...E. Sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 20. İcra Dairesine ait ... talimat dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Mahkememizin 13/07/2021 tarihli verilen ara kararı ile; Davacının davalıya borçlu olup olmadığı konusunda incelemek yapmak için icra iflas hesaplamaları konusunda uzman bilirkişi ...'in atanmasına, bilirkişinin harcayacağı emek ve mesaisi için 1.000,00TL takdir olunmasına, bilirkişi ücretinin davacı vekili tarafından ara kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememiz veznesine depo olunmasına, bilirkişiye HMK.m.218 hükmü gereği yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 31/12/2021 tarihli raporunda özetle; "Mevcut belgelerden, Banka ile davacı arasında senet karşılığı verilen krediye dayalı borç ilişkisi bulunmadığı, senetlerin asıl borç ilişkisinin munzam teminatını teşkil etmediği; asıl borçlunun kurtarılmasına yönelik tarafların irade beyanlarının bulunmadığı ve ferileri ile birlikte üstlenilen borç miktarının belirtilmediği 06.01.2021 tarihli protokolün, borcun üstlenilmesi kapsamında sayılmayacağı; davacının haciz işlemi sırasında vergi levhası, kira sözleşmesi, fatura örneğini dosyaya sunduğu; protokolde “Alacaklı vekilinin dilerse diğer borçlulara karşı icra, haciz ve takip işlemlerine devam edebileceği” kararlaştırıldığı ve icra takibi kaydı halen açık bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde İcra Müdürü'nün huzurunda düzenlenmeyen ve İcra Müdürü'nün imza ve onayını içermeyen haciz baskısı altında yapılan taahhüdün hukuken geçersiz olacağı..." rapor edilmiştir.
Mahkememizin 14/02/2022 tarihli verilen ara kararı ile; Tarafların itiraz dilekçeleri ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle ek rapor alınmak üzere dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek tarafların itirazları tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor tanziminin istenmesine, her bir bilirkişiye 500,00TL ek ücret takdirine, gider avansının yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde ek rapor talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, ara kararın taraf vekillerine tebliğine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 11/10/2022 tarihli ek raporunda özetle; "Somut olayda, icra takibinin, borçlu ...'nin bireysel kullandığı nakti kredi ve kredi kartı borcuna dayandığı ; Mahcuzların bankaya rehinli olmadığı; mevcut belgelerden, Banka ile davacı arasında senet karşılığı verilen krediye dayalı borç ilişkisi bulunmadığı, senetlerin asıl borç ilişkisinin munzam teminatını teşkil etmediği; bireysel kredi sözleşmesindeki... olan adresin, ...olarak değiştiği, bu adresin alacaklı vekilince borçlunun mernis adresi olarak bildirildiği; adres değişikliğine rağmen kredi sözleşmesindeki ... adresinde ihtiyati haciz yapıldığı; haciz adresinde borçluya ödeme emri tebliğ edilemediği; 3-15.09.2020 tarihli İhtiyati haciz sırasında borçlunun adreste bulunmadığı, haciz mahallinin borçluya aidiyetine/faaliyette bulunduğunu gösterir herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, ihtiyati haciz tutanağında bu yönde bir kayıt bulunmadığı; ...adresinde 3.şahıs davacı ... bulunduğu; ...'nin haciz işlemi sırasında verdiği bir kefaletinin bulunmadığı bilakis asla borcu kabul etmediği; davacının haciz işlemi sırasında vergi levhası, kira sözleşmesi, fatura örneğini dosyaya sunduğu; — borçlunun faaliyet konusunun aynı olmasının Yargıtay kararları ile de organik bağ olduğunu tek başına kanıtlamaya yeterli olmayacağı; 4-15.09.2020 ve 05.01.2021 tarihli haciz işleminden sonra haciz/muhafaza baskısı altında 06.01.2021 tarihli protokolün düzenlendiği; davacının feragat beyanı verdiği; protokolde Alacaklı vekilinin dilerse diğer borçlulara karşı icra, haciz ve takip işlemlerine devam edebileceği'nin kararlaştırıldığı; protokolde ...'nin borcu ihtirazi kayıt olmaksızın üstlendiği, — borcun üstlenilmesinde Üçüncü şahsın sadece borcu ödemeyi taahhüt etmesinin yeterli olmayacağı; asıl borçluyu borçtan kurtarmaya yönelik irade beyanları bulunmadığından protokolün, borcun üstlenilmesi kapsamında sayılmayacağı; Dotayısı ile takdiri ve nitelendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak Üzere 31.12.2021 tarihli raporumuzdaki tespitlerimizde değişiklik olmadığı ; haciz baskısı altında düzenlenen 19.01.2021 vade tarihli 10.000-TL, 30.01.2021 vade tarihli 40.923-TL; 28.02.2021 vade tarihli 40.923-TL. bedelli üç adet bononun iptali gerekeceği..." rapor edilmiştir.
Mahkememizin 08/12/2022 tarihli verilen ara kararı ile; Dosyada daha önce rapor sunan bilirkişi ...'in yanına sözleşme hukukçusu ...'un eklenerek ek rapor alınmasına, yeni eklenen bilirkişinin harcayacağı emek ve mesaisi için 1.300,00TL takdir olunmasına, kök rapor bilirkişi için ücret takdirine yer olmadığına, bilirkişi ücretinin davalı tarafça iki hafta kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmasına; Aksi halde ticari defter ve kayıtlar deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına, bilirkişiye HMK.m.218 hükmü gereği yerinde inceleme yetkisi verildiğinin bildirilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 10/02/2023 tarihli raporunda özetle; "Borcun üstenilmesi sözleşmesinde, alacaklının ifayı çekincesiz olarak kabul etmesi gerekmekte olup; protokolde yer alan alacaklının diğer borçlulardan borcu tahsil edebileceğine ilişkin ibarenin ifanın çekincesiz olarak kabul edilmediğini göstermekte olup; protokolün bu anlamda borcun üstlenilmesi sözleşmesi şartlarına uygun olmadığı, dosya kapsamında, organik bağın tespitine ilişkin gerekli bilgi ve belgenin dosyaya mübrez olmadığı; şu haliyle organik bağım mevcudiyetinden bahsedilemeyeceği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu..." rapor edilmiştir.
Dava dışı ...'in (T.C...) kimlik bilgileri ile birlikte esnaf ve sanatkarlar odasına, ticaret sicil müdürlüğüne ve vergi dairesine müzekkere yazılarak kurumlara bildirmiş olduğu varsa tüm işyeri adreslerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Ara kararların icrası sonrası ve talep halinde gerekirse organik bağın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi için ara karar kurulmasına karar verilmiştir.
... Vergi Dairesi ile ...'na müzekkere yazılarak dava dışı ...'in (T.C. Kimlik No: ...) odalarına ve vergi dairesine kayıtlı olup olmadığı, kaydının bulunması durumunda kayıtlı olan tüm iş yerleri ve adreslerinin ve buna ilişkin kayıtların mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Ara kararlara ilişkin cevaplar döndüğünde talepte bulunulması halinde organik bağın tespiti amacı ile bilirkişi incelemesi yönünde ara karar kurulmasına, tarafların itiraz dilekçeleri ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle ornagik bağ ve talepler konusunda ek rapor alınmak üzere dava dosyasının aynı bilirkişilere tevdii edilerek ek rapor tanziminin istenmesine, her bir bilirkişiye 2.500,00*2=5.000,00TL ek ücret takdirine, gider avansının yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine; Aksi halde ek rapor talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir.
Mahkememizin 05/04/2024 tarihli ara kararı ile; Davacının Adli Yardım talebinin reddine, kararın davacı vekiline tebliğine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 01/10/2024 alınan ek raporunda özetle; "Yukarıda ayrıntılı olarak izah ettiğimiz gerekçelerle, kök raporumuzdaki tespit ve görüşlerimizi aynen muhafaza ettiğimiz ve raporda değiştirilecek, düzeltilecek ve/veya eklenecek bir husus olmadığını, raporumuzun tarafsızlık ilkesi, bilimsel ve teknik yöntemlerle, tarafımıza Sayın Mahkemenizce tevdi edilen görevi tam karşılar nitelikte oluşturulduğunu tekrar beyan ederiz. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu..." rapor edilmiştir.
... 25. İcra hukuk mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasının uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davalı vekiline davaya konu kambiyo senetleri hakkında herhangi bir icra takibi yapıp yapmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
01/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde, bilirkişi ek raporunun 10/02/2023 tarihli ek rapordaki tespitleri yinelemekle yetindiği, oysa iki bilirkişi ek raporu arasındaki mahkememizce dava dışı ...’nin faaliyeti ile davacı asil yönünden dosyaya belgeler kazandırıldığı, bu belgelerin incelenmediği, bu haliyle raporun hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla, dosyanın raporunu sunan bilirkişilere tevdii ile, 10/02/2023 tarihli ek rapordan sonra mahkememizce celp edilen TÜM evraklar incelenerek, davacı asil ile dava dışı ... arasında organik bağ bulunup bulunmadığına ilişkin ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere ek ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde senetlerin ve protokolün iptalini talep ettiği, ancak dava açılışında 59,30 TL peşin harç yatırdığı, oysa dava değerinin senet bedelleri toplamı olan 91.846,00 TL olduğu anlaşıldığından, davacı vekiline dava değeri üzerinden alınması gereken 1.568,50 TL harçtan 59,30 TL harcın düşümü ile eksik 1.509,20 TL harcın mahkememiz veznesine yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde dosyanın Harçlar Kanunu 30 ve devamı maddeleri ile HMK.m.150 hükmü uyarınca eksik harç ikmal edilene kadar işlemden kaldırılacağının ihtarına karar verilmiştir.
... 25. İcra Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak ... E. Sayılı dosyalarının UYAP üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Bilirkişiden alınan 21/04/2025 tarihli 2. Ek raporunda özetle; "Dosya münderecatı incelendiğinde .. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...tarihli...- sayılı yazısında dava dışı ...'nin gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarında ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunmadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığının belirtildiği, aynı şekilde ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... tarihli ...- sayılı yazısında davacı ...'nin gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarında ortağı olduğu Kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunmadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının da bulunamadığının belirtildiği, bu kapsamda dava dışı üçüncü kişi ve davacı arasında şahıs bakımından organik bağ bulunmadığına dair görüşümüzün muhafaza edildiği, somut ihtilafta, dava dışı borçlu ...'nin bireysel olarak kullandığı nakit kredi ve kredi kartı borcu sebebiyle şahsına ilamsız icra takibi başlatıldığı, ...'nin kredi sözleşmesinde yer alan...adresine gönderildiği, Dosyaya mübrez Gelir İdaresi Başkanlığı'nın... tarihli ...sayılı belge incelendiğinde dava dışı ...'nin15/03/2016 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğünden ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne nakil olduğu ve ... adresinde faaliyet gösterdiği anlaşılmış olup ilgili mükellefin 31/10/2018 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne nakil olduğu, Dosyaya mübrez Dava dışı ...'nin 31.10.2018 başlama tarihli 30.01.2019 bitiş tarihli ... Vergi Dairesi belgesi incelendiğinde, dava dışı ...'nin 31.10.2018 tarihinde bilgisayar danışmanlık faaliyetleri alanında faaliyet gösterdiği, ... Perakendeci Kasaplar Esnaf Odası'nın ... tarihli ... sayılı belge incelendiğinde ise dava dışı ...'nin hali hazırda...adresiyle ...sicil numarası ile ...'na kayıt olduğu ve kaydının halen devam ettiği, Davacının vergi levhası incelendiğinde iş yeri adresinin ... adresinde faaliyet gösterdiği, 05.11.2018 tarihinin ise işe başlama tarihi olarak gözüktüğü, Bu kapsamda somut ihtilafa ilişkin olarak dosyaya sunulan belgelerden, dava dışı ... ile davacının aynı iş yeri adresinde faaliyet gösterdikleri fakat dava dışı ...'nin 31.10.2018 tarihinde ilgili adresten başka bir adrese nakil olduğu, davacının dosyaya mübrez kira sözleşmesi incelendiğinde 01.11.2018 tarihinde ilgili adresi boş olarak kiraladığı, davacının vergi levhasında 05.11.2018 tarihi işe başlama tarihi olarak gözüktüğü, fakat, dava dışı ...'nin ... adresiyle ... sicil numarası ile ...'na kayıt olduğu ve kaydının halen devam ettiği nazara alındığında davacının da aynı adreste faaliyet gösterdiği, Muhterem Mahkeme, davacı ve dava dışı ... açısından adreslerin aynı olmasını, organik bağın varlığı bakımından yeterli olarak kabul ediyorsa, bu sebeple organik bağın bulunduğunun ifade edilebileceği..." rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacının haciz baskısı altında düzenlendiği iddia edilen protokol kapsamındaki kambiyo senetlerinin ve protokolün iptali ile davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, Davacılar icra dosyasında takip borçlusu olmayıp 3. kişi konumundadırlar. Küçükçekmece icra müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasında 26.01.2017 haciz tarihinde haczedilen menkullere ilişkin olarak açılan istihkak davasının görüldüğü ... 13. İcra Mah. ... E.... K. sayılı kararında, davacısının, davamız dosyasının davacısı ... olduğu, davanın kabulü ile 18.01.2017 ve 26.01.2017 tarihinde haczedilen mahcuzlara ilişkin istihkak iddiasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına, 21.02.2023 tarihinde kesin olarak karar verildiği görüldüğünden davacı tarafından yapılan ödemenin, üçüncü şahsın borcunu üstlenme mahiyetinde olmadığı, haciz baskısı altında yapılan ödeme olduğu ve davalı alacaklının sebepsiz zenginleştiği anlaşılmış olup davanın kabulü gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine dair verilen karar isabetli değildir. Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne davacıların davalıya 44.000,00 TL bedelli senetten ve protokolden borçlu bulunmadıklarının tespitine ödenen 5.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline icra inkar tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiği..".
Uyuşmazlığın çözümü kapsamında ... 25. İcra Dairesine ait ...E. Sayılı dosya, ... 20. İcra Dairesine ait ... talimat dosyası celp edilmiş; dosya davacının davalıya borçlu olup olmadığı konusunda incelemek yapmak için icra iflas hesaplamaları konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi, 31/12/2021 tarihli raporunda 06.01.2021 tarihli protokolün, borcun üstlenilmesi kapsamında sayılmayacağı, haciz baskısı altında yapılan taahhüdün hukuken geçersiz olacağına dair kanaat bildirmiştir. Dosya tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor hazırlamak üzere yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi 11/10/2022 tarihli ek raporunda kök rapor ile aynı yönde kanaat bildirmiştir. Dosya daha önce rapor sunan bilirkişi ile sözleşme hukukçusu bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi heyeti 10/02/2023 tarihli raporunda protokolde yer alan alacaklının diğer borçlulardan borcu tahsil edebileceğine ilişkin ibarenin ifanın çekincesiz olarak kabul edilmediğini göstermekte olup; protokolün bu anlamda borcun üstlenilmesi sözleşmesi şartlarına uygun olmadığı, dosya kapsamında, organik bağın tespitine ilişkin gerekli bilgi ve belgenin dosyaya mübrez olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce dava dışı Faruk Yücel'in kurumlara bildirmiş olduğu varsa tüm işyeri adreslerinin tespiti ve oda ve vergi kaydının olup olmadığı için esnaf ve sanatkarlar odasına, ticaret sicil müdürlüğüne ve vergi dairesine müzekkere yazılmış, akabinde dosya organik bağın tespiti için yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti, 01/10/2024 tarihli ek-1 raporunda kök raporu tekrar etmiştir.
Mahkememizce 01/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde, bilirkişi ek raporunun 10/02/2023 tarihli ek rapordaki tespitleri yinelemekle yetindiği, oysa iki bilirkişi ek raporu arasındaki mahkememizce dava dışı ...’nin faaliyeti ile davacı asil yönünden dosyaya belgeler kazandırıldığı, bu belgelerin incelenmediği, bu haliyle raporun hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla, dosyanın raporunu sunan bilirkişilere tevdii ile, 10/02/2023 tarihli ek rapordan sonra mahkememizce celp edilen TÜM evraklar incelenerek, davacı asil ile dava dışı ... arasında organik bağ bulunup bulunmadığına ilişkin ek rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti, 21/04/2025 tarihli 2. ek raporunda dava dışı üçüncü kişi ve davacı arasında şahıs bakımından organik bağ bulunmadığına dair kanaat bildirmiştir.
Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları, tanzim olunan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı bankanın, dava dışı ... aleyhine kredi borcundan kaynaklı olarak ... 25. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ile takip başlattığı, devamında davacının işyerinde... 20. İcra Müdürlüğü’nün ...Tal. Sayılı dosyasında 15/09/2020 tarihinde haciz yapıldığı, 05/01/2021 tarihinde aynı dosyadan ... 29. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. ve ...Karar sayılı ilamı ile davacının işyerine hacze gidildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... 25. İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı takip dosyasına bu takip borcunun ödenmesine ilişkin yapılmış olan protokol çerçevesinde düzenlenmiş olan lehtarı ... olan; 19-01-2021 ödeme tarihli, 10.000,00 TL bedelli senet, 30-01-2021 ödeme tarihli, 40.923,00 TL bedelli senet ve 28-02-2021 ödeme tarihli, 40.923,00 TL bedelli senetler ile ilgili olarak davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde; ...'nin kredi sözleşmesinde ... adresinin yer aldığı, borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde ihtarnamede ve takip talebinde gösterilen Sultanbeyli adresine gönderilen ödeme emrinin "muhatabın adreste sürekli olarak bulunmadığı, yeni adresinin belirlenemediği" ve muhtarlık onaylı şerhi ile birlikte 18.05.2019 tarihinde icra dosyasına iade edildiği ve tebliğ edilemediği, borçlunun mernis istemindeki kayıtlı adresinin ise ...olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 30.05.2023 tarihli ...sayılı müzekkere cevabında dava dışı ...'nin 15/03/2016 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğünden Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne nakil olduğu ve ... adresinde faaliyet gösterdiği, bu suretle mükellefin 31/10/2018 tarihinde .. Vergi Dairesi Müdürlüğüne nakil olduğu, dava dışı ...'nin 31.10.2018 başlama tarihli 30.01.2019 bitiş tarihli ... Vergi Dairesi belgesi incelendiğinde, dava dışı ...'nin 31.10.2018 tarihinde bilgisayar danışmanlık faaliyetleri alanında faaliyet gösterdiği, ...'nın ... tarihli ... sayılı belge incelendiğinde ise dava dışı ...'nin hali hazırda ... adresiyle ... sicil numarası ile ...'na kayıt olduğu ve kaydının halen devam ettiği; davacının vergi levhası incelendiğinde iş yeri olarak...adresinde faaliyet gösterdiği, 05.11.2018 tarihinin ise işe başlama tarihi olarak gözüktüğü, bu suretle dava dışı ...'nin 31.10.2018 tarihinde ilgili adresten başka bir adrese nakil olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu kira sözleşmesi incelendiğinde, 01.11.2018 tarihinde ilgili adresi boş olarak kiraladığı, davacının vergi levhasında 05.11.2018 tarihi işe başlama tarihi olarak gözüktüğü anlaşıldığından; davacı ile dava dışı ... arasında organik bağ bulunmadığı kanaatine varılmış; dava konusu senetlerin haciz baskısı altında düzenlendiği, protokolün borcu üstlenme niteliğinde olmadığı, davacının dava konusu senetler ve protokol nedeniyle borçlu olmadığı kabul edilmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatı istemi yönünden ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 5. fıkrasında: “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz” hükmünü içermektedir. Düzenleme uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun istemde bulunması, borçluya karşı icra takibi yapılmış olunması ve takibin haksız ve kötüniyetli olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı(borçlu)’nun üzerindedir. Somut olayda, kötü niyetin varlığını ispat etmekle yükümlü olan davacının bu yönde bir delil sunmaması, dosya kapsamı itibari ile kötü niyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından ve kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın KABULÜ ile; lehtarı ... olan; 19-01-2021 ödeme tarihli, 10.000,00 TL bedelli senet, 30-01-2021 ödeme tarihli, 40.923,00 TL bedelli senet ve 28-02-2021 ödeme tarihli, 40.923,00 TL bedelli senet ve protokolün İPTALİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.274,00TL harçtan peşin alınan 59,30TL ile tamamlama harcı 1.509,20TL harçların toplamı olan 1.568,50TL'nin mahsup edilerek bakiye 4.705,5TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 59,30TL Başvuru Harcı, 59,30TL Peşin/nisbi Harcı, 1.509,20TL tamamlama harcı, 7.555,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.182,80TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 91.846,00TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 08/07/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır