T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/280 Esas
KARAR NO : 2025/519
DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ : 21/12/2020
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin dünya çapında bilinirliği bulunan aroma ve esans üreticilerinden biri olan ...'nin iştiraki olduğunu, 1958 yılında kurulduğunu, Türkiye pazarında da uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, dava dışı ... Tic. A.Ş. İle ... A.Ş. arasındaki 01/01/2011 tarihli Distribütör Sözleşmesi'nin ... 32. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, müvekkili ve davalı şirketin ticari ilişki içerisinde bulundukları sözleşmenin sona ermesinin ardından davalı firmanın elinde bulunan, üretimi dava dışı şirket tarafından yapılmış, davalı firmaya satışları müvekkili tarafından gerçekleştirilen ürünlerin stok durumu ve iadesine ilişkin yazışmalar ve hazırlıkların 19/03/2020 tarihi itibari ile başladığını, iş ilişkisinin sona ermesi ile birlikte davalı şirketin uhdesinde bulunan ve satımı henüz gerçekleştirilmeyen aromaları müvekkiline iade ettiğini, davalı tarafın davacı ile aralarındaki distribütör ilişkisi kapsamında ve aromalar davacıya ait olduğu için ürünleri iade ettiğini, davalı firma tarafından bu iade ve mahsuplaşma sürecine ilişkin ilk olarak 27/03/2020 tarih 2.801.934,58-₺ tutarlı e-fatura düzenlendiğini, anılan faturaya konu ürünlerde bozuk ve kullanım tarihi geçmiş ürünlerin bulunması ve ürünlerin birim fiyatlarındaki hatanın düzeltilmesi talebi ile davalı firma ile mutabık kalınarak söz konusu faturanın KEP üzerinden reddedilerek iade edildiğini, daha sonra davalı firma tarafından bozuk ve kullanım tarihi geçmiş ürünlerin çıkarıldığı söylenerek henüz iadeye konu ürünler müvekkiline teslim edilmeden ve gerekli kontrolleri yapılmadan 07/04/2020 tarihli 2.575.366,69-₺ tutarlı faturanın düzenlendiğini, söz konusu faturanın incelenmesi neticesinde faturada bahsi geçen 10 adet ürünün birim fiyatlarının fahiş seviyede olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket ile bu hususta mutabık kalınarak 12/05/2020 tarihli 1.657.562,52-₺ tutarlı iade faturasının düzenlendiğini, taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisi gereği anılan ürünlerin iadesinin gerçek birim fiyatları üzerinden yapılması gerektiğini, anılan 10 adet ürün dışında iadeye konu ürünlerin gerçek birim fiyat değerleri üzerinden iade edildiğini, davalı borçluya oluşan fiyat farkından dolayı müvekkili tarafından gönderilen 12/05/2020 tarihli 1.657.562,52-₺ tutarlı iade faturasının dayanağının dosyaya sunulan diğer faturalar olduğunu, müvekkilinin aynı aroma ürünlerini davalı dışında gerek yurt içi gerekse yurt dışında başka şirketlere de satışını ve ihracatını yaptığını, birim fiyatlar arasındaki farkın fahiş olduğunu, anılan tüm bu hususlar kapsamında davacı tarafından davalı firmaya ... 32. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numarası ile vadesi geçmiş ve toplam olmak üzere cari bakiye borcu bildirildiğini, davalı şirketin temerrüde düştüğünü, ihtarname kapsamında borcun ödenmemesi nedeni ile davalı aleyhine ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından 18/09/2020 tarihinde iflas yolu ile icra takibine başlanıldığını, davalı tarafından deme emrinin tebliği tarihi itibari ile süresinde takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına, davalının haksız itirazı nedeni ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalıya dosya borcunun tamamını ödemesi için depo emri verilmesine, depo emrine rağmen borç ödenmediği takdirde davalı şirketin İİK 156/III hükmü uyarınca iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı vekilinin vekaletnamesinde iflas talebinde bulunabileceğine dair özel yetkinin bulunmadığını, 14/01/2021 tarihli tensip zaptının 13 nolu ara kararı ile verilen1 haftalık kesin süre içerisinde iflas talebinde bulunabilme yetkisini içerir vekaletname belgesinin de sunulmadığını, bu kapsamda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça süresinden sonra vekaletname sunulmasına muvafakatlerinin olmadığını, davaya konu 07/04/2020 tarih ve 2.575.366,69-₺ bedelli faturaya karşı davacı tarafça yasal 8 günlük sürei çerisinde itirazda bulunulmadığını, müvekkili tarafından davacı taraf aleyhine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile haksız rekabet eylemlerinin tespiti talepli dava açıldığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı evrak ile haksız rekabet suçunun işlendiği yönünde suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası kapsamında haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını ve yine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında tek satıcılık iş ilişkisinin haksız feshi kapsamında yoksun kalınan karların ve manevi zararın tazmini talepli dava açıldığını, davaların halen derdest bulunduğunu, davacı yanın iş bu davayı açma sebebinin misilleme yapmak ve müvekkili şirkete zarar vermek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin ...E.K. sayılı 21/10/2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 31/03/2022 tarihli ... E.K. sayılı ilamı ile "...TBK'nun Vekâletin kapsamı başlıklı 504. Maddesi; "Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz." HMK'nun "Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller" başlıklı 74. Maddesi; "(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez." hükmünü düzenlemiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere kanun koyucu açık bir şekilde özel yetki gerektiren halleri vekilin temsil ettiği müvekkili ile ilgili hususları düzenlediği açıktır. Bu sebeple mahkemece, davacı alacaklının iflas yoluyla başlatılan takibe itiraz üzerine itirazın kaldırılması ve borçlunun iflası istemli davada iflas özel yetkisini içeren vekaletnameyi ibraz konusunda kesin süre verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,... Karar, 21/10/2021 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA..." karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının, alacaklı ise takip tarihi itibari ile alacaklı olduğu tutarın, davacının itirazın kaldırılması-iflas talebinde haklı olup olmadığının tespiti noktalarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir. 22/09/2023 tarihli kök raporun sonuç kısmında "...1) Raporumuzun Teknik Kısmındaki tespitlere göre; -Davacı ve davalının ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş olup, sahibi lehine delil gücüne sahiptir. -Davacının ticari defterlerine göre; davacının davalıdan, 18.09.2020 takip tarihi itibari ile 1.757.562,52 TL tutarında alacaklı alacağı bulunmakta olup, yine davacı kayıtlarında davalının 100.000,00 TL'lik ödemesinin kayıtlı olduğu nazara alındığında, davacının geriye kalan alacağı 1.657.562,21 TL tutarındadır. Davacı, takipte de, CARİ HESAP ALACAĞI'nın tahsilini talep etmiştir. Yani takip konusu alacağının dayanağını CARİ HESAP ALACAĞI olarak açıklamıştır. (Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davacının takiple bağlılığı, alacağı miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi, alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir). -Davalının ticari defterlere göre; davacıya 18.09.2020 takip tarihi itibari ile 100.000,00 TL'lik borcun bulunmakta olup, işbu borç davacıya yapılan ödeme ile kapatılmıştır. -Taraf cari hesapları ve defterleri karşılaştırıldığında; Taraflar arasındaki hesap farkı, 1.657.562,21 TL olup, işbu farklık davacı hesaplarında (ticari defterlerinde) yer alan; Fakat davalı hesaplarında (ticari defterlerinde) yer almayan, kayıttan kaynaklanmaktadır. İşbu 19.05.2020 tarihli ve KDV dahil 1.957.562,52 TL bedelli fatura içeriğinde; “Mal Hizmet: ..., Miktar: 2.500 kg, Birim Fiyat: 561,8856 TL” açıklaması bulunmaktadır. Dolayısıyla bu faturaya göre; davacı davalıya aralarındaki akdi ilişkiye istinaden 25.000 kg ... ürününü 561,8856 birim fiyat üzerinden göndermiş olup, davalıya göndermiş olduğu bu Ürünlerden dolayı davalıdan, CARİ HESAP kapsamından KDV dahil 1.657.562,52 TL ürün bedeli alacağı bulunmaktadır. Bu fatura davalının ticari defterlerinde (CARİ HESABI'nda) kayıtlı değildir. Bu durumda davacının, CARİ HESABINDA görünen işbu fatura bedelini davalıdan, CARİ HESAP kapsamında talebe hak kazanabilmesi için, bu faturada belirtilmiş olan türde ve miktarda ürünü davalıya teslim ettiğini ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki davacı, bu hususu ispata ilişkin somut deli sunmamış olup, bu hususu ispat edememiştir. Bu durumlar sebebiyle davacının, bu fatura bedel kapsamında talebe hak kazanamadığı, CARİ HESAP dolayısıyla, takip tarihi itibariyle davalıdan, iddia ve talep ettiği gibi bakiye 1.657.562,52 TL CARİ HESAP alacağı bulunmadığı (bu alacağ ispat edilemediği)..." şeklinde görüş belirtilmiş, davacı vekilinin itirazlarının incelenip değerlendirilmesi kaydı ile bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 31.05.2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...1. Davacı tarafça yapılan beyanlarda mali açıdan yapılan tespitlerden ziyade içeriği ile ilgili yapılan değerlendirmelere karşı itirazda bulunulduğu, Davacı tarafın takibe konu ettiği fatura ile ilgili yapılan yazışma kök raporumuzun içeriğinde tamamı muhafaza edilmek sureti ile konulmuş olduğu, Davacı tarafın iş bu mail ekinde ki açıklamaların bir bölümünü rapora karşı beyanlarında da yer verdiğinin belirlendiği, 2. Davacının takibe dayanak yaptığı fatura içeriği ürünlerin teslimine yönelik yeni bir vesaik sunmadığı nazara alındığında kök raporda ki görş ve kanaatimizde herhangi bir değişikliğe yer olmadığının kabulünün gerekeceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi heyeti kök raporuna karşı itirazları değerlendirilmek kaydı ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 03.04.2025 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...1. Öncelikle kök rapor aşamasında tarafımıza yapılan 03.02.2023 tarihli görevlendirmede; “Uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının, alacaklı ise takip tarihi itibari ile alacaklı olduğu tutarın, davacının itirazın kaldırılması-iflas talebinde haklı olup olmadığının tespiti noktalarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına, “Şeklinde olduğu ve bu kapsamda kök ve ek raporun hazırlanmış olduğu, 2. Mali açıdan yapılan yerinde inceleme neticesinde; Kök raporda 7.8. ve 9. Maddelerde (22 ile 27. Sayfalar arasında) değerlendirmeler ile birlikte davacı ile davaya konu fatura ile ilgili yapılan yazışmaların tamamının rapor içeriğine alınmış olduğu, Davacının hem son ek rapora hem de kök rapora yaptığı itirazlarda kullandıkları programların özelliklerinden bahsetmek sureti ile bir kısım itirazlarda bulunduğu; değerlendirmede de ifade edildi ancak...“-Davacının ticari defterlerine göre; davacının davalıdan, 18.09.2020 takip tarihi itibari ile 1.757.562,52 TL tutarında alacaklı alacağı bulunmakta olup, yine davacı kayıtlarında davalının 100.000,00 TL'lik ödemesinin kayıtlı olduğu nazara alındığında, davacının geriye kalan alacağı 1.657.562,21 TL tutarındadır. Davacı, takipte de, CARİ HESAP ALACAĞI'nın tahsilini talep etmiştir. Yani takip konusu alacağının dayanağını CARİ HESAP ALACAĞI olarak açıklamıştır. (Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davacının takiple bağlılığı, alacağı miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi, alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir). -Davalının ticari defterlere göre; davacıya 18.09.2020 takip tarihi itibari ile 100.000,00 TL'lik borcun bulunmakta olup, işbu borç davacıya yapılan ödeme ile kapatılmıştır. -Taraf cari hesapları ve defterleri karşılaştırıldığında; Taraflar arasındaki hesap farkı, 1.657.562,21 TL olup, işbu farklık davacı hesaplarında (ticari defterlerinde) yer alan; Fakat davalı hesaplarında (ticari defterlerinde) yer almayan, kayıttan kaynaklanmaktadır. İşbu 19.05.2020 tarihli ve KDV dahil 1.957.562,52 TL bedelli fatura içeriğinde; “Mal Hizmet: ..., Miktar: 2.500 kg, Birim Fiyat: 561,8856 TL” açıklaması bulunmaktadır. Dolayısıyla bu faturaya göre; davacı davalıya aralarındaki akdi ilişkiye istinaden 25.000 kg ... ürününü 561,8856 birim fiyat üzerinden göndermiş olup, davalıya göndermiş olduğu bu ürünlerden dolayı davalıdan, CARİ HESAP kapsamından KDV dahil 1.657.562,52 TL ürün bedeli alacağı bulunmaktadır. Bu fatura davalının ticari defterlerinde (CARİ HESABI'nda) kayıtlı değildir. Bu durumda davacının, CARİ HESABINDA görünen işbu fatura bedelini davalıdan, CARİ HESAP kapsamında talebe hak kazanabilmesi için, bu faturada belirtilmiş olan türde ve miktarda ürünü davalıya teslim ettiğini ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki davacı, bu hususu ispata ilişkin somut deli sunmamış olup, bu hususu ispat edememiştir. Bu durumlar sebebiyle davacının, bu fatura bedelini, CARİ HESAP kapsamında talebe hak kazanamad dolayısıyla, takip, iddia ve talep 1.657.562,52 TL CARİ HESAP alacağı bulunmadığı...Şeklinde açıklamaların yapılmış olduğu, Diğer taraftan kök raporda da ek raporda da davaya dayanak olan icra takibine konu edilen alacağın ispat edilememesi ve teslimin de ispat edilememesi dolayısıyla “dava konusu ürünlere ilişkin nitelik ve fiyat bilgisi,” ile ilgili değerlendirme yapılmasına yer olmadığından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, 3. Davacının takibe dayanak yaptığı fatura içeriği ürünlerin teslimine yönelik yeni bir vesaik sunmadığı nazara alındığında kök ve 1. Ek raporda ki görüş ve kanaatimizde herhangi bir değişikliğe yer olmadığının kabulünün gerekeceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; somut olayda davacı tarafından ... 32. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi le belirtilen ve ... 7. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından talep edilen cari hesap alacağına ilişkin iflas talebinde bulunulmaktadır. Diğer taraftan davalı ise, taraflar arasındaki ilişkinin haksız olarak davacı tarafından sonlandırıldığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın sözleşmeye taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olmadığını, borcu kabul etmediğini bildirmiş ve iflas takibine itirazda bulunmuştur. Hakkında iflas talebinde bulunulan borçlunun itirazı nedeniyle takip durmuş olduğundan mahkememizce öncelikle itirazın kaldırılması koşullarının bulunup bulunmadığı, bir başka ifadeyle iflas istemine dayanak olarak gösterilen alacağın bulunup bulunmadığı ve mevcutsa miktarının tespiti gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. ve devamı maddeleri uyarınca ispat yükümlülüğünün karşı yana yüklendiği istisnalar bulunmakla birlikte, temel kural iddia sahibinin iddiasını ispatlaması gerektiği yönündedir. Somut olayda davacı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden sonra stoklarında bulunan ürünlerin kendisine fahiş fiyattan fatura edildiğini tespit ettiği ve bu nedenle cari hesaba alacak kayıt edilerek davalıya bildirdiğini belirtmiştir. Dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, davacı tarafından talep edilen alacak, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ya da cari hesap ilişkisinden kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, sözleşmenin feshinden sonra kendi yaptığı hesaplamaya göre cari alacak kaydı oluşturmuş ve ihtarname göndererek davalıdan talep etmiştir. Davalının ticari kayıtlarında veya kabulünde bu yönde bir alacak kaydı bulunmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmeden de böyle bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Nitekim, bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemeler neticesinde de aynı yönde görüş bildirilmiştir. Bu nedenle, davacının alacağın varlığının ispatlanamaması nedeniyle itirazın kaldırılması talebinin ve dolayısıyla davanın reddine karar verilmiş; talep yargılama gerektirdiğinden kötü niyet tazminatı istemi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-₺ maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-₺ harcın mahsubu ile bakiye 561,00-₺ harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza